Heraklia'da 3 gün
Uzunluğu 850 kilometreyi bulan tarihi Karia Yolu’nun başlangıç etaplarının olduğu Bafa Gölü’nde, Latmos Dağı’nın gölgesinde, tarihi ve doğayı keşfetmek
Halikarnas Krallığı’nın en önemli yerleşim bölgesi olma özelliğini hep koruyan Heraklia, kralların taç giydikten sonra Latmos’u selamlamak için yürüdüğü bölge olmuş. Bu yol ‘kral yolu’ olarak hala varlığını koruyor.
Çiçeklerin güzelliği eşliğinde suların üzerinden atlayarak Kapıkırı’na ulaştık. Göle tepeden bakan Artemis Tapınağı’na selam verip, yine göl manzaralı kampımızda dinlenmeye çekildik.
Biz her yıl bu tarihlerde Bafa Gölü, Heraklia, Karia büyüsü, Latmos heybeti ve bölgenin zenginliklerini keşfetmek için geliyoruz. Siz de Söke-Milas yolu üzerinde, Milas’a bağlı yörenin eşsiz güzelliklerini deneyimleyebilirsiniz.
Heraklia’nın bereketli topraklarında bahar yüzünü gösterince meyve ağaçlarının rengarenk çiçekleri, papatyalar, anemonlar, gelincikler, karabaş otu çiçekleri da günümüze renk kattı.
HERAKLİA’DA 3 GÜN
Uzunluğu 850 kilometreyi bulan tarihi Karia Yolu’nun başlangıç etaplarının olduğu Bafa Gölü’nde, Latmos Dağı’nın gölgesinde, tarihi ve doğayı keşfetmek için yürüdük
Dünyanın en keyifli tarihi yürüyüş rotalarından olan Karia Yolu, Bafa Gölü’nden başlar. Antik adı Heraklia olan bölge, o yıllarda Milas Körfezi olması nedeniyle ticaret merkezlerinden biriymiş. Depremler yüzünden bölgenin Ege Denizi ile bağı kopmuş, körfez göle dönüşmüş. Halikarnas Krallığı’nın en önemli yerleşim bölgesi olma özelliğini hep koruyan Heraklia, kralların taç giydikten sonra Latmos’u selamlamak için yürüdüğü bölge olmuş. Bu yol ‘kral yolu’ olarak hala varlığını koruyor.
Biz de bir grup doğa ve tarih sevenler olarak İZBOS Dağcılık ve Doğa Sporları Kulübü olarak Kulüp Başkanımız Tülay Kalkanoğlu, Başkan Yardımcımız Fatih Üner rehberliğinde bölgeye bir gezi gerçekleştirdik.
Bafa Gölü kıyısında bulunan Gölyaka Köyü’nden başladığımız yürüyüşümüze göl manzarası da her adımımızda eşlik etti. Heraklia’nın bereketli topraklarında bahar yüzünü gösterince meyve ağaçlarının rengarenk çiçekleri, papatyalar, anemonlar, gelincikler, karabaş otu çiçekleri da günümüze renk kattı.
Bafa’nın arazi yapısının en önemli özelliği süngerimsi kaya yapısı. Kolay şekil verilebilen bu kayalar, rüzgar, yağmur ve insan eliyle görenlere Peri Bacaları’nı hatırlatan şekillere sahip. Hele zorlu yerlerde merdiven haline gelmişse daha bir hayranlık uyandırıyor.
Kayaların kolay şekil alması nedeniyle mağaralar ve doğal koruyucu yapılar çok fazla. Antik çağdan bugüne barınma amaçlı yoğun kullanılmış. Yediler Manastırı da bu bölgede hem dinsel hem de barınma amaçlı inşa edilen en görkemli yapı olarak günümüze ulaşmış.
Solumuzda Bafa Gölü, sağımızda rengarenk çiçeklerle Yediler Manastırı’na ulaştık. Tarihin ve doğanın mükemmel buluşmasına şahitlik ettik. Çiçeklerin güzelliği eşliğinde suların üzerinden atlayarak Kapıkırı’na ulaştık. Göle tepeden bakan Artemis Tapınağı’na selam verip, yine göl manzaralı kampımızda dinlenmeye çekildik.
İkinci gün, bir grup İkiz Adalar, göl lagünlerini keşfe çıkarken, ikinci grup Latmos’un zirvesi için yola düştü. Yağmurun izin verdiği ölçüde Bafa keşfi devam etti. Akşam güneşi Artemis Tapınağı’nda batırdık. Yemekte de Bafa Gölü misafirperverliğini eksik etmedi. Sularında büyüyen yılanbalıklarını ikram etme cömertliğini gösterdi.
Biz her yıl bu tarihlerde Bafa Gölü, Heraklia, Karia büyüsü, Latmos heybeti ve bölgenin zenginliklerini keşfetmek için geliyoruz. Siz de Söke-Milas yolu üzerinde, Milas’a bağlı yörenin eşsiz güzelliklerini deneyimleyebilirsiniz.