İran - İsrail krizi: Devrim Muhafızları'ndan enerji tesislerine tehdit

Bir Devrim Muhafızları kaynağı, İsrail’in Huzistan’daki Karun petrokimya tesisini vurmasının ardından, İran enerji altyapısına yeni saldırıların, Hayfa’daki misilleme gibi bölgesel enerji hedeflerine saldırıları tetikleyeceği uyarısında bulundu.

08 Haz 2026 - 20:50 YAYINLANMA
İran - İsrail krizi: Devrim Muhafızları'ndan enerji tesislerine tehdit

İran, pazartesi günü tarafların petrokimya tesislerine karşılıklı saldırılar düzenlemesiyle birlikte, İsrail'in İran enerji tesislerine yönelik saldırılarının sürmesi halinde, komşu ülkelerdeki ve daha geniş bölgedeki enerji altyapısını vurmakla tehdit etti.

İsmi açıklanmayan bir kaynak, Devrim Muhafızları’na bağlı Fars Haber Ajansı’na, İran’ın enerji tesislerine yönelik yeni saldırıların ABD, İsrail ve bölgesel ortaklarına ait enerji varlıklarının hedef alınmasını tetikleyeceğini söyledi.

Aynı kaynak, bölgede ABD ya da İsrailli hissedarlara sahip petrol ve enerji şirketlerinin meşru hedef sayıldığını belirtti.

Pazartesi günü daha önce, İran medyası İsrail’in Karun petrokimya tesisini vurduğunu bildirmişti.

Tesis, İran’ın güneybatısındaki Huzistan eyaletinde, ülkenin başlıca petrokimya ve sanayi bölgelerinden biri olan Mahşehr liman kentinde bulunuyor.

Karun kompleksi, İran’ın en büyük etilen üreticilerinden biri ve ülkenin kimyasal ihracat altyapısının kritik bir halkası. Sosyal medyada dolaşıma giren videolarda tesiste duman ve alevler görüldü.

Yaklaşık bir saat sonra, Devrim Muhafızları Hava-Uzay Kuvvetleri’nin misilleme olarak Hayfa’daki petrokimya tesislerini vurduğunu açıkladı.

Hayfa, İsrail’in başlıca sanayi limanı ve petrokimya sektörünün merkezi; ülkenin en büyük rafinerisi olan Bazan Group petrol rafinerisine, ayrıca çok sayıda kimya tesisi ve depolama terminaline ev sahipliği yapıyor.

Hayfa sanayi bölgesine yönelik saldırılar, bölgede depolanan tehlikeli maddelerin yoğunluğu nedeniyle ciddi sivil ve çevresel sonuçlar doğurma riski taşıyor.

Devrim Muhafızları, saldırıların İran’da vurulanlarla "benzer sanayi tesislerini" hedef aldığını belirterek, İsrail’in sivil enerji altyapısını hedefe koyarak "tehlikeli bir oyun başlattığı" uyarısında bulundu.

İsrail güçleri ise ayrıca, İran’ın batı ve orta kesimlerindeki askeri mevzileri vurduklarını açıkladı. Bu saldırılar, İran’ın, İsrail’in Beyrut’un güney banliyölerine düzenlediği önceki bir saldırıya karşılık olarak İsrail yönüne füze fırlatmasından birkaç saat sonra gerçekleşti.

Bir adam, 8 Haziran 2026 Pazartesi günü Batı Şeria’daki Eriha kenti yakınlarına düşen bir İran füzesinin enkazına bakıyor. (AP Photo/Mahmoud Illean) AP Photo

Pazartesi günü düzenlediği haftalık basın toplantısında Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Esmaeil Baghaei, Washington’un İsrail saldırılarını engellemeye çalıştığı yönündeki Trump iddiasını doğrudan reddetti.

"Kimse, (İsrail’in) Amerika Birleşik Devletleri ile koordinasyon olmadan herhangi bir adım atacağına inanmıyor" diyen Baghaei, ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı’nın hem saldırı hem savunma operasyonlarında İsrail’le "tam bir uyum içinde" olduğunu öne sürdü.

Baghaei, İran’ın askeri ve diplomatik kanallarının paralel seyrettiğini, İran silahlı kuvvetlerinin ise "gerektiği her an" harekete geçeceğini söyledi.

İran’ın misilleme saldırısının, üye devletlere silahlı saldırı karşısında bireysel ya da kolektif meşru müdafaa hakkı tanıyan BM Şartı’nın 51. maddesi kapsamında gerçekleştirildiğini ifade etti.

ABD’yi İsrail’in eylemlerinden doğrudan sorumlu tuttu; Washington’un 8 Nisan ateşkesinin tarafı olduğunu hatırlatarak, "bölgede ateşkesin ihlaliyle sonuçlanan her türlü gelişmenin ABD’nin doğrudan sorumluluğunu doğurduğunu" söyledi.

Basın toplantısının en önemli diplomatik mesajı olarak Baghaei, zenginleştirilmiş uranyum stoklarının müzakerelerin ikinci aşamasında masaya gelebileceğini ilk kez ima etti; bu, Tahran’ın konuyu müzakereye kapalı sayan önceki tutumundan belirgin bir sapma anlamına geliyor.

"İran’ın nükleer programının çeşitli yönleri, zenginleştirilmiş uranyum stokları da dahil olmak üzere, bu aşamada tamamen varsayımsal bir tartışma konusu" dedi.

"Bu aşama başarıyla sonuçlanırsa, o konu müzakerelerin bir sonraki safhasında ele alınacak başlıklardan biri olacaktır."

Mevcut görüşmelerin savaşın sona erdirilmesine odaklı olduğunu, ABD ile bir mahkum takasının ise gündemde bulunmadığını belirtti.

Related ABD, Hürmüz Boğazı trafiğini tehdit eden 2 İran İHA’sını düşürdüOrta Doğu’da misilleme sarmalı: İsrail ve İran birbirini vurdu

Baghaei, söz konusu yöndeki haberlerin ardından, İran’ın Suudi Arabistan’daki Prens Sultan Hava Üssü’nü vurduğunu da yalanladı.

"Silahlı kuvvetlerimiz, İran’ın meşru müdafaa hakkı çerçevesinde vurdukları her hedefi açık ve cesur biçimde duyurur. Bu durumda, silahlı kuvvetlerimizden bu yönde herhangi bir açıklama ya da bildirim almadık" diye konuştu.

Ayrıca UAEA Genel Direktörü Rafael Grossi’yi, İran’ın nükleer dosyasına yönelik "tamamen taraflı, teknik olmayan ve siyasi bir yaklaşım" benimsediği suçlamasıyla hedef aldı; bu, savaşın başlamasından bu yana Tahran’ın, ajansın denetim rolünü yürütme biçimine ilişkin Grossi’ye yönelttiği kamuoyu önündeki eleştirilerin son halkası oldu.

Bu karşılıklı saldırılar, İran ile ABD arasında 8 Nisan’dan bu yana yürürlükte olan ateşkese rağmen gerçekleşiyor.

Tahran, anlaşmanın Lübnan ve İsrail operasyonları da dahil tüm cepheleri kapsadığında ısrar ediyor; Washington ve İsrail ise bu görüşü reddediyor.

İran’dan gelen haberler ve sosyal medya görüntüleri, İsrail’in Tahran ve diğer büyük şehirlere yönelik saldırılarının pazartesi günü de sürdüğünü, hava savunma sistemlerinin yaklaşan tehditleri karşılamak için devreye girdiğini gösterdi.

YORUMLAR

Maksimum karakter sayısına ulaştınız.

Kalan karakter: