Sürgündeki veliaht prensin çağrısı sonrası Tahran'da protestolar: Ülke çapında internet kesildi
İran’da büyük ölçüde örgütsüz olan protesto hareketi, ülkenin para birimi riyalin ABD doları karşısında rekor seviyede değer kaybetmesinin ardından geçtiğimiz aralık ayında başlamıştı.
Görgü tanıklarının aktarımına göre, İran’ın sürgündeki veliaht prensi Rıza Pehlevi’nin kitlesel gösteri çağrısının ardından perşembe gecesi başkent Tahran’da insanlar evlerinden sloganlar atıp sokaklarda toplandı.
Protestoların başlamasının hemen ardından İran genelinde internet erişimi ve telefon hatları kesildi.
İnternet altyapı şirketi Cloudflare ile internet gözlem grubu NetBlocks, kesintiyi doğruladı ve bunun İran hükümetinin müdahalesinden kaynaklandığını bildirdi.
Dubai’den İran’daki sabit ve mobil hatları arama girişimleri başarısız oldu. Geçmişte bu tür kesintilerin ardından sert güvenlik müdahaleleri gelmişti.
Bu gelişme, başlangıçta kötüleşen ekonomik koşullara karşı başlayan ve zamanla ülke geneline yayılan protesto hareketinde yeni bir tırmanış olarak görülüyor.
Gösteriler, 1979’daki İslam Devrimi’nden hemen önce ülkeden kaçan ve bugün hayatta olmayan son şahın oğlu Rıza Pehlevi’nin İran halkı üzerindeki etkisinin ilk ciddi sınavı olarak değerlendiriliyor.
Protestocular Tahran'da bir köprünün üzerinde yürürken, 29 Aralık 2025 AP Photo
Pehlevi, perşembe ve cuma günleri yerel saatle 20:00’de gösteri çağrısı yapmıştı. Saatin gelmesiyle birlikte Tahran’ın birçok mahallesinde sloganlar yükseldi.
Atılan sloganlar arasında “Diktatöre ölüm” ve “İslam Cumhuriyeti’ne ölüm” yer aldı. Bazı göstericiler ise “Bu son savaş! Pehlevi geri dönecek!” diyerek veliaht prensi övüyordu. Binlerce kişinin sokaklara çıktığı görüldü.
Pehlevi açıklamasında, “Büyük İran milleti, dünyanın gözü üzerinizde. Sokaklara çıkın ve birleşerek taleplerinizi haykırın,” dedi.
“İslam Cumhuriyeti’ni, liderini ve Devrim Muhafızları’nı uyarıyorum: Dünya ve (ABD Başkanı Donald Trump) sizi yakından izliyor. Halkın bastırılması cevapsız kalmayacak,” ifadelerini kullandı.
Gösterilerde şah lehine sloganların atılması dikkat çekti. Geçmişte ölüm cezasına varan sonuçlar doğurabilen bu tür sloganlar, protestoları besleyen öfkenin boyutunu ortaya koyuyor.
Çarşamba günü İran’ın birçok şehri ve kırsal bölgesinde başlayan gösteriler perşembe günü devam etti. Pazar yerleri, protestoculara destek için kepenk kapattı.
ABD merkezli İnsan Hakları Aktivistleri Haber Ajansı’na göre, şimdiye kadar protestolarla bağlantılı şiddet olaylarında en az 39 kişi hayatını kaybetti. 2 bin 260’tan fazla kişi gözaltına alındı.
Protestoların büyümesi, İran’daki sivil hükümet ve dini lider Ayetullah Ali Hamaney üzerindeki baskıyı artırıyor.
Buna karşın protestolar büyük ölçüde liderlikten yoksun olmaya devam ediyor. Pehlevi’nin çağrısının süreci nasıl etkileyeceği ise belirsizliğini koruyor.
Washington merkezli Atlantic Council’den İran uzmanı Nate Swanson, “İran’da geçmiş protestolar, inandırıcı bir alternatifin yokluğu nedeniyle zayıfladı” değerlendirmesinde bulundu.
Swanson, “Fırsat verilse, Soğuk Savaş’ın sonunda Polonya’da Lech Walesa gibi saygın bir lider olarak öne çıkabilecek binlerce İranlı muhalif aktivist var. Ancak İran’ın güvenlik aygıtı bugüne kadar bu potansiyel liderlerin tamamını tutukladı, baskı altına aldı ya da sürgüne zorladı,” dedi.
İranlı yetkililerin planlanan gösterileri ciddiye aldığı görülüyor. Sert çizgideki Kayhan gazetesi, güvenlik güçlerinin protestocuları tespit etmek için drone kullanacağını öne süren bir video yayımladı.
Yetkililer, perşembe günü saat 20:00’den önce dahi birçok noktada süren protestoların genel boyutuna ilişkin resmi bir açıklama yapmadı.
İran, 'Trump tehdidi'ni değerlendiriyor
İranlı yetkililerin göstericilere neden daha sert bir müdahalede bulunmadığı ise belirsizliğini koruyor.
ABD Başkanı Donald Trump, geçen hafta Tahran’ın “barışçıl protestocuları şiddetle öldürmesi” halinde ABD’nin “onların yardımına koşacağını” söylemişti.
Trump’ın bu açıklamaları, İran Dışişleri Bakanlığı’ndan sert bir tepkiyle karşılandı.
Bakanlık, “ABD'deki yönetimlerin İran’ın iç işlerine yönelik suç dolu müdahale geçmişi hatırlandığında, İran halkına duyulan sözde kaygı iddiaları ikiyüzlüdür ve kamuoyunu yanıltmayı amaçlamaktadır,” açıklamasını yaptı.
Öte yandan, Avrupa Parlamentosu Başkanı Roberta Metsola, X hesabından yayınladığı videoda, "Dünya bir kez daha İran halkının cesurca ayağa kalkışına tanıklık ediyor. Özgürlük, onur ve kendi seçtikleri şekilde yönetilme çığlıkları tüm dünyada duyuldu," dedi.
“Avrupa halkları İran sokaklarında ve insanların yüreklerinde olup biteni görüyor. Değişimin başladığını biliyoruz… İran halkı protesto etmiyor, haykırıyor. Avrupa onları duyuyor, dünya onları duyuyor.”