YEKA rüzgârı KOBİ'leri de uçurdu
2025'te 2,1 GW yeni kapasiteyi devreye alan Türkiye, Almanya'nın ardından Avrupa'da en fazla rüzgâr kapasitesi kuran ikinci ülke oldu. YEKA ile hızlanan rüzgâr hamlesi yalnızca enerji yatırımı değil, yerli üreticinin dahil olduğu dev bir sanayi ekosistemine dönüştü. Rüzgâr türbinlerinin üretim zincirinde tedarikçi sayısı ise 500'e yaklaştı.
Türkiye'nin rüzgârı artık yalnızca elektrik üretmiyor, yeni bir sanayi kolunu da büyütüyor. 2025 yılında yaklaşık 2.1 GW yeni kapasiteyi devreye alan Türkiye, Almanya'nın ardından Avrupa'da en fazla yeni karasal rüzgâr kapasitesi kuran ikinci ülke konumuna yükseldi. 2026 itibarıyla toplam rüzgâr kurulu gücü 16.2 GW seviyesine ulaşırken, yılın ilk yarısında Türkiye'nin elektrik üretiminin yüzde 13.5'i rüzgârdan karşılandı. Ancak büyümenin asıl dikkat çekici tarafı santrallerden çok fabrikalarda yaşanıyor. YEKA modeliyle getirilen yerlilik şartları, Türkiye'nin rüzgâr yatırımlarını zaman içinde büyük bir üretim ve tedarik zincirine dönüştürdü. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı verilerine göre, yaklaşık 8 bin parçadan oluşan rüzgâr türbinlerinde yerlilik oranı yüzde 65 seviyelerine kadar çıkarken sektördeki tedarikçi sayısı 500'e ulaştı. Oluşan üretim ekosistemi yaklaşık 50 bin kişiye iş imkânı sağlıyor. Böylece büyük türbin üreticilerinin çevresinde metal işlemeden döküme, bağlantı elemanlarından hidrolik sistemlere, elektrik-elektronikten kompozit malzemelere, lojistikten mühendislik hizmetlerine kadar uzanan geniş bir yerli sanayi ağı oluştu.
RÜZGÂRIN TEDARİK ZİNCİRİNDELER
Türkiye'nin rüzgâr sanayisindeki dönüşümü, büyük uluslararası yatırımlarla sınırlı kalmadı. Ana üreticilerin çevresinde faaliyet gösteren yerli üreticiler ve KOBİ'ler, küresel rüzgâr endüstrisinin tedarik zincirinin parçası haline geldi. Bugün kule, jeneratör ve kanat üretiminde yerlilik oranı yüzde 70'in üzerine çıkarken, döküm ekipmanlarından bağlantı parçalarına kadar çok sayıda ürün Türkiye'de üretilebiliyor. 2014'te yenilenebilir enerji sanayisinde 27 yerli üretici bulunurken bugün bu sayı 500'e ulaşmıştı.
MENEMEN'DE 1.200 DEV KANAT
Bu dönüşümün en somut örneklerinden biri ise Alman rüzgâr devi Nordex'in İzmir Menemen'de kurduğu yeni üretim üssü oldu. İzmir Serbest Bölgesi'nde yaklaşık 130 bin metrekare arazi üzerinde kurulan ve 90 bin metrekarelik üretim binasına sahip Menemen Kanat Fabrikası, Mayıs 2026'da üretime başladı. Tesis tam kapasiteye ulaştığında dört vardiyada yılda 1.200 rotor kanadı üretecek ve üretim ile idari kadrolarda yaklaşık 1.200 kişiye istihdam sağlayacak. Fabrikada YEKA RES-2024 projelerinde kullanılacak N163 ve YEKA RES-2025 projelerinde kullanılacak N175 türbinlerinin dev kanatları üretiliyor. Türkiye aynı zamanda Nordex'in küresel operasyonunda stratejik pazarlardan biri haline geldi. Şirket, 2025 yılında Türkiye'de 1.083 MW kurulum gerçekleştirirken Türkiye, Almanya'nın ardından Nordex'in dünyada en yüksek satış yaptığı ikinci ülke oldu. Şirketin Türkiye'de devreye aldığı toplam kapasite 5.5 GW'ı aşarken, inşa halindeki projelerdeki payı yaklaşık yüzde 60 seviyesine ulaştı.
RÜZGÂR FABRİKALARI DA ÇEKTİ
SABAH'a konuşan Nordex Türkiye ve Orta Doğu Bölge Başkan Yardımcısı ve Genel Müdürü Ender Özatay, Türkiye'de rüzgâr sanayisinin gelişimindeki en önemli kırılma noktalarından birinin YEKA modeli olduğunu söyledi. Özatay, "YEKA olmasaydı Türkiye'de bu yatırımlar olmazdı, biz de belki bugün burada olmazdık. İlk başladığında herkes açısından belli riskleri vardı. Ancak model başarıya ulaştı. Bugün geldiğimiz noktada sadece santral kurmuyoruz. Fabrikalar, tedarikçiler, mühendisler, teknisyenler ve yan sanayiyle birlikte çok büyük bir ekosistem oluştu" dedi. YEKA projelerinde minimum yüzde 51 yerlilik şartının üretim zincirini Türkiye'ye taşıdığını belirten Özatay, jeneratör, kanat, çelik kule, kule bağlantı elemanları, nasel ve kanat yönlendirme sistemleri ile nasel hidrolik üniteleri gibi kritik parçaların artık Türkiye'de üretildiğine dikkat çekti.
HEDEF AVRUPA
Menemen yatırımının ikinci aşamasında ise ihracat bulunuyor. Nordex, fabrikada üretilen kanatları ilk aşamada Türkiye'deki büyük ölçekli rüzgâr projelerinde kullanırken orta vadede Avrupa'daki projelere de göndermeyi planlıyor. Özatay, Türkiye'nin Avrupa'ya yakınlığı, Gümrük Birliği avantajı, güçlü imalat altyapısı ve yıllar içerisinde yetişen mühendislik insan kaynağının önemli bir rekabet avantajı yarattığını belirterek, "Türkiye artık sadece rüzgâr santrallerinin kurulduğu büyüyen bir pazar değil. Burada oluşturduğumuz üretim kabiliyetiyle Avrupa'nın rüzgâr enerjisi tedarik zincirinin önemli üretim merkezlerinden biri olabilecek noktaya geldik" diye konuştu.
3 GW'LIK ÜRETİM KAPASİTESİ
Menemen fabrikasının tam kapasiteye ulaşmasıyla Türkiye'de yıllık 3 GW'a üretim kapasitesine çıkacak. Özatay, önümüzdeki yıllarda Türkiye pazarındaki büyümenin devam edeceğini belirterek, "Bugün 21 GW'ı aşan ön lisanslı proje stoku ve yaklaşık 17.9 GW'lık ön lisanslı depolamalı rüzgâr kapasitesi bulunuyor. Bu, sektörün önünde uzun bir yatırım dönemi olduğunu gösteriyor. Böyle bir pazarın güçlü bir yerli sanayiyle desteklenmesi Türkiye açısından çok önemli bir fırsat" ifadelerini kullandı.
Sabah.com.tr Uygulamamızı İndirin
Uygulamalara Özel Ayrıcalıkları Keşfedin!