KUBBA: “Özel Sağlık Kurumları Sadece Kamudan Beslenen Yapılar Olmaktan Çıkmalı"
Medical Point Hastaneler Grubu Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO’su Veysi Kubba ile başta sağlık turizmi olmak üzere özel hastanelerin beklentilerini, sağlık sektöründeki gelişmeleri ve yatırımlarını konuştuk
KUBBA: “ÖZEL SAĞLIK KURUMLARI SADECE
KAMUDAN BESLENEN YAPILAR OLMAKTAN ÇIKMALI”
Babası ve annesinin yaşamış olduğu sağlık problemleri yüzünden yıllarca Ankara'ya gidip gelip basit tahliller için yıllarca zamanı yollarda geçen işadamı Veysi Kubba bütün olanlardan sonra arkadaşlarından gelen sağlık sektörüne girme teklifi karşısında yaşadıklarını düşünerek bunun aynı zamanda bir topluma hizmet olduğu duygusuyla bu sektöre adım atmaya karar vermiş. Şimdi Türkiye’nin alanında tanınmış Hastanelerin Yönetim Kurulu Başkanı olarak Türkiye’nin sağlıkta uluslararası alanda tanınmasını sağlayacak adımlar atarken, diğer yandan sağlık ihracatı yaparak ülkemize döviz kazandırıyor.
Kubba Sağlık Grubu Yönetim Kurulu Başkanı 1967 Siirt doğumlu olan Veysi Kubba, Anadolu Üniversitesi İktisat Fakültesi mezunu olup, 1995 yılında Serbest Muhasebeci Mali Müşavir (SMM) unvanını almıştır. İki ayrı yüksek lisans derecesine sahiptir. 2014 yılında Sakarya Üniversitesi’nden denetim alanında 2016 yılında da Dokuz Eylül Üniversitesi’nden sağlık hukuku alanında yüksek lisans dereceleri almıştır. İzmir Ticaret Odası 31. Sağlık Komitesi Başkanlığını yürütmektedir.
Grup olarak 420 civarında yatak kapasiteleri olduğunu, yaklaşık 1.400 kişiye istihdam sağladıklarını açıklayan Medical Point Hastaneler Grubu Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO’su Veysi Kubba ile başta sağlık turizmi olmak üzere özel hastanelerin beklentilerini, sağlık sektöründeki gelişmeleri ve yatırımlarını konuştuk...
Özel Sağlık sektörüne girme düşünceniz nasıl gelişti?
1995 yılında Serbest Muhasebeci mali müşavirlik yaparken kentime bir özel hastane açılma fikri bana iletildi. Burada yabancı doktorların, şehir dışından gelen doktorların böyle bir girişime öncülük etmek istemesi beni çok etkiledi. Ben de kendime katılacak bu değerde her şeyimi ortaya koyarak yardımcı olma isteğimi kendilerine bildirdim. Onlar da sağ olsunlar beraber yol arkadaşlığı yaptılar ve beraber yola çıktık. Daha önceden tasarlanmış bir düşüncem yoktu. Tamamen tesadüfler ve daha önce babamın, annemin yaşamış olduğu sağlık problemleri yüzünden yıllarca Ankara'ya gidip gelip basit tahliller için yıllarca yollarda sürünen, Dışkapı SSK hastanesinin koridorlarında sürünen biri olarak bu fikir bana çok iyi gelmişti. Burada ben de işin kuruluşundan itibaren emek sarf edip işin buralara gelmesine sebep olduğum için çok mutluyum.
1400 KİŞİYE İSTİHDAM SAĞLIYORUZ
Yatak kapasiteniz, istihdam ve büyüme hedefleriniz neler?
Grubumuzun 420 civarında yatak kapasitesi var. 1.400 kişiye istihdam sağlıyoruz. Bunların 200'e yakını çok nitelikli bilim adamı, hoca, profesör, doçent, uzman doktorlardan oluşuyor. Büyüme hedefimiz elbette ki her işletme gibi bizler de büyümek istiyoruz. Ancak büyümekten çok kalitemizi arttırmaya, yenilikler katmaya, ülkemize değer katmaya çalışıyoruz. Bu sebeple öncelikli hedefimiz tıbbi hizmet kalitemizi daha üst seviyelere çıkartıp, vatandaşlara, bize güvenenlere daha kaliteli sağlık hizmeti sunmaktır.
2026 AR-GE VE YAPAY ZEKA YILI OLACAK
2026 yılına ilişkin projeksiyonlarınız nelerdir? Farklı lokasyonlarda bölge veya illerde yeni yatırımlar söz konusu olacak mı?
Ülkemiz zor bir süreçten geçiyor. Yeni yatırımlar şu an ekonomik gelişmelere bağlı olarak yeniden değerlendirilecek. Ancak 2026 bizim için Ar-Ge, yapay zekâ ve hizmet kalitesini uluslararası işbirliklerinin yapılacağı bir yıl olacaktır. Bu konuda yoğun çalışmalarımız var. Zamanı ve yeri geldiğinde bunları paylaşıyor olacağım.
NİTELİKLİ İHRACAT YAPIYORUZ
Sağlık turizmi ve sağlık ihracatında ne gibi hedefleriniz var?
Burada grubumuzun özellikle yurt dışından ülkemize nitelikli hasta getirme konusunda çalışmaları var. Bu çalışmaların ürünü olarak sağlık ihracatı yapıyoruz. Nitelikli ihracat yapıyoruz. Bu ihracatın kalitesinin ve miktarının artırılması için çeşitli lokasyonlarda yurt dışın da şubeler açmak istiyoruz. Tanıtım ofisleri ve pazarlama ofisleri açmak istiyoruz. Bununla ilgili hedeflerimizi netleştirdik. 2026'da faaliyete geçecek yerlerle birlikte sağlık ihracatını arttıracağız.
YANLIŞ UYGULAMALARDAN VAZGEÇİLMELİ
Türkiye’de Sağlık Turizmini geliştirmek için neler yapılmalı? Türkiye’nin bu pastadan daha fazla pay alması için kamu ve özel sektöre ne gibi roller düşüyor?
Türkiye'de artık özel hastaneler, yurtiçi pazarı bırakıp yurt dışına odaklanması lazım. Yalnız devletin burada sağlık turizmi yapan hastanelerinin önünü açması lazım. Özellikle birtakım branşların kapasitelerinin artırılmasına yönelik taleplerin ticari olarak değerlendirildiği değil, destek unsuru olarak değerlendirildiği bir yapıya geçilmesi lazım. Maalesef Sağlık Bakanlığı şu an bu işleri ticari bir boyutta değerlendirip, kadro satışları, lisans satışları gibi hususlara yönelmesi sektörün önünde önemli bir engel olarak duruyor. Sağlık Bakanlığının bizzat bu yanlış uygulamadan vazgeçerek ihracat yapan hastanelerin kadro taleplerini açması, önlerini açması, engel oluşturan bütün hususların fiyat artışı veya kapasite artışı gibi taleplerini ihracat şartına bağlayarak ve bu şartı da yerine getirmediğinde cezai yükümlülüklerin yer alacağı bir düzenlemeye doğru gitmesi, sağlık turizminin niteliğini ve ihracatını, değerlerini iyi yerlere getirecektir. Bu politikaların geliştirilmesi için Sağlık Bakanlığı ile Turizm Bakanlığının eşgüdümlü hareket etmesi lazım. Şu an maalesef bu eşgüdüm farklı bakanlıklarda farklı anlayış, farklı bakış açısıyla gidiyor. Burada eylem birliği, söylem birliği ve strateji de ayrılıklar yaratıyor. Bu işin tek elden yönetilmesi ve organizasyonu çok önemli. Burada önümüzdeki yıl bu tür düzenlemelerin yapılması sektörü çok sevindirecektir diye düşünüyorum. Eğer bunlar gerçekleşirse Türkiye'nin bu pastadan daha fazla pay alması mümkündür.
Kamunun 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu ile bu tür işleri yapma olasılığı çok zayıf görülüyor. Çünkü gecenin saat 03'ünde gelecek bir hastayı uçaktan almak, otele yerleştirmek, onlarla ilgilenmek ayrı bir efor ve emek istiyor. Bunu kamu bakış açısıyla yapmanız çok mümkün görülmüyor. O yüzden kamunun tamamen yurtiçi pazarlara yönelmesi, yurt dışını da özel sektöre bırakması çok daha yerinde olacaktır diye düşünüyorum.

HASTA OL GEL YERİNE, ÖNLEYİCİ SAĞLIĞA ODAKLANMALIYIZ
Türkiye'de sağlık sisteminin temel sorunları nelerdir?
Türkiye'de maalesef sağlık şu an tedavi edici unsurla ile değerlendiriliyor. Yani hasta ol gel, ben seni tedavi edeyim mantığıyla yürüyor. Devasa hastaneler, devasa yapılar 10 yıl sonra boş bir hayalet binalara dönecek. Çünkü sağlığın geleceği değişiyor. Gelecek sağlıkta artık önleyici sağlık ön plana çıkacak. Çünkü hükümetler ve devletler bu artan harcamaların karşılanmasını sağlamakta güçlük çekiyor. Sağlık harcamaları günden güne artan devletler, bu giderleri azaltmak için mümkün mertebe ellerinden gelen her şeyi yapmak zorunda kalacaklar. O yüzden bu süreci daha iyi yönetmek için önleyici sağlık ile başlayan ve buna paralel uzaktan mobil hizmetler ile takip edilen hastalığı oluşmadan engelleyen sistemler ile yaşın uzatılması ile ilgili longevity yatırımlar ön plana çıkacak. Burada ömür uzayacak. Ömrün uzamasına bağlı olarak kaliteli yaşlılık süreçleri ön planda olacak. O yüzden buna uygun sağlık politikalarının geliştirilmesi Türkiye'nin sağlık sisteminin temelini daha sağlıklı hale getirecektir.
ÖZEL SEKTÖR DURDU KAMU BÜYÜYOR
Türkiye'de özel sağlık kurumlarının genel sektör içindeki yeri, karşılaştığı sorunlar ve çözüm önerileri nelerdir?
Maalesef Türkiye 10 yıl önceki sistemde olduğu gibi özel sektörün payının gitgide düştüğü bir noktaya doğru hızla ilerliyor. Yeni özel hastane açılmaları durmuş artık kamu büyüyor. Bunu anlayabiliyoruz. Ancak özel sektöre de yurt dışında hizmet verebilmesinin önü açılması lazım. Kadro, yatak gibi temel problemlerin çözülmesi, ihracatlarının artırılmasına yönelik tedbirlerin alınması, öncü grupların oluşturularak burada hareket kabiliyetlerinin artırılması, önlerinin açılması gerekmektedir. Özel sağlık kurumları artık kamudan beslenen yapılar olmaktan çıkmalıdır. Devlet aslında yol, yön gösterici ve rekabeti artırıcı boyutta, hizmet kalitesini artıran unsur olarak her zaman çok önemli bir role sahiptir. Bundan sonra da bu role sahip olacaktır. Çünkü insanlar artık beklemek istemiyor. Zaman onlar için en önemli şey. Bu yüzden hızlı sonuç alabilecekleri, sorunlarını hızlı çözebilecekleri çözümler üzerine odaklanıyor. Bunu özel sektör daha iyi becerebiliyor. Kamu işletim sisteminin hantal yapısı ile bunu çözme iradesine hizmet üretimi konusunda geri kalıyor ve zaman açısından özel sektör gibi hızlı ve kıvrak davranamıyor. Bundan dolayı özel sektörün her zaman payı olacak. Ancak burada temel mesele, özel sektörün karşılaştığı sorunların iyi anlaşılıp, iyi anlatılıp çözüm önerilerine odaklanan bir yapıya doğru gitmesi gerekiyor.
SAĞLIKTA ETİK DEĞERLER KONULMALI
Özel sağlık sunucularının pazarlama tanıtım faaliyetlerine ilişkin kısıtlar hakkında neler düşünüyorsunuz? Sınırların esnetilmesi gerektiğini düşünüyor musunuz?
Burada etik çok önemli. Sağlık etiği çok önemli. Bu pazarlama faaliyetleri son dönemde sosyal medya da çok sıkıntılı hale gelmişti. Hekimlerin sosyal medyada çok farklı yöntemler uygulayarak insanların algılarını kendilerine çekme noktasında yanlış hareketler oluşuyordu. Burada bir disiplinin olması, etik değerlerin konulması sağlık tarafında önemli. Ve sağlam bir yapının kurulması esastır. Bu açıdan burada belli bir disiplinin olması gerektiğine inanıyoruz.
SERMAYENİN MİLLİYETİ ÖNEMLİ DEĞİLDİR
Büyük ve tanınan özel hastane zincirlerinin, sermaye yetersizliği nedeniyle, çoğunlukla yabancı fonların eline geçmesini nasıl değerlendiriyorsunuz. Bu konuda ne gibi çözümler tavsiye ediyorsunuz?
Bu doğal bir sonuç. Çünkü sağlık yatırımları artık çok büyük ve pahalı yatırımlar. Bu yatırımları maalesef Türk müteşebbisler sermaye yetersizliği nedeniyle yabancı fonlar veya kredilerle yapmak zorunda kalıyor. Sermayenin milliyeti hiç önemli değildir; önemli olan orada o hizmet kalitesinin tutturulması ve o işlerin yapılabiliyor olmasıdır.

YABANCI FONLARIN ETİK DEĞER VE
YASAL SINIRLAR İÇİNDE KALMASI ÖNEMLİ
Şu an mesela Libya’da sermaye var, her şey var ama kimse gidip orada özel hastane açmıyor. Niye? Çünkü orada hizmet verilen yerin güvenliği, ortamı ve insanların algısı bu tür yatırımların önünü açıyor veya kapatıyor. Zincirlerin yabancı fonların elinde olması, nihayetinde Türkiye Cumhuriyeti Sağlık Bakanlığı regülasyonları çok disiplinli bir yapıyla bu yapıların sıra dışı hareket etmesini engelleyen bu düzenlemeleri faydalı buluyorum. Çünkü yabancı fonların etik değerleri ve yasal sınırlar içerisinde kalması ve buna uygun hareket etmesi çok önemli. O yüzden bu çok önemsenmesi gereken her türlü sağlık hizmetinin kaliteli, hızlı bir şekilde ülkemiz vatandaşlarına veya burayı tercih eden vatandaşlara sunuluyor olmasıdır. Bunun da yapıldığına inanıyorum.
TÜRKİYE ÖZEL SAĞLIK SEKTÖRÜ
SAYESİNDE DÜNYA DA MARKA OLDU
Türkiye özel sağlık sektörü sayesinde dünyada marka bir yere oturdu. Ancak sağlık turizmimizi artık saç ekim merkezi olmaktan çıkartıp, özellikli ve iyi işlerin yapıldığı bir noktaya getirmek gerekiyor. Orada hizmet kalitesini artırıp daha doğru işler yapmamız lazım. Özellikle grubumuz 'Longevity' Ar-Ge faaliyetleri konusunda çok önemli çalışmalar yapıyor. Teknolojik gelişmeler açısından çok önemli çalışmalara ev sahipliği yapıyor. Uluslararası firmalarla iş birliği yapıyor. 2026’da bunların detaylarını kamuoyuyla inşallah paylaşacağız. Ben 2026 yılının ülkemize sağlık, huzur, mutluluk getirmesini, barış getirmesini diliyorum. Ümit ediyorum insanlar çok daha mutlu olsun, daha iyi olsun, daha müreffeh olsun. Allah ülkemizin yardımcısı olsun. Çünkü çok zor bir coğrafyada, dünyanın en güzel topraklarında yaşıyoruz. Bu ülkeye sahip olmak isteyen, gözü olan bir sürü düşmanlar var. Veya bizi huzurlu kılmak istemeyenler var. Ülkemiz bunların üstesinden daha fazla çalışarak, daha fazla bilim üreterek, daha fazla değer üreterek yanlış düşünceleri alt edecek çalışmalar yapmalıdır. Bunun da en bariz örneği savunma sanayinde gösterdiğimiz başarılardır. Bizim de sağlık alanında yapacağımız bu tür yenilikler bilim, ilim ve değişikliklere ilişkin faaliyetlerimiz bizi tıpkı savunma sanayisinde olduğu gibi sağlık alanında da dünya da üst lige taşıyabilir. Buna uygun insan kaynağımız, altyapımız, enerjimiz var. Un var, şeker var, yağ var. Bütün mesele helva yapmak. Helva yapmanın koşullarını yatırımcılara hazırlamak ülkemizin 2026’da bunlara odaklanacağı bir yıl olacağına bütün kalbimle inanıyorum.”