Metin Özçeri Türkiye ve Azerbaycan'ın tarihi ilişkilerini ele aldı uyarılarda bulundu

Türkiye tüm bu gelişmelere rağmen “iki millet tek devlet” ilkesiyle her hükümet döneminde Azerbaycan’ın yanında yeralmış, Azeri ordusunun modern ve dinamik bir orduya dönüşmesine yardımcı olmuş, kardeşlik ilkelerini kesintisiz sonuna kadar yerine getirmişti.

17 Eki 2026 - 12:04 YAYINLANMA
17 Eki 2026 - 12:53 GÜNCELLEME
Metin Özçeri Türkiye ve Azerbaycan'ın tarihi ilişkilerini ele aldı uyarılarda bulundu
Azerbaycan Cumhurbaşkan’ı Aliyev Yanlış Kulvarda Koşuyor..

Eski Başbakan Ahmet Davutoğlu ve Binali Yıldırım'ın danışmanlığı dahil kamu kurumlarında üst düzey görevler alan ve çok sayıda STK'larda görevlerde bulanan araştırmacı yazar Metin Özçeri, son günlerde bazı tartışmalarla gündeme gelen Türkiye Azerbaycan ilişkilerini değerlendiren bir yazı kaleme aldı. 

İşte araştırmacı yazar Metin Özçeri'nin Türkiye Azerbaycan İlşkilerine yönelik uyarıları ve değerlendirmeleri:

Kamuoyunda birçok STK’larda görev alması ve eski Başbakan Ahmet Davutoğlu'nun danışmanı olarakta görev yapan valiliklerle ve yerel yönetimlerle görüşmeler yaparak eğitim, istihdam ve sosyal entegrasyon konularında projeleri destekler. Detaylı kişisel biyografi (doğum tarihi, eğitim vb.) kamuya açık kaynaklarda sınırlıdır; daha çok Roman hakları ve devlet danışmanlığıyla tanınır.

Konunun daha iyi anlaşılması için Azerbaycan’ın yakın tarihiyle ilgili çok kısa bir özet vererek yazıma başlamak istiyorum..
Azerbaycan ilk olarak 28 Mayıs 1918 tarihinde Mehmet Emin Resulzade liderliğinde Demokratik Azerbaycan Cumhuriyeti adıyla bağımsızlığını ilan etmiş; ancak bu devlet 28 Nisan 1920'de Sovyet işgaliyle sona ermişti.
Bugünkü Azerbaycan ise Sovyetler Birliği'nin dağılmasının akabinde 18 Ekim 1991 tarihinde Azerbaycan Cumhuriyeti Devleti olarak yeniden bağımsızlığını ilan etmişti.
Azerbaycan’ın bağımsızlığını ilan etmesinin ardından ülkenin ilk Cumhurbaşkanı Ayaz Müttalibov seçilmiş; Ayaz Müttalibov Ermeni’lerin 25-26 Şubat 1992 tarihinde Azerbaycan'ın Dağlık Karabağ bölgesinde gerçekleştirdikleri Hocalı katliamı sonrası gelen tepkiler üzerine görevinden istifa etmiş, 7 Haziran 1992 tarihinde yapılan ikinci seçimde bir halk kahramanı olan Ebulfez Elçibey oyların %60,9'unu alarak Azerbaycan’ın demokratik yollarla seçilen ikinci cumhurbaşkanı olmuştu.
Ebufez Elçibey, iktidarı döneminde Türkiye’ye çok yakın bir politika benimsemiş, devlet başkanı olarak ilk dış ziyaretini Türkiye’ye gerçekleştirmiştir.
 
Elçibeyin izlediği bağımsız Azerbaycan politikasından Ruslar çok rahatsız olmuştu.
Elçibey’in Cumhurbaşkanılığı döneminde; Rusya’nın, Bağımsız Devletler Topluluğu (BDT) üyeliği ve Azerbaycan topraklarında Rus üslerinin ve askeri varlığının kalması yönündeki baskı ve teklifleri boyun eğmemiş,kesin bir dille bu teklifleri reddetmişti.
 
Bu süreçte Ebulfez Elçibey, Azerbaycan ordusu içindeki başarısız komutanlardan Suret Hüseynov’u görevden almak isteyince; Suret Hüseynov, Ebulfez Elçibey hükümetine karşı Rusya’nın desteğiyle askeri bir darbe gerçekleştirmiş ve Rusya’nın isteği üzerine bugün ki Azerbaycan Cumhurbaşkan’ı İlhan Aliyev’in babası olan Rus istihbaratı (KGB) için çalışan Haydar Aliyev’i, önce meclis divan başkanlığına, akabinde yapılan seçimde Azerbaycan Cumhurbaşkanlığına seçilmişti..
Aliyevlerin yönetimde Azerbaycan tabiri caizse “polis devleti” baskıcı bir sistem ile yönetilmiştir.
Türkiye tüm bu gelişmelere rağmen “iki millet tek devlet” ilkesiyle her hükümet döneminde Azerbaycan’ın yanında yeralmış, Azeri ordusunun modern ve dinamik bir orduya dönüşmesine yardımcı olmuş, kardeşlik ilkelerini kesintisiz sonuna kadar yerine getirmişti.
Ermeniler 1991-1993 yıllarında Azerbaycan’a saldırarak, Azerbaycan ait Dağlık Karabağ bölgesini işgal etmişti.
Dağlık Karabağın Ermeniler tarafından işgali, İki devlet arasında sorun olmaya devam ederken; 27 Eylül 2020 yılında Ermeniler, yeniden Azerbaycan’a saldırı başlatması üzerine Azeri- Ermeni savaşı tekrar başlamış, Türkiye bu süreçte işgal altındaki Dağlık Karabağ’ın Ermeni işgalinden kurtulması için elindeki son sistem silahları ve askeri ihtiyaçları Azerbaycan’a vermiş; Azerbaycan bu sayede Dağlık Karabağ savaşını kazanmıştı.
Bu girişten sonra asıl konumuza geçelim.
Son günlerde Azerbaycan hükümeti tarafından ülke genelinde laiklik ilkesi bahane edilerek başlatılan başörtüsü yasağı ve bu sebeple eğitim hakkının engellenmesine Türkiye’den haklı tepkiler yükselmiş, Azerbaycan halkının birlik ve istikrarını zedeleyecek bu yanlıştan Aliyev’in dönmesi temenni edilmişti.
Türkiye’den gelen bu tepkiler sonrası açıklama yapan Azerbaycan devlet başkanı Aliyev; endirekt şekilde Türkiye’yi hedef alarak, hiçbir haklı gerekçesi yokken: Kimse bizim içişlerimize karışmaya hakkı yoktur;
Dağlık Karabağ savaşını biz kazandık, kim bize silah verdiyse parasıyla verdi açıklamasını yapmıştı.!
Akabinde Azerbaycan Millieğitim bakanı İsrail’e methiyeler düzerek, dost İsrail’in eğitim sistemini benimseyecekleri ifade etmişti.
Öncelikle bir yanlışı düzeltelim:
Türkiye; Azerbaycan’a verdiği silahları maddi bir kazanç sağlamak için değil, kardeş ülke Azerbaycan’ın kendini savunması için vermiştir.
Türkiye bununla da yetinmeyip Azeri ordusunu eğiterek son sistem silah sistemlerinin kullanımınıda Azeri askerlere öğretmiştir.
Türkiye, Dağlık Karabağ savaşı başlayınca; uydu verilerini, Ermeni askerlerinin mevzilerini, silah depolarını, siperlerini, top ve tankların yerini ve koordinatlarını da tek tek Azerbaycan’a an ve an verdi.
Bu sayede Azeri askerleri bu koordinatlar üzerinde bu hedefleri kolayca imha ettiler.
Eğer, Azerbaycan Dağlık Karabağ’da bir zafer kazandıysa bu Türkiye’nin desteği sayesindedir.
İkinci mesele:
Cumhurbaşkanı İlhan Aliyev’in ülke genelinde uygulamaya koyduğu Başörtücü yasağı ve İsrail ile olan ilişkileri Azerbaycan’ın geleceğine ileri dönemde zarar vereceği çok açıktır.
Başörtüsü yasağına en çok Şii Persler, İsrail ve Türkiye’de ki islam’a düşman kesimler sevinmiştir.
Aklı başında ve biraz tarih bilgisi olan devlet adamının; dini ve imani değerlerin halkın birlik ve beraberliği için ne kadar önemli olduğunu bilir; din ve vicdan hürriyeti konusunda gereken hassasiyeti gösterir,bu konuda halkına her türlü kolaylığı sağlar.
Baş örtüsü yasağı ve eğitim haklarının engellenmesi Azeri halkının istikrarını ve yöneticilere karşı güvenini zedeleyeceği gibi bu yasakların
Perslerin işine yarayacağı çok açıktır.
Tarih süreçte: Halkının dini değerlerini dikkate almayan, din ve eğitim hakkını kısıtlayan ne kadar devlet adamı varsa bunu başaramamış günü geldiğinde iktidarlarını kaybedip, yıkılıp gitmişler; tarihin tozlu sayfalarına diktatör ve zalim olarak geçmişlerdir.
Diğer bir konu: Aliyev’in İsrail’le olan yakın ilişkisi.
Dikkat ederseniz İsrail’in, Filistinde uyguladığı soykırıma ve Türkiye karşı tehdit söylemlerine karşı Aliyev’in tek bir açıklaması yoktur. Elbette bunun ekonomik ve politik sebeplerini biliyoruz.
Bu konuya derinlemesine girmeden bu ilişkinin sonucunu kısaca ifade edeyim:
İsrail, ekonomik ve siyasi olarak işbirliği yaptığı ülkeleri zaman içinde ekonomisini ve yönetim kadrolarını tamamen ele geçirir, dostlarını düşman, düşmanlarını dost hale getirir; bu ülkeyi kullanma süreci doluncada başka güçler tarafından işgaline zemin hazırlar.
Osmanlı İmparatorluğu bunun en bariz örneğidir.
Osmanlı, 1492 yılında İspanya’dan sürülen Yahudilere sahip çıkarak ülkesine getirmiş, gelen bu Yahudiler Osmanlı İmparatorluğun dağılmasında başrol oynamışlardı.
Son olarak şunu ifade edeyim: Bulunduğuz bölgede Azerbaycan’ın gerçek dostu İsrail değil Türk halkı ve Türkiyedir.

YORUMLAR

Maksimum karakter sayısına ulaştınız.

Kalan karakter: