Gültekin Şimşek:“İşçinin Bugününü Korurken Yarını da Güvence Altına Alma Mücadelesi Veriyoruz”
HAK-İŞ Konfederasyonunun 51. kuruluş yıl dönümü etkinlikleri kapsamında çalışma hayatının geleceğine yönelik değerlendirmelerde bulunuldu.
HAK-İŞ, ÇALIŞMA HAYATININ GELECEK
50 YILINI MERCEK ALTINA ALDI
HAK-İŞ Konfederasyonunun 51. kuruluş yıl dönümü etkinlikleri kapsamında çalışma hayatının geleceğine yönelik değerlendirmelerde bulunuldu. HAK-İŞ İzmir İl Başkanı ve Hizmet-İş Sendikası İzmir Şube Başkanı Gültekin Şimşek, çalışma hayatının temel sorunlarına ilişkin değerlendirmelerde bulunarak emeğin korunması, refahın adil paylaşımı, vergide adalet, kayıtlı istihdam, ücret politikaları, sendikal örgütlenme, dijital ve yeşil dönüşüm ile iş sağlığı ve güvenliği konularında açıklamalarda bulundu.
Şimşek, çalışma hayatının geleceğinin yalnızca ekonomik ve teknolojik gelişmeler üzerinden değil; çalışanların hakları, sosyal adalet ve insan onuru temelinde ele alınması gerektiğini vurgulayarak, “Bizler değişime karşı değiliz. İşçinin bugününü korurken yarınını da güvence altına alma mücadelesi veriyoruz” mesajını verdi.
“YÜZÜNCÜ YIL VİZYONUMUZU ORTAK
AKILLA GÜÇLENDİRMEK İSTİYORUZ”
HAK-İŞ’in yarım asrı aşan sendikal mücadele birikimini geleceğe taşıma hedefiyle çalışmalarını sürdürdüğünü belirten Şimşek, çalışma hayatının geleceğine ilişkin politikaların yalnızca mevcut sorunları tespit etmekle sınırlı kalmaması gerektiğini ifade etti. Çalışanların değişen ekonomik ve sosyal koşullar karşısında korunmasının önemine dikkat çeken Şimşek, çalışma hayatına yönelik politikaların somut, uygulanabilir ve kalıcı çözüm önerileriyle desteklenmesi gerektiğini belirtti. HAK-İŞ’in emeğin korunması ve çalışma koşullarının iyileştirilmesi yönündeki mücadelesini kararlılıkla sürdürdüğünü kaydetti.
“İŞÇİNİN İŞİNE, AŞINA, ALIN TERİNE VE
KAZANILMIŞ HAKLARINA SAHİP ÇIKACAĞIZ”
Çalışma hayatının geleceğinin merkezinde insanın ve emeğin bulunması gerektiğini vurgulayan Şimşek, işçilerin kazanılmış haklarının korunmasının ve çalışma koşullarının iyileştirilmesinin sendikal mücadelenin temel öncelikleri arasında yer aldığını ifade etti. Şimşek, ekonomik ve teknolojik dönüşüm süreçlerinde çalışanların haklarının göz ardı edilmemesi gerektiğini belirterek, iş güvencesinin güçlendirilmesi, adil ücret politikalarının geliştirilmesi ve çalışanların refah seviyesinin yükseltilmesi için mücadele etmeye devam edeceklerini kaydetti.
“REFAHIN ADİL PAYLAŞIMINI VE
VERGİNİN ADİL OLMASINI İSTİYORUZ”
Vergide adaletin ve refahın adil paylaşımının çalışma hayatının öncelikli meseleleri arasında bulunduğunu belirten Şimşek, ücretli çalışanların vergi yükünün dengeli ve hakkaniyetli bir biçimde düzenlenmesi gerektiğini ifade etti. Çalışanların yıl içerisinde üst vergi dilimlerine geçmesiyle net ücretlerinde yaşanan kayıpların aile bütçelerini olumsuz etkilediğine dikkat çeken Şimşek, vergi sisteminde çalışanların ekonomik ve sosyal koşullarının daha fazla dikkate alınması gerektiğini belirtti. Adil bir vergi sisteminin temel ilkesinin, kazanç düzeyine göre hakkaniyetli bir yük dağılımı olduğunu vurgulayan Şimşek, emeğiyle geçinen kesimlerin korunmasının ve gelir dağılımındaki adaletsizliklerin giderilmesinin önemine işaret etti.
“KAYITLI İSTİHDAMIN TEŞVİK EDİLMESİ GEREKİYOR”
Kayıt dışı istihdamın hem çalışanların sosyal güvenlik haklarını zayıflattığını hem de kayıtlı işletmeler açısından haksız rekabete neden olduğunu belirten Şimşek, kayıtlı istihdamın güçlendirilmesi için etkili ve sürdürülebilir politikaların hayata geçirilmesi gerektiğini söyledi. Çalışanların sosyal güvenceye sahip olmasının, emeklilik haklarının korunmasının ve çalışma yaşamında güvencenin artırılmasının önemini vurgulayan Şimşek, kayıtlı ve sendikalı istihdamın teşvik edilmesi gerektiğini ifade etti. Ev işçilerinin çalışma koşullarına da dikkat çeken Şimşek, bu alanda kayıt dışılığın azaltılması, çalışanların sosyal güvenlik sistemine dâhil edilmesi ve sendikal örgütlenmenin yaygınlaştırılması için çalışmaların önem taşıdığını belirtti.
“TOPLU SÖZLEŞMEDEN
YARARLANMA SİSTEMİNİ GÜÇLENDİRMELİYİZ”
Sendikal örgütlenmenin yanı sıra toplu iş sözleşmelerinden yararlanma oranlarının artırılmasının da çalışanların haklarının geliştirilmesi açısından büyük önem taşıdığını belirten Şimşek, toplu pazarlık sisteminin güçlendirilmesi gerektiğini ifade etti. Toplu iş sözleşmelerinin çalışanların ücretlerinin, sosyal haklarının ve çalışma koşullarının iyileştirilmesinde önemli bir araç olduğunu kaydeden Şimşek, bu sistemin daha geniş bir çalışan kesimini kapsayacak şekilde geliştirilmesi için gerekli düzenlemelerin yapılması çağrısında bulundu.
“ASGARİ ÜCRET TESPİT KOMİSYONUNUN YAPISI DEĞİŞMELİ”
Ücret adaleti ve asgari ücret konusunda değerlendirmelerde bulunan Şimşek, asgari ücretin milyonlarca çalışanın yaşam koşullarını doğrudan etkilediğine dikkat çekti. Asgari ücret belirlenirken çalışanların geçim şartlarının, aile ihtiyaçlarının, hayat pahalılığının ve ekonomik gelişmelerin dikkate alınması gerektiğini belirten Şimşek, Asgari Ücret Tespit Komisyonunun daha katılımcı, adil ve çoğulcu bir yapıya kavuşturulmasının önemini vurguladı. Şimşek, çalışanların taleplerinin karar alma süreçlerine etkin biçimde yansıtılmasının ve ücret politikalarının sosyal adalet ilkesi doğrultusunda oluşturulmasının gerekliliğine işaret etti.
“SOSYAL DİYALOG MEKANİZMALARI ETKİN İŞLETİLMELİ”
Çalışma hayatında kalıcı çözümlere ulaşılabilmesi için sosyal diyalog mekanizmalarının etkin biçimde işletilmesi gerektiğini belirten Şimşek, işçi, işveren ve kamu temsilcileri arasında sürdürülebilir bir diyalog ortamının oluşturulmasının önemine dikkat çekti. Çalışma hayatını ilgilendiren kararların sosyal tarafların görüşleri alınarak şekillendirilmesinin hem toplumsal uzlaşıyı güçlendireceğini hem de sorunların çözümünü kolaylaştıracağını ifade eden Şimşek, mevcut danışma ve istişare mekanizmalarının düzenli ve verimli biçimde çalıştırılması gerektiğini kaydetti.
“SENDİKAL ÖRGÜTLENMENİN
ÖNÜNDEKİ ENGELLER KALDIRILMALI”
Sendikal örgütlenmenin çalışanların haklarını korumada ve çalışma koşullarını geliştirmede temel bir güvence olduğunu vurgulayan Şimşek, değişen çalışma hayatında sendikaların önemini koruduğunu ifade etti. İşçilerin sendikaya üye oldukları için işlerini kaybetme endişesi yaşamamaları gerektiğini belirten Şimşek, sendikal hakların güvence altına alınması, örgütlenme özgürlüğünün güçlendirilmesi ve sendikal faaliyetlere yönelik engellerin kaldırılması çağrısında bulundu. Şimşek, sendikaların da değişen çalışma koşullarına uyum sağlayarak kendilerini geliştirmelerinin, genç çalışanlara ulaşmalarının ve yeni istihdam alanlarında örgütlenme kapasitesini artırmalarının önem taşıdığını ifade etti.
“DÖNÜŞÜM SÜRECİNDE İNSAN VE EMEK MERKEZDE OLMALI”
Dijitalleşme, yapay zekâ ve yeşil dönüşümün çalışma hayatında önemli değişikliklere yol açacağını belirten Şimşek, bu dönüşüm süreçlerinin çalışanların hakları gözetilerek yönetilmesi gerektiğini söyledi. Teknolojik gelişmelerin bazı meslekleri dönüştürürken yeni istihdam alanlarını da beraberinde getirdiğine dikkat çeken Şimşek, çalışanların yeni beceriler kazanabilmesi için mesleki eğitim, yeniden beceri kazandırma ve nitelikli iş gücünü geliştirmeye yönelik çalışmaların artırılması gerektiğini ifade etti. Yeşil dönüşümün yalnızca çevresel bir mesele olmadığını, aynı zamanda yeni yatırım ve istihdam alanları oluşturduğunu belirten Şimşek, dönüşüm sürecinde çalışanların haklarının korunmasının ve iş kayıplarının önlenmesine yönelik politikaların geliştirilmesinin önemine dikkat çekti. Şimşek, adil geçiş politikalarıyla çalışanların yeni ekonomik ve teknolojik koşullara hazırlanması gerektiğini vurgulayarak, dönüşümün merkezinde insanın, emeğin ve sosyal adaletin yer alması çağrısında bulundu.
“AFETLERE KARŞI
KURUMSAL KAPASİTEMİZİ GELİŞTİRMELİYİZ”
Afet ve kriz dönemlerinde dayanışmanın, hazırlıklı olmanın ve kurumsal kapasitenin önemine dikkat çeken Şimşek, arama kurtarma çalışmalarının güçlendirilmesinin ve afetlere yönelik eğitimlerin yaygınlaştırılmasının gerekliliğini ifade etti. Afetlere karşı hazırlıklı olmanın yalnızca afet anında müdahaleyle sınırlı olmadığını belirten Şimşek, önleyici çalışmaların, eğitim faaliyetlerinin ve kurumlar arası iş birliğinin geliştirilmesi gerektiğini kaydetti. Şimşek, dayanışma kültürünün güçlendirilmesi ve afet dönemlerinde çalışanların ve toplumun ihtiyaçlarına hızlı şekilde cevap verebilecek yapıların geliştirilmesinin önem taşıdığını ifade etti.
“İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİ BİR ZİHNİYET MESELESİDİR”
İş sağlığı ve güvenliğinin çalışma hayatının en temel konularından biri olduğunu belirten Şimşek, iş kazalarının ve iş cinayetlerinin önlenmesi için mevzuat düzenlemelerinin yanı sıra etkin uygulama ve denetim mekanizmalarına ihtiyaç bulunduğunu söyledi. İş yerlerinde güvenli çalışma koşullarının sağlanmasının işverenlerin, kamu kurumlarının ve ilgili bütün tarafların ortak sorumluluğu olduğunu vurgulayan Şimşek, çalışanların yaşam hakkının her türlü ekonomik kaygının üzerinde tutulması gerektiğini ifade etti. Şimşek, iş sağlığı ve güvenliği kültürünün yaygınlaştırılması, çalışanlara yönelik eğitimlerin artırılması, denetimlerin etkinleştirilmesi ve risklerin önceden tespit edilerek gerekli önlemlerin alınması çağrısında bulundu.
“FİLİSTİNLİ KARDEŞLERİMİZLE
DAYANIŞMAMIZI SÜRDÜRECEĞİZ”
Uluslararası dayanışmanın emeğin evrensel değerleri ve insan haklarının korunması açısından önemli olduğunu belirten Şimşek, dünyanın farklı bölgelerinde hakları ihlal edilen, zor koşullarda yaşam mücadelesi veren ve temel ihtiyaçlara erişmekte güçlük çeken insanlarla dayanışmanın önemine dikkat çekti. Filistin halkıyla dayanışmanın sürdürüleceğini ifade eden Şimşek, Gazze’de yaşanan insani dram karşısında uluslararası toplumun daha güçlü bir dayanışma ortaya koyması gerektiğini belirtti. Şimşek, HAK-İŞ’in emeğin, insan onurunun, adaletin ve dayanışmanın yanında durmaya devam edeceğini vurgulayarak, “Yeryüzünün bütün mazlumlarıyla, bütün mağdurlarıyla, hakları elinden alınmış, yok sayılmış bütün insanlıkla dayanışma içerisinde olmaya devam edeceğiz” mesajını verdi. HAK-İŞ olarak çalışma hayatının temel sorunlarının çözümü, işçilerin kazanılmış haklarının korunması, sendikal örgütlenmenin güçlendirilmesi ve emeğin hak ettiği değeri görmesi için mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğiz. HAK-İŞ’in 51 yıllık mücadele birikiminden aldığımız güçle, çalışanların bugününü koruyan ve geleceğini güvence altına alan politikaların hayata geçirilmesi için çalışmalarımıza devam edeceğiz.” dedi.