Kendimizi buzdolabı karşısında bulduğumuz zaman kendimizi kontrol etmeye çalışmamız neden işe yaramıyor diye bazen kendimizi sorguluyoruz. Aç  olmadığımız halde yemek yiyoruz. Aslında gerçekten açlık söz konusu olmadığı zaman yinede bir şeyler yemeğe başlıyoruz. Ve arkasından bir takım  düşünceler aklımıza geliyor.
"Sadece tatmak mı yoksa açlığı yatıştırmak mı"
 Gerçekten yemeğe ihtiyacım var mı?"
 Acaba  gerçekte  durum nedir?
 Önce kadınları incelediğimizde disiplinli sorumluluk sahibi, kollayıcı ve koruyucu kimliğe sahip oldukları halde buzdolabının karşısında nasıl bir durum olunabiliyor? Kadınların çoğu otokontrol de çok dikkatli oldukları halde bedenleri düşünceleriyle ilgilenmiyor sadece bedenin ihtiyaçları ile ilgileniyor. Genele bakıldığında bilim insanları sorunun aslında yeme anı olmadığını günün tamamının bir sonucu olduğu kanaatinde ortak bir fikre sahip. Acıkma, yorulma, çalışma, yaşanan olaylar bizi  psikolojik ve  bedensel  destek ihtiyacına doğru götürüyor. Biz bedenimizin bu ihtiyacına cevap vermeye iletişim kurma durumuna destek olmak amacıyla yemek girişimine başlıyoruz. Bazı kişiler bu ihtiyaçlarını erteleyebiliyor. Bazı kadınlar duygularını öteleyebiliyor, çeşitli bahanelerle yeme isteğini erteleyebiliyor. Bazı kişiler yeme isteğinin yerini sıvı gıda alımı ile ve sportif faaliyetlere yönlendirebiliyor. Bazıları  sınırlarını zorluyor belkide sağlıksız  beslenme rejimleri uyguluyor. Bazı kadınlar duygularını bastırabiliyor. Bazıları tükenmişlik yaşıyor ve farkında olamıyor diyebiliriz.
Gün sonunda ihtiyaç, mola belki bir duygu patlaması veya bir dost gibi yemek için kısa bir süre ara veriyor çoğu kadınlar.
 Buzdolabının karşısına  geldiğimiz an aslında biraz gecikmiş oluyor insanlar. Kontrol aslında çok daha önce başlıyor. Harekete geçmeden önce kadın olsun erkek olsun dur emrini vermemiz lazım. Kendimize neden ve  nasıl sorularını sorabiliriz belki de. Bedenimizin sesini dinlemeliyiz aslında.
Bedenimizi dinlediğimiz de onunla savaşamayız kendimizi hırpalamayız sonunda onunla harmoni içinde hareket etmeye başlarız. Bu  denge bizi daha sağlıklı ve mutlu yapar.