Instagram ve YouTube'a 'sosyal medya bağımlılığı' davası

Emsal niteliğindeki davada Instagram ve YouTube’un ruh sağlığı üzerindeki etkisi ele alınıyor

26 Şub 2026 - 12:45 YAYINLANMA
Instagram ve YouTube'a 'sosyal medya bağımlılığı' davası

California’da Instagram ve YouTube’a karşı açılan davada, davacının eski terapisti mahkemede ifade verdi. Terapist Victoria Burke, davacı Kaley G.M.’nin ergenlik dönemindeki ruh sağlığı sorunlarında sosyal medya kullanımının “katkı sağlayan bir faktör” olduğunu düşündüğünü söyledi.

Reuters'ta yer alan habere göre, Los Angeles County Yüksek Mahkemesi’nde görülen dava, büyük teknoloji şirketlerinin gençler arasında ruh sağlığı krizini tetiklediği iddia edilen uygulama tasarımlarından hukuken sorumlu tutulup tutulamayacağını test eden emsal niteliğinde bir süreç olarak değerlendiriliyor. Mahkemede kimliği gizli tutulan Kaley’in Perşembe günü ifade vermesi bekleniyor.

Burke, 2019 yılında bir okul bölgesinde stajyer terapist olarak çalışırken o dönem 13 yaşında olan Kaley’e birkaç ay boyunca terapi uyguladığını anlattı. Başlangıçta Kaley’e yaygın anksiyete bozukluğu tanısı koyduğunu, daha sonra bu tanıyı sosyal fobi ve beden dismorfik bozukluğu olarak revize ettiğini belirtti.

Sosyal medya korkularına katkı sağladı

Terapist, sosyal medyanın Kaley’in sosyal reddedilme korkusu, akran yargısı endişesi ve fiziksel görünümüne dair kaygılarının doğrudan nedeni olup olmadığı konusunda kesin bir sonuca varmadığını söyledi. Ancak çapraz sorguda, Kaley’in sosyal medya deneyiminin ruhsal sorunlarına katkıda bulunduğuna inandığını ifade etti.

Burke, Kaley’in çevrimiçi “zorbalık”tan sıkça şikâyet ettiğini ve en az bir kez bir sosyal medya hesabını sildiğini ancak daha sonra geri döndüğünü aktardı. Öte yandan Kaley’in çevrimiçi video “sanatı” üretmekten keyif aldığını, ancak başkalarının çalışmalarını sahiplenmesi nedeniyle hayal kırıklığı yaşadığını da söyledi.

Dava dilekçesine göre Kaley, YouTube’u 6 yaşında, Instagram’ı ise 9 yaşında kullanmaya başladı. Platformların depresyon ve beden algısı bozukluğu dahil çeşitli psikiyatrik sorunlara yol açtığını öne sürüyor. Davacının avukatları, şirketlerin genç kullanıcıları reklam gelirine dayalı iş modelleriyle bilinçli olarak bağımlı hale getirecek tasarımlar geliştirdiğini iddia ediyor.

"Esaslı faktör olduğunun ispatlanması gerekiyor"

Davanın ilk aşamasında şirketlerin sosyal medyanın çocuklar üzerindeki etkilerine dair ne bildiği ve genç kullanıcılarla ilgili iş stratejileri ele alındı. Meta CEO’su Mark Zuckerberg, şirketin çocuklara yönelik ürünleri tartıştığını ancak hayata geçirmediğini ifade etti.

Kaley’in avukatlarının davayı kazanabilmesi için, platformların tasarım ve işleyiş biçiminin müvekkillerinin ruh sağlığı sorunlarının ortaya çıkmasında ya da ağırlaşmasında “esaslı bir faktör” olduğunu kanıtlaması gerekiyor.

Meta’nın avukatı ise açılış beyanında Kaley’in geçmişinde sözlü ve fiziksel istismar ile ebeveynlerinin erken yaşta boşanmasının bulunduğunu belirtti. Kaley’in annesinin de ifade vermesi bekleniyor.

Onay ihtiyacını besliyor

Davacı taraf, Meta’nın iç araştırmalarından birine atıf yaparak, zor yaşam koşullarına sahip gençlerin Instagram’ı daha sık alışkanlık haline getirdiğini savundu. Avukatlar, otomatik oynatılan videolar ve sonsuz kaydırma özelliğinin kullanıcıları platformda tutmak için tasarlandığını, “beğeni” butonlarının ise gençlerin onay ihtiyacını beslediğini ve güzellik filtrelerinin öz algıyı çarpıttığını öne sürdü.

YouTube’un avukatı ise Kaley’in zorbalığa karşı sunulan yorum silme ve ekran süresi sınırlama gibi koruyucu araçları kullanmadığını savundu. Mahkemeye sunulan kayıtlara göre Kaley’in YouTube Shorts’ta günlük ortalama izleme süresi 1 dakika 14 saniye, son beş yılda YouTube videolarında geçirdiği ortalama süre ise yaklaşık 29 dakika olarak kaydedildi.

Burke, Kaley’in günlük sosyal medya kullanım süresine ilişkin bir değerlendirme yapmadığını söyledi. Ayrıca “sosyal medya bağımlılığı” kavramının terapi uyguladığı dönemde henüz alanında yaygın kabul görmediğini ve halen ABD’de ruh sağlığı uzmanlarının temel başvuru kaynağı olan Tanısal ve İstatistiksel El Kitabı’nda resmi bir tanı olarak yer almadığını ifade etti.

YORUMLAR

Maksimum karakter sayısına ulaştınız.

Kalan karakter: