İstanbul'da "Sosyo-Kültürel Riskler ve Aileye Yönelik Tehditler" Çalıştayı Yapıldı!
İstanbul Aile Vakfı tarafından "Sosyo-Kültürel Riskler ve Aileye Yönelik Tehditler" temasıyla düzenlenen III. Aile Çalıştayı, Boğaziçi Üniversitesi Anadolu Hisarı Kampüsü'nde yapıldı.
İstanbul'da "Sosyo-Kültürel Riskler ve Aileye
Yönelik Tehditler" Çalıştayı Yapıldı!
İstanbul Aile Vakfı tarafından "Sosyo-Kültürel Riskler ve Aileye Yönelik Tehditler" temasıyla düzenlenen III. Aile Çalıştayı, Boğaziçi Üniversitesi Anadolu Hisarı Kampüsü'nde yapıldı.
Boğaziçi Üniversitesi Anadolu Hisarı Kampüsü'nde gerçekleştirilen çalıştaya, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, İstanbul Valisi Davut Gül, Boğaziçi Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Mustafa Öztürk, İstanbul Aile Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Üner Karabıyık, Bilim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Turgay Şirin, Çalıştay Düzenleme Kurulu Başkanı Prof. Dr. Adem Palabıyık ile alanında uzman akademisyenler, sivil toplum kuruluşu temsilcileri ve davetliler katıldı.

Programın açılışında konuşan Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, dijitalleşmenin dumanı ve sireni olmayan sessiz bir devrim olduğunu belirterek; "Dijitalleşme aileyi mekandan bağımsız, kültürden kopuk bir forma dönüştürebiliyor. Aile meselesi aynı zamanda bir beka meselesidir. Çocuklarımıza daha güvenli bir dijital dünya sunmak için 15 yaş altına yönelik sosyal medya düzenlemesini yakın zamanda hayata geçireceğimizi tekrar ifade etmek istiyorum" dedi.

İstanbul Valisi Davut Gül ise ailenin önemine değinerek, "Aile toplumun temeli, devletimizin en büyük gücü ve en küçük devlet aygıtı. Dolayısıyla ailenin güçlü olması gerekir. Bazen istemeyerek ailenin karşı karşıya kaldığı tehditler var. Bu tehditlerle, dönemin şartları itibariyle, bir şekilde mücadele etmek gerekiyor. En önemli gücümüz ise farkındalığımız. Büyük Aile Platformu’yla sizlerin bir araya gelerek bu konuda bir irade ortaya koymanız çok kıymetli" ifadelerini kullandı.
"Riskler Artık Sokakta Değil Ekranda"
İstanbul Aile Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Üner Karabıyık ise toplumsal olayları tetikleyen birinci unsurun artık sosyo-kültürel riskler olduğunu vurguladı. Risklerin sokakta değil ekranda, bünyede değil zihinde oluştuğuna dikkat çeken Karabıyık, "Müstehcenlik, hiperseksüelleşme ve kimlik karmaşası gibi sızıntılar zamanla birleşerek toplumsal bir kırılma hattı oluşturuyor. Biz buna ‘sosyo-kültürel perkolasyon süreci’ diyoruz" ifadelerini kullandı.

"Nüfus Verileri Savaş Döneminden Daha Kritik"
Çalıştayın Bilim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Turgay Şirin ise nüfus istatistiklerindeki tehlikeye dikkat çekti. Türkiye'nin nüfus verilerinin savaş döneminde dahi bu seviyeleri görmediğini belirten Şirin, "Nüfusun yenileme hızını yakın zamanda tolere edemeyeceğiz. Dışarıdan göç almayı planlamak durumunda kalmış vaziyetteyiz. Aile konusu bir varlık ve beka meselesi haline geldi. Bu sebeple aile konusunda yapılacak her çalışma, vatana ve millete vefa borcumuzun göstergesidir" dedi.

"Terör ve LGBT Lobilerinin Stratejisi Aynı"
Çalıştay Düzenleme Kurulu Başkanı Prof. Dr. Adem Palabıyık ise aileye yönelik tehditlerin ideolojik arka planına dikkat çekti. PKK terör örgütü ile LGBT lobilerinin çalışma temellerinin ve stratejilerinin aynı olduğunu belirten Palabıyık, "PKK otorite olarak devlete başkaldırmayı vurgularken, LGBT ise ilk kıvılcımı aile otoritesini yok sayarak başkaldırma olarak görüyor. İki yapı da geleneğe ve aileye karşı aynı düzlemde birleşmektedir. LGBT lobisinin en büyük destekçisi, PKK ile ortak noktada bulunan İsrail'dir. Bu durum, İsrail'in desteklediği markaların LGBT çalışmalarına aktardığı fonlarla bellidir" değerlendirmesinde bulundu.
Protokol konuşmalarının ardından çalıştay oturumları başladı. Birçok alandan 100'den fazla uzman ve öncü isim, oluşturulan 10 farklı masada iki oturum halinde sosyo-kültürel riskleri ve çözüm yollarını masaya yatırdı. Öne çıkan başlıklar ise şunlar oldu:
Toplumsal Etki Ölçümleme Sistemi: Başta çocukları ve gençleri hedefleyen yapımlar olmak üzere birçok yapımda; doğrudan yahut dolaylı biçimde mesajların, sembolik dilin ve normatif ahlakın dışında yaşam tarzlarını normalleştiren anlatımların ölçülebilir bir çerçeveye oturtulması ihtiyacı bulunmaktadır. Bu doğrultuda kapsamlı bir "Toplumsal Etki Ölçümleme ve Değerlendirme Sistemi"nin oluşturulması gerekmektedir.
En Kritik Mesele: Güvensizlik ve İç İstikrarsızlık: Yeni dönemin en kritik meselesi, beslediği iç istikrarsızlık riski ile birlikte "güvensizlik"tir. Güvensizliğin toplumda varsayılan duygu haline gelmesi riskine karşı, en güçlü denetim mekanizması olan ailenin güçlendirilmesi şarttır.
Çocuğun Üstün Yararı İlkesi: Çocuğun yüksek yararı ilkesinin, çocuğu aile ve ebeveynlerinden soyutlayan ideolojik bir araç hâline getirilmemesi gerektiği vurgulandı. Bu ilkenin keyfî istismarını önleyecek ve ebeveyn haklarını koruyacak açık hukuki güvenceler sağlanmalıdır.
Aile Dostu İçerik İşareti: Televizyonlardaki mevcut akıllı işaretler yetersiz kalmaktadır. Aile dostu bir bakışla denetleyecek bir yapının değerlendirdiği, "Aile Dostu İçerik" akıllı işaretinin getirilmesi önem arz etmektedir.
Uluslararası Aile Ajansı: Ulusal düzeyde oluşan farkındalığın küresel ölçeğe taşınması adına, Birleşmiş Milletler nezdinde akredite olacak bir "Uluslararası Aile Ajansı"nın kurulmasının savunulması gerekmektedir.
Sosyo-Kültürel Terörle Mücadele: Başta LGBT propaganda ve dayatması ile çocukların zihinlerini işgal etme girişiminde bulunan yapılara karşı durulmalı, "sosyo-kültürel terör" kapsamında tedbirler alınmalıdır.
Çalıştay sonunda, masalarda tartışılan analiz ve politika önerilerini içeren kapsamlı sonuç bildirgesinin, önümüzdeki günlerde kamuoyu ve ilgili kurumlarla paylaşılacağı belirtildi.