Kurtulmuş: Terör örgütünün silahlarını bütünüyle bırakması ve kendini feshetmesi gerekir

TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, Batman'da yaptığı konuşmada "Terörsüz Türkiye" sürecinin başarıya ulaşması için üç temel şartın yerine getirilmesi gerektiğini belirterek, silahların tamamen bırakılmasının yanı sıra demokratik siyasetin güçlendirilmesi ve sürecin kazanımlarının halka yansıtılmasının önemine dikkat çekti.

26 Eki 2026 - 14:50 YAYINLANMA
Kurtulmuş: Terör örgütünün silahlarını bütünüyle bırakması ve kendini feshetmesi gerekir

Batman Üniversitesi 2026-2027 Akademik Yılı Açılış Programı'na katılan Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Başkanı Numan Kurtulmuş, küresel gelişmelerden Türkiye'nin diplomatik girişimlerine, Filistin meselesinden "Terörsüz Türkiye" sürecine kadar birçok konuda önemli açıklamalarda bulundu.

Türkiye'nin bulunduğu coğrafyada yaşanan çatışmaların ülkenin geleceği açısından önemli sonuçlar doğurduğunu belirten Kurtulmuş, diplomasi ve müzakerenin önemine vurgu yaptı.

Konuşmasında Gazze'deki soykırım, Doğu Akdeniz'deki gelişmeler ve "Terörsüz Türkiye" sürecine geniş yer ayıran Kurtulmuş, Türkiye'nin iç barışını güçlendirmesinin bölgesel istikrar açısından da büyük önem taşıdığını ifade etti.

"Dünya altüst oluyor, yeniden kuruluyor"

Dünyanın içinde bulunduğu döneme ilişkin değerlendirmelerde bulunan Kurtulmuş, şunları söyledi:

"Maalesef dünyanın en çalkantılı dönemlerinden birisinden geçiyoruz. Diyebiliriz ki tam da içinden geçmekte olduğumuz bu süreçte dünya altüst oluyor, yeniden kuruluyor. Bütün güç dengeleri bozuldu; dünyada sistem adına neredeyse hiçbir şey kalmadı. Ne küresel siyasal sistemin ne de küresel ekonomik sistemin artık ayakta duramadığı, çok zor bir dönemden geçiyoruz. Bu dönemde dünyanın bütün büyük mücadele alanlarının kesiştiği coğrafya, tam da bizim ortasında bulunduğumuz coğrafyadır."

Türkiye'nin jeopolitik konumuna dikkat çeken Kurtulmuş, şöyle devam etti:

"Türkiye, bu büyük coğrafyanın merkezinde yer alan bir ülkedir. Bir tarafta kuzeyde, Karadeniz'de Rusya-Ukrayna arasındaki çatışmalar dolayısıyla fevkalade büyük güç savaşlarının tesiri altında kaldığı bir bölgenin ortasındayız. Diğer tarafta Balkanlar'da, Kafkaslar'da ve özellikle Orta Doğu'daki yeni altüst oluşların tam merkezindeyiz. Bu bölgede herhangi bir gelişme yoktur ki Türkiye ondan etkilenmesin. Bu bölgede neredeyse dünyanın bütün orduları silahlı güçleriyle buradadır ve bütün dünyanın büyük güçlerinin önlerine koymuş olduğu önümüzdeki yüzyılın denklemlerinde en ağırlıklı faktörlerden birisi, Türkiye'nin merkezinde olduğu coğrafyadır. Böyle bir coğrafyada Türkiye olarak ayaklarımız üzerinde sağlam basmak durumundayız."

"Çatışmaları müzakereyle, diplomasiyle çözebilme yeteneğini ortaya koyduk"

Türkiye'nin bölgesel çatışmalar karşısındaki diplomatik yaklaşımını anlatan Kurtulmuş, şu ifadeleri kullandı:

"Onun için başından itibaren Türkiye, bu coğrafyada hem kendisinin geleceği hem bölge halklarının geleceği hem de dünya sisteminin esenliği bakımından en önemli hususlardan biri olarak şu kabiliyeti ortaya koymuştur: Çatışmaları müzakereyle, diplomasiyle, oturup konuşarak ve diplomasi masasını açık tutarak çözebilme yeteneğini ortaya koymaktır. Bunun çeşitli alanlardaki örneklerini beraber takip ediyoruz. Örneğin Rusya ile Ukrayna arasında artık beşinci yılını geride bırakmış olan, tamamen bir yıpratma savaşı hâline dönüşmüş olan bu savaşın ilk gününden itibaren Türkiye'nin pozisyonu çok açıktır. Biz bu savaşın her iki tarafın da razı geleceği bir anlaşma zemininde çözülmesi için elimizden gelen her şeyi yapıyoruz, yapmaya devam ediyoruz. Hatta öyle ki, bu gayretlerin sonucunda 2022 yılının mart ayında Dolmabahçe'de Rusya ve Ukrayna anlaşmaya bir adım kalmıştı; ama maalesef bazı ülkeler istemediği için anlaşma gerçekleşmedi. Türkiye, esir takasları ve tahıl koridorunun açık tutulması gibi meselelerde diplomasinin sonuç almasını sağladı ve bu alanlarda başarı elde etti."

"israilin soykırımının durdurulması için her türlü baskıyı kurmaya gayret ettik"

Türkiye'nin Azerbaycan-Ermenistan ilişkileri ve Filistin meselesindeki tutumuna değinen Kurtulmuş, şöyle konuştu:

"Yine aynı şekilde Türkiye, dost ve kardeş Azerbaycan'ın Karabağ'ı işgalden kurtarmasının ardından uluslararası alanda verdiği destekle, Azerbaycan ile Ermenistan arasında müzakere masasının sonuç alması için her türlü gayreti ortaya koydu ve bugün Azerbaycan ile Ermenistan arasında ciddi bir normalleşme süreci başlamış oldu. Aynı şekilde Filistin'de devam eden sorunlar karşısında Türkiye, israilin saldırganlığının durdurulması ve soykırımın sona ermesi için her alanda uluslararası baskının israilin siyonist rejimi ve eli kanlı cani hükümeti üzerine kurulmasını her uluslararası platformda bir fırsat olarak kabul etmiştir. Şunu açıklıkla söyleyebilirim ki başta Sayın Cumhurbaşkanımız olmak üzere hepimiz, israilin Filistin'deki soykırımları başladığı günden itibaren dünyadaki her platformda, örneğin iklim değişikliğiyle ilgili bir kongre bile olsa mutlaka israilin soykırımının durdurulması için her türlü fikrimizi uluslararası camiaya ve diplomasi çevrelerine taşıdık ve bu işin çözülebilmesi için her türlü baskıyı kurmaya gayret ettik."

"israilin bu saldırganlığı artık durdurak bilmiyor"

Siyonist işgal rejiminin Gazze ve Batı Şeria'daki uygulamalarına tepki gösteren Kurtulmuş, şunları kaydetti:

"Şunu da yeri gelmişken açıklıkla ifade etmek isterim: israilin bu saldırganlığı artık dur durak bilmiyor. Hele hele seçimi de bahane olarak kabul eden Netanyahu ve çetesi, sadece Gazze'de değil Batı Şeria'daki Müslümanlara ve Filistinlilere karşı da her türlü zulmü yerine getiriyor. Bundan yirmi sene önce, on sene önce bir tane bile Yahudi'nin yaşamadığı, Arapların neredeyse yüzde yüz nüfusa sahip olduğu yerlerde, mesela El Halil gibi bir şehirde bile o şehrin demografik yapısını değiştirerek orayı Müslümansızlaştırmak için ellerinden geleni yapıyorlar. Adına yerleşimci dedikleri gasıplar vasıtasıyla, teröristler vasıtasıyla Filistinlileri sadece evlerinden, yurtlarından etmiyorlar; aynı zamanda dedelerinden kalmış zeytinlikleri bile sökerek Filistinlileri göçe zorluyorlar. Böyle bir ortamda dünyada iftiharla söyleyebilirim ki her platformda sözünü sonuna kadar söyleyen ve israil zulmünün durdurulması için çaba sarf eden ülkelerin başında Türkiye geliyor. Bu mücadeleyi her alanda vermeye devam ediyoruz."

"Batı ülkelerinin ikiyüzlü standartlar uyguladıklarını açıkça dile getirdiler"

Roma'da katıldığı Avrupa Meclis Başkanları Konferansı'ndaki görüşmelere de değinen Kurtulmuş, Filistin konusunda uluslararası alandaki tutumlara ilişkin şu değerlendirmeyi yaptı:

"Önceki gittiğimiz toplantılarda biz ne olursa olsun Filistin meselesini gündeme getirirdik. Maalesef birçok ülkenin temsilcisi açıkça konuşamazdı; ama dışarıya çıktığımızda 'Sağ olun, fikirlerinize katılıyoruz' derlerdi. Geçtiğimiz hafta Roma'da Avrupa Meclis Başkanları Konferansı'na iştirak ettik. Oradaki konuşmamızda yine bu konuları gündeme aldık. Ama şunu rahatlıkla söyleyebilirim ki birçok ülkenin meclis başkanı, isimlerini vermeyeyim, konuşmamızda söylediğimiz sözlere destek verdiler. Daha dışarıya çıkmadan, toplantı salonunda insanlar açıkça Filistin konusunda Batı ülkelerinin ikiyüzlü standartlar uyguladıklarını, örneğin Ukrayna'ya verdikleri desteği Filistinlilere vermediklerini açıkça konferans salonunda dile getirdiler."

"Mutlaka başkenti Kudüs olan özgür bir Filistin Devleti kurulacak"

Filistin halkının mücadelesine ilişkin konuşan Kurtulmuş, şu ifadeleri kullandı:

"Şunu söylemek istiyorum: Hak tek başına en üstündür. Haklı olana, hak olandan yana olana asla kimse galip gelemez, onu yenemez, onun üstüne çıkamaz. Filistinlilerin meselesi haktır, haklıdır ve şartlar ne olursa olsun, en sonunda mutlaka başkenti Kudüs olan özgür bir Filistin Devleti kurulacak ve inşallah dünyanın tamamı tarafından da tanınacaktır."

"Türkiye'nin diplomatik olarak fevkalade büyük bir başarısıdır"

Doğu Akdeniz'deki gelişmelere ve Libya ile yürütülen diplomatik görüşmelere değinen Kurtulmuş, şunları söyledi:

"Bu bölgede birçok meselede Türkiye olarak hep müzakereyi esas alıyoruz. Örneğin bunlardan birisi de Doğu Akdeniz'deki gelişmeler ve Doğu Akdeniz'deki çatışmaların önüne geçilmesi için müzakere masasının açık tutulmasıdır. Bu amaçla Türkiye, uzun yıllardır Doğu Akdeniz'deki haklarını korumak için Libya hükümetiyle, biliyorsunuz Libya ikiye bölünmüş vaziyette, önce Trablus hükümetiyle yıllar önce anlaşmasını yapmıştı. Akdeniz'de hem Libya halkının hem Türkiye'nin haklarını korumak için adım atmıştır. Çok şükür, uzun müzakereler ve uzun diplomatik çabalar sonucu geçtiğimiz hafta, 20 Ekim tarihinde Doğu Libya kısmını, yani Hafter kısmını da bünyesinde oluşturan mecliste de ittifakla Türkiye'nin Libya'yla iş birliği yaparak Akdeniz'deki sınır yetki alanlarının belirlenmesiyle ilgili anlaşma kabul edilmiş oldu. Bu, Türkiye'nin diplomatik olarak fevkalade büyük bir başarısıdır. Böylece Sevilla haritaları çerçevesinde Türkiye'yi Akdeniz Körfezi'ne hapsetmek isteyen emperyalist projesi çökmüş ve Türkiye, sadece Akdeniz'de belli bir bölgede, hatta bir zamanlar söylüyorlardı, 'Kıyılarımızdan balık avlamak için oltamızı atamayacağımız' bir duruma getirilmek isteniyorken, bugün Akdeniz'de egemenliğini açıkça ifade ve ilan eden bir ülke konumuna gelmiştir."

Türkiye'nin bölgesel sorunların çözümünde diplomasiye öncelik verdiğini vurgulayan Kurtulmuş, şöyle devam etti:

"Bu anlaşmanın gerçekleşmesiyle birlikte hem Türkiye kazanacak hem Libya kazanacak hem de bölgemizdeki dost ve kardeş ülkelerin tamamı bu gelişmeden faydalanacaklar. Şunu ifade etmek istiyorum: Bu coğrafyada bizim esas amacımız ateşe benzinle gitmek değil; ateşi söndürecek akıllı, devlet aklını kullanan mekanizmalarla, diplomasi kanallarını kullanarak sorun çözmektir."

"İç kalenin tahkim edilmesi Türkiye'nin istikbalinin bir gereğidir"

Türkiye'nin iç barışını güçlendirmesinin önemine işaret eden Kurtulmuş, "Terörsüz Türkiye" sürecine ilişkin şu değerlendirmede bulundu:

"Bu coğrafyada Türkiye'nin hem güçlü olması, hem çatışmalardan uzak barış ve esenlik içerisinde olması, hem de kendi içerisinde kendisini tahkim etmiş güçlü bir iç yapıya sahip olması kaçınılmazdır. Tam da bu sebeplerden dolayı, Türkiye'de iç kalenin tahkim edilmesi anlamına gelen 'terörün Türkiye'den uzaklaştırılması', barış ve kardeşliğin tam manasıyla hâkim olmasının temin edilmesi için iki yılı aşkın bir süredir devam eden çalışmalarda Allah'a çok şükür fevkalade önemli sonuçlar alındı."

Türkiye'nin terörle mücadelede geçirdiği sürece değinen Kurtulmuş, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Öncelikle şunu ifade etmek isterim ki Cumhuriyet tarihimizin yarısı terörle geçmiştir. Bu coğrafyanın hemen her yerinde nasıl zor bir terörle mücadele verildiğini hepimiz biliyoruz. Yaklaşık yüz yılın elli yıla yakın süreci terörle mücadeleyle geçmiş bu ülkenin on binlerce insanı ölmüş, bu ülkenin en az iki trilyon dolar parası terörle mücadelede zayi olmuştur, harcanmıştır. Şimdi böylesine zor bir dönemde, böylesine zor bir coğrafyada ayakta durmak için önce içimizdeki kaleyi tahkim etmemiz lazım. İç kaleyi tahkim etme fikri siyasi bir vizyon gereği ortaya çıkmamıştır; Türkiye'nin istikbalinin bir gereği olarak ortaya çıkmıştır. Ve bu çerçevede de terörün sona erdirilmesi için öncelikle siyaset olarak üzerimize düşen bütün sorumlulukları yerine getirmeye gayret ettik."

"Devlet anlayışıyla millet vicdanı örtüştü"

Geçmiş dönemlerde terörün sona erdirilmesi amacıyla yürütülen girişimleri hatırlatan Kurtulmuş, şunları söyledi:

"Türkiye'nin geçmiş çok farklı siyasi dönemlerinde de kanaat önderi önemli devlet adamları bu terörün bitirilmesi için gayret sarf ettiler. Hatta terör örgütüyle bir şekilde irtibata geçerek onların silah bırakması için baskı da kurdular. Bu çerçevede rahmetli Özal'ın, rahmetli Erbakan'ın, Demirel'in ve hatta Ecevit'in çabalarını bile hatırlamak isteriz. Ne yazık ki o zaman devletin içerisinde bu konuda ortak bir fikir ortaya çıkamadığı için ve ne yazık ki bazıları terörün devam etmesinden medet umdukları için maalesef Türkiye'de teröre son verilemedi. Şimdi ilk defa şunu iddia ile söylüyorum: Türkiye'de devlet anlayışıyla millet vicdanı örtüştü ve terörün sona erdirilmesi için çok büyük bir irade ortaya çıktı. Bu süreçte başta Sayın Cumhurbaşkanımız olmak üzere sürece destek veren bütün siyasi partilere, bütün siyasi liderlere canıgönülden teşekkür ediyorum; sağ olsunlar, var olsunlar."

"Meclis tarafından bir izleme komisyonu kurulacaktır"

Sürecin Meclis tarafından takip edilmesine ilişkin planlanan çalışmalara değinen Kurtulmuş, şöyle konuştu:

"Hem devletin aklı hem milletin vicdanı bu konuda ortak bir noktaya gelmiş ve elhamdülillah sonuç alınmıştır. Bundan sonra da inşallah bu süreç devam edecektir. Şimdi önümüzdeki günlerde, kısa süre içerisinde parlamentodaki siyasi partilerden oluşacak temsilcilerle bu sürecin Meclis tarafından, yani millet adına sizler adına Meclis tarafından gözetlenmesi ve takip edilmesi için bir izleme komisyonu kurulacaktır. İnşallah sonucunu en kısa zamanda alacağımızı biliyoruz."

"Terör örgütünün silahlarını bütünüyle bırakması ve kendini feshetmesi gerekir"

Sürecin başarıya ulaşması için gerekli gördüğü üç temel hususu açıklayan Kurtulmuş, ilk olarak silahların tamamen bırakılması gerektiğini belirtti.

"Şimdi bundan sonra bu sürecin başarıyla devam etmesi için üç temel mesele vardır. Bunları dikkatlerinize sunmak isterim: Bunlardan birincisi, yasada ve müzakere süreçlerinin tamamında ittifakla uzlaşıldığı gibi, terör örgütünün silahlarını bütünüyle bırakması ve kendini feshetmesidir. Bu süreçte olumlu bazı yaklaşımların olduğunu, olumlu adımların atıldığını görüyoruz; ama bu sürecin tamamıyla bitirilmesi, yani artık silahın bile kalmaması gerekir. Artık bu topraklarda silahla konuşulmayacak, siyasetle ve sözle konuşulacak; herkes görüşünü siyaset meydanında ifade edecek. Bunun için birinci gelişme, önemle takip edeceğimiz ve süreci başarıya ulaştıracak olan adımlardan birisi, terör örgütünün bütünüyle kendisini feshettiğinin ortaya çıkmasıdır."

"Suriye'deki entegrasyon sürecinin başarıyla devam etmesini ümit ediyorum"

Suriye'deki silahlı yapıların yeni yönetime entegrasyonu konusuna da değinen Kurtulmuş, şunları ifade etti:

"Bu çerçevede, terör örgütünün Türkiye dışındaki uzantıları, özellikle Suriye uzantısı PYD, YPG, SDG yapılanmasının çok hızlı bir şekilde Suriye'nin yeni yönetimiyle entegre olması hem Türkiye'deki işlerimizi kolaylaştıran hem de bölgede terörsüz bir bölge oluşması için atılacak adımları kuvvetlendiren bir gelişmedir. Ümit ederim oradaki bu entegrasyon süreci de şimdiye kadar olduğu gibi bundan sonra da başarıyla devam edecek ve artık Suriye'de terör anlamında hiçbir sorun kalmayacaktır."

Irak'taki silahsızlanma sürecine ilişkin de konuşan Kurtulmuş, şöyle devam etti:

"Yine benzer şekilde, Irak'ta bu ekim ayı başıyla başlatılan, Irak'taki silahlı grupların silahsızlandırılması sürecinin de başarıyla tamamlanmasıyla birlikte Irak'ta da terör meselesi artık geride kalacak, geçmişte kalacaktır."

"Demokratik standartları yüksek bir Türkiye'yi kurmak için adımlarımızı hızlandırmalıyız"

Sürecin ikinci önemli şartının hukuk ve demokratik siyasetin güçlendirilmesi olduğunu belirten Kurtulmuş, şu ifadeleri kullandı:

"Sürecin başarısının ikinci şartı ise hukuk ve demokratik siyaset zeminlerinin güçlendirilmesidir. Yani insanların temel hak ve özgürlükleri, fikir özgürlükleri, siyasal örgütlenmeleri ve bu anlamda siyasal temsil alanlarında raporumuzun yedinci bölümünde de ifade ettiğimiz gibi, demokratik standartları yüksek bir Türkiye'yi kurmak için adımlarımızı hızlandırmaktır. Sözü güçlü olan, demokratik katılımı güçlü olan ülkelerde yasa dışı örgütlenmelere zaten yer olamaz. Türkiye'de hem yasa dışı bu örgütlenmelerin sona erdirilmesi hem de demokrasinin güçlendirilmesi hep beraber gerçekleştireceğimiz eş zamanlı hususlardan birisidir."

"Terörün bitmesinin getirisiyle üretim artacak, şehirlerimiz gelişecek"

Sürecin ekonomik ve toplumsal kazanımlarının vatandaşlar tarafından hissedilmesi gerektiğini belirten Kurtulmuş, Gabar'daki petrol üretimini örnek gösterdi.

"Sürecin başarılı olması için üçüncü temel mesele ise bu sürecin, yani 'Terörsüz Türkiye' sürecinin çıktılarının ve getirilerinin halk tarafından bizzat görülmesidir. Geçen sene Gabar'da petrol çıktı ve şu anda günlük seksen beş bin varil petrol üretiyoruz sadece Gabar'da. Bundan bir müddet önce maalesef orada hiçbir sivilin gidemediği Gabar'dan bahsediliyordu. Dolayısıyla Türkiye bundan sonraki süreçte terörün bitmesinin getirisini sağlayacak, bundan inşallah istifade edecek; üretim artacak, şehirlerimiz gelişecek. Sadece Türkiye'nin şehirleri değil, bu bölgedeki bütün şehirler kazanarak halkımız ekonomik olarak da büyük bir refah içerisinde olacak."

"Bundan sonra kardeşlik kazanacak, barış ekonomisi kazanacak"

Terörün sona ermesinden rahatsız olan çevrelere karşı dikkatli olunması gerektiğini ifade eden Kurtulmuş, şu uyarılarda bulundu:

"Şunu çok açık söylüyorum: Şimdiye kadar bu bölgede terör baronları, savaş baronları kazandı. Şimdi bundan sonra Allah'ın izniyle kardeşlik kazanacak, barış ekonomisi kazanacak, bu ülkenin bu bölgenin halkları kazanacak. Biz bunları yürekten inanarak söylerken, memleketimizdeki seksen altı milyon vatandaşımızın hemen tamamına tercüman olarak bunları dile getirirken, Türkiye'de ve bölgede terörün bitmesinden rahatsız olan bazı çevrelerin de bulunduğunu tabii ki biliyoruz. Onlara karşı da uyanık olacağız. Provokasyonlara karşı, birtakım kışkırtmalara karşı, birtakım maksadını aşan söz ve eylemlere karşı hep beraber uyanık olacağız."

"İnatla kardeşliğe, inatla barışa ve inatla birlikte olmaya devam edeceğiz"

Konuşmasının sonunda birlik ve kardeşlik mesajı veren Kurtulmuş, sözlerini şöyle tamamladı:

"Dolayısıyla bizim ayrılmak için bir tek sebebimiz yokken, ayrılık tohumları ekenlere 'dur' demek için binlerce, sayısız sebebimiz vardır. Aslında yaptığımız iş sadece bir örgütün tasfiyesi meselesi değil; yapmakta olduğumuz iş sadece bir yasa çıkarılma meselesi değil. Yaptığımız iş, yaklaşık bir asırdır dağılan, parçalarından un ufak edilen, paramparça edilen coğrafyamızın, ümmetimizin parçalarını bir araya getirmek, derlemek, toparlamak ve hep beraber ileriye doğru yürümektir. Bir asırlık bu ayrılık tohumlarını ekenlerin rüyalarını da yakında yaptıklarını da bir kenara atarak, kıyamete kadar bu topraklarda inatla kardeşliğe, inatla barışa ve inatla birlikte olmak diyerek yolumuza devam edeceğiz."

YORUMLAR

Maksimum karakter sayısına ulaştınız.

Kalan karakter: