İtibar Cellatlarının Tehditlerine Boyun Eğmeyiz

Şeref ve ahlak yoksunu, Vakurdan bahseden vakursuz, edepten bahseden edepsiz bir şahsiyet ve karakter fukarası, bazı kavramlar üzerinden şahsıma saldırtılıyor. Bu şeref yoksunu olan kişi sen kimsin diye sormuş? Senin ağa babaların benim kim olduğumu söylemediler mi? Söylemedilerse ben sana söyleyeyim. Ben bu milletin hizmetkarıyım. Ya sen kimin ayakçısı sın?

07 Tem 2015 - 00:55 YAYINLANMA
İtibar Cellatlarının Tehditlerine Boyun Eğmeyiz

 

AHMET KAPLAN YAZDI....

 

Şeref ve ahlak yoksunu, Vakurdan bahseden vakursuz, edepten bahseden edepsiz bir şahsiyet ve karakter fukarası, bazı kavramlar üzerinden şahsıma saldırtılıyor. Bu şeref yoksunu olan kişi  sen kimsin diye sormuş? Senin ağa babaların benim kim olduğumu söylemediler mi? Söylemedilerse ben sana söyleyeyim. Ben bu milletin hizmetkarıyım. Ya sen kimin ayakçısı sın?

 

Onlar kim olduklarını söylemeselerde gizli isimlerle yazsalarda ben O haysiyet cellatlarına ve arkasında ki piyonlarına kim olduğumu açıklıyorum. Ben, ülke ve millet selametini; insanları kucaklamaktan, onların ruhlarına girmekten, gönüllerinin kapılarını açmaktan geçtiğine inanan, vicdanı hur bir milletin hizmetkarı, gazetecisi ve sözcüsüyüm.

 

Siyasetimiz dipsiz bir uçurama, zifiri karanlık bir tünele doğru süratle yol alırken ve tüm dava adamları gözleri faltaşı gibi açılıp ve yarına şüpheyle bakarken, ne yapmam gerekiyordu?  

 

Bir girdaba, bir cereyana, psikopatlaştırılmış bir ruh haleti içinde kendi kendini imhaya yönelen bir tetikçiye ve onun arkasındakilere cevap verme ile mi meşgul olmalıydım? Yoksa bu kutsal davanın kan damarlarını jiletlemeye çalışan ve bunu yaparken de bu damarların ölümünü seyreder gibi bir psikolojik çıkmazda bir buhran yaşamakta olan egosunu doyuramayan sözde başkan ve yöneticilere milletin hak ve hukukunu teslim etmek için bu tetikçiler gibi yalakalık mı yapsaydım. Maalesef bazı büyülenmişler, sahte bir doktor kesilmiş, damarlarından kan boşalan organizmaya serum olsun diye kah zift kah alkol gibi hayatiyeti temin etmekten uzak, ölümü hızlandıracak unsurları kokteyl haline getirip toplumumuza ve siyasi hayatımıza içirmeye çalışmalarına göz mü yumacaktım!

 

 Titanik gemisi gibi toplum ve siyaset gemimizde yanlış rotayla aysberglere çarptırılmakta ve dipdiri beyin gücü kadrosu da birileri tarafından yok edilmeye çalışılırken buna da vicdanımı körelterek sessiz mi kalacaktım.

 

Ateş böceklerinin yıldızlaştığı, sineklerin kartallaştığı, aslan inlerinde tilkilerin çalım sattığı, bülbül yuvaların da baykuşların öttüğü bir dünyanın hayalini kuranlar ortaçağ kalıntılarının tüm utanç karelerini kaleminin mürekkebinde damlatan bu tetikçileri de tutanlar, kendi cehennemi çukurlarında iftira ve küfür ateşinde ortaklık kurdurmaktan başka ne yapacaklardı ki…

 

AK Parti misyonunu bir mirasyedi gibi kendi kaoslarının müzesine hapsedenler, kaplanı kedi yaparlar diye bir ifade de bulunmuşlar. Bu nadanlar bilmezler midir ki simya diye bir ilim vardır. Bu ilim bakırı altına çevirmek için çalışır. Ama yüzyıllardan beri süregelen bakırı altına çevirme çabası başarıya ulaşmış olsaydı, tüm yeryüzü altın madeninden geçilmezdi. Ama şu bir gerçekdir ki, ne bakırdan altına bir dönüşüm olur, nede altından bakıra bir geri dönüşüm olur. Her maden kendi asli unsuru içinde değerlendirilir.  O yüzden Kaplan kediye dönüşmez. Kediden de zaten Kaplan olmaz.

 

 Milli iradeyi engizisyon ruhuyla çarmıha germeye çalışan 28 Şubatçılarda bu devrim bin yıl sürer diyordu. Bu arkadaşlarda bizim düzenimiz devam edecek diyor. Bu kaosa endekslenmiş ve sürekli kendi kalesine gol atan ve bundan dolayı da 300 bin civarında oy kaybı yaşatanlarda aynı şeyi söylüyor. Bizim statümüz ve statükomuz devam edecek diyorlar.

 

AK Parti kuruluş tarihinin ihtişamına omuz veren temel dinamiklerden sayılan hassas değerleri, tek başına kahraman olma hayaliyle kendi kaos müzesine hapsedenler bugünkü strateji yanlışlıkların da ana merkezidir.

 

Tabii ki bir kısım insanlar, kovana bal koymak için değil, kovanda ki balı çalmak içinde gelecektir. Bizim kaygımız ve endişemiz millet kovanına katkı koymak için değil, millet kovanından balı çalmak için gelen tetikçi ve onların ağababalarıdır.

 

İtibar, haysiyet ve şeref cellatları, itibar suikastlarından sonra şimdi de şahsımı hedef alıyorlar. Telefonlarla tehditler savuruyorlar.  Bilmiyorlar ki biz kadere iman etmişiz. Ne tehditlerden,  ne ölümden korkarız. Doğru bildiğimiz yoldan da şaşmayız. 

YORUMLAR

Maksimum karakter sayısına ulaştınız.

Kalan karakter: