Fikret Mısırlı: Seçilmiş İradenin Oy Birliğini Yok Saymak, İzmir Halkının Aklıyla Alay Etmektir
EGS Holding Kurucusu Ortağı TMSF Muhatap Şirket Yönetim Kurulu Başkanı Fikret Mısırlı, "Basmane Çukuru ile ilgili yürütülen tartışmaların teknik zeminden koparılarak, İzmir halkının temsilcilerinin ortaya koyduğu iradeyi hedef alan bir "korku iklimine" dönüştürülmesini hayretle izliyorum. Gerçekler belgeleriyle ortadadır." dedi.
“SEÇİLMİŞ İRADENİN OY BİRLİĞİNİ YOK SAYMAK,
İZMİR HALKININ AKLIYLA ALAY ETMEKTİR!”
EGS Holding Kurucusu Ortağı TMSF Muhatap Şirket Yönetim Kurulu Başkanı Fikret Mısırlı, "Basmane Çukuru ile ilgili yürütülen tartışmaların teknik zeminden koparılarak, İzmir halkının temsilcilerinin ortaya koyduğu iradeyi hedef alan bir "korku iklimine" dönüştürülmesini hayretle izliyorum. Gerçekler belgeleriyle ortadadır." açıklamasında bulundu.
Konuyla ilgili olarak kamuoyuna yazılı açıklamada bulunan EGS Holding Kurucusu Ortağı TMSF Muhatap Şirket Yönetim Kurulu Başkanı Fikret Mısırlı, şu görüşlere yer verdi:
SEÇİLMİŞ İRADEYE SAYGI: OY BİRLİĞİ KAMUNUN SESİDİR
İzmir Büyükşehir Belediye Meclisi’nde tüm siyasi partilerin temsilcileri; CHP, AK Parti ve MHP’li Meclis Üyeleri, İzmir halkının oylarıyla göreve gelmiş seçilmiş iradedir. Bu iradenin OY BİRLİĞİ ile aldığı karar, "kamu yararının" en somut tescilidir. Seçilmiş meclis üyelerinin ortak aklını yok sayarak kamuoyunda korku iklimi yaratmaya çalışmak, İzmir halkının iradesine ve demokrasiye yapılmış bir saygısızlıktır.
KURUL DENETİMİ VE DEĞİŞMEYEN İMAR HAKKI: "RANT DEĞİL, HAKKIN TESLİMİ!"
İzmir 1 Numaralı Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu’nun 05 Şubat 2026 tarihli ve 20897 sayılı kararıyla yapı yüksekliği 84 metre ile sınırlandırılmıştır. Şunun altını kalın çizgilerle çiziyorum:
Emsal Aynı, Rant Yok: Biz bu alanı 1997 yılında ihale ile alırken imar hakkı 5 emsal idi, bugün de halen 5 emsaldir. 30 yıl boyunca yatırımcı lehine tek bir metrekarelik artış yapılmamıştır.
MİA (Merkezi İş Alanı) Gerçeği: Bu parsel, İzmir’in kalbinde yer alan ve şehrin en prestijli ticari aksı olan Merkezi İş Alanı (MİA) bölgesindedir. MİA statüsü; ofis, ticaret ve turizm fonksiyonlarını içeren, şehrin ekonomik dinamizmini temsil eden bir tanımdır.
Şeffaf Ortaklık: Belediye projede %30 ortaktır. İmarı değişmeyen, yüksekliği sınırlandırılan ve belediyenin dev ortaklığının olduğu bu şeffaf tabloya rağmen hâlâ “rant” söylemi üretmek teknik bir itiraz değil, yatırımcıyı durdurmaya yönelik siyasi bir tercihtir.
BASMANE KÜLTÜRPARK DEĞİLDİR
Basmane alanı hiçbir zaman Kültürpark alanı olmamıştır. Geçmişte otobüs garajı olarak kullanılan ticari bir bölgedir ve yıllardır Merkezi İş Alanı (MİA) statüsündedir. 2015 yılında Fuar organizasyonu Gaziemir’e taşınırken, Kültürpark’ın tarihsel fonksiyonu asıl o gün değişmiştir. O gün sessiz kalanların bugün "tarihsel bütünlük" söylemiyle Basmane’yi hedef alması samimiyetten uzaktır.
30 YILLIK ÇÖZÜMSÜZLÜK VE MAĞDURİYET
İhalede 5 emsalle aldığımız bu alana bizim plan yapma yetkimiz yoktur yetkisi olan geçmiş dönem görev yapan Sayın Çakmur, Kocaoğlu ve Soyer dönemlerini kapsayan 25 yılda; kendi ortağı olduğu alana 7 kez plan yapmayı beceremediler. Doğru bir inşaat rhsatı veremediler
Yetki elinizdeyken sonuç alamayanların, bugün çözüm iradesi ortaya konduğunda süreci "rant" söylemiyle gölgelemesi tam bir çelişkidir.
İzmir Enternasyonal Otelcilik ve Ticaret A.Ş.’de belediyenin ortaklığı oluğu Hilton Oteli Planlarda 5 emsal varken,14.5 emsale çıkarılan ve 142 metrelik Türkiye’nin o dönem ikinci en yüksek Hilton binası gözünüzün önünde 23 % hissemize sahip çıkamadınız O gün "kamu malı" aklınıza gelmedi mi? O binayı hayranlıkla seyredenlerin, bugün 84 metre sınırı getirilmiş, belediyenin %30 ortağı olduğu ve bedeli kuruşu kuruşuna ödenmiş bir projeye "rant" demesi
"SLOGANLA ŞEHİRCİLİK OLMAZ: GARAJI PARK DİYE
YUTTURAN VİZYONSUZ BLOKAJI REDDEDİYORUM!"
Yıllarca sivil toplum kuruluşlarında başkanlık koltuğunda oturmuş, bu kentin dinamiklerini bilen bir insanı olarak söylüyorum: Kenti koruma kaygısı kutsaldır, ancak şehri 30 yıl çukura mahkûm etmek şehre ihanettir!
Kültürpark Platformu’na: Maalesef karşımızda neye, niçin ve hangi teknik gerekçeyle itiraz ettiğini dahi bilmeden slogan atarak itiraz ediyor. Basmane alanı Kültürpark değildir, hiç olmamıştır! Gerçeklerden bu kadar kopuk bir şekilde "tarihsel bütünlük" nutukları atmak, İzmir halkının aklıyla alay etmektir.
"BARO HUKUKU DEĞİL, 'ÇÖKME' MANTIĞINI SAVUNUYOR:
30 YILLIK HAK, 5 MİLYON DOLARA GASP EDİLEMEZ!"
İzmir Barosu’na: Adaletin kalesi olması gereken Baro’nun, sürece hukuki bir derinlik katmak yerine; hayali senaryolara sığınması utanç vericidir. 05 Şubat 2026 tarihli ve 20897 sayılı Kurul Kararı gibi resmi ve teknik bir belge ortadayken, ihale ile ki 5 emsalle kazanılmış bir hakkın mülkiyet hukukunun temel ilkelerini ve grubumuzun 30 yıllık süreçte İzmir’e sunduğu mali gerçekleri tamamen görmezden gelmektedir.
Hukukun kalesi olması gereken bir kurumun, kayıtlardaki rakamlardan dahi haberi olmadan eksik açıklama yapması düşündürücüdür.
Hayali Tazminat Rakamları ve Maddi Hatalar:
Baro, 80 milyon dolarlık bir taşınmazın 4-5 milyon dolar tazminatla geri alınabileceğini iddia ederek kamuoyunu yanıltmaktadır.
Grubumuz 1997 yılında ihale ile en yüksek teklif olarak
11 milyon doları peşin ödemiş, /8.5 Milyon dolar Kesin Teminat Mektubu vermiş / Belediyenin verdiği inşaat ruhsatı ile 13 milyon dolar temel yatırımı yapmış / ihale şartına göre 12 milyon dolar harcayarak Basmane Katlı Otoparkını yaparak belediyeye hibe etmiştir.
Belediye, devredilen otoparktan elde ettiği gelir dahil olmak üzere toplamda yaklaşık 85.5 milyon dolar kazanım sağlamış ve kazanmaya devam etmektedir.
30 yıllık finansman maliyetini ve grubumuzun cebinden çıkan reel değerleri hesaba katmayan bir "hesap hatası" üzerinden hukuk inşa edilemez.
Kazanılmış Hakların ve İdari İstikrarın İhlali: Tapu devirlerinin imar planı eksikliği gerekçesiyle iptal edilmesini istemek, hukuk devletinin en temel prensibi olan "İdari İstikrar" ilkesine saldırıdır. Devletin bir kurumu ihale açmış, bedelini tahsil etmiş ve tapu vermişse; 30 yıl sonra idarenin kendi kusurları üzerinden tapu iptali talep etmek mülkiyet güvenliğini yok etmektir. Ruhsatı verilmiş ve bedeli ödenmiş bir yatırım, artık bir "Kazanılmış Hak" (Vested Right) niteliğindedir.
Yatırım İklimine Hukuk Eliyle Darbe: Baro’nun "kamulaştırma" mantığıyla biz izmir’li sanayicilerini hedef göstermesi, İzmir’e gelecek her türlü yerli ve yabancı yatırımcı için "hukuki güvensizlik" mesajı taşımaktadır. Baro, bilirkişi raporlarını nihai hüküm gibi sunarak yargı bağımsızlığını ve taraflar arasındaki hakkaniyet dengesini gözetmekten uzaklaşmıştır.
Sonuç Olarak; İzmir Barosu’nu, grubumuzun resmi kayıtlardaki ödemelerini ve 30 yıldır İzmir lehine katlandığı maliyetleri incelemeye, mülkiyet hukukunun evrensel gerçeklerine sadık kalmaya davet ediyorum.
TEŞEKKÜR VE SONUÇ
Otuz yıla yakın çukur olan bir utancı temizlemek, İzmir’in merkezindeki atıl bir alanı şehre kazandırmak için cesaret ve uzlaşı gösteren başta İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Sayın Cemil Tugay olmak üzere, mecliste grubu bulunan tüm siyasi partilere ve sağduyulu meclis üyelerine İzmir halkı adına teşekkür ediyorum.
“Rant” söylemi teknik değil, siyasi bir perdedir. İzmir’in ihtiyacı bu perdeyi çekmek değil, 30 yıllık sorunu çözen ortak iradeye sahip çıkmaktır.”