İzmir’liler Akın Akın Onu Dinlemeye Gitti
Son dönemlerin nadir alimlerinden Nakşi tarikatının önde gelen isimlerinden Osman Nuri Topbaş hocaefendinin İzmir Menderes’te yaptığı sohbet büyük ilgi gördü. Nakşi tarikatının günümüz liderlerinden Osman Nuri Hocaefendiyi görmek ve sohbetini dinlemek isteyen binlerce İzmir’li yollara döküldü. Hocaefendinin sohbetini dinledi.
AHMET KAPLAN
Son dönemlerin nadir alimlerinden Nakşi tarikatının önde gelen isimlerinden Osman Nuri Topbaş hocaefendinin İzmir Menderes’te yaptığı sohbet büyük ilgi gördü. Nakşi tarikatının günümüz liderlerinden Osman Nuri Hocaefendiyi görmek ve sohbetini dinlemek isteyen binlerce İzmir’li yollara döküldü. Hocaefendinin sohbetini dinledi.


Nakşi tarikatının günümüz liderlerinden Osman Nuri Hocaefendiyi görmek ve sohbetini dinlemek isteyen binlerce İzmir’li yollara döküldü. Hocaefendinin sohbetini dinledi. İzmir Menderes’te Murat Reis Kur’an Kursunda ikindi namazını müteakiben sohbet toplantısı yapan Nakşi Tarikatının günümüz en önemli isimlerinden Osman Nuri Topbaş hocaefendinin sohbetini huşu içinde dinlediler.
Osman Nuri Topbaş hocaefendinin sohbeti ile ilgili fazla duyuru yapılmamasına karşın çevresinden duyan binlerce İzmirli Menderes’a akın ederken hocaefendiyi görmek için adeta izdiham oluşturdular. Kadınların-erkeklerin heyecanla ve huşuyla dinlediği Osman Nuri Topbaş Hocaefendinin sevenlerinin gösterdiği büyük ilgi coşkuya dönüştü.
İzmir Menderes Murat Reis Kur’an Kusrunda sevenleri ile buluşup sohbet eden Osman Nuri Topbaş Hocaefendi uhrevi ve dünyevi konularda müntesiplerine tavsiyelerde bulundu. 2 saati aşkın sevenlerine vaaz veren Osman Nuri Topbaş Hocaefedi; Kul hakkı, kulluk vazifesi, namaz, yaklaşan ramazan gibi çeşitli konularda sohbet verdi.
İslam’ın ilk emrinin oku olduğunu anlatan Osman Nuri Topbaş Hoca dersin mevzusunun da Rabbimiz ve onun Resul’ü olduğunu dile getirerek özetle şu konuları aktardı:
"Bir mümin rahmet insanı olacak. Merhamet sahibi olacak. Cenabı hak insanın huzur bulması için çiçekleri güzel manzarayı yarattı. İnsan kamil olacak. Muhabbet taşıyacak. Kalp derinleşecek, hassaslaşacak. Marifetullah’tan bir nasip alacak.
Önümüzde Ramazan var. Ramazanı şerif Cenabı Hakkın rahmetinin tecelli ettiği bir zamandır. Bin aydan daha hayırlıdır. Bir ömrün faziletini bir ayda cenabı Allah bir ayda veriyor. İnşallah günahlarımızın döküldüğü bir ay olur. Ancak kul hakkı, borçlar varsa, bunlar başka. Çünkü kul hakkı çok önemlidir. Onun için helalleşmek lazım.
Cenabı hak secde et yaklaş buyuruyor. İbadet huşu içinde olacak. Bir Mü'minin Rükû ve secdesi huzur verecek. Namaz bize bir lütuftur. Bunun nimeti ahirette görülecektir. Dua edelim Allah bize namazı çok sevdirsin. Gönlü ilâhî muhabbet ve mârifetle dolan bir kişiye ise, ibadetler târifsiz bir zevk ve lezzet hâline geliyor.
Cenâb-ı Hak, ölmeden evvel gaflet uykusundan uyanmamızı istiyor. Ölünce herkes uyanacak ama, Cenâb-ı Hak ölmeden evvel uyanmamızı istiyor…
Kapımızdaki kedi-köpekten bile mesʼûlüz. Onlar da Allâhʼın mahlûku, biz de. Onlar bizim gibi yaratılabilirdi, biz onlar gibi olabilirdik…
Gönlü kristal ve billur bir bardağa benzetelim ve ona îman, muhabbet ve merhamet gibi güzel hasletleri...

Her kulun imtihanı, kendisine verilen imkân ve istîdatlarla mütenâsiptir. İmkân ve istîdatlar arttıkça, kulun mesʼûliyetleri de artar.
Sen hiç arpa ektin de buğday çıktı mı?”
İnsan topraktan yaratıldığı gibi, gönül âlemimiz de; münbit bir toprak gibidir. Oraya gül ekilirse gül biter. Kaktüsler, dikenler ekilirse, dikenler biter. Ömrün baharı demek olan gençliğimizde; o bereketli ve verimli yıllara ne ekersek, âhir ömrümüzde ve son nefesimizde onun mahsulünü alırız. Dünyada ne ekersek âhirette onu buluruz.
Cenâb-ı Hak her mahlûkâta bir lisan verdi.
Mevlânâ Hazretleri sorar:
“Sen hiç arpa ektin de buğday çıktı mı?”
İnsan topraktan yaratıldığı gibi, gönül âlemimiz de; münbit bir toprak gibidir. Oraya gül ekilirse gül biter. Kaktüsler, dikenler ekilirse, dikenler biter. Ömrün baharı demek olan gençliğimizde; o bereketli ve verimli yıllara ne ekersek, âhir ömrümüzde ve son nefesimizde onun mahsulünü alırız. Dünyada ne ekersek âhirette onu buluruz.

Çocuklar, anne-babaya ve eğitimciye, ilim, irfan ve güzel ahlâk ile donatılmak üzere ihsân edilen ilâhî emânetlerdir. Biz evlâtlarımızı yetiştirirken, onların gönül bahçesine neler ekersek, onlara hangi duyguları kazandırırsak; yaşlanıp onların bakımına muhtaç olduğumuzda da onlardan o duyguların yansımasını buluruz. Onlara Allah korkusu, merhamet ve takvâ kazandırdıysak; vefâ ve teşekkür buluruz. Mâneviyattan uzak yetiştirdiysek, nefsâniyetin kurbanı oluruz. Dünya hırsı, acımasızlık ve fırsatçılık duygularını aşıladıysak; hoyratlık, soğukluk ve kabalıkla karşılaşırız.
Kapımızdaki kedi-köpekten bile mesʼûlüz. Onlar da Allâhʼın mahlûku, biz de. Onlar bizim gibi yaratılabilirdi, biz onlar gibi olabilirdik…
Nasıl ki atomdan radyasyon yayılıyorsa her insandan da mânevî bir radyasyon yayılıyor. Bu yüzden müʼmin, dâimâ sâlihlerle ünsiyet kurmalı.
Müʼminin bir “seher hayatı” olacak. Seher hayatında iç âlem feyizle, rûhâniyetle dolacak, mânen gıdâ alacak. O gönül feyziyle güne girecek…
Aldığımız gıdalarla vücudumuza vitamin veriyoruz, hayâtiyetimiz devam ediyor. Rûhumuza da bir vitamin vermemiz lâzım ki, rûhâniyetimiz inkişâf etsin. İbadetler, rûha verilen vitaminler mesâbesindedir. İbadet etmeyen ya da ibadetleri Cenâb-ı Hakkʼın rızâsı istikâmetinde gerçekleştirmeyen kimse, rûhunu aç bırakarak kendine acımamış, hattâ zulmetmiş oluyor.

İnsan çok zâlim. Kime zâlim? En çok kendine zâlim. Niçin kendine zâlim? Çünkü dünyaya aldanıyor, âhiretini mahvediyor. Hâlbuki âyet-i kerîmede:
“Kıyâmet gününü gördüklerinde (dünyada) sadece bir akşam vakti ya da kuşluk zamanı kadar kaldıklarını sanırlar.” (en-Nâziât, 46) buyruluyor. İşte zulmeden insan, âhiret deryası karşısında bir damla hükmünde olan dünyayı tercih ediyor. Kendi eliyle ebedî hayatını bir azap faslına çeviriyor. Onun için insan en çok kendine zâlim…
Zaman birimi bakımından dünya bir damla, âhiret ise bir derya. Yani derya, damla ile vücut bulacak. Damla ile derya inşâ edilecek."
OSMAN NURİ TOPBAŞ KİMDİR
Kelami Dergahı 'na bağlı Erbilli Mehmet Esat Efendi'nin halifesi Mahmut Sami Ramazanoğlu , Esad Efendi'nin vefatından sonra Erenköy'e yerleştiler. Esad Erbilî Efendi'den sonra cemaatin dînî sorumluluğunu Mahmud Sami Ramazanoğlu üstlendi. Mahmut Sami Ramazanoğlu'nun 1984 yılında vefatı sonucu cemaatin sorumluluğunu halifesi Musa Topbaş üstlendi. Onun da vefatından sonra cemaatin başına Osman Nuri Topbaş Hoca Efendi geçmiştir.
1942 yılında İstanbul Erenköy’de doğdu. Babası Mûsâ TOPBAŞ, annesi de H. Fahri KİĞILI’nın kerîmesi Fatma Feride Hanım’dır.
İlk eğitimini Erenköy Zihni Paşa İlkokulu’nda tamamladı. İlkokul yıllarında özel Kur’ân eğitimi aldı. 1953 yılında İstanbul İmam-Hatip Okulu’na girdi. O yıllarda bu okul, Osmanlı’nın ulu çınarlarının bakıyyeleri sayılan M. Celâleddin ÖKTEN, Mâhir İZ gibi üstadların, Nureddin TOPÇU gibi Batı’da eğitim almış mütefekkirlerin hocalık yaptığı önemli bir kurumdu. Amcası ve akrânı Âbidin TOPBAŞ ile bu okulu 1960 yılında tamamladı. İmam-Hatipli yıllarda söz konusu yaşlı hocalardan başka M. Zekâi KONRAPA, Yaman Dede (Abdülkadir KEÇEOĞLU), Mahmud BAYRAM, Ali Rızâ SAĞMAN hocalardan ders aldı.
İmam-Hatip yıllarında Üstad Necip Fâzıl’ı tanıdı. O’nun yakın çevresinde bulundu, sohbetlerinin müdâvimi, Büyük Doğu dergisinin takipçisi, eserlerinin okuyucusu ve de fikirlerinin maddî ve mânevî destekçisi oldu.
İmam-Hatip Lisesi’ni tamamladıktan sonra bir süre ticaret ve sanayi ile meşgul oldu. 1962 yılında askerliğini amcasıyla birlikte Siirt-Tillo’da yedek subay öğretmen olarak yaptı. Görevi sırasında gönlüne öğretmenlik sevdâsı düştü ve insanları eğitmekten ve gençlerle meşgul olmaktan haz alır oldu.
Askerlik dönüşü tekrar kendini sanayi ve ticaretin içinde buldu. Ancak o, ilim ve hayır hizmetlerinden hiç kopmadı. İlim Yayma Cemiyeti’nde faal olarak çalıştı. Kendi işyeri âdeta bir hayır kurumu ve vakıf gibiydi; talebelere burs verir, fukaraya yardımcı ve destek olurdu. Âilenin hayır hizmetleri âdeta onun uhdesindeydi. Yazıhânesinde îfâ ettiği bu hizmetleri Hüdâyî Vakfı’nın kuruluşundan sonra bu vakfa taşıdı. Kuruluşuna öncülük ettiği vakfın hizmet ufkunu önce ülkelere sonra kıtalara açtı. Türkî Cumhuriyetler başta olmak üzere bütün kardeş millet ve topluluklardan gelen gençlere maddî ve mânevî destekte bulunarak yetişmelerinde yardımcı oldu.
Tarih, edebiyat ve şiire merakı sebebiyle 1990’lı yıllardan sonra yazı hayatına başladı.
Eserleri:
Mesnevî Bahçesinden BİR TESTİ SU
RAHMET ESİNTİLERİ
Tarihten Günümüze İBRET IŞIKLARI
Âbide Şahsiyetleri ve Müesseseleriyle OSMANLI
İSLÂM ÎMAN İBÂDET
NEBÎLER SİLSİLESİ 1-3
HAZRET-İ MUHAMMED MUSTAFA 1-2
Îmandan İhsâna TASAVVUF
VAKIF-İNFAK-HİZMET
Gönül Bahçesinden MUHABBETTEKİ SIR
Gönül Bahçesinden SON NEFES
Gönül Bahçesinden SAÂDET DAMLALARI
Mesnevî Deryâsından ÂB-I HAYAT KATRELERİ
Dünyadaki Cennet HUZURLU ÂİLE YUVASI
Muhammed Mustafa -sallâllâhu aleyhi ve sellem- EMSALSİZ ÖRNEK ŞAHSİYET
HÜDÂYÎ’NİN ZİYAFET SOFRASINDAN
TARİHE YOLCULUK
FAZÎLETLER MEDENİYETİ 1-2
HACC-I MEBRUR ve UMRE
Ebedî Fecre Doğru MUHABBET ve MÂRİFET
Mesnevi Bahçesinden İNSAN DENİLEN MUAMMÂ
Gönül Bahçesinden ÖYLE BİR RAHMET Kİ
Gönül İkliminde DAMLADAN DERYAYA
İHLÂS VE TAKVÂ
SIR ve HİKMET 1-2
Peygamber Mesleği: İNSANIN EĞİTİMİ
Gönül Bahçesinden HAK DOSTLARININ ÖRNEK AHLÂKINDAN 1-2
EĞİTİMDE 101 ADIM
Îmandan İhsâna HAK YOLCULUĞU
BİR NASİHAT, BİNBİR İBRET…
ASR-I SAÂDET TOPLUMU
Nebevî Bir Eğitim Metodu SOHBET VE ÂDÂBI
Mânevî Zirvelerin Ulvî Basamağı HİZMET
Kâinat, İnsan ve Kurʼânʼda TEFEKKÜR
Hakkʼa Adanmış GENÇLİK
40 SORU 40 CEVAP
GÖNÜL YOLCULUĞU
Fahr-i Âlem – Habîb-i Hüdâ HZ. MUHAMMED MUSTAFA
Damla ve Derya DÜNYA ve ÂHİRET
ALTIN SİLSİLE
NESİL ENDİŞESİ
Hak Din İSLÂM
MÜSLÜMANIN PARA İLE İMTİHANI
HİDAYET GÜNEŞİ
ECDÂDIMIZ VE BİZ
HİZMETTE 101 ESAS
Gönül Bahçesinden HAK DOSTLARINDAN HİKMETLER 1
İSLÂM NAZARINDA AKIL ve FELSEFE
Âlemlere Rahmet Hz. Muhammed – Ebedî Mûcize Kurʼân-ı Kerîm
EN BÜYÜK İLÂHÎ RAHMET
SIR VE HİKMET İNCİLERİ 1-2
Müslümanın Kendisiyle İmtihanında TASAVVUF
O -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Nasıl Öğretirdi?
Oʼnun -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Eğitim Lisânı
Gönül Dergâhından HAKÎKAT İNCİLERİ
Mâziden İstikbâle
Hak Dostlarından Hikmetler – BÂYEZÎD-İ BİSTÂMÎ
Eğitimde Önceliklerimiz
Hak Dostlarından Hikmetler – CÂFER-İ SÂDIK
Hak Dostlarından Hikmetler – İMÂM-I RABBÂNÎ
Bizim Medeniyetimiz
Gönüller Sultânı Efendimiz -sallâllâhu aleyhi ve sellem-’e MUHABBET
Sâliha Hanım
Kitapları birçok dile çevrilen Osman Nûri TOPBAŞ Hocaefendi, bu dillerin konuşulduğu ülkelerden gelen seminer, konferans ve panel tekliflerini kabul ederek, fikirlerini paylaşmakta ve bunu insanlığa hizmet anlayışı içerisinde sürdürmektedir.
Osman Nûri TOPBAŞ Hocaefendi, evli ve dört çocuk babasıdır.