Prof. Dr. İrvan: Güçlünün gizlemek istediği şeyleri ortaya çıkarmak gazetecinin işidir

Prof. Dr. Süleyman İrvan, gazeteciliğin yalnızca olayları aktarmakla sınırlı olmadığını, araştırma ve sorgulama sorumluluğu da taşıdığını ifade ederek, "Güçlünün gizlemek istediği şeyleri ortaya çıkarmak gazetecinin işidir. Özellikle araştırmacı gazetecilerin hayatı bununla geçer.” dedi.

22 Eki 2026 - 14:50 YAYINLANMA
Prof. Dr. İrvan: Güçlünün gizlemek istediği şeyleri ortaya çıkarmak gazetecinin işidir

Üsküdar Üniversitesi Rektör Danışmanı ve İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölüm Başkanı Prof. Dr. Süleyman İrvan, dijital iletişim teknolojilerinin yaygınlaşmasıyla gündeme gelen yurttaş haberciliğini, geleneksel gazetecilikle arasındaki farkları ve sosyal medyada haber paylaşımının doğurduğu etik sorunları değerlendirdi.

“Gazetecilik doğruyu söyleme mesleğidir”

Gazeteciliğin toplumu ilgilendiren olayları araştıran, bilgileri toplayan, düzenleyen ve yayımlayan bir meslek olduğunu belirten Prof. Dr. Süleyman İrvan, mesleğe girişte diploma zorunluluğu bulunmamasının gazeteciliğin etik ilkelerini ortadan kaldırmadığını söyledi.

Gazeteciliğin temel yükümlülüğünün gerçeğe bağlılık olduğunu vurgulayan Prof. Dr. İrvan, “Gazeteciliğin ilk yükümlülüğü habere, yani gerçeğe bağlılıktır. Aktarılan bilgiler doğrulanmış verilere dayanmalıdır. Gazetecilik doğruyu söyleme mesleğidir.” dedi.

Gazetecinin öncelikle halka karşı sorumlu olduğunu kaydeden Prof. Dr. İrvan, “Gazetecinin sadakatle bağlı olacağı merci halktır. Gazetecilik kamu yararını gözetmek zorundadır.” ifadelerini kullandı.

“Güçlünün gizlemek istediği şeyleri ortaya çıkarmak gazetecinin işidir”

Gazeteciliğin yalnızca olayları aktarmakla sınırlı olmadığını, araştırma ve sorgulama sorumluluğu da taşıdığını ifade eden Prof. Dr. İrvan, “Güçlünün gizlemek istediği şeyleri ortaya çıkarmak gazetecinin işidir. Özellikle araştırmacı gazetecilerin hayatı bununla geçer.” diye konuştu.

Sosyal medya paylaşımlarının sorgulanmadan haberleştirilmesini de eleştiren Prof. Dr. İrvan, “Ünlü bir kişi bir tweet attığında hemen alınıp haber yapılıyor. Oysa muhabir bir mesaj atıp daha fazla bilgi alabilir.” dedi.

“Yurttaş haberciliğinde olay seçimi rastlantısaldır”

Yurttaş haberciliği ile geleneksel gazetecilik arasında haberin seçilmesi, üretilmesi ve yayımlanması bakımından önemli farklılıklar bulunduğunu anlatan Prof. Dr. İrvan, yurttaşların çoğunlukla tanık oldukları olayları kaydederek paylaştığını söyledi.

“Yurttaş haberciliğinde olay seçimi rastlantısaldır. Olay yerindeyse kaydeder ve paylaşır. Muhabir gibi planlanmış bir haberin peşinden gitmez. Geleneksel medyada ise sabah toplantılarında hangi haberin takip edileceği belirlenir.” diyen Prof. Dr. İrvan, geleneksel medyada haberlerin editoryal süreçlerden geçtiğini, yurttaş haberciliğinde ise böyle bir mekanizmanın çoğunlukla bulunmadığını belirtti.

Cep telefonları ve internetin yurttaş haberciliğinin yaygınlaşmasını sağladığını dile getiren Prof. Dr. İrvan, bu gelişmenin haber üretimine katılımı artırmakla birlikte ciddi riskler de taşıdığına işaret etti.

“Sosyal medyada aşırı hız toplumsal paniğe yol açabilir”

Dijital ortamda haberlerin hızla yayılmasının doğrulama süreçlerini zayıflatabildiğini belirten Prof. Dr. İrvan, “Trafikte hız ne kadar tehlikeliyse gazetecilikte de öyledir. Aşırı hız risklidir. Sosyal medyada hiçbir editoryal süzgeçten geçmeden yapılan paylaşımlar kriz anlarında infiale yol açabilir. Deprem, sel ve benzeri afetlerde yanlış bilgi toplumsal paniğe neden olabilir.” dedi.

Sosyal medyada olumsuz ve sansasyonel içeriklerin daha hızlı yayıldığını da ifade eden Prof. Dr. İrvan, “Kötü haber ışık hızında yayılırken iyi haber kaplumbağa hızında gider. Yalan haber gerçek haberden altı kat daha hızlı yayılır. Amerika’da yapılan araştırmalar sosyal medyada olumsuz içeriklerin çok daha hızlı paylaşıldığını gösteriyor.” şeklinde konuştu.

“Gazetecilik bir meslektir; eğitimi, etik değerleri ve teknik birikimi vardır”

Yurttaş haberciliğinde profesyonel gazetecilikteki nesnellik ve etik sorumlulukların aynı düzeyde bulunmadığını kaydeden Prof. Dr. İrvan, buna rağmen haber paylaşan herkesin gerçeğe sadık kalması gerektiğini vurguladı.

“Gazetecilikte olgulara dayalı, öznel yargılardan arınmış bir anlatım bekleriz. Yurttaş haberciliğinin böyle bir kaygısı yok. Daha öznel ve tek yanlı bir bakış açısı olabilir.” diyen Prof. Dr. İrvan, yurttaş habercilerden beklenen temel sorumluluğu, “Kurmaca haber yapmayacaklar ve gerçeği çarpıtmayacaklar. Temel beklentimiz bu. Eski bir görüntüyü yeniymiş gibi paylaşmak da gerçeği çarpıtmaktır.” şeklinde açıkladı.

Gazeteciliğin etik ilkeleri, mesleki birikimi ve kamu yararı sorumluluğu bulunduğunu vurgulayan Prof. Dr. Süleyman İrvan, “Asıl mesleği gazetecilik olmayan yurttaşların dijital iletişim teknolojileri yardımıyla haber üretim sürecine katılmalarına yurttaş haberciliği diyorum. Buna yurttaş gazeteciliği demiyorum. Çünkü gazetecilik bir meslektir; eğitimi, etik değerleri ve teknik birikimi vardır.” diye ekledi.

“Yurttaş haberciliği hem tehdit hem fırsat”

Yurttaş haberciliğinin profesyonel gazeteciliğe etkilerini de değerlendiren Prof. Dr. İrvan, bu gelişmenin bir yandan muhabir istihdamını olumsuz etkilediğini, diğer yandan gazetecilere yeni haber kaynakları sunduğunu ifade etti.

Yurttaş haberciliğinin tehdit boyutuna ilişkin Prof. Dr. İrvan, “Tehdit; çünkü muhabir istihdamını azalttı. Muhabir göndermek yerine yurttaşlardan gelen görüntüyü kullanmak daha kolay. Haber ajanslarına dayalı bir habercilik gelişti. Bir de yapay zeka devreye girdi, o da ayrı bir tehdit.” dedi.

Bununla birlikte sosyal medyanın araştırmacı gazetecilik açısından önemli olanaklar sunduğunu belirten Prof. Dr. İrvan, “Gazeteci, olay yerindeki insanların paylaşımlarını tarayarak çok iyi bir haber yapabiliyor. Eskiden kanıt bulmak zordu, şimdi sosyal medyada çok sayıda veri var. Bu da haberciliği kolaylaştıran bir süreç.” diye konuştu.

“Gazetecilik bir kimlik krizi yaşıyor”

Dijital dönüşümün yalnızca yurttaş haberciliğini değil, geleneksel medya kuruluşlarını da derinden etkilediğine dikkat çeken Prof. Dr. İrvan, “Tirajlar düştü, toplumun güveni azaldı, insanlar gazete okumuyor. Eskiden haberin hangi mecrada yayınlandığı önemliydi. Şimdi insanlar mecraya da bakmıyor. Haberin üretildiği kurumla bağ koptu.” ifadelerini kullandı.

Haber sitelerinde daha fazla okunma ve paylaşılma hedefinin zaman zaman etik ilkelerin önüne geçtiğini savunan Prof. Dr. İrvan, “Gazetecilik bir kimlik krizi yaşıyor aslında. Ama gazetecilik sorunlar yaşayarak da olsa devam edecek. Meslek örgütlerine çok iş düşüyor. Kurumsal gazeteciliği güçlendirmemiz lazım. Kurumsal yapı varsa en azından teyit mekanizması işler.” diye konuştu.

“Gazeteciyim diyorsan gazeteciliğin ilkelerine uyacaksın”

Sosyal medyada habere ilişkin içerik paylaşan kişilerin de gazetecilik etiği konusunda sorumluluk taşıdığını ifade eden Prof. Dr. İrvan, haber ile reklam arasındaki ayrımın korunması gerektiğini söyledi.

Prof. Dr. İrvan, “Haberi paylaşmak da gazeteciliktir. İlla yazması gerekmez. Ama reklam yapıyorsa ve haberle reklamı karıştırıyorsa orada etik sorun var. ‘Siz gazeteci değilsiniz’ demem ama gazetecilik kodlarına uygun davranın derim. Bir kişi ‘Ben gazeteciyim’ diyorsa, gazeteciliğin ilkelerine uygun davranmak zorunda.” dedi.

Gazeteciliğin geleceği açısından kurumsal yapıların ve meslek ilkelerinin korunmasının önemine işaret eden Prof. Dr. İrvan, sözlerini şöyle tamamladı:

“Gazeteciliği güçlendirecek pratiklere ihtiyacımız var. Türkiye’de çok sayıda gazeteci sektör dışına itilmiş durumda. Gazeteciliği nasıl daha iyi hale getirebiliriz, bunu tartışmamız gerekiyor.”

YORUMLAR

Maksimum karakter sayısına ulaştınız.

Kalan karakter: