Hamaney’in siyasi portresi: Cumhurbaşkanlığından dini liderliğe
Hamaney’in ölümü sonrası İran’da 'halef' tartışması da hızlanacak.
ABD ve İsrail’in İran’a yönelik geniş çaplı saldırılarının ardından, İran’ın dini lideri Ayetullah Ali Hamaney’in öldürüldüğüne dair iddialar gündeme geldi. ABD Başkanı Donald Trump, Hamaney’in öldüğünü söyledi. İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu ise Hamaney’in yerleşkesinin hedef alındığını, 'tüm işaretlerin bu tiranın artık hayatta olmadığına' işaret ettiğini öne sürdü. İran tarafı ise aynı zaman diliminde Hamaney ve Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan’ın 'güvende' olduğunu savunan açıklamalar yaptı. Saatler sonra ise İran, Hamaney'in öldürüldüğünü doğruladı.
Hamaney’in kim olduğu ve İran sisteminde ne anlama geldiği, yaşanan krizin seyrini anlamak açısından kritik.
Ali Hamaney, 1939'da İran’ın kuzeydoğusundaki Meşhed kentinde doğdu. Dini eğitimini Meşhed ve Kum’da sürdürdü. 1960’larda Şah yönetimine karşı muhalefeti nedeniyle defalarca gözaltına alındı ve hapis yattı. 1979’daki İran Devrimi sonrasında ise kurulan yeni rejimin yükselen isimlerinden biri oldu.
1981’de bir suikast girişiminden sağ kurtuldu ve aynı yıl İran Cumhurbaşkanı seçildi. Bu görevi 1981-1989 arasında sürdürdü. Ayetullah Ruhullah Humeyni’nin 1989’daki ölümünün ardından bu sefer Uzmanlar Meclisi tarafından 'Rehber' olarak seçildi ve o tarihten bu yana İran’ın en üst siyasi-dini otoritesi konumunda bulunuyor.
İran’da 'dini liderlik' makamı, seçilmiş hükümetin üzerinde konumlanan bir 'üst hakemlik' rolü olarak tanımlanıyor. Hamaney, silahlı kuvvetlerin başkomutanı sayılıyor; dış politika, savunma-güvenlik doktrini ve stratejik devlet politikalarında son sözü söyleyen makam olarak görülüyor. Yargı ve bazı kilit kurumların yönetiminde etkili atama yetkileriyle, devlet mimarisinin ana eksenini belirleyen isim konumunda. Bu çerçevede cumhurbaşkanları ve hükümetler değişse de sistemin ana çizgisi büyük ölçüde dini liderin onayı ve yönlendirmesiyle şekilleniyor.
Protestolar
Hamaney dönemi, içeride toplumsal protestolar ve devletin güvenlikçi refleksiyle sık sık gündeme geldi. 2009’daki seçim protestoları, 2017 ve 2019’daki ekonomik kriz eylemleri ve 2022’de Mahsa Amini’nin ölümü sonrası başlayan gösteriler, yönetimle toplum arasındaki gerilimin ana başlıkları olarak kayda geçti.
Bu senenin başındaki ülke çapında ekonomik sebeplerle başlayan protestolar ise kanlı bir şekilde bastırıldı. Binlerce kişinin öldürüldüğü belirtiliyor. Yaptırımların yıprattığı İran'da bu dönemde sokaklarda ''Hamaney’e ölüm'' sloganları duyuldu.
Devrim Muhafızları'na alan açtı
Hamaney’in iktidarında öne çıkan bir diğer başlık Devrim Muhafızları’nın yükselişi oldu. Muhafızlar, İran’ın en elit askeri unsurları arasında sayılıyor. Balistik füze kapasitesi ve bölgesel ağlarıyla İran’ın caydırıcılık stratejisinin merkezinde yer alıyor. Aynı zamanda ekonomi içinde geniş bir şirket ağı ve yatırım alanıyla güçlü bir aktör. Hamaney'in Devrim Muhafızlarına daha fazla alan açtığı bunun karşılığında da bu askerlerin rejimin 'sert gücü' olarak sisteme sadakatini pekiştirdiği aktarılıyor.
Dış politika
Dış politikada Hamaney, ABD ve İsrail’le gerilimin ana figürlerinden biri olarak görülüyor. Nükleer program, yaptırımlar ve bölgesel nüfuz alanları (Gazze’de Hamas, Lübnan’da Hizbullah, Yemen’de Husiler gibi İran’la ilişkilendirilen yapılar) bu dönemin temel başlıkları oldu. Ancak İsrail'le yaşanan 12 günlük savaşta İran’ın nükleer altyapısı, füze sistemleri ve askeri kapasitesinin ciddi hasar aldı. İran’ın bölgesel ağı da Gazze savaşı sürecinde zayıfladı. Yani Tahran’ın Ortadoğu’daki etkisini aşınmış oldu.
Son aylarda Trump'ın tehditlerine karşı Hamaney “İran vurulursa bölgesel savaş çıkar” uyarısı yapıyordu. Ancak Tahran diğer yandan müzakere masasından kalkmış değildi. Bazı yetkililer yaptırımların kaldırılması halinde uranyum zenginleştirme konusunda da konuşulabileceğini bildirmişti.
Halef tartışması
Hamaney’in ölümü sonrası İran’da 'halef' tartışması da hızlanacak. İran Anayasası’na göre dini lideri seçmekle görevli kurum Uzmanlar Meclisi. Ancak kriz ve savaş koşullarında, fiili güç dengeleri açısından Devrim Muhafızları’nın ağırlığının artabileceği, geçici bir yönetim çekirdeği veya komite formüllerinin gündeme gelebileceği değerlendiriliyor. Bu nedenle Hamaney’in akıbetine dair netlik, yalnızca bir liderin durumu değil; İran’daki güç mimarisinin geleceği açısından da belirleyici kabul ediliyor.