Küresel tedarik sıkıntıları derinleşiyor, istihdam ve büyümeyi tehdit ediyor
Hürmüz Boğazı’nın üç aydır kapalı olması küresel tedarik zincirlerini sarsıyor. Petrol, LNG, helyum ve gübre krizleri Asya başta olmak üzere dünyayı vururken elektrikte ve üretimde kesintiler ve gıda riskleri büyüyor. Uzmanlar artık yalnızca fiyat şoku değil, “kıtlık” yaşandığını söylüyor
Ortadoğu’daki savaşın başlamasıyla birlikte sektör yetkilileri ve uzmanlar, dünyanın en kritik deniz ticaret yollarından birinin kapanmasının petrol, doğal gaz ve diğer kritik emtialarda ciddi kıtlıklara yol açacağı uyarısında bulunmuştu. Hürmüz Boğazı’ndaki ablukanın üçüncü ayına girilirken bu uyarılar dünyanın dört bir yanında gerçeğe dönüşüyor.
Savaştan önce dünya genelindeki deniz yoluyla taşınan ham petrolün yaklaşık dörtte biri ve sıvılaştırılmış doğal gazın (LNG) beşte biri bu boğazdan geçiyordu. Bölge aynı zamanda gübre ve plastik ambalajdan endüstriyel mürekkebe kadar birçok alanda kullanılan sıvı bir ürün olan nafta dahil olmak üzere petrol ve gaz türevi ürünlerin de dünyanın en büyük tedarikçilerinden biri konumunda.
Dünyanın büyük bölümü krizi ağırlıklı olarak fiyat şokları üzerinden hissetti. Fiziksel arz sıkıntıları ise Asya genelindeki ekonomileri vurdu. Özellikle Asya’daki gelişmekte olan ülkeler, petrol, doğal gaz ve türev ürünlerdeki açıkların tarımdan yemek pişirmeye, tıbbi görüntülemeden sanayi üretimine kadar birçok alanı etkilemesi nedeniyle en ağır darbeyi aldı. Bölge genelindeki hükümetler elektrik tüketimini kısıtladı, acil durum stoklarını devreye soktu ve alternatif tedarik kaynakları bulmaya çalıştı.
Uluslararası Para Fonu yöneticilerinden Krishna Srinivasan, “Bu artık sadece bir fiyat şoku değil, doğrudan kıtlık yaşanıyor” dedi.
Srinivasan, “Kıtlık ortamında sanayi üretimi küçülür, insanlar işlerini kaybeder ve bunun büyüme üzerinde ikincil etkileri olur” ifadelerini kullandı.
İşte Asya’yı ve dünyanın geri kalanını etkisi altına alan enerji ve emtia krizlerinde son durum:
Petrol ve LNG: Ülkeler rezervlere yöneliyor, elektrik kesintileri uygulanıyor
İlk ve en görünür arz şokları ham petrol ve sıvılaştırılmış doğal gazda yaşandı. Her iki yakıt da Kuveyt ve Katar gibi büyük üreticilerden Hürmüz Boğazı üzerinden taşınıyor ve sevkiyatların büyük bölümü Asya’daki alıcılara gidiyordu.
Normal şartlarda petrolünün yüzde 90’dan fazlasını bölgeden sağlayan Japonya’da ham petrol ithalatı nisan ayında yüzde 67 düştü. Elektriğinin yüzde 95’ini doğal gazdan üreten ve LNG ithalatının yaklaşık dörtte birini Katar’dan karşılayan Singapur ise ticari bölgelerde kapsamlı enerji tasarrufu kuralları uygulamaya başladı.
Japonya, Singapur ve Çin gibi daha varlıklı ülkeler stratejik rezervlerini kullanıp alternatif doğal gaz tedarikine daha yüksek fiyat verebilirken, gelişmekte olan ekonomiler en ağır kesintileri yaşadı. Elektrik üretiminde kullanılan doğal gaz ile dizel ve benzine dönüştürülen petrol ürünlerindeki açıklar, hükümetleri talebi kısmaya zorladı.
Uygun fiyatlı doğal gaz bulmakta zorlanan Bangladeş’te hükümet geniş çaplı planlı elektrik kesintileri uygulamaya başladı. Vietnam, sanayi merkezlerinde zorunlu enerji kısıtlamaları devreye aldı. Filipinler ise mart sonunda olağanüstü hal ilan ederek kamu kurumlarında kısa çalışma haftasına geçti ve kamu binalarında klima kullanımını sınırladı.
Helyum: Teknoloji şirketleri rekor fiyat ödüyor
Savaş, doğal gazdan elde edilen ürünlerin pazarını da altüst etti. Bunların en kritiklerinden biri doğal gaz üretiminin yan ürünü olan kokusuz bir element helyum.
Savaştan önce Katar, dünyanın helyum arzının yaklaşık üçte birini sağlıyordu.
Çip üreticileri, silikon plakalar üzerine devre işleyen makineleri soğutmak için helyum kullanıyor. İlaç şirketleri ürünlerinde kalite kontrol amacıyla helyuma ihtiyaç duyuyor. Manyetik rezonans görüntüleme cihazlarında ise süper iletken mıknatıslar helyumla soğutuluyor.
Helyum sektörüne danışmanlık veren Garrison Ventures’ın CEO’su Richard Brook, Katar arzının kısıtlanması ve Rus sevkiyatlarının aksamasıyla birlikte mevcut helyumun büyük ölçüde en yüksek fiyatı ödemeye hazır şirketlere yönlendirileceğini söyledi. Brook özellikle Güney Kore ve Tayvan’daki yarı iletken devlerini ve ABD’li sağlık şirketlerini işaret etti.
Bu durum daha düşük gelirli alıcıları ciddi kıtlıklarla karşı karşıya bırakıyor. Hindistan Tıbbi Teknoloji Derneği Başkanı Pavan Choudary, Hindistan’da helyum fiyatlarının şimdiden iki katına çıktığını söyledi.
Choudary, kıtlığın özellikle kırsal bölgelerdeki küçük hastaneler için ciddi tehdit oluşturduğunu belirterek, ülkenin “daha önce hiç gelişmiş görüntüleme sistemine erişmemiş bölgelere kaliteli sağlık hizmeti götürmeye çalıştığı bir dönemde” bu krizin yaşandığını ifade etti.
Gübre: Çiftçiler tükenmiş topraklara ekim yapmak zorunda kalıyor
Basra Körfezi aynı zamanda kritik bir gübre kaynağı olduğu için savaş küresel gıda arzını da tehdit ediyor. İran, Suudi Arabistan, Katar, Birleşik Arap Emirlikleri ve Bahreyn’den oluşan beş büyük ihracatçı, dünyanın baskın azotlu gübre türü olan üre stoklarının üçte birinden fazlasını sağlıyor.
Savaşın ilk haftalarında boğazın kapanması gübre hammaddelerini Basra Körfezi’nde mahsur bıraktı. Ardından zarar gören ve duran üretim tesisleri kritik bileşenlerde kıtlık yarattı. Bu da fiyatları yükseltip gübre üretimini yavaşlattı.
Dünya Bankası verilerine göre üre fiyatları şubat ayından bu yana yüzde 80 yükseldi. ABD’li tarım devi Mosaic Co., yükselen kükürt maliyetlerinin ABD ve Brezilya’daki tesislerinde fosfat gübresi üretimini azaltma kararında etkili olduğunu açıkladı.
Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü, Güney Asya’yı “aşırı risk” altındaki bölgeler arasında gösterdi. Pakistan ve Bangladeş gibi ülkelerdeki çiftçiler, daha zengin ülkelerle alternatif sevkiyatlar için fiyat yarışına giremedikleri için besin açısından zayıflamış topraklara ekim yapmak zorunda kaldı.
Ayrıca Sahra Altı Afrika’daki gıdanın yüzde 70’ini üreten küçük ölçekli Afrikalı çiftçiler de risk altında bulunuyor.
Nafta: Kıtlık “kırmızı bölgeye” yaklaşıyor
Petrol kıtlığı, sanayide bu kadar yaygın kullanıldığı için “sanayinin unu” olarak tanımlanan petrol türevi nafta gibi rafine ürünleri de vurdu.
Kıtlık özellikle Doğu Asya’da belirgin hale geldi. Japonya ve Güney Kore, Katar ve Kuveyt’ten gelen ithalata büyük ölçüde bağımlı durumda. Ancak Hürmüz Boğazı’nın kapanması nedeniyle bu ülkeler ihracat yapamaz hale geldi. Asya rafinerilerinde işlenen naftanın önemli kısmı da boğazdan taşınan ham petrolden elde ediliyordu.
Japonya’da kıtlık matbaa sektörünü vurdu. Atıştırmalık devi Calbee gibi büyük tüketici markaları, nafta bazlı mürekkep tasarrufu sağlamak için patates cipsi ambalajlarındaki renk kullanımını azaltmaya başladı. Güney Kore’de ise büyük üreticiler plastiklerde kullanılan nafta bazlı kimyasalların üretimini düşürdü.
Eski petrol rafineri yöneticisi ve Japonya Doğal Kaynaklar ve Enerji Ajansı danışmanı Haruhiko Sakaino dahil uzmanlar, üretim kesintilerinin “kırmızı bölgeye” ulaştığı Japon şirketlerinin sayısının haziran ayında sert şekilde artabileceğini belirtti.
Sıvılaştırılmış petrol gazı: Aileler yemek pişirebilsin diye restoranlarda gaz kısıtlanıyor
Ortadoğu, gelişmekte olan ülkelerde yemek pişirme ve ısınmada yaygın şekilde kullanılan propan ve bütan karışımı sıvılaştırılmış petrol gazının, yani LPG’nin, dünyanın en büyük ihracat merkezlerinden biri konumunda.
Yakıt, ya ham petrol rafinerilerinden ya da doğal gaz üretiminden elde ediliyor.
Savaşın başlamasından bu yana Hindistan krizin merkez üssü haline geldi. Çin’in ardından dünyanın en büyük ikinci LPG ithalatçısı olan Hindistan, yıllık 31 milyon metrik tonluk tüketiminin yarısından fazlası için dış kaynaklara bağımlı. Bu sevkiyatların büyük bölümü normal şartlarda Hürmüz Boğazı’ndan geçiyordu.
Hükümet Ortadoğu dışındaki alternatif kaynakları devreye almaya çalışsa da Hindistan Petrol ve Doğal Gaz Bakanlığı pazartesi günü ticari LPG tahsislerinin savaş öncesi seviyelerin yaklaşık yüzde 70’ine düştüğünü açıkladı.
Jet yakıtı: Yükselen fiyatlar yeni tedarikçileri çekiyor
Avrupa, yaklaşan gazyağı bazlı jet yakıtı kıtlığı endişelerinin merkezinde yer aldı. Bunun nedeni bölgenin Hürmüz Boğazı üzerinden taşınan jet yakıtının en büyük alıcısı olması.
Bölge şu ana kadar jet yakıtı sıkıntısı yaşamadı. Çünkü yükselen fiyatlar ABD ve diğer büyük tedarikçileri sevkiyatlarını Avrupa’ya yönlendirmeye teşvik etti. Yüksek fiyatlar aynı zamanda Avrupa rafinerilerini jet yakıtı üretimini artırmaya itti.
Ancak aynı yüksek maliyetler Lufthansa ve KLM dahil büyük hava yolu şirketlerini uçuş azaltmaya zorladı. Artan bilet fiyatları da bazı yolcuları seyahatten vazgeçirdi.
Uluslararası Enerji Ajansı’na (IEA) göre bu nedenle Avrupa’daki hava trafiği olması gerekenden yaklaşık yüzde 5 daha düşük seviyede seyrediyor.