'Çuvalı patlatmadan siyaset yapmalı'

21 Oca 2026 - 16:20 YAYINLANMA
 

“Deli Dünya Düzeni” gümbür gümbür gelirken; sabrını, sükunetini, kararlı duruşunu, yapıcı ve çözüm üreten tavrını ortaya koyan öngörülü VELİ’ler toplumların meşalesi oluyor.

Misal; MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Türkiye’de ve dünyada Afrin’i bilen-konuşan kimseler yok iken 6 Ağustos 2012 tarihinde iç ve dış tehditler hakkında şu açıklamayı yapmıştı; “ülkemize yönelik tehditleri önlemek için, batı ucu Afrin’i ve doğu ucu Kandil’i içine alacak biçimde tesis edilecek HİLAL şeklindeki güvenlik kuşağı bir an önce sağlanmalıdır.”

Şimdi gelinen noktada “sis çanı” niteliğindeki o açıklamanın ne denli haklı olduğu görüldü.

Ateşi sönmeyen Suriye’de durum halâ çok sıcak ve binbir mutasyona uğrama kapasitesine sahip. Bu nedenle Türkiye olarak uyandığımız her yeni günde en az üç beş strateji seçeneğinin cebimizde olması gerekiyor. Ve belirleyeceğimiz her strateji, meseleye anında modifiye olma kıvraklığına sahip olmalı. Çünkü; içte ve dışta Türkiye’yi Ortadoğu’da etkisiz kılmak isteyen pek çok kesim var, hiçbir şey göründüğü gibi değil, bölge zemini fazlasıyla kaygan, başta İsrail olmak üzere kimseler Türkiye’nin masada ve sahada olmasını istemiyor, prangalı kesim halâ “Türkiye’nin Suriye’de ne işi var” demeye devam ediyor….

Binlerce km uzaklıktaki ABD, Rusya, Fransa, İngiltere, Körfez Ülkeleri ve daha nicesi Suriye’de fakat “prangalı kesim” onlara burada ne işiniz var diye soramazken, söz konusu Türkiye olunca hep bir ağızdan “Türkiye’nin Suriye’de ne işi var” yaygarasını koparıyorlar.

Bir sorun var ise en başta Türkiye Suriye’de olmalı ve etkisini göstermeli elbette. Çünkü Türkiye ve Suriye; tarih, güvenlik, kültür, din, sınır bağları ile birbirine sımsıkı bağlı.

Ve bölgemizde yaşanan fırtınalara karşı durarak, kaçarak yâda görmezden gelerek güçlenemeyiz. Fırtınanın içine usulüyle girmek, meseleye sükunetle hakim olmak ve akıllıca “fırtına bükücü” olmak zorundayız. 

 

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin 18 Ocak tarihinde Bengütürk’e verdiği demeç tam da bu mantığın eseriydi ve 8 maddelik Suriye yol haritası NOKTA niteliğindeydi.

Dilerseniz 8 maddeyi tekrar hatırlayalım:

“10 Mart 2025 mutabakatının tüm maddeleriyle hayata geçirilmesi, SDG ve türev yapıların tamamen feshedilerek Suriye devlet kurumlarına eksiksiz ve geri dönüşü olmayacak biçimde entegre edilmesi.

“Federasyon, özerklik ve bölünme tartışmalarının gündemden çıkarılması, Suriye’nin toprak bütünlüğünün kalıcı olarak güvence altına alınması, merkezi devlet otoritesinin ülke genelinde süratle tesis edilmesi, Suriye hükümetinin Fırat’ın batısı ve doğusu ayrımı olmaksızın tüm ülke sathında egemenlik sağlaması, yapay coğrafi-etnik-siyasi bölünmelerin önüne geçilerek üniter devlet yapısının korunması.” 

“Yeni ve kapsayıcı bir Suriye anayasasının yapılması, bu kapsamda tüm etnik ve dini kesimleri kapsayan, kucaklayıcı, eşitlikçi, demokratik ve hukukun üstünlüğünü esas alan bir anayasal düzenin kurulması.”

“Kürtlerle SDG’nin net biçimde ayrıştırılması, SDG’nin “Kürtlerin temsilcisi” olduğu iddiasının geçersiz kılınması ve bu algının toplumsal düzeyde kırılması.” 

Kürtçenin seçmeli ders olarak eğitim sistemine dâhil edilmesi gibi Türkmenler başta olmak üzere tüm asli unsurların kültürel haklarının dikkate ve gündeme alınması.

“Suriye vatandaşlığı” kavramının güçlendirilmesi, etnik ve dini aidiyetler yerine vatandaşlık bağının temel ortak payda hâline getirilmesi, tek resmî dil ilkesinin korunması, toplumsal uzlaşma ve milli birliğin güçlendirilmesini mümkün kılacak adımlar atılması.

Başkanlık sistemi temelinde yönetimde istikrarın sağlanması, yürütme kapasitesi güçlü, istikrarlı bir hükümet yapısının oluşturulması, kuvvetler ayrılığı ilkesinin tesis edilmesi, demokratik, temsile dayalı siyasal sistem kurulması, serbest ve adil seçimler, çok partili hayat ve temsil adaletinin sağlanması, temel hakların güvence altına alınması, din ve vicdan özgürlüğü, hür teşebbüs, insan hakları ve özgürlüklerin korunması.

Ekonomik ve siyasi olarak güçlü, bütünleşmiş Suriye’nin bölgesel istikrarın temel aktörlerinden biri hâline gelmesi.

***

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin 20 Ocak tarihli grup toplantısında yaptığı konuşma da çok önemliydi.

Toplumun hapsolduğu şiddet-madde-bahis-kumar bağımlılığına, çocuk yaşta suça karışma artışına, toplumun kaybettiği ahlaki değerlere, emeklilerin sorunlarına, Terörsüz Türkiye ve bölge hedefinin husumet senaryolarına kurban verilmeyecek kadar kıymetli olduğuna, “yağmur nerdeyse tarlasını oraya taşıyan” aidiyetsizlere ve diğer yurtiçi sorun-çözüm başlıklarını aktarırken 18 Ocak’ta Suriye konusunda yaptığı 8 maddelik Suriye yol haritasına da üzerine basa basa tekrar değindi. 

Bahçeli grup toplantısında rutinini bozmadı ve kısa, özlü, net sözler üzerinden mesajlarını verdi; ANLAYANLARA.

Bilhassa şu özeti çok değerliydi; “Bizi bilen bilir bilmeyen de kendi bilir. Vakti geldiğinde güneşi doğduğu yerden karşılayacağız. Zafer; kim var dendiğinde sağına soluna bakmadan ben varım diyen yüksek seciyeli dava ve gönül insanlarının harcıdır. Çuvalı siyasetle indirmek, çuvalı patlatmamaktır. Çuvalı patlattıktan sonra şikayetin, dövünmenin, dertlenmenin bir faydası yoktur. Çuvalı patlatmaya niyetimiz yoktur. Dimyata pirince giden, evdeki bulguru da hesaba katmalıdır. İşte bu da siyasetin görevidir. SDG-YPG ayrı Kürt kardeşlerimiz ayrıdır ve asla yan yana zikredilmemelidir…” 

Özetle; kimi bin laf eder bir damla fayda çıkmaz, kimi de tek bir kelama Kainat’ı sığdırır. Bilge Lideri dinlerken beynimize ve ruhumuza doğru çağlayan Kainat’lar eşliğinde bölgeyi ve dünyayı anlamalı diyorum. 

YORUMLAR

Maksimum karakter sayısına ulaştınız.

Kalan karakter: