Türkiye İlk Kez Avrupa Birincisi Oldu

Egelobisi muhabiri Süheyla PAKSOY’ un bu haftaki ropörtaj konuğu Ege'nin Marka Doktoru olarak bilinen Süleyman ZEMİN oldu. Ticaretin en önemli adımlarından olan Markalaşma konusunda yaşanan gelişmeleri anlattı.

21 Ara 2015 - 21:43 YAYINLANMA
Türkiye İlk Kez Avrupa Birincisi Oldu

Egelobisi. com muhabiri Süheyla PAKSOY’ un bu haftaki ropörtaj konuğu Ege'nin Marka Doktoru olarak bilinen Destek Patent Ege Bölge Müdürü Süleyman ZEMİN oldu. Ticaretin en önemli adımlarından olan Markalaşma konusunda yaşanan gelişmeleri anlattı. Osmanlıda Alameti Farika kanunu ile başlayan marka yolculuğunda yakın tarihimizde ‘Başımıza İcad Çıkarma’ kavramıyla bütünleşen ve bu yolculukta çok gerilerde kalan Türkiye’de son yıllarda istenilen düzeyde olmasa da icad çıkaranların sayısı giderek artıyor. İcad çıkarmakla kalmayan Türkiye, 1 yılda 120 bin marka başvurusu ile Fransa’yı geçerek Avrupa’da birinci oldu. Marka Doktoru Süleyman Zeminle Marka Patent yolculuğunda başarı ve başarısızlık nedenlerini ve bugün ülkemizin geldiği noktayı konuştuk.

 

MARKA YOLCULUĞU 1871’DE BAŞLADI

Markalaşma nerede ve ne zaman başladı.

1871 yılında dünyada ilk  Alameti Farika kanunu çıkaran ülke olarak  biz, o zamandan bugüne kadar yıllarımızı boş geçirmişiz, Ne yazık ki markalaşma açısından, patent açısından sanayi mülkiyet açısından yıllarımız boş geçmiş..

 

Bugüne baktığımızda son durum nedir?

Özellikle son on yılda çok ciddi gelişmeler oldu. Bireysel olarak kişilerin finansal kaynaklara ulaşması, kolay ticaret yapabilir imkanlar kazanması,  ticaretin bir sonraki ve en önemli adımı olan markalaşma ile ilgili çok güzel gelişmeler yaşanmasına neden oldu.

 

 

TARAF OLUNAN ANLAŞMALAR MARKALARA BÜYÜK KOLAYLIK SAĞLADI

Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası anlaşmalar marka güvencesinde kolaylıklar sağladı mı?

Türkiye’nin taraf olduğu Uluslararası marka paten anlaşmaları var. Bu anlaşmalar kapsamında siz bir işadamı olarak markanızı Madrid Protokolü, çerçevesinde 94 ülkede tek bir başvuru ile tek bir ücret ödeyerek, bir belge üzerinde tescil edebiliyorsunuz. Ayrıca Avrupa Topluluk Markası (CTM) ile 28 ülkede tek bir belge ile marka tescili yapılabiliyor. Ülkemizin taraf olduğu bu anlaşmalar ile ülkemizdeki markalar yurtdışında kolay tescil edilebilir özelliğe kavuştu.

 

 

1 YILDA 120 BİN MARKA BAŞVURUSU İLE AVRUPA BİRİNCİSİ OLDUK

Markalaşmada dünya sıralamasında nasıl bir yere sahibiz?

Bu konuda,  2014 yılında çok güzel bir gelişme yaşandı. Türkiye, 1 yılda 120 bin marka başvurusu ile Fransa’yı geçerek birinci oldu. Dolayısı ülkemizde marka sayıları sürekli yükseliyor.

 

Markalaşmanın ve marka sayısının arttığını ve marka başvurusunda Avrupa birincisi olduğumuzu belirttiniz. Peki Türkiye yeni buluşlar noktasında nerede?

Yeni buluşlarda da hepinizin bildiği gibi eski yıllarda işletmelerimizde, üretim yapan şirketlerimizde Ar-Ge departmanları yoktu.  Bu Ar-Ge departmanları sürekli gider kalemi ile karşı karşıya oldukları için patronlar buralara para harcamamakta ısrar ediyorlardı. Ancak artık dünyada şu çok iyi görüldü ki innovasyon yapmayan ticarette kalıcı olamıyor. Dolayısı ile yenilik yapan patentli ürün üreten firmaların kazançlarının diğer firmalara oranla artmış olması sebebi ile tüm üreticiler bu alana yönelmeye başladı. Yani artık kendi işletmelerinde bir araştırma geliştirme departmanı kuruyorlar. Bunu da geliştirmek için ellerinden gelen gayreti sarf ediyorlar.

 

 

TUBİTAK VE KOSGEB’İN DESTEKLERİNDEN FAYDALANMALI

Devletin bu konudaki teşvik ve destekleri nelerdir?

Patentlerle ilgili rakamların yükselmesindeki en büyük gelişmelerden birisi de devletin son yıllarda çok güzel teşvikler vermesidir.  KOSGEB ve TÜBİTAK teşvikleri var. Özellikle TÜBİTAK’ın teşvikleri var ki. Siz TÜBİTAK’a başvuruyorsunuz onun resmi harçlarını KOSGEB ve TÜBİTAK karşılıyor. Patentinizi dünya genelinde koruma altına alacaksanız.  200 - 300 bin liralık masrafını da raporun temiz gelmesi şartı ile TUBİTAK karşılıyor.  Birde ekonomi Bakanlığı, yurtdışı marka tescilinde yapılan harcamanın %50’sini firmaya iade ediyor. Bu da çok ciddi sayıda markanın şu anda diğer ülkelerde tescil edilmesine ve rakamların giderek artmasına neden oluyor.

 

Dünya çapında tanınan markalarımız var mı? Bu konuda neler söylemek istersiniz?

Tabi bu gelişmeler çok iyi olmasına rağmen maalesef bir dünya markası oluşturamıyoruz... Bizim şu anda en büyük sıkıntımız. Bugün çok küçük ülkelerin bile örneğin bir Finlandiya'nın bile dünyaca tanınmış 10-12 tane markası varken bizim halen dünyaca bilinen bir markamızın olmayışı, bizi üzüyor.

 

 

EN BÜYÜK SORUN KURUMSALLAŞAMAMAK

Uluslararası alanda markalarımızın başarılı olamamasının nedenleri nelerdir?

Bunun iki tane sebebi var. Birincisi dünya markası olabilme ihtimali olan markalarımızın yurtdışındaki hemcinsleri ile rekabet etmede zayıf düşmeleri. İkincisi şirketlerimizin kurumsal olmayışı. Şirketlerimizin kurumsal olmayışı en ciddi sorunlardan bir tanesi, hatta devlet desteğinden, çok daha ötede bir sorun. Siz dünya standartlarında kurumsal bir şirketseniz iç düzeniniz, insan kaynaklarınız, kalite departmanınız, Ar-ge bölümünüz, müşteri ilişkileri, satış sonrası hizmetleriniz eğer dört dörtlük dünya standartlarında ise o zaman bir dünya markası olabilirsiniz. Bugün dünya markası olan firmalara baktığımızda,  bu saydığımız özelliklerin, yapıların çok güzel kurgulandığını görüyoruz. Ayrıca bu firmalara baktığımızda halen kazandıkları paranın çok büyük bir bölümünü reklama harcadıklarını görüyoruz.

 

İŞADAMLARIMIZ TANITIMA KAYNAK AYIRMAKTA CİMRİ DAVRANIYOR

Ülkemizdeki şirketlerde durum nasıl?

Dışarıda bizim iş adamlarımızın ticarete bakışlarının tam tersine bir bakış var. Bizde hala işadamlarımız reklama tanıtıma kaynak aktarmakta çok cimri davranıyor. Örneğin Coca Cola’ya baktığımızda dünyanın en güçlü markası olmasına rağmen halen kaynaklarının, gelirinin yüzde 20 yüzde 30'unu reklama tanıtıma aktardığını görüyoruz. Oysa tanıtıma reklama ihtiyacı var mı?. Yok. Ama tüketicinin zihninde sürekli yer edinebilmeniz için reklam olmazsa olmazlardan bir tanesi ..

 

 

TARİŞ, DÜNYA ÇAPINDA BİR MARKA OLABİLİRDİ

Dünya markası olabilecek potansiyele sahip Türk markaları var mı? Başarılı örneklerde durum nasıl?

Yeterli olmasa da başarılı markalarımız elbette var. Ancak, ne yazık ki tam kurumsallaşmamaktan kaynaklı sorunlar var. Meslela Gıda alanında TARİŞ, dünya çapında bir marka olabilirdi. Ama demin saydığımız o kısır yönetim, sürekli içinde kavga eden yapıların olması, dünya markası olma yolunda markaları çok büyük sekteye uğratıyor. Maalesef var olan potansiyel değerlendirilemiyor.

 

 

DÜNYACA BİLİNEN TANINMIŞ MARKAMIZ YOK

Bundan sonra yapılması gerekenler ile ilgili neler söylemek istersiniz?

Bizim ne yapıp edip, önümüzdeki 5 yıl içerisinde bir dünya markası oluşturmamız lazım. 80 milyon nüfusun, 2 milyon 500 bin girişimcisi olan ticaret ile uğraşan Anonim şirket, Limited şirket, Şahıs şirketi olan bir ülkede, halen dünyaca bilinen bir markanın olmayışı çok büyük bir eksikliktir.  Yani Dünya ekonomisinin ilk 10'unu hedefliyorsunuz. 280 ülke var. Onuncu büyük ekonomi olacağız diyorsunuz. Ama dünyaca bilinen tanınmış meşhur bir markanız yok. Bu çok ciddi bir eksiklik..

 

İZMİR VE EGE’DE AYDA 8 BİN MARKA BAŞVURUSU

Ege ve İzmir'e geldiğimizde durum ve rakamlar nasıl?

Ege ve İzmir’e geldiğimizde çok büyük markalaşmalar başladı.  Rakamlar çok iyi.  Ayda 7-8 bin marka başvurusu var. Ancak, 1 yılını tamamlamadan bu yarıştan kopanlarda başaranlarda oluyor.  Özellikle KOBİ’lerin son yıllarda markalaşmaya çok önem verdiğini görüyoruz. Bu çok güzel bir gelişme. Endüstriyel tasarım, ürünlerin tasarımında İzmir, Tekstil de Denizli tasarımlarıyla öne çıkıyor.  Şu an bilinç seviyesi çok iyi durumda olsa da hala bazı sıkıntılar görüyoruz.  Kısıtlı finansal kaynaklarda bu konu da büyük sorun. Kısıtlı finansal kaynaklarla işletmeler zorlanıyorlar.  Onlara da kooperatif mantığı ile bir araya gelip, güçbirliği oluşturmayı ve e- ticareti öneriyoruz.

 

 

 

TAKLİT MARKALARDA ÇİN’DEN SONRA GELİYORUZ

Türkiye marka taklidi konusunda iyi bir sınav vermiyor.  Marka taklitleri konusunda neler yapılmalı?

Taklit markalarda ülke olarak ne yazık ki Çin'den sonra ikinci sıradayız. Artık bunu terk etmeliyiz. Çünkü taklit sizin sanayinizin, ticaretinizin gelişmesi için bir aşamaya kadar iyiyken, o süreyi uzatırsanız. Bu sefer sizin ekonominize zarar verir. Katma değeri düşük ürünler peşinde koşup gidersiniz. Ülke ekonomisine bir değer üretemezsiniz. Bugün İsrail dediğimiz ülke, tonu 250 USD'nin altındaki ürünleri üretmiyor. Bana faydası yok ben hammaliye yapmam diyor. Dolayısı ile bizim bu taklitçilikten vazgeçmemiz gerekiyor. Yasal cezai müeyyidelerin arttırılması ağırlaştırılması gerekiyor ki, insanlarımız vazgeçsin. Yeni ürünlerin, yeni fikirlerin peşinde koşup ülke ekonomisine fayda sağlasın diyoruz. Kolay para kazanma isteğinden girişimcilerimizin vazgeçmesi lazım.

 

FİRMALAR HAZIR MARKAYA YÖNELİYOR

Son yıllarda satılık markalarda artış gözlemleniyor.  Şirket sahiplerine neler tavsiye edersiniz?

Evet son yıllarda satılık markalarda bir artış gözlemliyoruz. Üreticiler, projeleri olan firmalar hazır markaya yöneliyorlar. Bu şekilde projeyi alıp hemen hayata geçiriyorlar. Çünkü ilk 1 yıl, bir sürü riskler taşıyor. Yola çıktığınız markanın tescil edilmeme ihtimali var. Bu nedenle hazır markayı alıp, yola devam eden iş adamı sayısı yükseldi. Satılık marka, eğer projenize uygunsa, ürünle özdeşleşen bir marka ise, çok başarılı oluyor.

 

YORUMLAR

Maksimum karakter sayısına ulaştınız.

Kalan karakter: