Lale Cander'den TFF'ye olay sözler: 'Orası aile şirketi değil!'
TFF Yönetim Kurulu’ndan istifa eden Lale Cander, federasyondaki yönetim anlayışını sert sözlerle eleştirdi. Akrabalık ilişkileri, liyakat ve hukuk...
Türkiye Futbol Federasyonu’nda önemli bir kopuş daha yaşandı. 2024’te İbrahim Hacıosmanoğlu’nun listesinden yönetime giren, TFF Başkanvekilliği ve İcra Kurulu üyeliği yapan Lale Cander, Yönetim Kurulu üyeliğinden de istifa etti.
Uluslararası iş kadını ve DEİK Türk İtalyan İş Konseyi Başkanı Cander’in ayrılırken yaptığı değerlendirmeler ilgi çekti, TFF yönetimindeki 2 kadın üyeden biri olan Cander sert konuştu.
İki yıllık dönemi “vizyonsuzluk, nepotizm ve Türk futbolunun reform fırsatının kaybedilmesi” olarak tanımlayan Cander, asıl kırılmanın seçimden kısa süre sonra başladığını anlatıyor.
Türk futbolunda büyük bir reform yapmak için yola çıktık. Hacıosmanoğlu 2024’te sadece 3 oy farkla seçildi. Ancak reformların yerini zamanla dar bir akraba çevresiyle yönetim ve iç hesaplaşmalar, dedikodular aldı. Ben buna itiraz ettim.Nitekim bu itirazların ardından Cander Başkanvekilliği ve icrai görevlerinden seçimden kısa süre sonra Ekim 2024’te istifa etti. Komik bir şekilde, Lale Cander'in istifasından sonra Hacıosmanoğlu ekibi Cander’i kendilerinin azlettiğini ifade etti ve kendisi de bu süreçlere karşı yargı yoluna gitti. Cander genel kurulca seçilmiş Yönetim Kurulu üyesi ve 16 yaşında ilk gittiği Galatasaray-Beşiktaş karşılaşmasından beri bir futbol sevdalısı olarak, bir şekilde bir yararının dokunacağını düşünerek bu görevini bırakmamıştı.
'TFF AİLE ŞİRKETİ DEĞİLDİR'
Cander’in Hacıosmanoğlu yönetimine yönelttiği en ağır eleştirilerden biri kadrolaşma ve nepotizm, yani akraba kayırmacılığı. Seçimin ardından yönetimde iş bölümü konuşulurken bu durumu ilk fark eden Bayram Saral oldu ve derhal TFF Yönetim Kurulu üyeliğinden istifa etti. Başkanın öz yeğeni Abdullah Ayaz’ın TFF Genel Sekreterliği’ne getirilmesini hatırlatan Cander, Hacıosmanoğlu’nun da bu akrabalık ilişkisini kamuoyu önünde kabul ederek atamayı savunduğuna dikkat çekiyor. Basına yansıyan bilgilere göre Hacıosmanoğlu’nun kayınbiraderi Muhammet Akçay da millî takımlar sorumlusu olarak görev üstlendi.
Cander, “TFF bir aile şirketi değildir” diyerek devam etti;
"85 milyonluk bir ülkede futbol federasyonunun yönetiminde akrabalık ve yakın çevre ilişkilerinin bu kadar konuşulması normal değildir. Böyle bir yapıda liyakat ve bağımsızlık sorularının sorulması kaçınılmazdır."
'İKİ BUÇUK YILLIK CEZA BENİ PASİFİZE ETMEYE YÖNELİK'
Cander’in en sert sözleri ise kendisi hakkında yürütülen etik ve disiplin süreçlerine ilişkin. Kendisine verilen 2,5 yıllık hak mahrumiyeti cezasının ölçüsüz olduğunu savunan Cander, sürecin yönetim içerisindeki muhalefeti susturmaya dönüştüğü görüşünde.
“Yönetim içerisinde itiraz eden bir ismin pasifize edilmek istendiğini düşünüyorum. Başkanvekili ve aynı zamanda başkanın şahsi ceza avukatı Fuat Göktaş’ın etkin olduğu hukuk yapılanması ile etik ve disiplin mekanizmalarının bu süreçte nasıl kullanıldığı hukuken denetlenmelidir.”
Cander, bu nedenle Türk yargısına başvurduğunu ve hukuki mücadelesinin sürdüğünü söyleyerek FIFA ve UEFA nezdinde de sürecin takip edilmesi amacıyla girişimlerde bulunulduğunu ifade ediyor.
Uluslararası futbol hukukundaki örnekleri hatırlatıp, eski UEFA ve FİFA Başkanı Michel Platini dosyasından bahseden Cander “Platini bile yolsuzluklara rağmen bağımsız Spor yargısı ve CAS tarafından 4 yıl hak mahrumiyeti aldı, ben de TFF’de bir diğer üye ile kişisel husumetim bahane edilerek 2,5 yıl fakat gerçek neden; ancak şimdi istifa etmek zorunda kalmış olan Abdullah Ayaz’ın tutumu ve davranışları karşısında sessiz kalmamak olmuştur.Bu ve benzeri ucube kararlar ve yönetimleriyle Türk futbolunu getirdikleri durum ortadadır” şeklinde konuştu.
'REFORM YERİNE KÜÇÜK HESAPLAŞMALARLA ZAMAN KAYBETTİK'
Cander sözlerine şu şekilde devam etti;
“Önümüzde hakemlik sistemi, kulüplerin mali yapısı, altyapı, amatör ve kadın futbolu, bahisle mücadele ve bağımsız hukuk kurulları gibi devasa sorunlar vardı. Biz bunlarla uğraşacağımıza kendi içimizdeki insanlarla uğraştık. Küçük hesaplaşmalarla Türk futbolunun zamanını kaybettik. Seçim zaten 134’e 129 bitti. Bugün yeniden sandık kurulsa 30 oy alamaz; adaylık için gerekli desteğin ve imzaların dahi toplanıp toplanamayacağı tartışılır. Benim meselem koltuk değil. İçeride kalıp yanlış gördüğüm şeylere itiraz ettim. Artık bunun Türk futboluna faydası kalmadı. TFF kimsenin aile şirketi değildir. Kurumsallık, liyakat ve bağımsız hukuk olmadan Türk futbolunda reform yapılamaz.”