Turizmde Küresel Gelişmler Konuşuldu

İzmir, turizm sektörünün kalbinin attığı önemli bir buluşmaya ev sahipliği yaptı. Sevmedya Yayın Grubu ve Ege Fark Yaratanlar Derneği iş birliğiyle düzenlenen “Turizmde Küresel Gelişmeler” çalıştayı, Swissotel Büyük Efes İzmir’de geniş bir katılımla gerçekleştirildi.

03 May 2026 - 19:07 YAYINLANMA
03 May 2026 - 19:22 GÜNCELLEME
Turizmde Küresel Gelişmler Konuşuldu

İzmir, turizm sektörünün kalbinin attığı önemli bir buluşmaya ev sahipliği yaptı. Sevmedya Yayın Grubu ve Ege Fark Yaratanlar Derneği iş birliğiyle düzenlenen “Turizmde Küresel Gelişmeler” çalıştayı, Swissotel Büyük Efes İzmir’de geniş bir katılımla gerçekleştirildi.

Kamu ve özel sektör temsilcilerinin bir araya geldiği etkinlikte, turizmin bugünü ve geleceği mercek altına alındı.

Çalıştayın açış konuşmasını yapan Sevmedya Yönetim Kurulu Başkanı Prof.Dr.Erkan Sevinç “Sağlık ve Tarım çalıştaylarının gördüğü ilgi üzerine değişik sektörlere yönelik toplantılar yapmaya devam ediyoruz. Bugün burada turizmin geleceğini çok önemli isimler dile getirecek. Umarım söylenenler havada kalmaz, karar vericiler tarafından hayata geçirilir” dedi.“Bir şehri farklı kılan mutfağı, hikâyesi ve yaşam kültürüdür.”

Organizasyon kapsamında bir konuşma gerçekleştiren İzmir Kent Konseyi Başkanı Özgür Topaç, kentin turizm vizyonuna ve yerel yönetimlerin bu süreçteki rolüne dair değerli görüşlerini paylaştı.

Topaç Turizm artık sadece bir sektör değil şehirlerin kimliğini, ekonomisini ve geleceğini şekillendiren çok katmanlı bir alan. Bugün burada konuştuğumuz  “turizmde küresel gelişmeler”in ötesinde asıl sorumuz şu.. Değişen dünyada şehirler kendini nasıl konumlandıracak? Çünkü artık rekabet ülkeler arasında değil, şehirler arasında yaşanıyor. Ve bu rekabette öne çıkanlar sadece güzel olanlar değil, anlam üretenler oluyor. İzmir tam da böyle bir eşikte duruyor. Tarihiyle, kültürüyle, doğasıyla ve yaşam biçimiyle ziyaret edilmenin ötesinde deneyimlenen bir şehir ve dahası da olma potansiyeline sahip. Ama bu potansiyel kendiliğinden gerçeğe dönüşemez. Bunun için üç temel başlığa birlikte bakmayi öneriyorum:

Birincisi: Sürdürülebilirlik.Çevresel, ekonomik ve toplumsal. Doğayla uyum varsa, kaynaklar verimli kullanılıyorsa, toplumun refahı hedeflenmişse gelecek vardır. Yoksa turizm, sadece geçici bir kazançtır. Düşününce Kadim Bergama, Helenden Romaya, Bizanstan Selcukluya Osmanlıya binlerce yıllık hafızasıyla şunu hatırlatıyor: Bir kent, geçmişini çevresini ve kaynaklarıni koruduğu ölçüde geleceğini kurar.

İkincisi: Yerellik. Kopyalanan değil, kendine özgü olan değer kazanır.Bir şehri farklı kılan; mutfağı, hikâyesi ve yaşam kültürüdür. Yine İlk aklıma gelen Yeşil Tire, yüzlerce yıllık üretim kültürünü doğayla birlikte yaşatarak bize şunu gösteriyor: 5 bin kişilik pazarı, nitelikli el sanatlari, tarihi dokusu ile yerellik, bir tercih değil; bir zorunluluktur.

Üçüncüsü: Katılım. Turizm, sadece bu sektörün ve girişimcisinin işi değildir. Bir şehirde turizm gelişecekse, o şehirde yaşayan herkes bu sürecin parçası olmalıdır. Bakınız, Gurme merkezi Urla.. Üreticiden esnafa uzanan katılımcı yapısıyla gösteriyor ki birlikte üretildiğinde turizm, bir sektör değil; bir yaşam kültürü haline gelir. Ve tüm bunların sonunda şunu görüyoruz: Asıl mesele parçalar değil, bütündür. Ve ben inanıyorum ki… Güzel İzmir, geleceğini birlikte yazacaktır. Turizmde küresel gelişmenin başat şehirlerinden olmaya devam edecektir.”şeklinde konuştu.

Güman Kızıltan’a “Onur Ödülü”

İlkay Kıyak’ın sunumuyla gerçekleşen organizasyonda protokol konuşmalarının ardından, sektöre kattığı değerlerle tanınan duayen turizmci Güman Kızıltan’a “Onur Ödülü” takdim edildi. Ödül töreni, katılımcılar tarafından uzun süre alkışlandı. Kızıltan konuşmasında ülke turizmine katkılarından söz etti ve vefa duygusuna teşekkür etti.

“Dijital platformlar, sosyal medya ve yapay zekâ seyahat kararlarını ciddi biçimde etkiliyor”

Çalıştayda bir konferans veren İzmir Katip Çelebi Üniversitesi Öğretim Üyesi ve İzmir Gastronomi Derneği Başkanı Prof.Dr.Volkan Altıntaş dünya turizminin pandemi sonrası yeniden güçlü bir büyüme sürecine girdiğini belirterek, Türkiye’nin 2025 yılı itibarıyla yaklaşık 64 milyon ziyaretçi ve 65,2 milyar dolar turizm geliri ile önemli bir başarıya ulaştığını ifade etti ve Türkiye’nin artık yalnızca deniz, kum ve güneş destinasyonu olarak değil; gastronomi, kültür, sağlık, doğa ve deneyim odaklı turizm alanlarında da güçlü bir marka haline geldiğine dikkat çekti.

Konuşmasında Altıntaş özellikle yeni nesil turist davranışları üzerinde durdu. Günümüz turistlerinin artık standart paketlerden çok kişiselleştirilmiş deneyimlere yöneldiği, sürdürülebilirlik, otantik yaşam deneyimi ve yerel kültür unsurlarını daha fazla önemsedikleri ifade etti. Bu kapsamda dijital platformların, sosyal medyanın ve yapay zekâ destekli sistemlerin seyahat kararlarını ciddi biçimde etkilediği vurgulandı.

Sunumda ayrıca yapay zekâ uygulamalarının turizm sektöründe rezervasyon sistemlerinden müşteri deneyimine, veri analizinden destinasyon yönetimine kadar birçok alanda dönüşüm yarattığı belirtildi. Altıntaş büyük veri analizi, akıllı destinasyon yönetimi ve dijital pazarlama uygulamalarının geleceğin turizm rekabetinde belirleyici unsurlar arasında yer aldığını ifade etti.

“Kültür Turizmi ön planda olmalıdır”

“Turizmin Geleceği Geleceğin Turizmi” başlıklı panelde, sektörün önemli temsilcileri bir araya geldi. Türkiye Skal Başkanı Emre Gezgin’in yönettiği panele Çestob Başkanı Orhan Belge, Türsab Yönetim Kurulu Üyesi Kıvanç Meriç  ve Swissotel Büyük Efes İzmir Genel Müdürü Rıza Elibol konuşmacı olarak katıldı.

Panelistler, turizm sektörünün yakın gelecekte nasıl bir dönüşüm geçireceğini de tartıştı. Oturumda özellikle sürdürülebilirlik, dijital dönüşüm, kişiselleştirilmiş seyahat deneyimleri ve çevresel sorumluluk gibi konular üzerinde duruldu. Türkiye’nin özellikle Ege Bölgesi’nin bu yeni dönemde nasıl daha rekabetçi bir konuma gelebileceği konusunda görüşler paylaşıldı.

Çeşme Otelciler ve İşletmeciler Birliği Başkanı Orhan Belge Sürdürülebilir Turizm prensipleri çerçevesinde tematik turizm kanalları içinde Termal Turizmin İzmir hinterlandında turizm gelişimine etkisinden söz ederek sezonun 12 aya nasıl yayılabileceğini anlattı.

Türkiye Seyahat Acenteleri Birliği Yönetim Kurulu Üyesi Kıvanç Meriç Turizm Gelecek Vizyonu’nda kültür turizminin daha fazla pay almasına yönelik çalışmalardan ve  bölge turizmine ne gibi fırsatlar yaratacağından söz etti

Swissotel Büyük Efes İzmir Genel Müdürü Rıza Elibol “Turizm istihdamında kalifiye çalışan eksikliğini  Corona Dönemi’nde başlayıp günümüze kadar belirgin bir şekilde süreklilik gösterdiğini biliyoruz. Bu konuda çok sıkıntı yaşıyoruz” dedi.  Sorunun çözümlerini eğitim kalitesinde ve akademik akreditasyon eksikliğinde aramamız yanısıra gençlerin aceleciliğinden söz ederek kendisinin bell boy olarak işe başladığını aşama aşama genel müdürlüğe kadar geldiğini ifade etti.

Panelin moderatörü Türkiye Skal Başkanı Emre Gezgin  turizm sektöründe sürdürülebilirlik, yerel kalkınma, kültürel mirasın korunması ve yenilikçi teknolojilerin etkin kullanımı konularında kamu, üniversite ve sektör iş birliklerinin önemine vurgu yaptı.

“Harika ürünler var ama ortak bir çatı yok”

Çalıştayın ikinci paneli, son yıllarda büyük ivme kazanan gastronomi turizmi konusunda gerçekleşti. Moderatörlüğünü Akademisyen Prof. Dr. Seda Genç’in yaptığı panelde gazeteci yazar Nedim Atilla, İtaltur Genel Müdürü Hande Arslanalp  ve Michelin Yıldızlı Şef Osman Sezener konuşmacı olarak yer aldılar.

 

Panelde Ege mutfağının zenginliğinin turizmde nasıl daha etkili kullanılabileceği ve seyahat edenlerin artık sadece deniz-kum-güneş değil, benzersiz lezzet deneyimleri de aradığı vurgulandı. Yerel ürünlerin tanıtımı, şeflerin rolü, restoranların destinasyon markalaşmasındaki önemi ve gastronomiyle bütünleşmiş seyahat paketlerinin yükselişi gibi konuları detaylı şekilde ele alındı.

 

Gazeteci yazar Nedim Atilla “İzmir, Ege mutfağının zenginliği, zeytinyağı, otlu yemekler, deniz ürünleri, sokak lezzetleri ve tarihi mirasıyla gastronomi turizmi açısından önemli bir potansiyele sahip. Son yıllarda düzenlenen çalıştaylar, festivaller ve uluslararası rehberlerde yer alan restoranlarla bu potansiyel giderek daha görünür hale geliyor. Gastronomi turizmi, klasik deniz-kum-güneş modelini tamamlayarak destinasyonu farklılaştırıyor, yıl boyunca turist çekiyor ve yerel ekonomiye katma değer yaratıyor. 

Gastronomi turizmi, İzmir’de doğrudan ve dolaylı ekonomik faydalar sağlayabilir. Turistler, sadece konaklama ve ulaşım için değil, yerel lezzetleri deneyimlemek, şeflerle buluşmak, zeytinyağı tadımı, bağ ziyaretleri ve yöresel pazarlara gitmek için harcama yapabilir. Bu harcamalar restoranlar, oteller, yerel üreticiler, şarap bağları ve tur operatörleri arasında dağılıyor.

Araştırmalar, gastronomi turizminin destinasyonlara turist akışını artırdığını, mevsimselliği azalttığını ve kırsal kalkınmaya katkı sunduğunu gösteriyor. Örneğin Çeşme, Tire, Urla ve Foça gibi ilçeler, gastronomi destinasyonları olarak öne çıkıyor; burada yerel üreticiler, otantik yemek deneyimleri ve festivaller sayesinde gelir elde ediyor. Zeytinyağı ve şarap turizmi gibi alt dallar, kırsal alanlarda yeni istihdam yaratıyor ve yaşam standartlarını yükseltiyor” dedi ve ekledi “Gastronomi turizmi, İzmir’in kültürel mirasını koruma ve tanıtma konusunda güçlü bir araç. Ege’nin otları, zeytinyağlıları, mezeleri, Sefarad ve Mübadele mutfağı etkileri, sokak lezzetleri gibi unsurlar, turistlere destinasyonun tarihini, günlük yaşamını ve kimliğini daha derinlemesine deneyimleme fırsatı sunuyor. Bu sayede turistler klasik turizmden öte, kültürel bir etkileşim yaşıyor.Sosyal boyutta, gastronomi turizmi farklı kültürler arasında köprü kuruyor ve sosyal uyumu destekliyor. Yerel üretici,şef,restoran,tur operatörü iş birlikleri, sektörler arası entegrasyonu artırıyor. Ayrıca kırsal alanlarda gençlerin göçünü azaltıcı etki yaratabiliyor.”

Şef Osman Sezener kaliteli ürüne ulaşmada yaşadıkları zorluklardan söz etti ve bir ilçenin marka olması için yerel ve merkezi yönetimlerin sadece denetim değil işletmelere destek vermeleri gerektiğini söyledi.

İtaltur Genel Müdürü Hande Arslanalp “Gastronomi festivalleri, turistler için önemli bir cazibe ve gastronomi turizminin görünür unsurlarından biri olarak kabul edilmektedir. Bir destinasyonun tanıtımında ve pazarlanmasında önemli bir turizm faaliyeti olan festivaller, özellikle gastronomi ortaya çıkmasıyla birlikte destinasyonun , yerel ürününün,  ve yerel  mutfak kültürünün tanıtımında önemli bir rol oynamaktadır.

Tüm bunların yanı sıra, turistlerin gıda ve gıda tüketimine artan ilgisinin sadece destinasyonlara ekonomik katkı sağlamakla kalmayıp aynı zamanda yerel değerlerin sürdürülebilirliğini de sağlamaktadır.

Bölgeyi ziyaret eden turistler için harika bir deneyim algısı gastronomi festivalleri ile sağlanabilir. Ancak Gastronomi festivalleri tek başına bir şehri turizm rotasına dahil etmek için güçlü bir kıvılcımdır, ancak sürdürülebilir bir rota için genellikle yeterli değildir.

Bir festivalin şehri kalıcı bir destinasyona dönüştürebilmesi için şu destekleyici unsurlara ihtiyaç vardır:

Süreklilik: Festival yılda sadece birkaç gün sürer. Şehrin geri kalan 360 günde de özgün yerel mutfağını sunan restoranlara ve gastronomi noktalarına (pazarlar, üreticilere) sahip olması gerekir.

Bütünleşik Deneyim: Turistler sadece yemek için gelmez. Gastronominin yanına kültürel miras, doğa rotaları ve sanat rotalarının  eklenmesi "ziyaret nedenini" güçlendirir.

Altyapı ve Erişilebilirlik: Konaklama kapasitesi, ulaşım kolaylığı ve şehir içi yönlendirmeler festivalin başarısını doğrudan etkiler.

Hikaye Anlatıcılığı: destinasyonun mutfağına  dair bir hikayesinin (coğrafi işaretli ürünler, geleneksel tarifler) olması, festivali bir etkinlikten öte bir "deneyim" haline getirir. Özetle; festival vitrindir, ancak turizm rotasında kalıcı olmak için dükkanın içinin her zaman dolu olması gerekir.” dedi.

Arslanalp “İzmir’in sorunu yemeklerinin iyi olmaması değil dünya tarafından anlaşılır ve tanınır bir hikayeye dönüşmemiş olması. O yüzden tek kritik adım dağınık gastronomi unsurlarını ve paydaşlarını ,güçlü ve tutarlı bir gastronomi markasına dönüştürmek. Ve bunun için bir yönetişim modeli oluşturmak. İzmir’in 8500 yıllık birikimi ve zengin Ege Mutfağı mevcuttur ancak bu potansiyeli bir dünya markasına dönüştürecek olan tüm bu parçaları birleştiren güçlü bir gastronomi yönetişim modelidir” şeklinde konuştu.

Akademisyen Prof.Dr.Seda Genç “İzmir'in gastronomi turizminde gerçek bir dünya markası olması için atılması gereken tek ve en kritik adım, İzmir’in gastronomisini uluslararası ölçekte tanımlayan, koruyan ve pazarlayan resmi bir kimlik sistemi kurmak. Bugün İzmir çok zengin bir mutfağa sahip ama bu zenginlik dağınık ve markasız. Gaziantep örneğin Unesco tarafından “Gastronomi Şehri” ilan edildi çünkü mutfağını net bir hikâyeye ve standartlara bağladı. İzmir’de ise harika ürünler var ama ortak bir çatı yok. Elbirliği ile bunu hayata geçirmemiz gerek” diyerek paneli noktaladı.

“İzmir turizmi planla, işbirliğiyle, güvenle ve inançla büyüyecektir”

 “Turizmde Küresel Gelişmeler” çalıştayı Ege Fark Yaratanlar Derneği Başkanı Mehmet Aksaç’ın kapanış konuşması ile sona erdi. Aksaç sezonun kısalığı, uluslararası tanıtım eksikliği, kruvaziyer turizminin arzu edilen seviyeye ulaşamaması, alt yapı sorunları, fiyat rekabeti, markalaşma eksikliği ve yerel halkın turizmden yeterince pay alamamasından söz etti. Aksaç insanların artık sadece tatil yapmaya gitmediğini belirterek bir ruhu deneyimlemeye gittiğini belirterek İzmir’in de bir gastronomi şehri, kültür rotası, kruvaziyer merkezi, sağlık turizmi üssü, bir spor şehri ve kırsal bir ekoturizm merkezi olması gerektiğini belirterek sezonun 12 aya yayılması gerekliliği üzerinde durdu  Aksaç”İzmir turizminin planla, işbirliğiyle, güvenle ve inançla büyüyeceğine inanıyorum”diyerek sözlerini tamamladı. 

YORUMLAR

Maksimum karakter sayısına ulaştınız.

Kalan karakter: