“Deli Dünya Düzeni” Ve “Demokrasi Kötü” (mü)

05 Oca 2026 - 11:31 YAYINLANMA

En kötü yönetim şekli demokrasi (mi?)

Winston Churchill, 11 Kasım 1947’deki Avam Kamarası konuşmasında  “bugüne kadar denenen diğer bütün yönetim şekilleri hariç tutulursa Demokrasi en kötü yönetim biçimidir” dedi.Yani demokrasi ideal olan olmasa da  “kötünün iyisiydi”  ona göre. 
Platon’a göre de demokrasi “içgüdülerin akla hakim olduğu bir yönetim şekli” idi. Ve Platon kadar olmasa da  Aritoreles de demokrasiye karşıydı ve “demokrasi insana uygun değil” diyordu. 
Platon’a göre; yöneticilerin bilge olmadığı bir toplumda her türlü düşünceye yer bulunurdu fakat bu durum renklilik düzeni değil, düzensizlik düzeni olurdu. Çünkü bu düzende yöneticinin amacı; toplumsal istikrarı sağlamak değil,kendi kişisel menfaatlerini ve koltuğunu korumak olurdu. 
ABD dünyanın gözünün içine baka baka Venezuela’yı ele geçirdi. Venezuela Cumhurbaşkanı Maduro ve eşini tutuklayıp yargılamak üzere ABD’ye götürdü.
ABD Başkanı Trump konuya ilişkin yaptığı basın açıklamasında; Maduro’nun yanlışlarına, halkını mağdur ettiğine, ABD ye yönelik yanlışlarına,bundan sonra kurulacak yeni hükümet ile her şeyin yoluna gireceğine, Venezuela’nın yeraltı kaynaklarının ABD li şirketlerin himayesinde çıkarıp işleneceğine, Venezuela halkının refahına, demokrasiye değindi. En önemlisi de “pek çok ülkeye hem doğrudan hem de aba altından balyozunu gösterdi” Trump. Sanırım Trump’ın hedefinde;Amerika kıtasını komple ABD ye bağlamak var.

Tüm bunlar yaşanırken Machado’nun kendisi de dahil olmak üzere herkes Trump’ın Venezuelalı muhalif Machado’ya görev vereceğini düşünürken  bu olmadı! Trump Machado için; “onun lider olması çok zor. Çok iyi bir kadın ama ülkesinde destek ve saygı görmüyor” diyerek topu taca attı. Yani Machado satışa geldi. Trump Venezuela için yeni bir “bürokratik yönetim kadrosu”  kuracaktır tıpkı Suriye’de olduğu gibi. 
Son yıllarda yaşadığımız her zorluk karşısında zikrettiğimiz ve nasıl şekil bulacağını merak ettiğimiz “Yeni Dünya Düzeni”  Trump’ın Venezuela’yı işgal etmesiyle tam şeklini belli etti bence. Evet karşımızdaki yeni dünya düzeninin adı;DELİ DÜNYA DÜZENİ! 
Halbuki bir kaç gün önce BM Genel Sekreteri Antonio Guterres tam da şöyle demişti; “dünyanın insan haklarına ve Birleşmiş Milletler desteğine en çok ihtiyaç duyduğu süreci yaşıyoruz.”
Ortada hak,hukuk nizamı, adalet inancı diye bir şey kalmamışken Guterres kime neyi anlatıyor ki? 
1 Ocak 2026 tarihli yeni yıl yazımda şöyle demiştim; “”2026 savaşlar eşliğinde gelirken sahip oldukları RUH ve o ruhun omurgasını oluşturan vicdan, merhamet, adalet, AŞK duygularına sımsıkı tutunanlar, bunca yalan ve talan fırtınasında baki kalacak Kainat’ın yüreğinde.
Ve elbette ki her çağda EY AŞK demeye devam edecek Kainat’ın yüreğindeki bakiler, çünkü ruhun köklerini besleyen kaynak suyu misali aşk. Yunus Emre’nin aşk ruhu, yaşam felsefesi nasıl ki asırlar boyu unutulmadı ve dilimizden düşmediyse, Nuh’un Gemileri yeniden demir alana kadar da dillerden düşmeyecek aşk…Ve yeni limanlara yanaşınca o gemiler, yine toprağa ilk dikilecek tohum olacak AŞK..””

Özetle “Deli Dünya Düzeni” tarihte pek çok örneği olduğu  gibi yeni bir kitle isyan duvarına toslayıp yeni ve etik bir düzen inşa edilene kadar elde sadece AŞK var.

Gelelim DEMOKRASİ meselemize. Şimdi Trump ve onun gibi pek çok lider-yönetici çılgınlıkla,zorbalıkla,hukuksuzlukla suçlansa da aslında toplumlar çok daha önce Trumplaştı! Trump halkanın son zinciri ya da deliren insanlığın aynaya vuran silüeti oldu. “Kaymak;yoğurdun veya sütün en yoğun, en öz, en güçlü, en üstteki  katmanı olarak görünse de aslında tüm muhteviyatını tabanından alır ve onu zirveye çıkaran kendi tabanıdır”!

Nasıl mı? Adı demokrasi olan düzen, Trump’tan çok önce  şunları söyletmeye ve yaptırmaya başlattı toplumlara; “ben özgür bir bireyim bana kimse karışamaz, teröristlerin mecliste ne işi var bunları hapse atalım, mahkemelerin verdiği kararlar yanlış o zaman herkes kendi cezasını kendi versin, polis suçluları tutuklamıyor biz bulup cezalandıralım, öğretmenler okulda düzeni sağlayamıyor okulu basıp öğretmeni-müdürü-çocuğumuza karışan diğer çocukları vuralım, komşu gürültü yaptı evini basıp bıçaklayalım, araç yol vermedi silah çekip vuralım, müziğin sesini istediğim kadar açar demokrasi var, istersem iç çamaşırlarımla gezerim bana kimse karışamaz demokrasi var, kimseyi dinlemem başkasından bana ne, beş karış miras toprağı için akrabaları-kardeşleri-anneyi-babayı-evladı katledelim, kadınlar boşanmak isterse öldürelim, çocukları doğurup doğurup sokağa atalım devlet baksın, çocuk benim değil mi başlık parası karşılığında 13 yaşında kocaya veririm,  kız çocukları çalışmak veya okumak isterse öldürelim, bebekleri ve çocukları taciz edelim!!! Hepsini yapalım sonra da pişmanız diyelim ve ceza almayalım”!!!
 Bu saydıklarım ve daha nicesiyle insanlığın Trump’tan, Netanyahu’dan ya da onlara benzeyen diğer isimlerden ne farkı var? Sözde demokrasinin topluma verdiği  zorbalık-şiddet-bencillik gücü; okulu, bağı, bahçeyi, evleri basıp şiddet uygulamaya yetiyorsa, Trump’ın gücü de ülkeleri basmaya ve tehdit etmeye yetiyor olay bu kadar net! Demokrasinin Trump’a verdiği güç ve bilince  göre de işgal ettiği ülkelerin liderleri ABD ve insanlık için büyük tehdit. Buyrun bakalım çıkın işin içinden. 
“At sahibine göre kişner” mantığı ile Trump ve onun gibiler de “insanlığın kaymağı” gibi, toplumlar neyse yöneticileri de öyle! Dünya ne ise gelen “Deli Dünya Düzeni” de öyle! 

Velhasıl-ı kelam “Deli Dünya Düzeni” kuralsızlıklar eşliğinde “büyük balığın küçük balığı yutmalarıyla” daha da şiddetlenerek devam edecek. Şimdi Trump ı kınayanlar belki de yakında Deli Dünya Düzeni’ne dahil olacak çünkü yutulmamak için “oyunu kuralıyla oynamaktan başka çare kalmayacak”! 
Geçmişin terör örgütleri ve çeteleri şimdi yerini ülkelere teslim etmiş durumda anlayacağınız. Eskiden terör örgütleri ve çeteler aracılığıyla emperyalizm kullandığı en güçlü taktik olan “böl ve yönet sistemi” şimdi yerini terör örgütlerini ve çeteleri devreden çıkararak doğrudan hükümetlerin icra ettiği “çök ve yönet sistemine” bıraktı. Yazımın başında yer verdiğim Platon’un her yöneticinin ve liderin sahip olamadığı  “bilgelik ruhu” vesilesiyle, Bilge Lider Sayın Devlet Bahçeli’ye teşekkür etmek istiyorum. Yeni yıl vesilesiyle; beni arayan, benim ve ailemin yeni yılını kutlayan, güncel konular üzerine düşüncelerini paylaşan, samimiyetini ve nezaketini eksik etmeyen Bilge Lider Sayın Devlet Bahçeli’ye bir kez daha teşekkür ediyorum…

YORUMLAR

Maksimum karakter sayısına ulaştınız.

Kalan karakter: