Bisikleti İle Dünyayı Geziyor, Ağaç Dikiyor
Yaklaşık 20 yıl önce kurtarma çalışmasına katıldığı deprem hayata bakışını değiştirdi. Bisikleti ile dünyayı geziyor. Çocuklarla 700’e yakın workshop gerçekleştirdi, 4 binin üzerinde ağaç dikti.
HÜSNİYE SEVAL ACUN
Yaklaşık 20 yıl önce kurtarma çalışmasına katıldığı deprem hayata bakışını değiştirdi. Bisikleti ile dünyayı geziyor. Çocuklarla 700’e yakın workshop gerçekleştirdi, 4 binin üzerinde ağaç dikti.
Mohammad Tajeran, İranlı. 1976 Temmuz ayında Maşhat şehrinde doğmuş. 20 yıl kadar önce yolculuğu başlamış.
İran’ın Bam kentinde büyük bir deprem yaşanmış. Oraya kurtarma için yardıma koşmuş. Bu felaketle bir farkındalık yaşamış. ‘Bu insanlar dün gece bunun olacağını düşünmüyorlardı. Hayalleri, planları vardı. Bugün yaşamıyorlar, evlerini, sevdiklerini kaybettiler’ diye düşünmüş. Kendi yaşında bir arkadaşı da uykusunda ölmüş. Bunlar arka arkaya gelince istediği hayatı yaşamaya karar vermiş.
Yollarda hep bu kayıpları düşünerek pedal çevirmiş. ‘Yatırım yaparsan kaybedebilirsin. Kaybetmeyeceğin tek yatırım kendine yaptığın’ diyor. O da bu yatırımı yapmaya karar vermiş. Bu seyahatlerde şunu anlamış; Seyahatte çok şey öğreniliyor. Şehirde 1 yılda öğrendiğini seyahatte 1 ayda öğreniyorsun.
En önemli amacı dünyayı gezmek, bisiklet yolculuğu yapmak. Yolculuk sırasında çevremiz için de bir şeyler yapmayı hedeflemiş. Gittiği yerlerde üniversitelerde, okullarda bugüne kadar 4 binin üzerinde ağaç dikmiş.
Belediyeler, tarım müdürlükleriyle iletişim kurup, onların gösterdiği yerlere dikerek başlamış ama sonra bunun istediği şey olmadığını farketmiş. Hindistan’da okullara gitmeye başlamış. Çocuklara rol model olmayı hedeflemiş. Tayland’ta bir okula gitmiş. Ağaç dikmiş. 7-8 yaş çocuklarla sohbet etmiş. Bir çocuk kağıda ‘seni çok seviyorum. Kendine iyi bak’ yazıp verince iletişim potansiyelini farketmiş. Özellikle çocuklarla. Doğru yolda olduğunu anlamış.
Zamanını ağaç dikmenin yanında çocuklarla iletişime de ayırmaya başlamış. Workshop’lar yapmaya başlamış. Bugüne kadar 700 tane yapmış. Çevre, ağaç konulu eğitimler. 63 ülkede 4 bin ağaç dikmiş. Güney Amerika’dan, Avustralya, Yeni Zelanda’ya kadar. 107 bin km yol yapmış. Her yıl 10-11 ay bisiklet sürüyor. 1-2 ay İran’da ailesiyle kalıyor. Annesiyle hasret gideriyor.
Bu aktivitenin finansmanını gönüllü desteklerle sağlıyor. Belli bir kaynağı yok. Kampanyalar yapmış. Yanan ormanlar için bağış toplamış. Diktiği ağaçların bir kısmını o bağışlarla almış. Kıyafet, bisiklet gibi ihtiyaçları için sponsoru var ama nakit için sponsoru yok.
İlk yıllarda zor olmuş. ‘Param bitecek’ diye stres yapmış. Artık stresi kalmamış. Oluruna bırakmış.
Bu yoculuklarda çok büyük tehlikeler yaşamamış. İki yerde korkmuş. Bilgi verenler yanlış verdiği için olmuş. Kimseden bilgi istememeye karar vermiş. Korkutmuşlar. Birkaç kez de eşyaları çalınmış. Ama bunlar onu durdurmamış.
Kuzey Amerika, Avrupa, Uzak Doğu, Orta Doğu, Avustralya, Yeni Zelanda gittiği yerler. Asya’da 26 ülke, Avrupa’da 27 ülke, Güney Amerika’da 9 ülkeye gitmiş. İran’a dönüp Tacikistan, Özbekistan, Kırgızistan önümüzdeki aylardaki rotası. Türk Cumhuriyetleri planı var.
Türkiye’de kaldığı süreçte Efeler Yolu’nun 15 etabını yürümüş.
2 sene sonra Afrika planı var. Kuzey Afrika için Fransızca öğreniyor. Batı ve Güney Afrika’ya da gidecek. İspanyolca, İngilizce biliyor.
Hedef ülkesi, sayısı yok. Bisiklet kullanabildiği sürece devam edecek. Bisiklet kullanamaz hale gelirse araba ile devam etmek istiyor. Bir yere yerleşme planı yok. Hep hareket halinde olmak istiyor. Yolda giderken planı yok. İstediğine yolda ulaşıyor.
Norveç’e gitmiş. Kendisi gibi bisikletçi bir İtalyan’dan bilgi almış. Yunus sürüsü izleme turları varmış. Parası olmadığı için katılamamış. Sahile çadır kurmuş. Sabah uyandığında bir bakmış ki yunus sürüsü sahilde. Yunuslar ayağına gelmiş.
Olaylara nasip boyutundan bakıyor. Kısmetinde varsa elde edeceğine inanıyor. ‘İstiyorum geliyor’ diyor. Şansa inanmıyor. İnanç olarak bakıyor. Kendini bırakıyor. Cebinde para olmadan yola çıkıyor.
Yunanistan’da 20 gün parasız kalmış. Bazı yerlerde su kenarına çadır kurmuş, balık tutmaya çalışmış. Tutamadığında aç uyumuş. Bu şartlarda Budapeşte’ye geçmiş. Orada İranlı tır şoförü ile sınırda karşılaşmış. İran lavaşı ve peynir vermişler. Karnını doyurmuş.
Tanındıkça vize alması kolaylaşmış. Özellikle Kuzey Amerika için özgeçmiş üzerinden vize alabilmiş. Artık çok rahat vize alabiliyor. Sosyal medya sayesinde tanıttığı seyahatleri onun referansı olmuş.