Yapıcıoğlu: Kardeşliğin edebiyatını çok yaptık artık hukukunu tesis etmek zorundayız

HÜDA PAR Genel Başkanı Zekeriya Yapıcıoğlu, Gaziantep'te Şahinbey ve Şehitkamil ilçelerinin 5. Olağan Kongrelerine katıldı. "Terörsüz Türkiye" sürecine dair mesaj veren Yapıcıoğlu, "Kardeşliğin edebiyatını çok yaptık artık bunun hukukunu tesis etmek zorundayız." dedi.

15 Haz 2026 - 21:50 YAYINLANMA
Yapıcıoğlu: Kardeşliğin edebiyatını çok yaptık artık hukukunu tesis etmek zorundayız

Yapıcıoğlu, partisinin Şahinbey ve Şehitkamil ilçelerinin 5. Olağan Kongrelerinde partililere ve kamuoyuna hitap etti.

Şahinbey Kongre ve Sanat Merkezi'nde düzenlenen kongrelerde konuşan Yapıcıoğlu, "Terörsüz Türkiye" süreci başta olmak üzere yeni anayasa, ekonomi, aile kurumu, gençlik, siyasetteki yozlaşma ve Gazze'de devam eden soykırıma dair önemli mesajlar verdi.

Konuşmasına kongrelerin amacıyla başlayan Yapıcıoğlu, kongrelerin yenilenme, tazelenme, bayrak değişimi ve hizmet yarışı anlamı taşıdığını belirtti.

Yapıcıoğlu, "Kongre süreçleri bir yenilenme, taze kan, bayrak yarışı ve hizmet yarışıdır. Bazı kardeşlerimizin bugüne kadar yapmış oldukları hizmetleri belki bundan sonra başka alanlarda göreceğiz. Pek çok partinin kongresinde sandalyelerin havada uçuştuğunu, yumrukların konuştuğunu, seslerin yükseldiğini ve insanların birbirleriyle tartıştığını görmüşsünüzdür. Bu durum gerçekten üzücüdür. Hala milletin gündemi geçim sıkıntısı iken, Gazze iken, aile iken ve gençlik iken, kendi gündemini milletin gündemi haline getirmeye çalışan, birbirlerini ihanetle, hırsızlıkla ve pavyonculukla, suçlamalarla itham eden parti genel merkezlerini görüyoruz. Hep beraber ibretle izliyoruz." ifadelerini kullandı.

"Bu bir bayrak ve bir hizmet yarışıdır"

Böylesine samimi bir çalışma ortamına ve fedakâr yol arkadaşlarına sahip oldukları için Allah'a şükrettiklerini dile getiren Yapıcıoğlu, "Şehitkamil ilçemizde bu koltukta oturmuş ve halen Gaziantep'te ikamet edenlerin tamamı bugün burada ve hizmetlerine devam ediyorlar. Şahinbey ilçemizde de kurucu ilçe başkanımız ve biraz önce isimlerini saydığımız kardeşlerimizin tamamı hizmet etmeyi sürdürüyor. Şu kongre salonunda bunun en güzel örneğini görüyoruz. Hepsi adeta, 'Ben buradayım ve hizmete devam ediyorum.' diyor. Biz gençlerimizle, başkanlık görevini devrettikten sonra hizmeti bırakmayan önceki başkanlarımızla gurur duyuyor ve Rabbimize hamd ediyoruz. Genel merkezde de durum böyledir. Kardeşlerimizin çabası, gayreti, samimiyeti ve ihlası Allah Teala'nın yardımını celbetmiş, Allah'ın yardımı yetişmiştir. Her geçen gün imkanlarımızı artırarak partimizi büyütüyor, davamızı daha fazla insana ulaştırarak yolumuza devam ediyoruz. Bu bir bayrak yarışıdır, bu bir hizmet yarışıdır. Bizler birbirimizle yarışacağız ama hayırda yarışacağız. Birbirimize yardımcı olacağız ve iyilikle takva üzere yarışacağız. İnşallah böyle olduğumuz müddetçe bu dava büyümeye devam edecektir." şeklinde konuştu.

"Gaziantep'te oy oranımızı yüzde 116 artırdık"

Oy oranlarının iki katından fazla yükseldiğine dikkat çeken Yapıcıoğlu "Gaziantep'te kendi adımız ve logomuzla girdiğimiz son iki seçimde, biri 2018 Milletvekili Genel Seçimi, diğeri ise 2024 belediye seçimi olmak üzere oylarımızı yüzde 116 artırdık. Yani oy oranımız iki katından fazla arttı. Bunu genel merkezde oturup televizyon ekranlarından nutuk atarak, kürsülerden konuşarak ya da sosyal medyada birkaç paylaşım yaparak gerçekleştirmedik. Bu, isimsiz kahramanların; kapıları tek tek çalmasıyla, insanların elini sıkmasıyla ve gönüllerine girmesiyle gerçekleşti." dedi.

"Anayasa yapma hakkı millete aittir"

Anayasaya ilişkin konuşan Yapıcıoğlu, konuşmasında şu ifadelere yer verdi:

"Dürüst siyasetin yayılması için çalışacağız ve siyasetin kötü örneklerde olduğu gibi olmak zorunda olmadığını dalga dalga bütün Türkiye'ye göstereceğiz. Rabbim bizleri muvaffak eylesin. Memleketin asıl sorunları var. Milletin sorunları ve gerçek gündemi var. Bizim sorunlarımızdan biri de şudur: Türkiye, 1982'den beri 44 yıldır bir darbe anayasasıyla yönetilmektedir. Bu anayasa üzerinde 20'den fazla değişiklik yapılmış olsa da darbeci ruh hala varlığını sürdürmektedir. Eğer millet kendi kendisini yönetecekse anayasa yapma hakkı da millete ve onun meşru temsilcilerine aittir. Bugün millet veya onun vekilleri yeni bir anayasa yapmaktan bahsettiklerinde, sözüm ona o darbecilere ve darbelere karşı olduğunu söyleyenler 'Olmaz' diyorlar. 'Darbeler ile gelenler anayasa yapabilirler. Ama siz seçimle gelenler anayasa yapamazsınız.' Biz ise diyoruz ki; bu milletin kendi anayasasını yapma hakkı vardır. Bu milletin vekillerinin de böyle bir anayasa yapabilme yeteneği de vardır. İnşallah bu millet, hak ettiği bütün toplumu kucaklayan, sivillerin yani milletin kendisinin ve temsilcilerinin yaptığı adaleti sağlayan ve herkesin 'İşte bu benim ülkemdir, işte bu benim yönetimimdir, işte bu benim anayasamdır.' diyebileceği sivil bir anayasaya kavuşacaktır." şeklinde konuştu.

"Silah bırakma seremonisi düzenlendi"

PKK'nın fesih ve silah bırakma sürecine de değinen Yapıcıoğlu, "PKK'nın tasfiye süreci. Fesih kararı aldı ama bunu uyguladı mı, uygulamadı mı? Silah bırakma seremonisi düzenlendi. 30 kişi silah bıraktı. Elinde silah olan diğerleri silahlarını bıraktı mı, bırakmadı mı? Ne zaman bırakacaklar? Bir yasal düzenleme olacak mı, olmayacak mı? Bunlar konuşuluyor. Biz bununla ilgili 11 maddelik bir kanun teklifimizi 2025 yılının Kasım ayında Sayın Cumhurbaşkanına sunduk. Aralık ayının başında ise Meclis Başkanına sunduk. Mecliste grubu bulunan diğer siyasi partilere de teklifimizi taslak olarak ilettik. Dedik ki: Bu bir zemin olsun. Bunun üzerinde tartışalım. Bazı maddelerini beğenmeyebilirsiniz, farklı önerileriniz olabilir. Olsun, konuşalım. Mümkünse, süreçle ilgili Meclis'te kurulan komisyonlarda olduğu gibi oy birliğiyle bir kanun teklifi hazırlayalım ve herkesin ortaklaşabileceği ve birlikte bu kanunu çıkaralım diye, teklif ettik. Ancak diğer partilerden bu konuda somut bir adım gelmeyince teklifimizi teknik anlamda kanun teklifi olarak Meclis Başkanlığına sunduk." dedi.

"Eğer kardeşliğin hukuku çiğnenirse ve bu hukuk hayata geçirilmezse kardeşlik zedelenir"

Yapıcıoğlu, "Bir tarafta 40 yılı aşkın süredir devam eden bir şiddet sorunu var. Herkes bu şiddet döneminin sona ermesini istiyor 50 yıla yaklaştı, artık yeter. Kan dökülmesin. Enerjimizi ve imkanlarımızı bu sorunla mücadele etmek için tüketmeyelim. Bunun yanında, 100 yılı aşkın süredir bu memlekette konuşulan bir Kürt meselesi de vardır. Bu mesele farklı şekillerde ifade edilebilir. Nitekim edilmektedir. Sayın Cumhurbaşkanı buna 'İç cephenin tahkim edilmesi' dedi. Biz ise 'Kardeşlik hukukunun yeniden tesisi' dedik. Çok şükür, kardeşlik hukuku kavramı da Meclis'teki rapora da girdi. Evet, kardeşliğin bir hukuku vardır. Biz kardeşliğin edebiyatını çok yaptık. Ancak artık bunun hukukunu da tesis etmek zorundayız. Eğer kardeşliğin hukuku çiğnenirse, kardeşlerin hakları yerine getirilmezse ve bu hukuk hayata geçirilmezse kardeşlik zedelenir. Bu durumda da fitne odakları devreye girer. Mutlaka kardeşliğimizi sağlam hale getirmeli ve bu hukuku tesis etmeliyiz." şeklinde konuştu.

"1948 öncesinde de İngilizler tarafından bölgeye getirildi"

Siyonist terörün hız kesmeden devam ettiğine işaret eden Yapıcıoğlu, saldırıların Gazze ile sınırlı kalmayacağına vurgu yaptı.

Yapıcıoğlu "Siyonist saldırganlık aslında bugün başlamadı. 3 yıl önce Aksa Tufanı ile de başlamadı. Siyonistler, kendilerini devlet olarak ilan etmeden önce de yani 1948 öncesinde de İngilizler tarafından bölgeye getirildikten sonra terör eylemleriyle, şiddetle ve saldırılarla kendilerine alan açmaya çalıştılar. Bugün de 1948 yılında devlet olarak ilan ettikleri israilin sınırları belli değildir. Belirlenmiş bir sınırları yoktur ve sürekli olarak bu sınırları genişletmeye çalışmaktadırlar. Filistin'e ve Gazze'ye saldırdıklarında birçok kişi söyledi, biz de söyledik: Bu saldırılar Gazze ile sınırlı kalmayacaktır. Sonrasında Suriye'ye, Lübnan'a, Katar'a, Yemen'e, İran'a ve Irak'a saldırdılar." ifadelerini kullandı.

"Artık gizleme ihtiyacı bile hissetmiyorlar"

İşgal rejiminin yayılmacı politikalarına değinen Yapıcıoğlu, bu anlamda iç cephenin tahkim etmenin ne kadar önemli olduğuna işaret etti:

"Şimdi açıkça söylüyorlar 'Bundan sonraki hedeflerimizden biri de Türkiye'dir.' Bunu artık gizleme ihtiyacı bile hissetmiyorlar. İran'a yönelik son saldırıdan önce birilerini aradılar dediler ki, 'Acaba biz içeriden kimi kışkırtabiliriz. Kimi ayaklandırabiliriz. Kime silah verebiliriz ve kim İran devletine karşı savaşarak bizim safımızda yer alacak.' diye, tabiri caizse satılık adamlar aradılar. Bu durum bir işaret fişeğidir. Bir yere sızmadan veya saldırmadan önce içeride kendileriyle iş birliği yapacak adamlar aramaktadırlar. Netice itibarıyla, iç cephenin tahkim edilmesi gerektiği artık herkes tarafından fark edilmiş ve dile getirilmeye başlanmıştır. İnşallah bu yönde güçlü adımlar atılır. Zaman geçmeden elimizi çabuk tutmamız gerektiğini söylüyor, umut ve beklenti içerisinde olduğumuzu ifade ediyoruz."

"Gazze'ye yönelik saldırılar ve kısıtlamalar sürüyor"

Gazze'deki gelişmelere de değinen Yapıcıoğlu, ateşkes ilan edilmiş olmasına rağmen saldırıların ve suikastların devam ettiğini söyledi:

"Gazze'de suikastlar devam ediyor. Ateşkes sağlandığı söylense de ateşkesten bu yana yaklaşık bin Filistinli kardeşimiz şehit edilmiştir. Yönetici kadrolara yönelik suikastlar sürmektedir. Gazze'ye insani yardımların girişi engellenmeye devam ediyor. Tek bir torba çimentonun, bir kilo inşaat demirinin bile girişine izin verilmiyor. Oysa Mısır'ın Şarm eş-Şeyh kentinde, Türkiye'nin de içerisinde bulunduğu bir masa kuruldu. Gazze Barış Kurulu diye bir komisyon oluşturulmuş ve bir anlaşma imzalanmıştı. Ve orada garantörler vardı. Bu anlaşmaya göre Gazze'ye günlük 600 kamyon yardım malzemesi girmesi gerekiyordu. Ancak bugün Gazze'ye giren kamyon sayısı 120-130 civarındadır. Yani olması gerekenin dörtte biri bile değildir. Yaralıların ve ağır hastaların dışarı çıkarılması gerekiyordu. Aslında Gazze'deki bütün hastaların tahliyeye ihtiyacı vardır. Çünkü Gazze'de hastane kalmadı. Gazze'de doğru dürüst ilaç yok, su yetersiz, gıda yetersiz. Hastane ve okul yok. Yaklaşık 20 bin öğrenci şehit edilmiş, binin üzerinde eğitimci ve öğretmen hayatını kaybetmiştir. Gazze bu haldeyken siyonist rejim verdiği hiçbir sözü yerine getirmemişken şimdi de HAMAS'ın silah bırakmasını istemektedir. Yani siyonist rejim diyor ki, 'Biz hiçbir direnişle karşılaşmayalım, Ey Gazzeliler gelin kurbanlık koyun gibi boynunuzu uzatın, biz de sizleri birer birer keselim ve ey diğer İslam ülkeleri siz de oturun sıranın size gelmesini bekleyin.' Bu asla kabul edilebilecek bir şey değildir."

"Konkordato ve iflasların artmasına sebep oluyor"

Ekonomiye ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Yapıcıoğlu, "Özellikle 2023 seçimlerinden sonra yeni bir mücadele programı açıklandı. Sıkı para politikalarıyla enflasyonun dizginleneceği söylendi. Piyasadan para çekildi, faizler yükseltilmek suretiyle. Ama enflasyon yüzde 30 ve 40'lardan yüzde 70'lere yükseldi. Şimdi tekrar yüzde 32'lere falan indi. Piyasada para yok ama enflasyon da düşmedi yeterince. Faizlerin yüksekliği ve piyasadaki durgunluk konkordato ve iflasların artmasına sebep oluyor." dedi.

"Amaç nafakanın tamamen kaldırılması değil"

Bazı çevrelerin nafakanın kaldırılması halinde kadınların mağdur olacağı yönünde görüşler dile getirdiğini ifade eden Yapıcıoğlu, "Yıllardır gençliği ve aileyi ayakta tutmak gerektiğini söylüyoruz. Şimdilerde yeni bazı paketler açıklanmaya başlandı ancak bunların da yetersiz olduğunu düşünüyoruz. İnşallah bunlar da hak ettiği yere gelecektir. Anayasa Mahkemesi süresiz nafakayla ilgili bir karar verdi. Biz daha önce de süresiz nafakanın zulüm olduğunu söyledik. Anayasa Mahkemesi bunun yanlış ve haksız olduğunu belirterek bunu iptal etti ve hükümete yeni bir düzenleme yapmak için Meclis'e 9 aylık süre verdi. Bazıları nafakanın kaldırılması halinde kadınların mağdur olacağını söylüyor. Ancak Anayasa Mahkemesi 'Hiç nafaka verilmesin.' demiyor. Bir kişi birkaç ay evli kalmışsa neden 30-40 yıl nafaka ödemek zorunda kalsın? Bizim teklifimiz var; çok açık parti programımıza yazdık. Dedik ki, kendi geçimini sağlayamayan ve kendisine bakmakla yükümlü kimsesi bulunmayan kadınların geçimlerini devlet karşılasın. Devlet sahip çıksın, bunun için gerekli fonları oluşturalım. Onların masraflarını devlet karşılasın." şeklinde konuştu.

"Kadın çalışmak zorunda kalmamalı"

Yapıcıoğlu, "Bazı ahlaksızlar çıktı lafı evirip çevirip geveleyerek, dediler ki, 'HÜDA PAR diyor ki, 'Biz kadınları sahiplendireceğiz.' Lafa bakar mısınız? Şimdi bir kez daha tekrar ediyoruz. Kadın çalışmak zorunda kalmamalı, çalışabilecek durumda değilse ve kendisine bakacak kimsesi yoksa devlet onun zaruri ihtiyaçlarının tamamını karşılasın. Bizim teklifimiz budur." ifadelerine yer verdi.

Gençlere yönelik destek ve evlilik projeleri

Yapıcıoğlu, son olarak gençlerin yuva kurmasını kolaylaştıracak desteklerin hayata geçirilmesi gerektiğini belirterek şunları söyledi:

"Partimizi kurduğumuz günden beri diyoruz ki, gençlere yuva kurma yardımı yapılsın. Hükümet o konuda geri adım attı. Şimdi gençlere kredi veriyor. Biz diyoruz ki, hayır kredi değil hem miktarını arttırın hem de bunu hibe olarak verin. Yani geri almayın. 14 yıl önce parti programımızda yer verdiğimiz bir diğer önerimiz ise üniversite okurken evlenmek isteyen gençlere evlilik yurtları yapılsın bir artı bir apart tipi. Öğrenciyken evlenmişler ya da evlenmek isteyen gençlere bu imkânı sağlayalım. Şimdi ilgili kurumların yöneticileri bu konuda bazı hazırlıklar içerisine girdiğini söylüyorlar. İnşallah bunun da takipçisi olacağız." (İLKHA)

YORUMLAR

Maksimum karakter sayısına ulaştınız.

Kalan karakter: