İl Tarım ve Orman Müdürü Mustafa Özen’den Çarpıcı Açıklamalar; İzmir Olarak Zirvedeyiz
İzmir İl Tarım ve Orman Müdürü Mustafa Özen egelobisine çarpıcı açıklamalarda bulundu.
İzmir İl Tarım ve Orman Müdürü Mustafa Özen egelobisine çarpıcı açıklamalarda bulundu.
Pandemi sürecinde Tarım gıda sektörü ve 2020 yılı kapsamında çalışmalarını anlatan İzmir İl Tarım ve Orman Müdürü Mustafa Özen, “Pandemiye rağmen 30 ilçemizin tamamında gıda denetimlerine çok önem verdik. 2020 yılı içinde yani ortalama 1 yıl içinde 90 bin gıda denetimi gerçekleştirdik” diye konuştu.
90 BİN GIDA DENETİMİ YAPILDI
803 ADET CEZA KESİLDİ
Gıda terörü konusunda kesinlikle taviz vermediklerini aktaran Özen sözlerini şöyle sürdürdü;
“Tarihi geçmiş ya da gerçek olmayan taklit tağşiş kapsamına giren gıdalara yönelik ciddi yaptırımlar uyguladık. Yaptığımız denetimlerde kurallara uymayanlara 803 adet ceza kesildi. 2020 yılında gıda sektöründe kurallara uymayanlara toplam 7 milyon 346 bin TL ceza kestik. İnsanlarımızın sağlıklı gıdaya ulaşması anlamında Pandemiye rağmen 30 ilçemizin tamamında gıda denetimlerine çok önem verdik. 2019 yılında yapılan denetim sayısı 70 bindi. 2020 yılı içinde yani ortalama 1 yıl içinde 90 bin gıda denetimi gerçekleştirdik. Yasalara uymayanlara cezalar kesildi. Ancak Pandemi süresince bizim yaptığımız denetimler daha çok eğitime yönelik denetimler. Esnafın zor durumunu dikkate alarak eğitime ağırlık verdik.
HOBİ BAHÇELERİ
İnsanların Pandemiden kaçmak için doğayla baş başa kalmak adına tarım arazilerine yönelim olduğunu vurgulayan İzmir İl Tarım ve Orman Müdürü Mustafa Özen, “Toprağı kaybetmeme adına HOBİ Bahçeleri ile mücadele diyoruz. Bizim derdimiz adı ne olursa olsun, her ne sebeple olursa olsun bir tarım arazisinin tarım dışına çıkartılmasıdır. İster ev yaparak çıkartın, ister fabrika, isterseniz daha farklı bir şey yapın. Biz istiyoruz ki tarım arazisinde üretim devam etsin.
HOBİ Bahçelerine de karşı değiliz. Neden? HOBİ Bahçelerini de resmi olarak yapabilirsiniz. Ama tarımsal arazi olmayan yerlerde yapabilirsiniz. Dağ’ın başına hobi bahçesi yapamaz mısınız? Tarım arazilerimizi bu şekilde yok edemeyiz. Ben vatandaşlarımız şunu tavsiye ediyorum. Bu sanal internet ortamında hobi bahçesi adı altında bütün yasal altyapıları düzenlenmiş gibi söylemlerle ve sloganlarla satılan arazilerden uzak dursunlar. Çünkü İzmir’de resmi olarak yapılmış hiçbir tane hobi bahçesi yoktur. Resmi olarak müracaat edilen hiçbir hobi bahçesi de yok.
Bu konu da 2019 yılından bugüne kadar 12 milyon 500 bin TL’ye yakın ceza kestik. Bu ceza kesmiş olduğumuz bütün yapılarla ilgili belediyelere yıkılsın diye yazı gönderdik. Şu ana kadar yıkılan yok. Önümüzde ki süreçte belediyelerden bir aksiyon bekliyoruz. Yıkımlar başlayacaktır. Özellikle bazı ilçelerimizde çok yaygın ve Menderes ilçemiz bu konuda öncülük yapıyor.
Yeni düzenlemeler yapıldı. Bu tarz girişimlerin cezaları artırıldı. Düzenlemelerin tamamı HOBİ Bahçelerini yani tarım arazilerini, gayri resmi olarak tarım dışı kullanımdan kurtarmaya yönelik. Bu sevindirici bir durumdur. Vatandaşlarımızın mağduriyeti olacak mı? Tabi ki olacaktır ama 80-90 bin TL’ye araştırmadan, incelemeden yer alıyorsun ya tutarsa diye yer alıyorsun. Bende yapayım yarın birgün buraya da af çıkar mantığı ile düşüncesi ile yapılan yapılarda bir mağduriyet olabilir ama aslolan bu ülke için tek ve vazgeçilmez olan tarım sektörünün gelecek nesle sağlıklı şekilde bırakılmasıdır. Bunun içinde bu ülkede yaşayan herkesin sorumluluğu vardır. Tarım arazilerini korumak bizim asli görevimizdir. 4 milyon 360 bin nüfus, eğer 156 bin kişi üretim yapmazsa beslenemez. Tarım paradan daha önemli.
İMAR KANUNLARINDA TARIMSAL
ALAN DİYE BİR TANIMLAMA YOK
Bana göre İmar kanunlarında şu olmalı. İmar kanununda ticari alan var, kamusal alan var. Turizm alanı var. Ama tarımsal alan diye bir tanımlama yok. En büyük eksiğimiz bu. 50-100 yılda geçse burası tarımsal alandır. Burada hiç birşey yapılamaz denilse tarım arazilerimizi çok daha iyi korumuş oluruz.
Biz bununla ilgili büyük ova ilanı yaptık. Bizim korunma kapsamında olan 7 büyük ovamız var. Halk arasında da tarımsal SİT alanı olarak biliniyor. Hatta bu ovalara yeni eklemeler yapacağız. Onlarda bu koruma kapsamında olacak.
Ama şöyle bir algı var Burası şehrin dibinde kalmış diyerek ve orayı tırtıklayarak yok ediliyor. İzmir tarımın doğduğu şehir olarak tanımlanıyor. Tarımın doğduğu şehirde tarımı korumak en başta yerel yönetimlerin vazifesi olması gerekir. Bir metrekare toprağın kaç bin yılda olduğunu hepimiz biliyoruz. Biz kaybettiğimiz verimli topraklarımızı nasıl yeniden kazanacağız” dedi.
HAYVANSAL ÜRÜNLERDE
TÜRKİYE’NİN ZİRVESİNDEYİZ
Tarım gıda ve hayvancılık sektörüne ilişkin değerlendirmeler de de bulunan Mustafa Özen, “Hayvan varlığı konusunda İzmir büyük bir potansiyeldir. 910 bin civarında büyük baş, 1 milyon yüz bin civarında küçükbaş hayvan sayısına sahibiz. Hayvansal ürünler konusunda da Türkiye’nin zirvesindeyiz. Bütün bu potansiyeli hem korumak, kaliteli hale getirmek ve daha üst bir üst lige çıkarmak içinde büyük gayretler gösteriyoruz. Geldiğimiz zaman aslında hedefimiz şu idi. 12 bin km yüzölçümü olan bu şehrin her metrekaresinde ayak izimizin olması idi. Çünkü 12 bin metrekarenin tamamında üretim var. Bir tarımsal faaliyet var. Bizim her zaman üretenin yanında olmamız gerekiyor. Üretenin yanında nasıl olacaksın hafta içi, hafta sonu demeden, mesai saati gözetmeksizin onları ziyaret etmek sorunlarını dinlemek gerekiyor. Çiftçi bizlerin kendisinin yanında olmasını istemiyor. Kendim bizzat haftada 6 gün çalışıyordum. ‘Cumartesi Buluşmaları’ adı altında bir programımız vardı. Her Cumartesi bir ilçeye sabah 9’dan akşam 18’e kadar program yapıyoruz. İşletmeleri, Çiftçiyi, kooperatifleri paydaşlarımızı dolaşıyoruz. Sorunlarını dinliyoruz ve çözüyoruz. Muhtarlarla tarımı konuşuyoruz etkinliklerimizde de bire bir 350 muhtarımızı dinledik. Ancak Covid 19 nedeniyle bazı programlarımızı gerçekleştiremiyoruz” diye konuştu.
İZMİR’DE 156 BİN ÇİFTÇİ AİLESİ VAR
İzmir İl Tarım ve Orman Müdürü Mustafa Özen sözlerine şöyle devam etti;
“Bu şehirde 156 bin çiftçi ailesi var. Bunun yaklaşık 50 bini bizim sistemlerimize kayıtlı. Geriye 100 bini aşkın aile de tarımsal faaliyet yapıyor. Bize gelemeyenlere bizim gitmemiz gerekiyor.
Bize kayıtlı olsun olmasın Tarımsal faaliyet yapan 156 bin çiftçi ailesinin tamamının gönlüne girmektir. Onların gönüllerinde yer edinmek. Hedefimiz buydu. Bunu da Pandemiye, bütün bu olumsuz şartlara rağmen başardığımıza inanıyorum.
TARIMSAL İHRACATTA BÜYÜK ARTIŞ
Tarımsal ihracatta, 2019’un ilk 6 ayında yapmış olduğumuz ihracat miktarı 2020 yılının ilk 6 ayında yapmış olduğumuz ihracat miktarı ile karşılaştırdığımız zaman 2020 yılında yüzde 47 artış sağlandı. Bu çok ciddi bir artıştır. 2019 yılında sadece bir üründen örnek vereyim, 810 bin ton olan domates üretimimiz, 2020 yılında 960 bin tona çıktı. Bütün bunlar neyi gösteriyor? Bizim hemen hemen bütün ürünlerde hem üretim alanımızda hem üretim miktarımızda ciddi bir artış oldu. Bu sadece İzmir ölçeğinde böyle ise Türkiye ölçeğinde de ciddi bir artışın göstergesidir.
Pandemi döneminde üreticilerimizin devlet büyüklerimizin ifade etmiş olduğu gibi ekilmedik dikilmedik bir metrekare yer koymayın tavsiyelerine ve önerilerine an be an uyuyoruz. Biz sokağa çıkma yasağında çiftçilerimizin bu kısıtlamalardan muaf olması için tarım teşkilatı olarak her türlü desteği verdik. Mağdur olmasınlar tarlasına gitsinler ve ürünleri ile ilgilensinler diye…
UZMAN ELLER PROJESİ
KAPSAMINDA 100 BİN TL VERDİK
Mesela genç çiftçi projemiz vardı. 3 yıl uyguladık bunu. Her genç çiftçiye kişi başı 20 bin TL hibe verdik. Bu proje o zamanda çok büyük destek ve alaka görmüştü. Şimdi de pilot olarak seçilen 3 ilde, bunlardan birisi de İzmir olan uygulama da ise iş bulamamış ziraat mühendisi, veteriner hekimler gibi köye dönmek ve köyde yaşamak isteyen bu genç kardeşlerimize de ‘Uzman Eller’ projesi kapsamında 100 bin TL verdik.
Bu proje kapsamında sadece İzmir’de 29 genç kardeşimize ödeme yaptık. 2021 yılında da bunun 81 ilin tamamında bütün Türkiye’de uygulanmasını bekliyoruz. Sayın Bakanımızın da böyle bir ifadesi var.
İZMİR’E 630 MİLYON TL
TARIMSAL DESTEK VERİLDİ
Biz çiftçiyi köyde kırsalda olsun olmasın önemli değil sektörün içinde tutmak için ciddi destekler veriyoruz.
2019 yılında sadece İzmir’de tarımsal üretime vermiş olduğumuz, tarımsal destekleme 630 milyon TL. Bitkisel ve hayvansal üretime vermiş olduğumuz desteklemedir. Deprem olduğu hafta İzmir’e jest olsun diye buzağı destek ödemelerini de yaptık.
Bakanlık olarak tarımsal üretimin devam etmesi noktasında önemli destekler sağlıyoruz. Bütçemizde onaylandı ve geçen yılın üstünde bir bütçe ayrıldı.
156 BİN ÇİFTÇİMİZ VAR AMA BUNUN
SADECE 50 BİNİ ÇKS’YE KAYITLI
Ben şunu söylemek istiyorum ÇKS kayıtlı olan çiftçiler bu desteklerden yararlanıyor. Bizim 156 bin çiftçimiz var. Ama bunun 50 binin ÇKS kayıtlı. Eğer bizim ÇKS’ye kayıtlı çiftçi sayımızı 100 bin olsaydı biz 630 bin TL değil, 1.360 bin TL destek verecektik. Aslında çiftçimiz ÇKS’ye kayıt olmamakla hakkı olan parayı orada bırakıyor. O yüzden çiftçimizin ÇKS’ye kayıtlı olmasını çok önemsiyoruz. Bütün üreticilerimiz dosya parası gibi kim uğraşacak gibi sebeplerle bunu yapmamalarını anlamıyorum. Bunu yapmalarını özellikle istiyorum. ÇKS’ye ne kadar kayıtlı olursak hem destek anlamında para anlamında onlara dokunmuş oluruz. Hem de ÇKS’ye kayıtlılık Türkiye’nin tarımsal istatistik rakamlarını tutma anlamında da çok önemlidir. Biz tarımsal istatistiği, tarımsal planlamayı ÇKS’ye kayıtlı olanlardan elde ediyoruz.
2020 yılında hangi üründen ne kadar üretim yapacağımızı kayıtlı olanlardan topladığımız verilerle belirleniyor.
Biz önceki yıla göre ve bütün olumsuzluklara rağmen çok olumlu bir tabloya sahibiz. Pandeminin başlangıcında süs bitkileri biraz sıkıntı çekmişti özellikle çiçekçiler seralarını bozarak başka sektörlere kaymışlardı. Ama şimdi fidan yetiştiremiyorlar. Eski günlerin de üstünde bir performans sergiliyorlar.
İzmir olarak; ne hayvansal üretimde ne bitkisel üretimde ne süs bitkilerinde nede su ürünleri yetiştiriciliğinde bizim bir sorunumuz, sıkıntımız yok.
Kemalpaşa da Kiraz fiyatı 6.5 Euro’ya çıkmıştı. 3.5 TL’nin de altına hiç inmedi. Bugün dış pazarda da çeşitliliğimizi artırdık. İzmir olarak Çin’e kadar süt ürünleri ihracatı yapıyoruz.
TÜRKİYE’DE TGSMH’YA KATKIDA
İZMİR HER ZAMAN İLK ÜÇTEDİR
İzmir’de ki büyük potansiyeli olan tarımın önceki yıllara göre artarak devam ettiğini bu sektörün daha uzun yıllarda devam edeceğinin göstergesidir. İzmir Türkiye’de birçok Lokasyon’un sahip olmadığı bir şansa sahip. Tarımsal Gayri Safi Milli Hasılaya katkısı anlamında İzmir Türkiye’de her zaman hep ilk üçtedir. Antalya, Konya İzmir olarak sıralanır. Ya da Konya İzmir Antalya olarak sıralanır.
Bitkisel üretimde Antalya öndedir. Çünkü orada ciddi anlamda bir örtü altı potansiyeli vardır. Hayvansal üretimde Konya öndedir. İkisini birleştirince İzmir ön plana çıkıyor. Bu üçü arasındadır. Biz bu sene İzmir olarak Level atlayacağımıza inanıyorum. 2020 Yılımız Tarımsal olarak çok bereketli geçti. Zeytinde verim kaybı olduğu ifade edilse de çok büyük kayıp olmadı.
Geçmiş yıllara göre kuraklığa doğru giden bir iklim var. Yağış noktasında çok sıkıntılı bir dönem geçiriyoruz. Özellikle Küçük Menderes havzasında, Gediz çayı havzasında, Menemen ovası gibi yerlerde son sulamaları neredeyse yapamadık. Bütün bunlarda şunu gösteriyor. Artık bizim kıt kaynak olan bu sularımıza göre politikamızı belirlememiz lazım.
Nedir? Vahşi sulamamızdan bir kere kesinlikle vazgeçmemiz gerekiyor. Basınçlı sulama ve kartlı sistemlere geçmemiz gerekiyor.
3 MİLYON 600 BİN DÖNÜM TARIM ARAZİMİZ VAR
Bizim 3 milyon 600 bin dönüm tarım arazimiz var. Bunun neredeyse 2,5 milyon dönümü sulanabilir tarım arazisi. Eğer yağmurlar bu şekilde gider, suyu da biz hoyratça harcamaya devam edersek önemli kayıplarımız olacaktır.
3 ÜRÜNDEN VAZGEÇMELİYİZ
Özellikle Küçük Menderes Havzasında bir sene de 3 ürün yetiştiriliyor. Bizim artık 3 üründen de vazgeçmemiz gerekiyor. Biz yılda 2 üretim yapmayı tavsiye ediyoruz. Tarımda kaybedilmemesi gereken iki önemli kaynağımız toprağımız ve suyumuzu iyi kullanmalıyız, kaybetmemeliyiz.
3 MİLYON TON MISIR ÜRETİMİ
İLE İZMİR TÜRKİYE BİRİNCİSİ
İzmir 3 milyon ton Mısır üretimi ile Türkiye birincisi. Bu 3 ürününde Mısır gibi ürünler olması ve fazla su ihtiyacı olan ürünler olması toprağın canına okunmasıdır.