HÜDA PAR: Garantör ülkelerin sessizliği siyonist soykırıma alan açıyor

HÜDA PAR Dış İlişkiler Başkanı Hüseyin İmir, Ebu Ubeyde'nin garantör ülkelere yaptığı çağrıya destek vererek Türkiye, Katar ve Mısır'a pasif tutumdan derhal vazgeçme çağrısında bulundu.

12 Haz 2026 - 12:50 YAYINLANMA
HÜDA PAR: Garantör ülkelerin sessizliği siyonist soykırıma alan açıyor

HÜDA PAR Dış İlişkiler Başkanı Hüseyin İmir, düzenlediği basın toplantısında partisinin gündeme dair değerlendirmelerini kamuoyu ile paylaştı.

İmir, Gazze'de devam eden işgal ve soykırım süreci, Libya'da alıkonulan Sumud aktivistleri ve Tunus'ta Nahda Hareketi lideri Raşid el-Gannuşi'ye verilen hapis cezasına ilişkin açıklamalarda bulundu.

"Ebu Ubeyde'nin çağrısı ölü toprağını sarsacak tarihî bir uyarıdır"

Siyonist terör rejiminin sözde ateşkes sürecindeki katliamlarına ve işgal girişimlerine dikkat çeken İmir, şer ittifakı için "ateşkes" kavramının yalnızca daha ılımlı bir şekilde ateş etmek ve işgali derinleştirmek anlamına geldiğini belirtti.

Mevcut arabuluculuk mekanizmalarının, siyonist katilleri durdurmak yerine onlara yönelecek saldırıları engelleme misyonuna büründüğünü ifade eden İmir, "Siyonist terör rejiminin sözde ateşkesin yürürlüğe girmesinden bu yana bine yakın sivili katletmesi ve Gazze'nin yüzde 70'inin işgal edilmesi yönündeki alçakça talimatları, siyonizmin insanlık dışı vahşetini bir kez daha tescillemiştir. Bu kanlı tablo karşısında İzzeddin el-Kassam Tugayları Sözcüsü Ebu Ubeyde'nin ABD dışındaki garantör ülkelere yönelik 'Neredesiniz, rolünüz nerede, garantileriniz nerede?' haykırışı, İslam dünyasının üzerindeki ölü toprağını sarsacak tarihî bir uyarıdır." ifadelerini kullandı.

Türkiye, Katar ve Mısır'ın bu pasif tutumdan derhal vazgeçmesi gerektiğini vurgulayan İmir, "Garantör ülkelerin sessizliği ve eylemsizliği, siyonist yayılmacılığa ve soykırıma alan açmaktadır. Arabuluculuk adı altında işgal rejimini koruma kalkanı oluşturan bu anlayıştan derhal geri adım atılmalıdır. Yaşanan süreç göstermiştir ki kâğıt üzerindeki diplomasi yolları tamamen tükenmiş ve işgalciye zaman kazandırmaktan başka bir işe yaramamıştır." dedi.

"Sumud aktivistlerinin alıkonulması İslam ümmeti adına tarihî bir utançtır"

Gazze'ye insani yardım ulaştırmak amacıyla yola çıkan ancak Libya'da alıkonulan Sumud Kara Konvoyu aktivistlerinin durumuna da değinen İmir, bu hukuksuz sürecin derhal son bulması gerektiğini kaydetti.

Aktivistlerin alıkonulmasının siyonist ablukaya dolaylı olarak hizmet ettiğini vurgulayan İmir, şöyle konuştu:

"Gazze'deki soykırıma dur demek ve mazlum Filistin halkına insanî yardım ulaştırmak amacıyla yola çıkan Sumud Kara Konvoyu aktivistlerinin Libya'da alıkonulması hiçbir şekilde kabul edilemez. Ne acıdır ki ümmet coğrafyasının tam ortasındaki Gazze'ye giden bütün yollar kapatılmış, insanî yardım koridorlarına adeta kilit vurulmuştur. Dünyanın yüzlerce, binlerce kilometre ötesinden, aynı dili ve dini paylaşmadıkları mazlumları kurtarmak için yola çıkan vicdan sahibi aktivistler, bugün ne yazık ki Müslüman bir coğrafyada, haksızca alıkonulmaktadır."

"Vatandaşları alıkonulan ülkeler yaptırım güçlerini vakit kaybetmeksizin devreye sokmalıdır"

Kötü hapishane şartlarında açlık grevi yaparak hayatlarını ortaya koyan aktivistlerin can güvenliğinden Libya makamlarının doğrudan sorumlu olduğunu belirten İmir, "Vatandaşları alıkonulan ülkeler başta olmak üzere insanlıktan yana olan her kurum, aktivistlerin derhal serbest bırakılması için elindeki tüm diplomatik baskı unsurlarını ve yaptırım güçlerini vakit kaybetmeksizin devreye sokmalıdır. Bu hukuksuz ve vicdansız alıkonulma süreci derhal son bulmalı, aktivistler özgürlüklerine kavuşmalıdır." dedi.

"Kays Said, ülkeyi diktatörlüğe geri döndüren adımları fütursuzca atmıştır"

Tunus'ta Nahda Hareketi lideri Raşid el-Gannuşi hakkında verilen müebbet hapis cezasına da tepki gösteren HÜDA PAR Dış İlişkiler Başkanı İmir, bu kararın ülkede uzun süredir devam eden hukuksuzluk sarmalının en vahim halkası olduğunu belirtti.

Cumhurbaşkanı Kays Said'in ülkeyi fütursuzca diktatörlüğe geri döndürdüğünü ifade eden İmir, şu değerlendirmelerde bulundu:

"Uluslararası kamuoyu tarafından da açıkça görüldüğü üzere bu karar, Cumhurbaşkanı Kays Said yönetiminin siyasi rakiplerini yargı eliyle tasfiye etme operasyonudur. 2019 yılında halka 'adalet ve özgürlük' vaat ederek cumhurbaşkanlığı koltuğuna oturan Kays Said, ne yazık ki koltuğunu tahkim ettikten sonra kendi vaatlerine ve Tunus halkına sırtını dönmüştür. Kays Said, 2021 yılında anayasayı açıkça çiğneyerek hükümeti ve meclisi feshetmiş, ülkeyi diktatörlüğe geri döndüren adımları fütursuzca atmıştır."

"Raşid el-Gannuşi başta olmak üzere tüm siyasetçiler ve aktivistler derhal serbest bırakılmalı"

Başta Raşid el-Gannuşi olmak üzere demir parmaklıklar ardına gönderilen tüm siyasetçilerin ve aktivistlerin derhal serbest bırakılması çağrısında bulunan İmir, "Tunus halkı, 2011 yılında tüm dünyaya ilham veren Yasemin Devrimi ile diktatör Zeynel Abidin Bin Ali'yi devirerek özgürlüğünü ve iradesini kanıyla, canıyla kazanmıştır. Bugün Tunus'u yeni bir diktatörlüğe, karanlık bir baskı rejimine sürüklemeye çalışan Kays Said yönetimine karşı en büyük barikat yine asil Tunus halkının iradesi olacaktır. Tunus halkı, geçmişte olduğu gibi bugün de kendi iradesine sahip çıkmalı, yeni bir diktatörlük inşasına izin vermemelidir." şeklinde konuştu. (İLKHA)

YORUMLAR

Maksimum karakter sayısına ulaştınız.

Kalan karakter: