Prof. Dr. Abdurrahim Alkış: "Cizre, Kürt düşüncesi ve edebiyatının kurucu şehridir"
Şırnak Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Abdurrahim Alkış, Cizre'de düzenlenen Melayê Cizîrî'yi anma programında yaptığı konuşmada, Cizre'nin Kürt düşüncesi ve edebiyatı açısından önemine dikkat çekti.
Banga Heq Dergisi tarafından "Hayalden Hakikate Melayê Cizîrî'nin Günümüz İnsanına Çağrısı" temasıyla Şırnak'ın Cizre ilçesinde düzenlenen anma programında, Şırnak Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Abdurrahim Alkış bir sunum gerçekleştirdi.
Konuşmasında Cizre'nin tarihî ve kültürel önemine, Botan beylerinin mirasına ve Melayê Cizîrî'nin eserlerinin tasavvufi derinliğine değinen Alkış, bu mirasın korunması ve doğru anlaşılması gerektiğini ifade etti.
Cizre'nin Kürt düşüncesi ve edebiyatı açısından önemli bir yere sahip olduğunu belirten Prof. Dr. Alkış, "Cizre, Kürtler için çok önemli bir şehirdir. Kürt düşüncesi ve Kürt edebiyatı bu şehirde inşa edilmiştir. Yani Türkçe tabirle 'kurucu şehir'dir. Kürt dilinin ilmi, irfanı ve edebiyatı için imar edici bir şehirdir." dedi.
Botan Beyliği'nin tarihî geçmişine değinen Alkış, beyliğin mirasının ve türbelerinin korunması gerektiğini söyledi.
Alkış, "Fakat ne yazık ki bu şehirde öyle bir tahribat yaşanmış ki; bir yandan imar edilmiş görünse de bugün imar edilmiş gibi görsek de hakikatte harap haldedir. Neden? Çünkü bu şehrin 17 mîrinin türbelerinin yeri henüz tam olarak belirgin değildir. Bir kısmının yerini biliyoruz ama halk tam bilmiyor, üzerlerinde bir kitabe veya tarih kalmamıştır. Birçoğu bilinmiyor." ifadelerini kullandı.
Bazı türbelerin yerlerinin tespit edildiğini belirten Alkış, Cizre Kaymakamlığı ve devlet yetkilileriyle birlikte bu alanların yeniden belirlenmesi ve tarihî bilgilerinin açıklığa kavuşturulması için çalışma yürütmek istediklerini kaydetti.
"Botan mîrleri de tarihî miraslarıyla anılmayı hak ediyor"
Botan beylerinin bölgenin dinî ve millî kimliğinin korunmasında önemli rol üstlendiğini dile getiren Alkış, Osmanlı Devleti ile Botan Beyliği arasındaki tarihî ilişkiye dikkat çekti.
Alkış, "Nasıl ki Osmanlı için Sultan Orhan Gazi, Sultan Osman Gazi önemliyse —ki bugün onların türbelerinin Bursa'da olduğunu, üzerlerinde tarihi kubbelerin bulunduğunu, askerlerin nöbet tuttuğunu ve ziyaretgah olduklarını biliyorsak— aynı şekilde Botan mîrleri de buna layıktır. Çünkü birbirlerinin müttefikidirler. Osmanlı Devleti ile Botan Beyliği birlikte yükselmişlerdir." diye konuştu.
Botan beylerinin türbelerinin yeniden inşa edilmesinin önemini vurgulayan Alkış, "Çünkü onlar bu dine, bu millete ve bu memlekete çok büyük hizmetler sunmuşlardır." dedi.
"Melayê Cizîrî'nin Divanı'nın temel konusu nereden gelip nereye gittiğimizdir"
Melayê Cizîrî'nin eserleri hakkında bilgi veren Alkış, şairin günümüze ulaşan eserleri arasında Divan'ının ve "Dêwriyê" adlı müstakil eserinin bulunduğunu söyledi.
Devriye türünün insanın varoluşuna ilişkin temel soruları ele aldığını belirten Alkış, "Devriye nedir? 'Nereden geldik, neredeyiz ve nereye gideceğiz?' sorularını işler. Bir bakıma 'İnna lillahi ve inna ileyhi raciun' (Biz Allah'a aitiz ve O'na döneceğiz) dairesini aşama aşama, durak durak açıklar." dedi.
Melayê Cizîrî'nin Divanı'nda da bu soruların önemli bir yer tuttuğunu ifade eden Alkış, "Divan'ın en önemli konusu budur: Nereden geldik, neredeyiz, ne yapmamız lazım ve nereye gideceğiz?" diye konuştu.
Bu düşüncenin insanın şahsiyetinin oluşumunda belirleyici olduğunu kaydeden Alkış, geçmişten devralınan maddi ve manevi mirasın korunarak gelecek nesillere aktarılması gerektiğini söyledi.
"Melayê Cizîrî'nin maksadı yalnızca güzel cümleler kurmak değildir"
Melayê Cizîrî'nin eserlerinin yalnızca Kürt dili ve edebiyatı açısından değerlendirilmesinin yetersiz kalacağını belirten Alkış, Divan'ın semboller ve mazmunlar üzerinden derin anlamlar taşıdığını ifade etti.
Alkış, "Melayê Cizîrî sadece Kürtçe bir dil kitabı veya Kürt edebiyatının öncüsü olarak tanınmaktadır. Günümüz Kürt hareketleri de bu yüzden Melayê Cizîrî'ye biraz ehemmiyet vermişlerdir; yani manadan ziyade lafızlar üzerinde durmuşlardır. Bu da güzel, hayırlı bir çalışmadır. Fakat Cizîrî'nin kitabı 'Bizim maksadımız bu değildir' diye kendisi açıkça söyler. 'Benim maksadım kelimeleri, kafiyeleri dizip güzel cümleler kurmak, bir dil inşa etmek değildir' der." ifadelerini kullandı.
Cizîrî'nin şiirlerinde kullanılan sembollerin anlaşılabilmesi için mazmun ilminin bilinmesi gerektiğini vurgulayan Alkış, bu ilmin medrese geleneğinden uzaklaşmasının eserlerin anlam dünyasının kavranmasını zorlaştırdığını belirtti.
Alkış, "Ne yazık ki bu eserler semboller ve mazmunlar üzerine kurulduğu için, insanın o mazmunları bilmesi gerekir. Ne yazık ki yüz yıldır bu mazmun ilmi Kürt medreselerinden çekilmiştir. Yani bu mazmunları anlayacak müderris kalmamıştır" dedi.
"Melayê Cizîrî'nin Divanı'nda tevhit ve Naat-ı Nebi öne çıkıyor"
Melayê Cizîrî'nin Divanı'ndaki temel temalara değinen Alkış, tevhit ve Hz. Peygamber'e yönelik naatların eserde önemli bir yer tuttuğunu söyledi.
Alkış, "Melayê Cizîrî Divan'ında iki temel meşguliyeti/temayı dile getirir. Birincisi Tevhit'tir. Divan'ın yarısı Tevhit'tir. Yüce Allah'ın birliği, vahdeti... Yüksek bir seviyedeki derin tevhit; yani hakiki müminlerin, hakiki Müslümanların 'Vahdet-i Vücud' dedikleri anlayış. Divan'ın en önemli meşgalesi budur. İkincisi ise Naat-ı Nebi'dir; Hz. Peygamber'den (Sallallahu Aleyhi Vesellem) bahseder." ifadelerini kullandı.
Divan'da yer alan sevgili, şarap, güneş ve benzeri kavramların tasavvufi anlamlar taşıdığını belirten Alkış, bu ifadelerin yüzeysel biçimde değerlendirilmesinin eserin asıl mesajının gözden kaçmasına neden olabileceğini anlattı.
Şiirlerde geçen manevi şarap kavramına ilişkin Alkış, "Halbuki kendisi 'Bizim içtiğimiz üzüm şarabı değildir, sizin bildiğiniz üzümden yapılan şarap değildir; manevi şaraptır' der." ifadelerini kullandı.
Alkış, Divan'da şarap tabirleriyle ilim, irfan ve marifetin; meyhane ifadeleriyle ise dergâh, tekke, zaviye, zikir ve ibadet yerlerinin anlatıldığını belirtti.
"Yeni nesiller bu manaları yeniden kavrayacaktır"
Melayê Cizîrî'nin eserlerinde binlerce mazmun bulunduğunu söyleyen Alkış, bu alandaki ilmin yeniden öğrenilmesi gerektiğini ifade etti.
Alkış, "Divan'da binlerce mazmun vardır. Ne yazık ki yüz yıldır bu ilim medreselerimizden çekildiği için unutuldu. Zivingî Hazretleri Divan'ı dil bakımından şerh etmiştir ama mana bakımından girift kalmıştır. Yine de elhamdulillah bu ilim kaybolmamıştır, yeni nesiller bu manaları yeniden kavrayacaktır." dedi.
Konuşmasını Melayê Cizîrî'nin beyitleriyle tamamlayan Alkış, şairin eserlerinin anlaşılmasının hem manevi mirasın korunması hem de geçmişle bağların güçlendirilmesi açısından önem taşıdığını vurguladı. (İLKHA)