İran'a karşı savaş tehlikeli bir aşamaya giriyor: Tahran, baskıya rağmen direnç gösteriyor
Orta Doğu uzmanı Prof. Mehran Kamrava, İran liderliğinin baskı altında olduğunu ancak sistemin ayakta kalacak şekilde kurulduğunu söyledi. Kamrava, çatışmanın uzun ve yıpratıcı bir savaşa dönüşebileceği uyarısında bulundu.
ABD, İsrail ve İran arasındaki savaş üçüncü haftasına girerken, iki tarafın çok farklı savaşlar yürüttüğü giderek daha net görülüyor.
Katar’daki Georgetown Üniversitesi’nde siyaset profesörü olan Mehran Kamrava, "ABD ve İsrail hızlı ve kesin bir zafer istiyor. İran içinse yalnızca direnmek ve ayakta kalmak zafer anlamına geliyor," diye konuştu.
Stratejideki bu fark, çatışmanın seyrini belirliyor ve savaşın beklenenden çok daha uzun sürebileceği yönündeki kaygıları artırıyor.
Ne ters gitti?
Savaşa giden yolun, hem siyasi hırs hem de yanlış hesaplarla döşendiğini belirten Kamrava, "Binyamin Netanyahu açısından bakıldığında, önceki savaş aslında hiç bitmedi. Netanyahu, sistemin hem siyasi hem de askeri olarak tasfiye edilmesini sağlamaya hevesliydi," dedi.
Aynı zamanda İran'ın da Washington’daki durumu yanlış okuduğuna değinen Kamrava, "İran kendi şartlarında müzakere etti ve Başkan Donald Trump’ın karar alma sürecindeki oynaklığı ve öngörülemezliği fark etmedi," değerlendirmesini yaptı.
Kamrava’ya göre bu iki unsurun birleşimi, tarafları açık çatışmaya sürükledi.
ABD Başkanı Donald Trump, İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu ile Mar-a-Lago'da el sıkışıyor, 29 Aralık 2025. AP Photo
İki farklı savaş mantığı
Birbirine zıt zafer iddialarına rağmen gerçeğin daha karmaşık olduğunu vurgulayan Kamrava, "Burada işleyen iki farklı mantık görüyoruz. ABD ve İsrail başarıyı görünür askeri hasar üzerinden ölçüyor. İran ise bunu uzun süreli bir çatışma olarak görüyor," yorumunu yaptı.
Tahran’ın bakışına göre hedefin hızlı bir zafer değil, dayanıklılık göstermek olduğu yorumunu yapan Kamrava, "Bu, zaman içinde İran’ın ABD ve İsrail’in kararlılığını aşındıracağı bir savaş. Asıl soru, ilk kimin gözünü kırpacağı," ifadelerini kullandı.
Related BAE Devlet Bakanı: 'İran'ın ekonomiyi rehin almasına izin verilmemeli'İran gizli servisi Almanya'daki muhalif İranlıları nasıl tehdit ediyor?Sarsıntılara dayanacak şekilde kurulmuş bir sistem
Çatışma, özellikle İsrail’den gelen üst düzey güvenlik figürü Ali Laricani’nin öldürüldüğüne ilişkin haberlerin ardından, İran liderliğine dair soru işaretlerini artırdı. Ancak Kamrava, sistemin bu tür sarsıntıları absorbe edecek şekilde tasarlandığını söyledi.
"Bu sistem, en üst düzey liderlik ortada olmasa bile işlemeye devam edecek şekilde kuruldu. Kararlar belli ölçüde otonom biçimde alınabiliyor."
Laricani’nin ölümünün İran tarafından doğrulanması halinde bile bunu bir dönüm noktasından çok bir gerileme olarak tanımlayan Kamrava, "Hayatta olup olmaması ya da karar alabilecek durumda olup olmaması aslında çok da önemli değil. Sistem işlemeye devam ediyor," dedi.
Kamrava, askeri kararların, doğrudan liderlik olmasa bile çalışabilecek şekilde yapılandırılmış Devrim Muhafızları gibi kurumlar tarafından yönlendirildiğini belirtti.
İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Sekreteri Ali Laricani Beyrut'ta, 13 Ağustos 2025. AP Photo
İran’ın iç yüzü: Görünürlük olmadan güç
Aynı zamanda Mücteba Hamaney'e ilişkin belirsizliğe de dikkat çeken Kamrava, "Onun yokluğu hissediliyor. Elimizde ses kaydı bile yok," dedi.
Ancak yine de büyük resmin kişisel değil, kurumsal olduğunu savunan Kamrava, "Komuta kararları alabilecek durumda olup olmaması aslında çok da önemli değil. Sistem işlemeye devam ediyor ve askeri kararlar alınmaya devam ediliyor," diye konuştu.
Bir kadın Tahran'ın merkezinde İran Dini Lideri Ayetullah Mojtaba Khamenei'nin posterini sergiliyor, 14 Mart 2026. AP Photo
Genişleyen bir çatışma
İran sınırlarının ötesinde ise savaş şimdiden bölgeye yayılmış durumda. Körfez ülkelerinin bu kadar hızlı hedef haline gelmesine şaşırdığını söyleyen Kamrava, "İranlıların Körfez ülkelerine bu kadar hızlı ve bu ölçüde saldırmasına şaşırdım," dedi.
Bu durumun bölge hükümetlerini zor bir pozisyonda bıraktığına dikkat çeken Kamrava, "İran’ın saldırısına uğruyorlar ama ABD-İsrail savaşının içine çekilmek istemiyorlar," dedi.
Uzun vadeli güvenliğe ilişkin daha derin bir kaygı da değinen Orta Doğu uzmanı, "Savaşa girerlerse, yarın ABD’nin toparlanıp çekip gitmeyeceğini kim garanti edebilir?" dedi.
İran'a ait bir insansız hava aracının enkazının Füceyre'deki bir petrol tesisini vurmasının ardından yükselen duman ve yangın, 14 Mart 2026. AP Photo/Altaf Qadri
Ufukta net bir son görünmüyor
Şimdilik çatışmanın nasıl ya da ne zaman sona ereceğine dair bir kesinlik görünmüyor.
Siyaset profesörü Kamrava, "Savaşın ne zaman biteceğini yalnızca Başkan Donald Trump biliyor. Yarın çıkıp zafer ilan edebilir," dedi.
Bu arada bölgesel aktörlerin arabuluculuk çabaları perde arkasında sessizce sürüyor. Ancak net olan şu ki ne İran ne de komşuları bir yere gidiyor.
Kamrava, "Bunlar, coğrafyanın lanetiyle ya da nimetiyle birbirine komşu olan ülkeler. Birlikte yaşamanın bir yolunu bulmak zorundalar," değerlendirmesini yaptı.
O zamana kadar ise savaş, İran’ın başından beri hazırlandığı şeye dönüşme riski taşıyor: Çıkışı kolay görünmeyen, uzun ve yıpratıcı bir çatışma.