Şehadet mektebinin öğretmeni Abdulvahap Yersiz kabri başında yad edildi

6 Ekim 1992'de Mardin'in Mazıdağı ilçesinde PKK tarafından katledilen Şehit Abdulvahap Yersiz Hoca, şehadet yıl dönümünde yakınları ve dava arkadaşları tarafından kabri başında rahmetle yad edildi.

06 Eki 2026 - 20:00 YAYINLANMA
Şehadet mektebinin öğretmeni Abdulvahap Yersiz kabri başında yad edildi

Mardin'in Mazıdağı ilçesine bağlı Yukarı Konak (Xanika Jor) köyünde 6 Ekim 1992 tarihinde öğretmenlik yaptığı okulda PKK tarafından kurşunlanarak katledilen Şehit Abdulvahap Yersiz Hoca için kabri başında anma programı düzenlendi.

Kur'an-ı Kerim tilavetiyle başlayan programda konuşan Ekrem Açılan Hoca, Şehit Abdulvahap Yersiz'in hayatından kesitler sunarak İslami mücadelesini anlattı.

Şehitlik makamının önemine vurgu yapan Açılan, "Kıyamet Günü'nde hesaplar görüldükten sonra cennete girildiğinde bazı makamlar görülür; kandiller asılı, parlak parlak makamlar gözükür. Sorulur: 'Bunlar nedir? Bu makamlar kimindir?' Denilir ki: 'Bunlar şehitlerin makamlarıdır.' Öyle makamlar ki peygamberler bile o gün onlara özenir, 'Keşke biz de şehit olsaydık' derler. Allah'ın seçtiği, cenneti müjdelenen kullar, hatta peygamberler bile 'Ya Rab, bizlere de şehit olmayı nasip et' diye niyaz ederler. İşte Şehit Abdulvahap Hoca'nın ulaşmak için yola çıktığı makam böyledir; şu anda biz öyle makamlara erişmiş şehitlerimizin huzurundayız, değerli kardeşlerim." şeklinde konuştu.

"Bu, Allah’ın davası, ‘Lâ ilâhe illallah’ davasıydı"

Açılan, Şehid Abdulvahap Yersiz'in hayatına ilişkin şunları aktardı: "Şehit Abdulvahap Hoca, daha küçücük bir çocukken, annesinin kucağındayken annesini kaybetmiş, öksüz kalmış, yokluk ve dünyevi zorluklar içinde büyümüştür. İlk ve ortaöğrenimden sonra Siirt Öğretmen Okulu'nu bitirip öğretmenliğe adım atmıştır. Genç yaşta tanıştığı İslam davası, onun en büyük değeri, en büyük aşkı ve hayatının tek gayesi olmuştur. Öğretmen olduktan sonra Karacadağ ve Mazıdağı köylerinde öğrenciler yetiştirmiş, onlara sadece ilim değil, iman ve İslam şuuru da vermeyi hedeflemiştir. Onun yetiştirdiği gençlerin birçoğu bugün aramızda; bir kısmı onun gibi öğretmen oldu, bir kısmı onun izinden şehit düştü, bir kısmı bu dava uğruna işkence gördü, hapse girdi ve bedel ödedi. Çünkü bu dava büyüktü.

Bu, Allah'ın davası, 'Lâ ilâhe illallah' davasıydı. Bu davayı yüceltmek en büyük gayesi idi. Şehit Abdulvahap Hoca ve dava arkadaşları bunun bilincindeydi. Bu topraklarda, Kürdistan'da İslam adına bir dava yürütmek kolay değildi. O günün güçleri; Kürdistan adına ortaya çıktığını iddia eden Marksist-Leninist ateistler, Kemalistler ve derin, karanlık çevreler, İslam'ın sesini duyunca rahatsız oluyorlardı. Tıpkı tarihte Peygamber Efendimiz'in etrafında toplanan gençler gibi, Selahattinlerin, Abdulvahapların, Hatiplerin etrafında gençlerin kenetlenmesi onları daha da huzursuz etti. Şehit Abdulvahap Hoca'nın yetiştirdiği nesil parladıkça tehditler de arttı; 'Onu şehit edeceğiz' diye konuşuyorlardı."

"Şehadet de bizim payımıza çıkabilir’ derdi"

Şehid Abdulvahap Yersiz'in evli ve iki çocuk babası olduğunu belirten Açılan, "Şehit Abdulvahap, evli ve iki çocuk babasıydı. Buna rağmen öğretmenlik görevini hakkıyla yerine getirir, evinin geçimini sağlarken dava arkadaşlarıyla birlikte gençleri yetiştirmeyi sürdürürdü. Düğünlerde halay başı olurlardı; Abdulvahap Hoca o kadife sesiyle, 'Zalime, o şeytana karşı!' der, Halepçe katliamını haykırırdı. Dinleyenler, o halayın etrafında hem ağlayıp hem yürüdüler; o acı dolu olay onun sesiyle bilinir, duyulur hale geldi. 'Ashab-ı Kiram çile çekti' der, sahabenin yaşadıklarını anlatırdı; 'O acılar bizim başımıza da gelebilir, şehadet de bizim payımıza çıkabilir' derdi." diye belirtti.

Açılan, Şehit Yersiz'in şehadetinden kısa süre önce yaşanan bir olayı da şöyle anlattı: "Şehadetinden kısa bir süre önce Kızıltepe'de Şehit Molla Şeyh Muş şehit edildi; Abdulvahap Hoca onun cenazesine katıldı. Şehit kanı alınıp alnına sürüldüğünde, parmağını kana batırıp alnını, kurbanlık koçlar gibi o kutsal kanla işaretledi ve şöyle dedi: 'Şehit adayı benim! İnşallah sıra bendedir!' Demişti. Çok geçmeden o da şehit oldu. Şimdi şehitlerimizin huzurunda söz veriyoruz: Bıraktığınız davayı, teslim ettiğiniz bayrağı biz devralacağız. Cihat bayrağını daha ileriye taşıyacağız. Eğer biz bunu yapmazsak, Allah başka kullarını çıkarır; O'nun dini sahipsiz kalmaz. Ama yapmayan, tembellik eden, zamanını boşa harcayan kaybeder; çünkü Allah mutlaka bu işi yapacak birilerini yaratır."

"Bölgemizde İslam karşıtı örgütlerin yaptığı zulümler, nice kardeşimizin şehit düşmesine neden oldu"

Dünyanın farklı bölgelerinde Müslümanların yaşadığı zulme ve 6-8 Ekim olaylarına dikkat çeken Açılan, "Bugün dünyanın her yerinde Gazze'de, Yemen'de, İran'da, Irak'ta, Suriye'de ve daha adını sayamadığımız nice yerde cihat ve şehadet bayrağı dalgalanıyor. Artık küfür, Müslümanları susturamayacak hale geldi. Sadece Şehit Abdulvahap Hoca değil, 2014 Kurban Bayramı'nda 6-8 Ekim olaylarında Şehit Yasin Börü ve arkadaşları da yine böyle mübarek günlerde şehit edildiler. Bölgemizde İslam karşıtı örgütlerin yaptığı zulümler, Şehit Yasin Börü'nün, nice kardeşimizin şehit düşmesine neden oldu. Bölge halkı başta olmak üzere bütün Türkiye büyük acılar y." ifadelerini aktardı.

"Şehitlerimizi daima anmalı, onların hayatlarını anlatmalıyız"

Açılan, konuşmasının son bölümünde şehitlerin hatırasının yaşatılması gerektiğini belirterek "İslam nereye gittiyse oraya rahmet, merhamet, kardeşlik ve sevgi götürdü. Ancak Kemalizm, komünizm, faşizm hangi isimle olursa olsun bütün o zulüm sistemleri, gittikleri her yere acı, gözyaşı, ayrılık ve düşmanlık tohumları ekti. Hepsi insanların arasına nifak soktu, huzuru bozdu, zulüm ve baskıdan başka bir şey veremedi. Dolayısıyla şehitlerimizi daima anmalı, onların hayatlarını çocuklarımıza, çevremizdekilere anlatmalı, bu kutlu mirası geleceğe taşımalıyız." şeklinde ifadelerine yer verdi.

YORUMLAR

Maksimum karakter sayısına ulaştınız.

Kalan karakter: