HÜDA PAR Sözcüsü Ramanlı'dan Türkiye'deki siyonist işgal yanlısı propaganda hesaplarına tepki

HÜDA PAR Sözcüsü Serkan Ramanlı, Türkiye'de sosyal medya üzerinden yürütülen propaganda faaliyetlerine dikkat çekerek, siyonist işgalcilere ait olduğunu belirttiği propaganda hesaplarının faaliyetlerinin sonlandırılması çağrısında bulundu.

01 Eki 2026 - 18:50 YAYINLANMA
HÜDA PAR Sözcüsü Ramanlı'dan Türkiye'deki siyonist işgal yanlısı propaganda hesaplarına tepki

HÜDA PAR Sözcüsü ve Batman Milletvekili Serkan Ramanlı, TBMM'de yaptığı gündem değerlendirmesinde sosyal medya mecralarının dezenformasyon ve algı yönetiminde kullanılmasına ilişkin açıklamalarda bulundu.

Ramanlı, konuşmasında 13. Yargı Paketi'nin adalet ve eşitlik temelinde hazırlanması gerektiğini vurgularken, emeklilerin yaşadığı ekonomik sıkıntılara ve sosyal adalet arayışına da dikkat çekti. Afganistan ile Pakistan arasındaki çatışmalara ilişkin kalıcı ateşkes çağrısında bulunan Ramanlı, Gazze'deki gelişmeler ve Birleşmiş Milletler'in yapısına yönelik eleştirilerini dile getirdi. Ramanlı, ayrıca Türkiye'de faaliyet gösterdiğini belirttiği siyonist işgal yanlısı propaganda hesaplarının kapatılması için ilgili kurumları göreve çağırdı.

"13. Yargı Paketi Adalet ve eşitlik temelinde şekillenmelidir"

Yeni yasama yılının hayırlara vesile olmasını dileyen Ramanlı, "Adalet Bakanı Sayın Akın Gürlek, ekim ayında 13. Yargı Paketi’nin Meclis gündemine getirilmesinin planlandığını ve özellikle yargılamaların hızlandırılmasına yönelik düzenlemeler üzerinde çalışıldığını açıkladı. Yargının hızlanması elbette önemlidir. Ancak asıl hedef, adaletin zamanında ve hakkaniyetle tecelli etmesi olmalıdır. Geciken adalet kadar, yeterince araştırılmadan ve adaletten uzak şekilde verilen hızlı kararların da ciddi hak kayıplarına yol açacağı unutulmamalıdır. Yargılamalar makul sürede tamamlanırken adil yargılanma hakkından asla taviz verilmemelidir." dedi.

Ramanlı, "Paketten önemli bir beklenti de yıllardır mağduriyetlere yol açan süresiz nafaka uygulamasının hakkaniyet temelinde yeniden düzenlenmesidir. Nafaka; evlilik süresi, tarafların ekonomik ve sosyal şartları ile somut olayın özellikleri dikkate alınarak ölçülü ve adil bir sisteme kavuşturulmalıdır. İnfaz hukukunda ise artık dönemsel, kişiye veya suç türüne göre farklılaşan parçalı düzenlemelerden vazgeçilmelidir. Adli suç-siyasi suç veya farklı kategoriler üzerinden ayrım yapan bir infaz anlayışı, adalet ve eşitlik ilkesiyle bağdaşmaz. Beklentimiz; ayrımcılığı ortadan kaldıran, öngörülebilir, kalıcı, herkes için tek, adil ve eşitlikçi bir infaz sisteminin hayata geçirilmesidir." ifadelerine yer verdi.

Emeklinin sosyal adalet arayışına değinen Ramanlı, "Ankara’da Anayasa Mahkemesi önünde seyyanen zam talebiyle düzenlenen eylemde, emekli polis memuru Ali Şekeroğlu’nun hayatına son vermesi, ekonomik ve toplumsal sıkıntıların geldiği vahim boyutu gözler önüne sermiştir. Yaşanan bu acı hadise karşısında ailesine ve yakınlarına sabır diliyoruz. Milyonlarca emeklimiz ve dar gelirlimiz, her geçen gün ağırlaşan bir geçim mücadelesi veriyor. 'Para için değil, onur için' çığlığı, emeklinin sadaka değil, yıllarca verdiği emeğin karşılığıyla insanca yaşamak istediğini açıkça ortaya koyuyor." şeklinde belirtti.

Konuşmasının devamında Ramanlı, şunları aktardı:

"Bugün mesele yalnızca maaşın kaç lira olduğu değildir. Asıl mesele, o maaşla ay sonuna kadar nasıl geçinilebildiğidir. Bir emekli, aldığı maaşla kaç kilo et alabiliyor, kaç ekmek alabiliyor, pazar filesini kaç kez doldurabiliyor; kirasını ve faturalarını karşılayabiliyor mu? 2026’da net asgari ücret 28 bin 75 TL, en düşük emekli aylığı 23 bin 552 TL iken açlık sınırı 38 bin lirayı, yoksulluk sınırı 120 bin lirayı, tek başına yaşayan bekâr bir çalışanın aylık yaşam maliyeti ise 48 bin lirayı geçti. 2026 yılı başında asgari ücrete yüzde 27 zam yapıldı. Gıda fiyatları yıllık yüzde 33,79, konut ve enerji giderleri ise yüzde 39,77 arttı. Rakamlar ortada; emeklinin maaşı daha ayın başında kira, fatura ve mutfak masrafına bölünüyor. Daha ay bitmeden para bitiyor, ihtiyaçlar bitmiyor. Asgari ücret, bekâr bir çalışanın bile ihtiyaçlarının yarısına ancak yetiyor."

Emeklilerin ve dar gelirli vatandaşların yaşadığı ekonomik sıkıntılara değinen Ramanlı, "Emekli sadaka istemiyor. Asgari ücretli alın terinin karşılığını alamıyor. Dar gelirliler insanca yaşamak istiyor. Yıllarca çalışıp prim ödeyen insanımız, ay sonunu getirebilmek ve torununa harçlık verebilmek istiyor; pazara giderken hesabını defalarca yapmak zorunda kalmak istemiyor. İktisadi politikaların merkezine faiz değil; insan, adalet ve sosyal devlet konulmalıdır. Emekli maaşları ve asgari ücret hayat pahalılığı karşısında insan onuruna yaraşır seviyeye yükseltilmelidir." diye konuştu.

"Afganistan İslam Emirliği ile Pakistan arasında çatışmaların yeniden başlaması endişe vericidir"

Afganistan-Pakistan çatışmasına da değinen Ramanlı, "Afganistan İslam Emirliği ile Pakistan arasında çatışmaların yeniden başlaması endişe vericidir. Uzun yıllar süren savaş ve işgalin ardından Afganistan yönetimi, son derece kısıtlı imkânlarla ülkesini yeniden ayağa kaldırmaya, ekonomisini toparlamaya ve halkının temel ihtiyaçlarını karşılamaya çalışmaktadır. Böylesi hassas bir süreçte yeni bir çatışma ortamı, Afganistan’ın kalkınma ve yeniden yapılanma çabalarına ağır zarar verecektir. Pakistan’ın askerî güç ve kapasitesini kardeş ve komşusu Afganistan’a karşı kullanması, özellikle sivillerin hedef alınması kabul edilemez. İki kardeş ülke arasındaki sorunların geçici ateşkeslerle ertelenmesi değil, köklü biçimde çözülmesi gerekmektedir. Tarafları derhal kalıcı ateşkese, saldırıları durdurmaya ve mevcut sorunları kapsamlı bir barış anlaşmasıyla sonuçlandıracak diplomatik süreci başlatmaya çağırıyoruz." dedi.

"Soykırımcı katil Netanyahu’nun BM kürsüsünden insanlığa parmak sallaması, BM'nin resmen kurumsal iflasıdır"

Soykırımcı katil Netanyahu'nun BM'de konuşturulmasını değerlendiren Ramanlı, şunları aktardı:

"Gazze’de soykırım suçu işleyen ve Uluslararası Ceza Mahkemesi’nin hakkında tutuklama kararı verdiği soykırımcı katil Netanyahu’nun BM kürsüsünden insanlığa parmak sallaması, Birleşmiş Milletlerin resmen kurumsal iflasıdır. Dahası, bebek katili Netanyahu BM kürsüsünden, uluslararası hukuk ve BM kararları uyarınca işgal altında bulunan toprakları kendi terör yapısının toprağı olarak nitelendirerek, BM ile kendi kararlarının dahi uygulanmasını sağlayamayan bir yapı olarak alay etmiştir. Birleşmiş Milletlerin acilen kapsamlı bir reforma ihtiyacı vardır. Dünya düzeni, birkaç devletin ayrıcalıkları ve veto hakkı üzerine kurulamaz. Uluslararası sistem, üstünlerin hukukuna değil, hukukun üstünlüğüne dayanmalıdır. Kurum, belirli devletlerin çıkarlarını koruyan bir yapı olmaktan çıkarılmalı; bütün milletlerin adil ve eşit biçimde temsil edildiği daha adil bir uluslararası kuruluş haline getirilmelidir."

"Siyonist işgal rejiminin Türkiye'deki propaganda aygıtı olan '@TurkishIDF' adlı hesabın ve benzerlerinin faaliyetlerine devam etmesi büyük bir çelişkidir"

İşgalci rejimin Türkiye'deki propaganda hesapları kapatılması gerektiğini vurgulayan Ramanlı, "Sosyal medya mecraları, günümüzde salt bir iletişim alanı olmanın ötesine geçerek en etkili propaganda ve algı yönetimi araçlarından biri haline gelmiştir. Bu bağlamda, küresel çapta birçok devlet ve istihbarat servisi, kamuoyunu manipüle etmek ve dezenformasyon yaymak amacıyla bu platformları stratejik bir zemin olarak kullanmaktadır. Son dönemde ülkemizde, 'dezenformasyon' ve 'milli güvenlik' gerekçeleriyle birçok sosyal medya hesabına yargı kararlarıyla erişim engeli getirildiğini yakından takip etmekteyiz. Milli güvenlik hassasiyetleri bu denli net bir şekilde işletilirken; siyonist işgal rejiminin Türkiye'deki propaganda aygıtı olan '@TurkishIDF' adlı hesabın ve benzerlerinin faaliyetlerine devam etmesi büyük bir çelişkidir. Gazze'de on binlerce kardeşimizi vahşice katlederek soykırım suçu işleyen bir terör şebekesinin, ülkemizde böylesine serbest bir biçimde propaganda ve 5. kol faaliyeti yürütebilmesi asla kabul edilemez. Türkiye kamuoyunu açık manipülasyonlar ve algı operasyonlarıyla yanıltan bu dezenformasyon merkezinin faaliyetlerine son verilmesi için İletişim Başkanlığı ile Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu’nu (BTK) göreve davet ediyoruz." dedi.

HÜDA PAR Sözcüsü Ramanlı'dan Türkiye'deki siyonist işgal yanlısı propaganda hesaplarına tepki#Ankara #HüdaPar #siyonistişgalrejimi pic.twitter.com/IQf84xemmH

— İLKHA Video (@ilkhavideo) 1 Ekim 2026

YORUMLAR

Maksimum karakter sayısına ulaştınız.

Kalan karakter: