Wall Street Journal: Suudi Arabistan ve BAE savaşa katılmak üzere

ABD’nin Körfez’deki müttefikleri, İran’ın artan saldırıları ve Hürmüz Boğazı üzerindeki kontrol tehdidi nedeniyle askeri ve ekonomik adımlarını sertleştiriyor. Suudi Arabistan ve BAE’nin attığı son adımlar, bölgenin açık çatışmaya sürüklenebileceğine işaret ediyor

24 Mar 2026 - 13:13 YAYINLANMA
Wall Street Journal: Suudi Arabistan ve BAE savaşa katılmak üzere

ABD’nin Basra Körfezi’ndeki müttefikleri, İran’a karşı yürütülen askeri harekata doğrudan katılmaya bir adım daha yaklaştı. Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ekonomilerini hedef alan saldırıların artması ve Tahran’ın Hürmüz Boğazı üzerinde uzun vadeli nüfuz kurma riskinin yükselmesi üzerine daha sert önlemler almaya başladı.

Wall Street Journal'a göre bu adımlar, Washington’un İran’a yönelik hava saldırılarını kolaylaştırırken, Tahran’ın finansal kaynaklarını hedef alan yeni bir cephe de açıyor. Ancak Körfez monarşileri henüz açık biçimde savaşa dahil olma eşiğini geçmiş değil. Buna rağmen İran’ın artan baskısı, bölge liderlerini bu çizgiye giderek yaklaştırıyor.

Suudi Arabistan’dan kritik üs kararı

Konuya yakın kaynaklara göre Suudi Arabistan, ABD güçlerinin ülkenin batısındaki Kral Fahd Hava Üssü’nü kullanmasına izin verdi. Riyad yönetimi savaş öncesinde hava sahasının ve askeri tesislerinin İran’a yönelik saldırılarda kullanılmayacağını açıklamıştı. Ancak İran’ın başkent Riyad ve kritik enerji altyapılarını hedef alan füze ve İHA saldırıları bu pozisyonu değiştirdi.

Veliaht Prens Muhammed bin Selman’ın caydırıcılığı yeniden tesis etmek amacıyla doğrudan saldırılara katılma kararına yakın olduğu belirtiliyor. Kaynaklar, Suudi Arabistan’ın savaşa dahil olmasının “zaman meselesi” olduğunu ifade ediyor.

Suudi Dışişleri Bakanı Faysal bin Ferhan da geçen hafta yaptığı açıklamada, “Suudi Arabistan’ın İran saldırılarına karşı sabrı sınırsız değil” diyerek sert bir mesaj verdi.

BAE İran bağlantılı varlıklara yöneldi

Birleşik Arap Emirlikleri ise İran’a karşı ekonomik cephede baskıyı artırıyor. BAE yönetimi, İran rejimiyle bağlantılı olduğu belirtilen kurumlara yönelik operasyonlar başlattı.

Bu kapsamda Dubai’de faaliyet gösteren İran Hastanesi ve İran Kulübü’nün kapatıldığı bildirildi. Yetkililer, bu kurumların İran Devrim Muhafızları’yla bağlantılı faaliyetlerde bulunduğunu ve BAE yasalarını ihlal ettiğini açıkladı.

Uzun yıllardır İranlı şirketler ve bireyler için finans merkezi konumunda olan BAE, milyarlarca dolarlık İran varlığını dondurabileceği uyarısında da bulundu. Bu tür adımların, yaptırımlar ve yüksek enflasyonla mücadele eden İran ekonomisinin dış finansmana erişimini ciddi biçimde kısıtlayabileceği değerlendiriliyor.

Sahadaki gerçekler farklı

Körfez ülkeleri kamuoyuna açık açıklamalarında İran’a yönelik saldırılara katılmayacaklarını ve hava sahalarını kullandırmayacaklarını söylese de sahadaki tablo daha karmaşık.

Doğrulanan görüntüler, İran’a yönelik bazı kara konuşlu füze saldırılarının Bahreyn’den gerçekleştirildiğini ortaya koyuyor. Ayrıca ABD’li yetkililer, Suudi Arabistan’daki Prens Sultan Hava Üssü’nde bulunan beş ABD yakıt ikmal uçağının İran saldırısında hasar gördüğünü açıkladı.

ABD ordusu ise Arap ülkelerinin operasyona katılım düzeyi hakkında yorum yapmaktan kaçındı.

Hürmüz Boğazı gerilimi tırmandırıyor

Gerilimi artıran en kritik başlıklardan biri Hürmüz Boğazı. İran’ın savaş sonrası bu stratejik su yolunun işletilmesinde söz sahibi olmak istediği ve Süveyş Kanalı benzeri geçiş ücretleri talep etmeyi gündeme getirdiği belirtiliyor.

Tahran yönetimi son dönemde boğazdan geçen gemilere yönelik saldırılar düzenlerken, bazı gemilere geçiş izni vererek seçici bir kontrol uyguluyor. Bu durum, küresel enerji arzı açısından kritik öneme sahip boğazın güvenliğini tartışmalı hale getiriyor.

Körfez ülkelerine yoğun saldırılar

İran son haftalarda Körfez ülkelerine yönelik saldırılarını artırdı. Lüks oteller, havaalanları, rafineriler ve yakıt depoları hedef alındı. Sadece BAE’nin 2 binden fazla saldırıyı püskürtmek zorunda kaldığı bildirildi.

Katar’daki Ras Laffan enerji tesisine yönelik saldırı da bölgedeki tansiyonu daha da yükseltti. Doha yönetimi saldırıyı “ulusal güvenliğe doğrudan tehdit” olarak nitelendirdi.

Washington’a baskı artıyor

Körfez liderlerinin, ABD Başkanı Donald Trump ile yaptıkları görüşmelerde İran’ın askeri kapasitesinin tamamen yok edilmesi yönünde baskı yaptığı belirtiliyor. Bölge ülkeleri, savaşın yarım bırakılmasının İran’ı daha da güçlendireceğinden endişe ediyor.

Ancak aynı zamanda Washington üzerindeki etkilerinin sınırlı olması da hayal kırıklığı yaratıyor. Uzun süredir ABD ile yakın güvenlik ilişkileri kuran Körfez ülkeleri, karar süreçlerinde yeterince söz sahibi olamadıklarını düşünüyor.

“Zayıf müttefik” açmazı

Uzmanlara göre Körfez ülkeleri, daha güçlü bir müttefike bağımlı olmanın klasik açmazını yaşıyor. ABD’nin daha saldırgan bir çizgi izlemesi, bölge ülkelerini istemedikleri bir savaşa sürüklenme riskiyle karşı karşıya bırakıyor.

Öte yandan İran’ın artan saldırıları ve bölgesel nüfuz arayışı, bu ülkeleri askeri karşılık vermeye giderek daha fazla zorluyor.

Ortaya çıkan tablo, Körfez ülkelerinin yıllardır sürdürdüğü denge politikasının çöktüğünü ve bölgenin daha geniş çaplı bir savaşa sürüklenme ihtimalinin güçlendiğini gösteriyor.

YORUMLAR

Maksimum karakter sayısına ulaştınız.

Kalan karakter: