Ünal Ersözlü, O haberlere Tepki Gösterdi

Gazeteci Yazar ve Şair Ünal Ersözlü, Sabah gazetesi ege Bölge Temsilciliği görevinde iken aldığı davetle katıldı ve bir gazetecilik faaliyeti olarak yer aldığı ziyaretin çarpıtılarak kendisi ve bazı meslektaşları hakkında bir algı oluşturulmasına tepki gösterdi. Ersözlü, bazı haber siteleri ve sosyal medyada yer alan eleştirilere tepki gösterdi.

10 Ağu 2016 - 09:50 YAYINLANMA
Ünal Ersözlü, O haberlere Tepki Gösterdi

Gazeteci Yazar ve Şair Ünal Ersözlü, Sabah gazetesi ege Bölge Temsilciliği görevinde iken aldığı davetle katıldı ve bir gazetecilik faaliyeti olarak yer aldığı ziyaretin çarpıtılarak kendisi ve bazı meslektaşları hakkında bir algı oluşturulmasına tepki gösterdi. Ersözlü, bazı haber siteleri ve sosyal medyada yer alan eleştirilere ilişkin yaptığı yazılı açıklamada şu görüşlere yer verdi:

 

MESLEKTAŞLARIMA AÇIKLAMA

 

"Bazı meslektaşlarımı da kapsayan, kişilik ve mesleki duruşumuza yönelik karalayıcı yayınlar karşısında, tamamen sadece şahsıma ait aşağıdaki açıklamayı, meslek sorumluluğum gereği; siz değerli meslektaşlarımın ve kamuoyunun bilgisine sunarım.

 

Gerek yayın organları, gerekse bazı internet sitelerinde, ayrıca sosyal medya hesapları üzerinden, 2011 yılında çekilmiş bir fotoğraf sebebiyle (bir grup meslektaşımızı da kapsayan) itibar zedelemeye, kişileri değersizleştirmeye yönelik, karalayıcı bir üslup ile olumsuz bir propaganda sürdürülmektedir. Söz konusu fotoğraf, geçmiş yıllarda da sık sık gündeme getirilmiştir. Üstelik gündeme getirilirken, hiçbir şekilde tarafımdan görüş alınmamıştır.

Hepimizi çok çok üzen, lanetlediğimiz; halka kurşun sıkılıp, gazi Meclisi bombalayan Fetocuların, haince, alçak darbe kalkışmasından sonra ise ne çok tesadüftür ki; bu fotoğraf üzerinden olumsuz algı yaratmaya, şaşırtarak resmen hedef göstermeye yönelik girişimler, gündeme getirilmiştir. Samimi bir eleştiri dışında, süreç kötülük yapmaya yönelik karalama kampanyasına dönüşünce, aşağıdaki noktalara değinmem zorunluluk halini almıştır:

 

 

 

-Aralarında benim de bulunduğum bir grup gazetecinin, 2011 yılında Yamanlar Okulu’nun bir daveti ile Amerika’ya gittiğimiz doğrudur. Ben ve diğer arkadaşlarımız, (elbette bilgisine tanık olduğum kadarıyla) temsil ettiğimiz gazete ve kurumlar ile bu davet önerisini paylaşmış olup; davet gazetecilik faaliyetimizin bir parçası olarak görüldüğü için, katılmamız yönünde mutabakata varılmıştır.

 

-Davet, bazı mecralarda yazıldığı gibi, şatafatlı ortamda gerçekleşmemiştir. Kısa zamanlı yolculuğa, THY’nin en ekonomik uçuş biletleri ile katılınmış, Amerika’nın birbirine yakın üç kentindeki apart otellerde konaklanılmıştır. Yine bazı kişilerin yazılarında belirttiği "davet eden kurumdan harcırah alındığı" karalaması ise vicdansızca, alçakça bir yalandır.

 

 -Davet sahipleri, o dönem için devlet ve Türkiye ile iletişimi bulunan; (demokrasi, halk düşmanı hain yüzü şimdilerde daha da net ortaya çıkan) Fethullah Gülen ile kısa bir görüşme organize etmeyi önermiştir. Her gazetecinin, meslek refleksi ile kabul etmesi olası bu öneri; davet sahiplerinin görüşmenin “kısa olacağı ve siyaset konuşulmayacağı” şartıyla kabul edilmiştir.

 

 -Görüşme bir çay içimi süresinde gerçekleşmiştir. Bu süreçte soru sormamamız istenmiştir. Ayrıca görüşme esnasında soru sorulacak bir ortam oluşturulmamıştır. Bu duruma neden olarak, o süreçte hain Feto’nun “sağlık durumu olumsuzluğu” gösterilmiştir. Görüşmede ancak ağırlıklı olarak mekânsal bir izlenim edinilebilinmiştir. Bir gazetecinin (hele ki o dönemin koşullarında) mesleği gereği görüşme yapacağı kişiyle ırk, din, dil, mezhep vs... ayırt etmeksizin görüşmesinin normal olduğunu hatırlatmaya bile gerek yoktur.

 

  -Ayrıca oraya gidilmesi haricinde, ortada haber değeri taşıyabilecek hiçbir diyalog olmaması nedeniyle, görüşme gündeme alınmamış, yazılmamıştır. Durum gazete merkezlerimize de sorulmuş, bu doğrultuda bir yazı yazılmasıyla ilgili tarafımıza hiçbir talep gelmemiştir. Amerika izlenimlerimizi ise ben ve birkaç arkadaşımız kaleme almıştır. Yine dönüşümde çevreme seyahat ile ilgili şeffaf bir anlatım üslubum olmuştur; buna tüm çalışma arkadaşlarım, ekibimde şahittir. 

 

-Tarafımca bugüne kadarki duruş ve yazılarımda, Fethullah Gülen ile ilgili övücü tek bir satır bile yoktur. (Bildiğim kadarıyla diğer meslektaşlarımın da böyle yazıları olmamıştır.) Bu görüşme, şahsım açısından (belki diğer arkadaşlarım için de geçerlidir) kişisel gazetecilik hafızasına düşülmüş bir not olarak görülmüştür.

 

-Ayrıca gazetecilik mesleğinde, içeriği haber değeri açısından yeterli olmayan bir görüşmeyi; ille de zorlayarak yazılı metine çevirmek gibi bir kural da yoktur. Sonuçta, hırsızlık ya da ahlaksızlık yapmadık, rüşvet almadık! Mesleğimizde her gazetecinin başına gelebilecek bir süreç yaşanmıştır. Çarpıtılan gerçek, aslında tamamen böyledir.

 

 -Bu tablo karşısında, kamuoyunu yanıltarak, üstelik defalarca, ismimizi kullanarak adeta karanlık bir amaç taşıyormuşuzcasına gösterilmeye çalışılmak; çizgi ve duruşu belli insanları, Fetö yanlısı gibi sunmak, insanlık açısından çok düşündürücü, hukuki açıdan ise suçtur. Ayrıca; bu haberleri yaymak, sosyal medyada gündeme taşımak, bilinmelidir ki belki de hiç farkında olmadan, hedef şaşırtmaya yönelik ciddi bir manipülasyon ile aynı anlamı taşımaktadır.

 

 -Darbecilerin yaptıkları kumpasları, yıllardır insanları nasıl oyuna getirdiklerini, masum insanlara nasıl acı çektirdiklerini, hep birlikte görüyoruz. Sizce "Bir fotoğraf üzerinden yürütülen bu kampanyanın, aynı kumpas anlayışından acaba ne farkı vardır?"

 

-Bu bağlamda, herkes vicdanlı ve duyarlı olmalıdır. Değerli meslektaşlarımızın, meslektaşlarını bu kadar kolay harcama yoluna gitmemesi gerekliliğine inanıyorum. Hayatın ve olayların perde gerisine bakmadan, yargısız infazla, iyilik duygumuzu böylesine acımasızca yok etmelerini şiddetle eleştiriyorum. Sosyal medyada bu fotoğrafı paylaşanları; fotoğrafa sadece görüşme esnasında çekilen bir fotoğraf olma durumu dışında başka başka anlamlar yükleyerek, duruma esrarengiz bir hava katmaları hususunda ki kararlılıklarından dolayı, vicdanlarıyla bir kez daha muhasebe yapmaya davet ediyorum. Yaşamımı tanımayan insanların hakkımda olumsuz yorum yapmadan önce, 57 yıllık hayat hikayemi iyice gözden geçirmelerini öneriyorum.

 

-Dikkate alınmalıdır ki; bundan böyle ismimin geçtiği herhangi bir yayın organında ve/veya sosyal medyada yürütülmeye çalışılan hedef gösterici; şahsiyetime, onuruma ve duruşuma yönelik tamamen kirli bu kampanyaya destek veren kelimeler ve/veya tahrik edici cümlelerin mesaj ve paylaşımları halinde; muhatabı kişilere tamamen yanıtsız kalacağımı, sürdürülmesi halinde ise gerekli hukuki süreci başlatacağımı hukukun üstünlüğüne inanarak sunuyorum.

 

Gerek meslek yaşantımın, gerekse hayata bakışımın temelinde şeffaflık, iyilik, dürüstlük, saygı, ahlaklı ve demokrat olma ilkeleri yatmaktadır. Bu ilkeler olmadan yaşamda nefes almam mümkün değildir. Bu sebepten dolayı, memlekette bu kadar ciddi, trajik sorun varken, böylesi hayal ürünü bir meseleyle insanların meşgul edilmesine de samimi olarak çok üzüldüğümü belirtmek isterim."

 

 Konuyu duyarlı insanların bilgi ve ilgisine arz ederim.

 

 Saygılarımla,

YORUMLAR

Maksimum karakter sayısına ulaştınız.

Kalan karakter: