Trump’ın İran ültimatomu: Süre ne zaman doluyor, tehditler ne kadar ciddi?

ABD Başkanı, Tahran yönetiminin salı gecesine kadar ültimatomuna yanıt vermemesi halinde 'bir medeniyetin bütünüyle yok olacağı' uyarısında bulundu. Peki, olası senaryolar neler?

07 Nis 2026 - 21:40 YAYINLANMA
Trump’ın İran ültimatomu: Süre ne zaman doluyor, tehditler ne kadar ciddi?

ABD Başkanı Donald Trump salı günü yaptığı açıklamada, İran'ın ültimatomuna yanıt vermemesi halinde bu gece "bütün bir medeniyetin bir daha geri gelmemek üzere" yok olabileceği uyarısında bulundu.

Trump daha önce de İran'a tehditler savurmuş, Hürmüz Boğazı'nı yeniden açmaması ve anlaşmayı kabul etmemesi halinde köprüleri ve enerji altyapısını bombalayarak ülkeyi "Taş Devri'ne geri döndürmekle" tehdit etmişti.

Euronews, çatışmanın dramatik bir aşamaya girdiği şu günlerde nelerin tehlikede olduğunu açıklıyor.

Trump ne kadar ciddi?

Trump daha önce de ültimatomlar vermiş ancak son anda geri adım atmıştı.

21 Mart'ta Tahran'ın Hürmüz Boğazı'nı 48 saat içinde tamamen açmaması halinde İran petrol tesislerini "yok etmekle" tehdit etti. Ancak bu süre dolduğunda Trump saldırı emri vermedi. Bunun yerine hava saldırılarına 5 gün ara verdiğini açıkladı.

İran ile "çok iyi ve verimli görüşmeler" yaptığını söyleyerek Tahran'la dolaylı temaslarda bulunduğunu ilk kez açıklamış oldu.

Trump'ın politikalarını değiştirme eğilimi var ancak şu anda itibar kaybetmeden geri döndürülmesi zor olabilecek bir duruşu alenen ve tekrar tekrar taahhüt etti. Bu da onu savaşın başlangıcından bu yana muhtemelen en önemli kararıyla karşı karşıya bırakıyor.

Trump, "Ordumuzun gücü sayesinde İran'daki tüm köprülerin yıkılacağı bir planımız var... İran'daki tüm enerji santralleri yanacak, patlayacak ve bir daha asla kullanılmayacak," dese de eleştirmenler bunun İran'ı boyun eğmeye zorlayabilecek inandırıcı bir askeri seçenek olmadığını savunuyor.

Eski bir İsrail istihbarat ajanı olan Danny Citrinowicz, X'te yaptığı paylaşımda, "İran'ın altyapısına yönelik önemli saldırılar bile teslimiyet getirmeyecektir," dedi. "Baskının tek başına Tahran'ı dize getirebileceği varsayımı strateji değil, hüsnükuruntudan ibarettir."

İran nasıl tepki verdi?

Tahran, Trump'ın ültimatomunu kesin bir dille reddetti. İran'ın tepkisi uzlaşmacı olmaktan ziyade meydan okuma niteliği taşıyor. Yetkililer ültimatomun kabul edilemez olduğunu belirterek, İran'ın su yolunu kontrol etme hakkını vurguladı.

İran'ın merkezi askeri komutanlığından General Ali Abdollahi Aliabadi, Trump'ın tehdidini "çaresiz, gergin, dengesiz ve aptalca bir eylem" olarak nitelendirdi. ABD Başkanı'nın söylemini yineleyerek, "Cehennemin kapıları sizin için açılacak," dedi.

İran'ın askeri karargahından bir sözcü şunları söyledi: "İran İslam Cumhuriyeti'ni yenme yanılsaması, [ABD'nin] içine batacağı bir bataklığa dönüşecek."

Trump'ın ültimatomundan önce İran defalarca kez Hürmüz Boğazı'nın yeniden açılmasının ötesinde, düşmanlıkların sona erdirilmesi, yaptırımların kaldırılması ve güvenlik garantileri de dahil olmak üzere daha kapsamlı koşullar talep etmişti.

AB şimdiye kadar ne dedi?

Avrupa Konseyi Başkanı Antonio Costa, pazartesi günü yaptığı açıklamada, Rusya'nın elektrik şebekesini vurduğu Ukrayna'daki savaşla paralellik kurarak "sivil altyapının, yani enerji tesislerinin hedef alınmasının yasadışı ve kabul edilemez olduğunu" söyledi.

Costa, AB'nin tüm çatışmalarda aynı standartları uyguladığını ve daha fazla sivilin hayatına mal olma riski taşıyan bir çatışmada asıl mağdurun İran halkı olduğunu vurguladı.

Öte yandan, AB liderlerinin büyük çoğunluğu olayların dışında kaldı ve AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, salı akşamı ülkesi Almanya'da düzenlenecek bir ödül törenine katılması beklenmesine rağmen henüz bir yorumda bulunmadı.

Şimdiye kadar Trump'ın tehditleri İran'ı daha uzlaşmaz ve en azından retorik olarak güçlü bir şekilde misilleme yapmaya hazır hale getirmiş gibi görünüyor.

Trump'ın da belirttiği üzere İran, Hürmüz'de mayınlar, insansız hava araçları ve küçük teknelerden fırlatılan füzeler kullanabilir. Kilit altyapıyı hedef alan geniş çaplı bir bombardımandan sonra bile sevkiyat hızlı bir şekilde yeniden başlamayabilir.

Washington merkezli düşünce kuruluşu Defense Priorities'in Euronews'e gönderdiği araştırma notunda, Tahran’ın ABD bombardımanının sona ermesi karşılığında Hürmüz Boğazı’nı yeniden trafiğe açması ihtimali değerlendirildi. Notta, "Bu durum, savaş öncesi statükoya dönüş anlamına gelir ancak bu sonuç, Trump’ın değişken taleplerinin yanı sıra Washington savaşı başlatmadan önce müzakere edilen beklentilerin bile çok gerisinde kalır," ifadelerine yer verildi.

Bununla birlikte, boğazın açılmasının ABD çıkarları için en iyi sonuç olacağı belirtildi. Rejim değişikliği veya İran’ın nükleer programına son verilmesi gibi daha hırslı hedeflerin ise bu süreçle "yalnızca dolaylı olarak bağlantılı" olduğu vurgulandı.

İran’ın, yalnızca ABD’nin ateşkes ilanı karşılığında Boğaz’ı tamamen açık tutması düşük bir ihtimal olarak görülüyor. Uzmanlara göre, İsrail’in de saldırılarını durdurması gerekecek, bu da Trump’ın, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’ya baskı yapmasını zorunlu kılabilir. Ancak Trump’ın geçmişte bu tür bir baskı kurma konusunda isteksiz olduğu biliniyor.

Son dakika diplomasisi hala mümkün mü?

Bu ihtimal zayıf görünüyor. İranlı yetkililer şu ana kadar Boğaz'ın yeniden açılması karşılığında geçici bir ateşkesi bile kabul etmeyi reddettiler.

Ancak Mısır, Pakistan ve Türkiye'den arabulucular en azından kısa süreli bir ateşkes ve yeniden açılma anlaşması için bastırmaya devam ediyor. Bu çabaların başarıya ulaşıp ulaşmayacağı ise belirsizliğini koruyor.

Pazartesi günkü basın toplantısında Trump, elçileri Steve Witkoff ve Jared Kushner'in hayal kırıklığına işaret ederek pek de iyimser konuşmadı.

Yine de müzakerelerin "iyi gittiğini" ve "diğer tarafta iyi niyetle" müzakere eden "aktif, istekli bir katılımcı" olduğunu söyleyerek, barış için "önemli" ve yakın beklentilerden bahsetti.

Savaşı tırmandırıp tırmandırmadığı ya da sona erdirip erdirmeyeceği sorusuna Trump şu yanıtı verdi: "Bunu size söyleyemem."

Bazı gözlemciler, Trump'ın diplomasiyi sürdürme konusundaki istekliliğini sorguluyor ve mevcut yaklaşımını "diplomasinin yok edilmesi" olarak tanımlıyor.

Cornell Üniversitesi Reppy Barış ve Çatışma Çalışmaları Enstitüsü'nde misafir akademisyen olarak görev yapan David Cortright'a göre, "(Trump'ın) Diplomasiyi hiçe saydığı, 28 Şubat'ta savaşın başlamasından önceki haftalarda açıkça görülüyordu."

"Görüşmeler devam ediyordu ve İran'ın önemli tavizleri masadaydı. Arabulucular ve yakın gözlemciler ilerleme kaydedildiğine inanıyordu ama ABD ve İsrail askeri harekâta girişti," diye ekledi.

ABD'deki tepkiler ne olur?

İlk kamuoyu yoklamalarına ve siyasi sinyallere göre, ABD'nin iç politikadaki yansımaları ciddi ve çok katmanlı olabilir.

Zaten olumsuz olan kamuoyu daha da keskin bir şekilde savaş seçeneğine sırtını dönebilir. Yakın zamanda yapılan bir PBS News/NPR/Marist anketine göre, Amerikalıların yüzde 56'sı ABD'nin İran'a askeri harekat düzenlemesine karşı çıkarken, yüzde 54'ü Trump'ın konuyu ele alış biçimini onaylamıyor.

Gerilimin tırmanması aynı zamanda ABD'nin daha fazla kayıp vermesine ve ekonomik olarak zorlanmasına yol açarak, Trump ve Cumhuriyetçiler için ara seçimler öncesinde siyasi riskler yaratabilir.

Pek çok Amerikalı için en acil etki artan yakıt fiyatları. Pompadaki ortalama fiyat yaklaşık 4 yıl sonra ilk kez galon başına 4 doları aştı.

Daha düşük benzin fiyatlarını 2024 kampanyasının ana vaatlerinden biri haline getiren Trump, bu artışı geçici olarak nitelendirdi.

Ancak analistler, yüksek fiyatların devam etmesinin hane halkı harcamalarını azaltabileceği ve daha geniş çaplı ekonomik zarar riskini arttırabileceği konusunda uyarıyor.

Siyasi açıdan Cumhuriyetçi liderler şu ana kadar Trump'ı büyük ölçüde destekledi ancak güçlü bir duruşu destekleme eğiliminde olsalar da dış müdahalelere karşı temkinli olan MAGA (Make America Great Again) tabanı içinde bölünmeler ortaya çıkmaya başladı.

Bazı dini liderler de saldırıları eleştirdi. ABD doğumlu Papa Leo, Tanrı'nın "savaş çıkaranların dualarını dinlemediğini" söyledi ve Trump'ı çatışmayı sona erdirmeye çağırdı.

Bu arada Trump'ın müttefiki olan eski Cumhuriyetçi kongre üyesi Marjorie Taylor Greene de Başkan'ın söylemini eleştirerek, "Başkanımız Hristiyan değil ve sözleri ve eylemleri Hristiyanlar tarafından desteklenmemeli," ifadelerini kullandı.

YORUMLAR

Maksimum karakter sayısına ulaştınız.

Kalan karakter: