Bayramlardan Korktuğumuz Günler

21 May 2026 - 13:16 YAYINLANMA

PKK ilk silahlı eylemini gerçekleştirdiği 15 Ağustos 1984 tarihinde Diyarbakır’da yayınlanan Mücadele Gazetesinin Yazı İşleri Müdürüydüm.  

64 yıldır aralıksız yayın yapan Mücadele gazetesinin imtiyaz sahibi rahmetli Yaşar Evirgen, çok naif, nezaket sahibi biriydi.

Milli mücadele döneminde Ziya Gökalp’ın Diyarbakır’da Vilayet Matbaasında bastığı Küçük Mecmua ekolunun son kuşak temsilcisiydi. 1922 ile 1923 yılları arasında sanırım 33 ya da 35 sayı yayınlanan bu dergi kurtuluş savaşımızın mayasını,  fikirsel altyapısını ve birlik ruhunu oluşturma çabasının ilk yayınıydı.

Derginin bütün sayılarını Yaşar abiden almıştım. Bazılarının iddia ettiği gibi Ziya Gökalp   Türkçülüğün Esaslarını’  yayınlamıyordu.  Kurtuluş savaşı zaferini,  bir ırka paye etmenin ileride doğuracağı sosyolojik patlamaların önüne geçmeyi hedefliyordu. Irk merkezli bir devlet değil,  dil, din, kültür, tarih, coğrafya birliğini önceleyen bütün değerleri, dilleri, kültürleri koruyan, kollayan ŞEMSİYE DEVLET modeli öneriyordu.

O yıllarda büyük tehlikenin farkına varmıştı.

Kürt/Zaza kökenli Ziya Gökalp’ın sosyolojik öngörüsü 15 Ağustos 1984’te Cudi dağında patlamıştı. ‘Ya Türk olacaksın, ya yok olacaksın’  dayatması bu acılarla dolu sürecin propaganda araçlarından biri olmuştu.

Mücadele gazetesin bir sonraki günkü manşetinde dönemin Diyarbakır Valisi İhsan Dede’nin eylemi çok küçümseyen, sıradanlaştıran, açıklaması yer aldı.

‘Üç-beş çapulcu’’ söylemi bize çok ama çok pahalıya patladı.

14 bin 902 güvenlik görevlisi şehit oldu.  Bunun 8 bin 486’sı TSK mensubu, polis ve korucu.

50 binin üzerinden PKK mensubu öldürüldü.

Cumhuriyetimizin 40 yıllık birikimi, insan kaynağı heba edildi.

Binlerce hükümlü, tutuklu, işkenceler, göçler. Cinayetler, suikastlar, katliamlar…

Dicle ve Fırat havzasında,  muhteşem Mezopotamya’da yaşamı yok eden, kuralı ve sınırı olmayan karanlık, kirli bir dönem.

Cumhurbaşkanlığı verilerine göre, bu çatışmaların maliyeti 2 trilyon dolara ulaştı.

Yasın matematiği olamaz,  Acının yanında rakamlar hiçbir şey ifade etmez.

O coğrafyada en çatışmalı dönemde gazetecilik yapan, çok ağır bedeller ödeyen biri olarak;  Mayıs 2025’ten beri tek damla kardeş kanının dökülmemesinin ne anlamına geldiğini iyi bilenlerdenim.

Bu yangına su taşıyan, onu söndürenlere minnettarım.

Kardeş kanından beslenen, onun üzerinden siyaset yapan, rant sağlayanlara karşı lütfen çok daha cesur olalım.

Bu bayramı en az 100 bin aile hüzün, acı içinde geçiriyor.

Kiminin sevdikleri mezarda, kimin hapishanede, kiminin hala dağda/firarda.

Elleri, ayakları kopmuş, sakatlanmış yüzlerce gazimiz,

Kayıp edilmiş, ziyaret edecek mezarı, dikili taşı dahi olmayan aileler, faili meçhul cinayetler…

O yüzdendir ki, 40 yıldır hiçbir bayramı içselleştiremedim. Sevemedim,  sevinemedim.

Ve ne acıdır ki… en çokta şu  bayram günlerinden korkardım.

Terör örgütleri, devlet uzantılı paralel yapılar, kaosu, korkuyu çoğaltmak adına bayramı millete zehir etmek için bu özel günlere odaklanırdı.

Birileri bayramı zehir edecek, bir yerlerde mayınlar patlayacak, köylerde çocuklar öldürülecek. Yada bayram alışverişine giden öğretmenin kafasına arkadan tek el kurşun sıkılacak. Bayram izninden dönen askerler kurşuna dizilecek.

Bu haberleri çok yaptım.

20 Haziran 1987 tarihini nasıl unutabilirim ki, Yan yana dizilmiş.16 bebek/çocuk, 6 kadın kafalarına kurşun sıkılmış,  30 vatandaşımızın fotoğraflarını çekerken önce kusmuş, sonra oracıkta yere yığılmıştım.

40 yılda çok acı yaşadık. Güvercinler Vurulurken kitabımda bu olanları belgeleriyle yazmaya çalıştım.

Bir ülkenin geçmişini, geleceğini,  bütün birikimini buharlaştıran, bölünmeye, parçalamaya sürükleyen anlayışa artık  ‘yeter’  edi bese diyelim.

Bütün okurlarıma saygılarımı sunarım, huzur ve sağlık için bir bayram geçirmelerini dilerim.

YORUMLAR

Maksimum karakter sayısına ulaştınız.

Kalan karakter: