Prof. Dr. Mehmet Zahir Ertekin, Melayê Cizîrî'yi ve ilahi aşkı anlattı
Mardin Artuklu Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mehmet Zahir Ertekin, Banga Heq Dergisi'nin organize ettiği Melayê Cizîrî'yi anma programında bir konuşma gerçekleştirdi.
Prof. Dr. Ertekin, "Hayalden Hakikate Melayê Cizîrî'nin Günümüz İnsanına Çağrısı" temasıyla düzenlenen programda, Melayê Cizîrî'nin divanının edebi ve tasavvufi yönlerini, medrese eğitiminin geleceğini ve günümüz insanına verdiği mesajları detaylı bir şekilde ele aldı.
Melayê Cizîrî hakkında bugüne kadar 10'a yakın uluslararası sempozyum düzenlenen ve 10'dan fazla lisansüstü tez hazırlanan büyük bir birikim bulunduğunu ifade eden Prof. Dr. Ertekin, Üniversitelerde doktora düzeyinde "Cizîrînasî" dersleri verildiğini aktararak şunları söyledi:
"Hani Türkçe bir tabir vardır, 'topu topuna bir divanı var' derler... Evet, hemen hemen 2000 beyit şiiri mevcuttur. Düşünün, 2000 beyit bundan 400 yıl önce yazılmış. 400 yıldır içinden çıkamıyoruz."
Cizîrî'nin şiirlerinin Tolstoy veya Balzac romanları gibi kolayca okunamayacağını vurgulayan Ertekin, eserin halk (avam) için değil özel zümre (havas) için yazıldığını, bu nedenle şerhlere ihtiyaç duyulduğunu belirtti. Vahdet-i Vücud ilminin yaklaşık 100 yıldır okunmadığına dikkat çeken Ertekin, Mem û Zîn ve Feqiyê Teyran gibi eserlerin de tamamen mazmunlar üzerine kurulduğunu ifade etti.
Hayatın merkezine Allah'ı koymak!
Dünyadaki başarıların ve sağlığın Yüce Allah'ın inayetine bağlı olduğunu belirten Prof. Dr. Ertekin, O'nun hayattan çıkarılması durumunda geriye hiçbir şey kalmayacağını dile getirdi. Şairin bu hususi inayet bakışını bir beyitle dile getirdiğini aktaran Ertekin, şu ifadeleri paylaştı:
"Cizîrî'nin şiirinde hayat suyu kadehi ağzına kadar doludur. Şiirimizin içindeki hayat suyu kadehi lebaleb doludur. Benim şiirim ağzına kadar hayat suyudur. Kim bu sudan faydalanmak, içmek, araştırmak isterse, Allah'ın izniyle şifa bulacak; zihnini, aklını ve gönlünü dolduracaktır."
Mela'nın "Ben şiirin mîriyim, aşkın müftüsüyüm, büyük bir üstadım; ama esasta kim olduğumu biliyorum. Ben O'nun inayetiyle hareket ediyorum." diyerek her şeyi O'nun iznine bağladığını belirtti.
"Melayê Cizîrî'nin yanında alem mülkünün bir saç kılı kadar bile değeri yok"
Ab-ı Hayat (Hayat Suyu) ve Hızır'a yoldaşlık kavramlarına değinen Prof. Dr. Ertekin, Cizîrî'nin "Cama Cem bîn" (Cem'in kadehini gör) ifadesiyle maddi iktidarları temsil eden Dara ve İskender'den bahsetmediğini, Mela'nın yanında alem mülkünün bir saç kılı kadar bile değeri olmadığını vurguladı. Bu durumun bizzat yaşanmasının zor olduğunu söyleyen Ertekin, tasavvufta bir tecdit (yenilenme) yapılması gerektiğini belirterek şunu dile getirdi:
"Nitekim Bediüzzaman bir yerinde der ki: 'Skolastik bataklığa batmış, beni bir medrese hocası zannediyorlar.' Yani 130 yıl önce söylediği bu sözün üzerinde düşünmek gerekir. Medreselerdeki o skolastik yapı kendisini yenilemediği için neticede bir tokat yedi ve 1923, 24, 27, 28 tarihlerinde kapatıldı. Buradan hareketle yeni bir şeyler yapmamız lazım."
Nefis terbiyesi ve gayret bilinci
Ertekin, gözünü günahtan koruyan ve zihnini arındıran bir insanın tüm dünyevi iktidarlardan daha zengin olacağını söyledi.
Kabiliyete uygun iş seçilmesi gerektiğini belirten Ertekin, Cizîrî'nin "Her gül ve taş hâkimin tedbiriyle altın olur mu? Kabiliyet yoksa üstadın hikmeti ne yapsın?" sözleriyle kişinin kendi potansiyeline uygun çaba göstermesinin şart olduğunu ifade etti. Ayrıca duanın da imkân dahilinde ve fiili gayretle desteklenmesi gerektiğini vurguladı.
Aşkın hakikati ve cismani sevgiler
İnsanın, kâinatın özü ve merkezi olduğunu, Hz. Adem'e isimlerin öğretilmesiyle büyük bir sorumluluk yüklendiğini belirten Prof. Dr. Ertekin, aşk kavramının günümüzde bozulduğunu ifade ederek, Cizîrî'nin tasavvufi duruşunu ve hadis-sünnet vurgusunu şu sözlerle aktardı:
"Aşk meselesini sormak isteyen varsa gelsin, biz aşkın müftüsüyüz. Bir elimizde sünnet vardır, bir elimizde kitap."
Muhammedî nurun kâinattan çıkarılması durumunda her şeyin yok olacağını söyleyen Ertekin, geçici ve cismani sevgilerin insanı aldatacağını şu beyitlerle özetledi:
"Cismani sevgiler iki günlüktür, her ne kadar gönlü çok yakıp tutuştursa da. Gizli ciğer oklarını içerler, beka bulmayan bir nakış gibidirler." (İLKHA)