İş dünyasından devlet ilişkilerine: Epstein, nasıl Epstein oldu?
Epstein, bu geniş iletişim ağına ve uluslararası çapta etkiye nasıl sahip oldu? İstihbarat mensuplarıyla olası bağlantılarına dair neler biliniyor? 10 maddede aktarmaya çalıştık.
ABD Adalet Bakanlığı’nın Jeffrey Epstein soruşturması kapsamında yayımladığı milyonlarca sayfalık yeni belge, finans dünyasından teknoloji devlerine ve kraliyet ailesine uzanan ilişkiler ağını bir kez daha gündeme taşıyor.
Özellikle Elon Musk, Bill Gates ve İngiltere Kralı III. Charles’ın kardeşi Prens Andrew ile Epstein arasındaki temaslara dair e-posta yazışmaları, fotoğraflar ve takvim kayıtları çok ses getirdi. Ancak belgeler bu isimlerle sınırlı değil. Adı geçen kişiler arasında Eski İsrail Başbakanı Ehud Barak, eski ABD Başkanı Bill Clinton, İngiltere'de bakanlık yapmış olan Peter Mandelson ve Norveç'ten Slovakya'ya çeşitli siyasiler var.
Peki Epstein, bu geniş iletişim ağına ve uluslararası çapta etkiye nasıl sahip oldu? İstihbarat servisleriyle olası bağlantılarına dair neler biliniyor? 10 maddede aktarmaya çalıştık.
1. Öğretmenlikten Bear Stearns’e yükselme
ABD New York'ta doğup büyüyen Epstein, üniversite diploması olmamasına rağmen, 1970'lerin ortasında şehirdeki prestijli Dalton School'da matematik ve fizik öğretmenliği yapıyordu. Cooper Union ve New York Üniversitesi'nin Courant Enstitüsü'nde matematik ve fizik okumuş, ancak mezun olmamıştı. Buna rağmen, 21 yaşında, Eylül 1974'te orada öğretmenliğe başlamıştı.
Bu noktada Donald Barr'ın adı geçiyor. Barr 1964'ten Haziran 1974'e kadar Dalton'un müdürüydü. Ancak Epstein'ın Dalton'daki görevine Barr'ın ayrılmasından kısa bir süre sonra başlamıştı, bu nedenle Barr'ın onu şahsen işe aldığı kesin olarak belgelenmiş değil. Yine de, uzun yıllardır Dalton'da öğretmenlik yapan Susan Semel, Barr'ın kendisini etkileyen gençleri resmi diplomaları olmadan işe almaya istekli olduğunu söylüyor. Epstein'in okul topluluğundaki veliler ve aileler tarafından tanındığını ve bu ailelerden gelen tavsiyelerin veya teşviklerin, işi almasında rol oynadığı da iddialar arasında. Hatta iddialara göre, öğrencilerinden birinin babası Epstein'den o kadar etkilenmişti ki onu Wall Street'teki yatırım bankası Bear Stearns'ün kıdemli bir ortağıyla tanıştırmıştı.
Bear Stearns'te işe giren ve dört yıl içinde hisse sahibi olan Epstein 1982'de "J Epstein and Co" adlı kendi firmasını kurdu. Şirket, değeri 1 milyar doları aşan müşteri varlıklarını yönetiyordu ve şirketi kısa sürede büyüdü.
Epstein'ın ilk finansal kazançlarının büyük kısmı, varlıklı iş insanlarını hedef alan dolandırıcılık ve hızlı zengin olma planları yoluyla elde edildi. New York Times'ın haberine göre, Bear Stearns'te artık çalışmadığı zamanlarda bile Epstein, projelerine meşruiyet kazandırmak için firmanın adını kullanıyordu.
1980'lerde Epstein, Steven Hoffenberg ve Towers Financial Corporation ile ortaklık kurdu. Bu ortaklık onun yükselişinde bir kilometre taşıydı. Hoffenberg 1987'de Epstein’i aylık 25 bin dolar maaşla danışman olarak işe aldı ve Epstein kısa sürede şirketin kilit isimlerinden biri haline geldi.1997’de ise Hoffenberg, ABD tarihinin en büyük saadet zincirlerinden birini işletmekten 20 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Bu süreçte binlerce yatırımcı 450 milyon doların üzerinde zarara uğradı.
Epstein bu davada Hoffenberg’le birlikte yargılanmadı ama Hoffenberg, 2022'de Quartz’a verdiği bir röportajda Epstein’in dolandırıcılık faaliyetlerine doğrudan dahil olduğunu ve saadet zincirinin kurulmasında kendisine yardım ettiğini ileri sürdü.
Bir diğer örnekte ise Epstein, video oyun şirketi sahibi Michael Stoll ile çalıştı. Epstein, Stoll'u ham petrol yatırımı kapsamında kendisine 450 bin dolar vermeye ikna etti. Ancak yatırım hiçbir zaman gerçekleşmedi ve Stoll parasının tamamını kaybetti. Tazminat için Epstein'a karşı dava açan Stoll, teknik bir nedenden dolayı bu davayı kaybetti ve Epstein, parayı aldı. New York Times'a konuşan Stoll, "O iğrenç bir herif" diyor.
2. İlk büyük 'balina': Leslie Wexner
Epstein'in finans dünyasında ününü elde etmesinde büyük rol oynayan şey ise milyarder Leslie Wexner ile ilişkileri oldu. Victoria's Secret, The Limited ve Bath & Body Works gibi büyük Amerikan markalarının sahibi olan Wexner'ın serveti, Epstein ile olan uzun süreli ilişkisinin gölgesinde kalıyor.
İkili, Wexner'ın arkadaşı ve bir sigorta yöneticisi olan Robert Meister tarafından tanıştırılmıştı. Epstein, Wexner'ın hesaplarını yönetmeye başladı ve New York Times'ın araştırmasına göre, birçok danışmanı bu süreçte Wexner'ı uyardı ama o, Epstein'ın mali kontrolü elinde tutmasına izin verdi. Şirkette bir yönetim kurulu üyesinin, Epstein'in geçmişini araştırmak için özel bir soruşturma ekibi bile tuttuğu iddia ediliyor.
Wexner'ın onda ne gördüğü bilinmiyor, ancak Epstein, Wexner'ın hayatına birçok yönden müdahil oldu. Wexner ve eşi Abigail Koppel arasındaki evlilik sözleşmesini bile o yazdı. Vanity Fair'in 2003 tarihli makalesine göre, Wexner, bir zamanlar Epstein'i "mükemmel muhakeme yeteneğine ve alışılmadık derecede yüksek standartlara sahip, son derece sadık bir dost" olarak tanımlıyordu.
Epstein, Wexner'ın kişisel servetini yönetirken kendi gayrimenkul portföyünü de çeşitlendirdi; Mar-a-Lago yakınlarındaki ünlü evini, Upper East Side'daki bir evi ve Ohio'daki bir malikaneyi satın aldı. Ayrıca Wexner'dan aldığı fonları siyasilerle ilişki kurmak için kullandı ve başarısızlığa uğramış birkaç politikacıya bağışta bulundu. Ek olarak, Wexner ile dostluğu sayesinde eski Başkan Bill Clinton ile tanıştı. Clinton yönetimi sırasında Beyaz Saray'a birkaç davet aldığı da biliniyor.
Öte yandan Wexner, L Brands çalışanlarına yakın zamanda gönderdiği bir mektupta, "iddianamede yer alan yasadışı faaliyetlerden HİÇBİR ZAMAN haberdar olmadığını" söyledi. "On yıldan uzun bir süre önce işe aldığım bir kişinin bu kadar çok insana bu kadar acı çektirebileceğini asla tahmin edemezdim," diyen Wexner şu anda yargılanmayı bekliyor.
Epstein'in Wexner aracılığıyla kadınlarla da ilişki kurduğu belirtiliyor. Örneğin 1996 yazında Maria Farmer adlı bir kadın, Epstein için bir sanat projesi üzerinde çalışıyordu. Farmer'ın mahkemeye sunduğu yeminli ifadesine göre, bu dönemde Epstein ona cinsel saldırıda bulundu. Farmer, bulunduğu odayı terk edip polisi aradığını, ancak Wexner'ın güvenlik görevlilerinin 12 saat boyunca oradan ayrılmasına izin vermediğini söyledi.
Bu esnada L Brands yöneticileri, Epstein'in Victoria's Secret kataloğu için iç çamaşırı modellerinin işe alınması sürecine de karışmaya çalıştığını öne sürüyor. New York Times'ın incelediği polis raporlarına göre, Epstein, Farmer'a yönelik saldırı iddiasından yaklaşık bir yıl sonra, "Arden" adlı bir modeli de taciz etti.
3. Zenginlerin 'Mega Grubu' ve Ortadoğu 'network'ü
Epstein soruşturmasında bahsetmek gereken bir diğer konu "Mega Grup". Bu, etkili Yahudi girişimcilerden oluşan gayri resmi bir gruptu ve 1991 yılında Wexner ile Charles Bronfman tarafından "Çalışma Grubu" olarak kurulmuştu. Grup, hayırseverlik ve Yahudilik seminerleri için yılda iki kez toplanıyordu ve buradaki bazı kişilerin, kaynaklarını Ortadoğu politikalarını şekillendirmek için kullandığı yönünde iddialar var. Wexner, Bronfman ile birlikte gruba liderlik ediyordu. Mayıs 1998'de Wall Street Journal'da yayınlanan bir haber sayesinde grup kamuoyunda tanınmıştı.
1990'lı yıllarda Epstein'in Wexner aracılığıyla bağlantı kurduğu nüfuzlu gruplardan birinin de bu olduğu düşünülüyor.
Vanity Fair dergisinin bir başka makalesine göre, 2003'te Wexner'ın grubu, Amerikan Yahudi liderlerine İsrail'e destek toplama konusunda tavsiyede bulunması için Cumhuriyetçi Parti'nin mesaj uzmanı Frank Luntz'u görevlendirdi. Luntz'un tavsiyesinde şu ifadeler yer alıyordu:
"Bir yıl boyunca -tam bir yıl boyunca- Saddam Hüseyin'in adını ve İsrail'in her zaman bu acımasız diktatörden dünyayı kurtarma ve halkını özgürleştirme yönündeki Amerikan çabalarının arkasında olduğunu bilmelisiniz."
Epstein, bu nüfuz çevresiyle yakınlığını korudu. Mağdurlardan Virginia Giuffre tarafından açılan davada, BM Büyükelçisi Bill Richardson ve Ortadoğu Özel Temsilcisi George Mitchell'in Epstein'in seks çetesine katıldığı iddia iddia ediliyor. (Richardson ve Mitchell bu iddiaları şiddetle reddediyor.)
Eski İsrail Başbakanı Ehud Barak da Epstein'in sırdaşlarından biriydi. Epstein, Barak'ın iş girişimlerinden birine 1 milyon dolar yatırım yapmıştı; Barak'ın ABD'deki apartman dairesini ziyaret ettiği de bildiriliyor. Vanity Fair'in iddiasına göre, Epstein ve Barak bir keresinde öğle yemeği yerken Barak, bir kara tahtaya Batı Şeria'nın nasıl bölünmesi gerektiğine dair bir harita bile çizmişti.
4. Sevgililerini planlarına göre seçti
Epstein'in eski kız arkadaşı ve ortağı Ghislaine Maxwell, cinsel istismar suçlamalarından hüküm giydi ve şu anda hapiste. Davada adı sık geçse de Epstein'in yükselmek için ilişki kurduğu tek kadın o değil.
Times'a göre, Epstein ilk kız arkadaşlarının çoğunu, kendisini tanıştırabilecekleri kişilere göre seçti. Örneğin, Bear Stearns bankasındaki patronu Ace Greenberg'in kızı Lynne ile çıktı. Bunun işte ona daha yüksek bir statü kazandırdığı düşünülüyor. Ayrıca, Bears Stearns'te genç bir satış elemanı olarak çalışan eski Miss Indianapolis güzeli Paula Heil ile de birlikteydi. Epstein, Heil'in bağlantılarını kullanarak zengin İngiliz Lees ailesiyle bir iş ilişkisi kurduğu söyleniyor. İddiaya göre Epstein bu ilişkiyi, Lees ailesi gibi Wall Street'in büyük aileleriyle tanışmak için kullanıyordu.
New York Times, Bear Stearns'te asistan olarak çalışırken Epstein ile cinsel bir ilişki yaşadığını açıklayan Patricia Schmidt ile uzun bir röportaj gerçekleştirmiş ve günlüğünden alıntılar yayınlamıştı. Bu röportajda Schmidt, ilişkileri sırasında Epstein'in kendisini müşterileri ilişkileri ve firmadan bilgi almak için kullandığını söylemişti:
"Ben onun oyuncağıydım. Sanki 'Sen benim istediğim yere ulaşmama yardım edecek birisin' der gibiydi."
ABD'de protesto için reklam panosuna asılan, Trump ve Epstein'in yer aldığı eski bir fotoğraf. AP Photo
Bear Sterns'ün eski bir asistanı da Epstein'in onu öptüğünü ve bakire olup olmadığını sorduğunu söylüyor. New York Times, bu kadının Suzanne Ircha olduğunu öne sürmüştü. Oyuncu olmaya çalıştıktan sonra Ircha, Trump'ın şu anki eşi Melania Trump ile güçlü bir ilişki kurmuş ve Woody Johnson ile evlenmişti. Johnson & Johnson ailesinin üyesi olan Johnson, New York Jets'in milyarder sahibi.
Epstein'in 1990'lı yıllarda Trump'la da dost olduğu biliniyor.
5. İlk mahkumiyetin ardından Epstein'le görüşmeyi sürdürenler
Epstein 2005’te Florida’da reşit olmayan kızlara yönelik cinsel istismar suçlamalarıyla soruşturulmuştu. 2008’de, ABD Başsavcısı Alexander Acosta’nın da müdahil olduğu o davada tartışmalı bir “plea deal” (uzlaşma anlaşması) yaptı. Bu anlaşma kapsamında Epstein, federal düzeyde insan ticareti ve çocuk istismarı suçlamalarından muaf tutuldu ve yalnızca Florida eyaletinde “fuhuşa teşvik” suçundan yargılandı. Bu suçu kabul etmesi karşılığında da 13 ay açık cezaevine gönderildi ve haftada 6 gün dışarı çıkmasına izin verildi.
Epstein davası aslında o dönemde de medyada büyük yankı uyandırmıştı; ABD ve başla ülkelerdeki yayınlar, reşit olmayan kız çocukları ve genç kadınların suçlamalarını haber yapmıştı. 2006'da birçok politikacı Epstein'den aldıkları bağışları iade etmişti. Bazı ortakları ondan uzaklaşmaya çalışmıştı. En bilinen müşterisi Wexner bile 2007'de onunla bağlarını kestiğini duyurmuştu. JPMorgan bankası da 2013'te hesaplarını kapattığını açıklamıştı.
Ancak bu süreçte ve sonrasında Epstein kenara çekilip gözden kaybolmak yerine ilişkilerine ve davetlerine Florida dışında agresif şekilde devam etti. Hatta iddiaya göre daha fazla toplantı yapıyor, malikanesinde daha çok yemek veriyordu. Örneğin cezadan çok kısa bir süre sonra 2009'da Amelia filmi için bir "afterparty" tertiplemişti. Nitekim Epstein, bir e-postada Ekim 2009'da Maxwell'in evinde bir "film sonrası partisinde" olduğunu ve Amazon'un kurucusu Jeff Bezos ile eski ABD Başkanı Clinton'ın da orada olduğunu yazıyor.
Ehud Barak ve Microsoft'un kurucusu Bill Gates gibi şu anda çok konuşulan isimler de Epstein'in ilk mahkumiyetinden sonra New York'ta itibarını yeniden inşa etmek için güçlü kişilerle nasıl ilişkilendiğine ve finans dünyasının onunla iş yapmaya devam ettiğine dair daha ayrıntılı bir tablo sunuyor.
Wall Street Journal'ın bir haberinde Epstein'in Florida'da mahkumiyet almasından 6 yıl sonra, 8 Eylül 2014 tarihindeki -sadece bir günde- etkileşimleri mercek altına alınmıştı. Habere göre Epstein, sadece o gün için dört milyarderle görüşmeyi planlıyordu: Gates, Zuckerman, Pritzker ve Epstein ile bağları zaten bilinen finansçı Leon Black.
Virgin Adaları'nda açılan bir davada da JP Morgan ile Deutsche Bank'ın Epstein'in şebekesine katılarak bundan bilinçli şekilde fayda sağladığı iddia ediliyor.
Epstein belgeleri AP Photo
Eski ABD Başkanı Barack Obama döneminde Beyaz Saray hukuk danışmanı olan Kathryn Ruemmler de Beyaz Saray'daki görevinden ayrıldıktan sonra ve 2020'de Goldman Sachs'ta üst düzey avukat olmadan önce Epstein ile onlarca görüşme yapmıştı. Epstein, Ruemmler'in 2015'te Paris'e ve 2017'de Karayipler'deki özel adasına yapacağı ziyaretlere katılmasını da planlamıştı.
Adalet Bakanlığı'nın yayınladığı notlarda Palantir'in kurucusu ve Silikon Vadisi'nde söz sahibi Peter Thiel'in de 2014 ile 2017 arasında birden fazla tarihte Epstein ile görüşmüş olabileceği tespit edildi. Epstein'in notlarında "Peter Thiel ile ÖĞLE YEMEĞİ" gibi planlama ifadeleri yer alıyor. Ayrıca benzer tarihlerde Elon Musk ile de birçok kez mailleştikleri ve -görüşme gerçekleşmese de- ziyaret planları yaptıkları görülüyor.
2015'te Virginia Giuffre'nin Epstein'i gençken kendisine cinsel istismarda bulunmak ve insan ticareti yapmakla suçlamasıyla Florida mahkumiyeti yeniden gündem oldu. Giuffre, İngiltere Prensi Andrew de dahil olmak üzere nüfuzlu kişilerle cinsel ilişkiye girmeye zorlandığını söylemişti. Prens Andrew iddiaları reddetse de Giuffre ile uzlaşma yoluna gitmişti. Giuffre'nin açıklamaları Epstein'in yeniden hapse girmesine uzanan süreci başlatan olaylardan biriydi.
Aynı yıl, ünlü banker ailesi Rothschild'lere evlilik yoluyla katılan Ariane de Rothschild bankanın yönetim kurulu başkanı olarak atanıyordu. Belgere göre, De Rothschild, Epstein ile ondan fazla görüşme gerçekleştirdi. 2015'in ekim ayında Epstein ile yüklü bir meblağ içeren bir iş anlaşması imzaladı. Anlaşma kapsamında Epstein'in Southern Trust Co şirketi, banka için "risk analizi ve algoritmaların uygulanması ve kullanımı" hizmeti verecek, karşılığında da 25 milyon dolar alacaktı.
Banka, De Rothschild'in 2013 ile 2019 arasında bankadaki görevleri kapsamında Epstein ile görüştüğünü ve Epstein'in bankayı ABD finans liderleriyle tanıştırdığı, hukuk firmaları önerdiği ve vergi ve risk danışmanlığı sağladığını kabul etti. Ancak bankanın açıklamasına göre, de Rothschild'in, Epstein aleyhindeki tüm bu ihbar ve mahkumiyetten haberi yoktu.
6. Devlet politikalarına erişimi
Florida mahkumiyetinden sonra Epstein ile ilişkilerini sürdürdüğü görülen isimler arasında yalnızca girişimciler yok, siyasetçiler de var.
Örneğin İngiltere'de İşçi Partisi'nin önde gelen isimlerinden, Lordlar Kamarası üyesi Peter Mandelson'ın ilk mahkumiyetten önce Epstein ile yazıştığı ve 2003-2004'te Mandelson’la bağlantılı hesaplara toplam 75 bin dolar tutarında üç ayrı ödeme yapıldığı tespit edildi. Ayrıca 2009-2010 döneminde, Epstein’in -hapisten çıktıktan sonra- Mandelson’ın eşinin osteopati eğitimi için yaklaşık 10 bin sterlin de dahil olmak üzere çeşitli ödemeler yaptığı görüldü.
Belgeler Epstein’in, Mandelson aracılığıyla İngiltere'deki vergi politikaları ve İngiltere Merkez Bankası’ndaki tartışmalardan haberdar edildiğini ortaya koyuyor. Örneğin, zor durumdaki AB üyesi ülkelere destek sağlamak amacıyla planlanan 500 milyar euroluk kurtarma fonuna ilişkin bir iç not, Mayıs 2010’da Epstein’e iletilmişti. Mandelson, e-postasında bu düzenlemenin “bu gece açıklanacağını" yazıyordu. Mandelson, 2004-2008 döneminde Avrupa Birliği Ticaret Komiseri olarak da görev yapmıştı.
Belgere göre, ekonomik kriz sonrası dönemde düzenlemelerin sıkılaştırıldığı süreçte Mandelson, İngiltere'de bankacı primlerine getirilen vergiyi de doğrudan Epstein ile tartışmıştı. Bu vergi, 2008-2009 finansal krizinin bedelini ödeyen sıradan vatandaşlar açısından son derece hassas bir konuydu ve devlet desteği alan bankalarda yüksek ve hızlı prim ödemelerini caydırmayı amaçlayan tek seferlik bir düzenleme olarak tasarlanmıştı. Epstein gibi bir finans yöneticisi bu bilgilere gerçek zamanlı olarak erişim sağlayabilmişti.
Tüm bu bilgiler; Epstein'ie servet edinme, finansal ilişkiler kurma ve servetini koruma konusunda yardımcı olmuş olabilir.
7. Olası istihbarat bağlantıları
Soruşturmalar, Epstein'in nasıl bir şantaj operasyonu yürüttüğünü giderek daha açık bir şekilde ortaya koyuyor. Epstein, New York'taki malikanesinde ve Karayip adasındaki tesisinde, konukları ile istismar edilen genç kadınlar arasında gerçekleşen müstehcen etkileşimleri kaydetmek için mekanlara mikrofon ve kameralar yerleştirmişti. Bu şantaj materyalinin çoğunu özel adasındaki bir kasada sakladığı belirtiliyor.
Çeşitli ülkelerde istihbarat teşkilatlarının da geçmişte benzer cinsel şantaj operasyonları yürüttüğü biliniyor. Bu durum, Epstein'in istihbarat örgütleriyle ilişkili olup olmadığı sorusunu gündeme getirdi. Henüz bu iddialara dair bir kanıt yok ama Epstein'in bu alanda tanınmış kişilerle kurduğu bazı ilişkiler ayyuka çıkmış durumda.
Bu kişilerin başında da bir önceki ABD Başkanı Joe Biden döneminde CIA Direktörü olarak görev yapan diplomat William J. Burns geliyor. Burns, CIA'nın başına geçmeden önce, Dışişleri Bakan Yardımcısıyken Epstein ile birçok kez görüşmüştü.
Açıklama yapan bir CIA sözcüsü, görüşmelerin Epstein'in Burns'e kariyer tavsiyesi verebilmesi için ayarlandığını savunuyor. Ancak dosyalarda yer alan mesaj içerikleri, ikilinin sadece profesyonel bir tanışıklığın ötesinde bir iletişim kurduğu yorumlarına neden oluyor.
Guardian'ın incelediği belgelere göre ikili, Ağustos 2014'te Washington’da bir hukuk bürosunda öğle yemeğinde bir araya gelmişti. Aynı yıl eylül ayında Epstein, teknoloji milyarderi Thiel ile New York’ta olacağını belirterek Burns’ü davet etmiş ve ona kalması için bir daire teklif etmişti. Burns, mesajında "İnce düşünceniz için çok teşekkürler. Gelmeye çalışacağım," demişti. Bu görüşmeler, Burns’ün Dışişleri Bakan Yardımcısı olduğu döneme dayanıyor.
Belgeler ayrıca, Epstein’in Burns’ü sadece kendi çıkarları için değil, diğer güçlü isimlerle köprü kurmak için de kullandığını gösteriyor. Örneğin Epstein, 2018 yılında Donald Trump’ın eski stratejisti Steve Bannon’a da "Burns ile tanışmanı öneririm," şeklinde mesaj atmıştı. Ayrıca kayıtlarda, Epstein’in Burns’ün çeşitli seyahatlerinden haberdar olduğu ve bu bilgileri diğer milyarder dostlarıyla paylaştığı da görülüyor.
Öte yandan Epstein'in Burns ile yazışmaları ve görüşmeleri, onun istihbarat mensubu olduğu yönündeki iddiaları kanıtlar nitelikte değil. Zira Burn o dönemde CIA'in başında değildi.
Epstein'in istihbarat bağlantılı olduğu iddiasına gerekçe gösterilen 2020 tarihli bir FBI belgesinde ise gizli bir muhbir, Trump'ın damadı Jared Kushner ve Epstein'in İsrail için çalıştıklarını iddia ediyor. Ancak bu, belgelerde bir kişinin iddiası olarak kalıyor.
Diğer yandan, yeni yayınlanan belgelere göre, Epstein, eski Libya lideri Kaddafi'nin düşüşünden sonra ülkenin dondurulmuş devlet varlıklarına erişim sağlamak için eski İngiliz ve İsrailli istihbarat yetkililerinden oluşan bir ağ üzerinden girişimlerde de bulunmuştu. Epstein’in bir iş ortağı tarafından kaleme alınan bir e-postada, Libya’daki “siyasi ve ekonomik kaos”tan faydalanılarak Batılı ülkelerde dondurulmuş Libya fonlarının tespit edilmesi ve geri kazanılması planları yer alıyor. Bir belgede İngiliz istihbarat servisi MI6 ve İsrail istihbarat teşkilatı Mossad’dan eski yetkililerin, “çalınan” varlıkların tespit edilmesi ve geri alınmasına katkı sunmaya istekli olduklarını ifade ettikleri de belirtiliyor.
Öte yandan, Business Insider'a konuşan ve FBI kayıtlarına erişimi olduğu söylenen dört kaynağa göre, Epstein'in ABD veya başka ülkede istihbaratla ilişkisi olduğuna dair hiçbir şey bulunamadı. Bu kaynaklar, gizli veya hassas bilgiler içerdiği için delillerin kaldırıldığına dair hiçbir işaret olmadığını iddia ediyor.
Epstein'in istihbarat mensubu olabileceğine dair yorumları doğuran esas ilk ise gazeteci Vicky Ward tarafından Daily Beast'te 2019 yılında yazılan bir köşe yazısıydı. Ward'a göre, 2008'de Florida savcısı olan ve Epstein'in hafif ceza aldığı ilk mahkumiyetinde rol oynayan Alex Acosta'ya, bu dava hakkında soru sorulmuştu. Ward'ın ismi açıklanmayan kaynağına göre Acosta, "Bana Epstein'in 'istihbarata ait olduğu' ve bu konuya karışmamam gerektiği söylendi," diye yanıt vermişti.
Ancak Acosta, 2020'de yayınlanan bir rapor için Adalet Bakanlığı Mesleki Sorumluluk Ofisi'ne verdiği demeçte tam tersini söyledi. Epstein'ın "bir istihbarat ajanı" olup olmadığı sorulduğunda Acosta, "Cevap hayır" ifadelerini kullandı.
Tüm bu tartışmalara rağmen, Epstein'in istihbaratla ilişkisi olup olmadığını ortaya çıkarmanın bir yolu olabilir. Business Insider'a göre, Adalet Bakanlığı savcıları genellikle CIA veya NSA gibi bir ABD istihbarat teşkilatının, soruşturdukları bir ceza davasıyla ilgili bilgilere sahip olabileceğinden şüphelendiklerinde, "ihtiyatlı inceleme" diye adlandırılan bir talepte bulunabiliyor. Böylece davada gizli bir bilgi olup olmadığını öğrenebiliyorlar.
8. Maxwell ile tanışması
Epstein’in suç ağına ortak olmak suçlamasıyla ABD’de federal cezaevinde 20 yıllık hapis cezasını çeken Maxwell, Epstein’in aksine statüsünü sonradan edinmemişti. İngiliz medya patronu Robert Maxwell’in kızı olan Ghislaine Maxwell, Epstein’le, babasının ölümünden birkaç ay önce taşındığı New York’ta tanışmıştı.
Epstein ile Maxwell'in bir fotoğrafı AP Photo
Babası 1991'de Kanarya Adaları açıklarında denize düşerek hayatını kaybetmiş, ölümü resmi kayıtlara intihar olarak geçmişti. Ancak kısa süre sonra, yönettiği emeklilik fonlarından milyonlarca doların kaybolduğu ortaya çıkmıştı. Kızı Ghislaine Maxwell de bu kayıp servetin peşindeydi.
Yayınlanan belgelere göre, Maxwell, 2005'te Epstein’e, babasının kayıp parasının izini sürmek için bir istihbarat görevlisiyle görüştüğünü söylemişti. Maxwell’in Epstein’e gönderdiği mesajda, “Babamla ‘çalıştığını’ söyleyen bir CIA ajanıyla birlikteydim. Her şeyi anlatabileceğini, her şeyi bulabileceğini, her şeyi ortaya çıkarabileceğini söyledi," diyordu.
9. Fuhuş ağı
İddianamelere göre Epstein, uzun yıllar boyunca Manhattan’daki evi ile New York ve Florida’nın Palm Beach kentlerindeki mülkleri başta olmak üzere çeşitli lokasyonlarda yüzlerce reşit olmayan kız çocuğunu cinsel olarak istismar etti. Epstein’in bazı mağdurlara, yeni mağdurlar bulmaları karşılığında para ödediği de biliniyor.
İstismar edilen çocukların yaşının 11 ila 14'e kadar indiği belirtiliyor. 2015'te dava açan Giuffre de 16 yaşındayken Florida’da Epstein ve Maxwell tarafından seks kölesi olmaya zorlandığını söylüyordu.
Maxwell’in buradaki rolü ise reşit olmayan kız çocuklarını seçmek, hazırlamak ve Epstein’e yönlendirmekti. Savcılığa göre Maxwell, genellikle yoksul, kırılgan, aile desteği zayıf kızları hedef alıyor; onlara “masörlük işi”, “seyahat”, “okul parası” ve “diğer iş imkanları” gibi vaatlerle yaklaşıyordu.
Ayrıca Epstein’in evlerinde kimlerin bulunacağını belirlerken, uçuşlar, seyahatler, konaklamalar konusunda da lojistik rol oynuyordu. Mağdurların Epstein hakkında konuşmasını engellemeye çalıştığı ve bazılarını tehdit ettiği de belirtiliyor.
10. Truva atları: Bilim ve kültür dünyası
Soruşturma sürecinde Epstein'in bilim insanları ve kültür dünyasıyla kurduğu ilişkiler de çok tartışıldı. Epstein bu ilişkileri prestij için kurmuş ve bilim-kültür insanlarını Truva atı olarak mı kullanmıştı? Bu sorunun cevabı kesin olarak bilinmiyor, ancak bugünlerde bilim ve akademi dünyasında bununla ilgili bir çağrı yankılanıyor: "Epstein’den para alan ya da onun ağı sayesinde nüfuz kazanan herkes, o parayı iade etmeli."
Massachusetts Teknoloji Enstitüsü (MIT), kısa bir süre önce, Epstein’den gelen paralar konusunda açık bir adım attı. Media Lab’in eski yöneticisi Joichi Ito ve fizikçi Seth Lloyd’un özürlerinin ardından, üniversite başkanı Rafael Reif, Epstein’in son 20 yılda bağışladığı 800 bin doların tamamının başka yerlere bağışlanacağını açıkladı. Harvard Üniversitesi ise aynı yönde bir karar almış değil. Üniversite, Epstein’ın 6,5 milyon dolarlık bağışıyla kurulan Evrimsel Dinamikler Programı için şu ana kadar paranın iadesine ya da başka yerlere yönlendirilmesine dair bir plan açıklamadı.
Bu para transferleri, Epstein’ın yıllar boyunca ördüğü ve bugün hâlâ etkileri tartışılan “nüfuz ticareti ağını” görünür kılıyor.
Epstein, 2008’de hapis yatmadan önce ve sonra, çok sayıda saygın akademi ve bilim insanına bağış yaptığı ve onlarla ilişkiler kurmaya çalıştığı biliniyor. Bu isimler arasında Stephen Jay Gould, George Church, Martin Nowak, Steven Pinker, Murray Gell-Mann, Stephen Hawking, Marvin Minsky ve Noam Chomsky gibi kişiler var.
Epstein ile Chomsky'nin bir fotoğrafı AP Photo
Bu ilişki ağının merkezinde ise John Brockman adlı bir isim yer alıyor. Brockman Epstein'in entelektüel ağında bir edebiyat ajanı ve bağlantı kurucu isimdi; Epstein'in parası Brockman'ın çevresini takip etmiş gibi görünüyor. Örneğin, The New Republic yazarı Evgeny Morozov, Brockman’ın kendisini, Epstein’ın hapis yatmış olmasına rağmen onunla tanışmaya teşvik ettiğini, ancak bu daveti reddettiğini yazıyor.
Öte yandan, Epstein, bilim insanlarıyla sosyalleşmek veya onlara hibe vermekle yetinmedi, yayıncılık kısmında da rol oynadı. Mother Jones'a göre, Epstein'in ortağı Maxwell, 2000'lerin başlarında etkili bir bilim dergisi ve blog ağı olan ve Brockman'ın müşterilerini barındıran Seed Media Group'un yönetim kurulundaydı.