"Anda anlamlı kalmak’’
Bölüm 3
Aslında açılımı oldukça geniş geniş bir kavram..Psikolojide Mindfulness.. Kuantum fiziğinde sıçrama..Benim inancıma görede İslamiyette nefs terbiyesi ile anda kalabilme..Çok daha ötesi hakikat aleminin farkına varabilme..
Nefs terbiyesi ile her an anda kalmak mümkün mü? Mümkün değil tabi..Ya ermiş ya da sürekli inzivaya çekilmiş olmak lazım..Ama tevekkülle anda kalabilmek mümkün..
Benim yaşantımda bu böyle..Büyük büyüklerden gelen bir öğreti. Nefs terbiyesi aileden geliyorsa çok zor değil ama ileri yaşlarda zor mu evet..
Bugün anda kalamayışlarımızın bir diğer nedenide anlamlarımızı yitirmiş olmamızdır belkide.
"Günümüzde tasavvufun sunduğu içsel derinliği yaşamımıza hiç almamış, hiç ilgi duymamışız nedense. İçten gelen bir sevgi ile söylenilen samimi ilahileride bilmiyoruz. ‘Sordum sarı çiçeğe’ ilahisi anneannemden mirastır ve çok severim. Sevgi ile söylemek gelir içimden hep..
Tasavvuf bir yol olabilir miydi? Tabi ki evet, en azından benim yolum tasavvuftan,Yunus Emre'den geçti..
Bu yol büyük büyüklerimiz içinde en anlamlı yoldu.Yaşamlarında Peygamber Efendimizi (sav) çok iyi anlayabilmek için tasavvuf yolunda Yunus Emre'mizi, erenlerimizi evliyalarımızı menkıbelerini incelemişler çok sevmişler ve derinliğine anlamlar yüklemişler, İslam'ın güzelliğine hayran olmuşlar ve
yaşamlarını bu derinlik üzerine kurmuşlardı. Her an Allah'a saygılılardı. Dinimizin yaşantısını tasavvufla yaşarlar, günün her anını bu huzurla geçirirler, bir an bile kopmazlardı.
Andan kopmamak, huzur teslimiyet ve tevekkülle ve bilinçle sakin kalmak. Güne sabahın erken saatlerinde başlamak..Çok konuşmamak, çok gülmemek, çok içmemek, çok yememek..
Anda kalmak.. Günün 5 vakit namazında seccadenin kapladığı o derin alanda Allah'a bağlanmak.. Çağın karmaşasının yarattığı gereksiz onlarca düşünce ağından kurtulup ve hep daha iyi olmaya doğru yolculuğa çıkmak..Bazen üzüntülü, bazen sinirli, bazen telaşlı, bazen ümitsiz ama yine de dürüstçe bir umutla, sessizce duyulduğuna inanmak..Arınmanın en saf hali.
Sahi ne kadar ömrümüz var, 60'ına gelince mi olgunlaşır insan yoksa çok daha öncesinde mi! Gerideki yaşlar bir gün gibi, belki de öyle, anlarımızın farkına varmadan yaş alıyoruz.
Oysa bizi daha bilinçle yollara götüren kadim deyişlerimize sarılıp tutunabilmek olmalıydı rehberlerimiz..
Yunus Emre'nin;
İlim ilim bilmektir
İlim kendini bilmektir
Sen kendini bilmezsen
Ya bu nice okumaktır..
deyişindeki gibi..
Sevgilerimle..