Erzincan'da depreme karşı “güvenli yapılaşma” ve “etkin müdahale” hedefi

Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesi Deprem Teknolojileri Enstitüsü, sahadan elde ettiği sismik verilerle hem yapı güvenliğini artırmayı hem de deprem sonrası hızlı ve etkin müdahaleye imkân sağlamayı hedefliyor.

08 Şub 2026 - 15:45 YAYINLANMA
Erzincan'da depreme karşı “güvenli yapılaşma” ve “etkin müdahale” hedefi

Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesi (EBYÜ) bünyesinde faaliyet gösteren Deprem Teknolojileri Enstitüsü, Erzincan’da elde ettiği bilimsel verileri hem yapı güvenliğini artırmak hem de olası depremlerde hızlı müdahaleye katkı sağlamak amacıyla kullanarak Türkiye’nin depremle mücadelesine önemli bir bilimsel destek sunuyor.

Kuzey Anadolu ve Doğu Anadolu fay hatlarının kesişim alanında yer alan Erzincan’da kurulan Deprem Teknolojileri Enstitüsü, Boğaziçi Kandilli Rasathanesinin ardından ikinci deprem enstitüsü olma özelliğini taşıyor.

Enstitü, deprem teknolojileri alanında Türkiye’nin bilimsel kapasitesini güçlendirmeyi hedefliyor.

26 Temmuz 2022’de kurulan enstitü, şehir ölçeğinde sismik kayıt alabilen altyapısı ve sürekli veri üretimine dayalı yapısıyla çalışmalarını yürütüyor. Enstitüde kurulan sismik istasyonla ilk deprem kaydı 15 Şubat 2025’te alınmıştı.

“Yerin sesini dinliyor, bilimin ışığıyla yürüyoruz”

EBYÜ Deprem Teknolojileri Enstitüsü Dr. Öğretim Üyesi Seçkin Özgür Çitak, deprem gerçeğiyle yaşayan Erzincan’da bilimi ve teknolojiyi afet yönetiminin merkezine alan bir anlayışla hareket ettiklerini belirtti.

Bu yaklaşımı “Yerin sesini dinliyor, bilimin ışığıyla yürüyoruz” sloganıyla ifade eden Çitak, ivme tabanlı acil müdahale karar sistemi projesine yönelik “Bu proje hem bugünün şehrini anlamak hem de gelecekteki olası afet zararlarını azaltma çalışmalarına katkı vermek için tasarlandı.” dedi.

Bu projeyle Erzincan’ı dijital bir ağla gözlemlediklerini dile getiren Çitak, “Amacımız, bir yandan bilgiyi üretmek diğer yandan bu bilgiyi hem bugünün inşaatlarında hem de yarının olası acil durum müdahalelerinde hayat kurtaracak şekilde kullanmak.” ifadelerini kullandı.

Projenin ilk aşamasında şehir merkezindeki 10 okula sabit ivmeölçerler yerleştirildiğini aktaran Çitak, “Bu cihazlar 7 gün 24 saat kesintisiz zemin titreşimini kaydediyor ve verileri anında enstitümüzün sunucularına aktarıyor. Aynı deprem şehrin farklı mahallelerinde farklı şiddetlerde hissedilebiliyor. Bu ivmeölçerlerle sarsıntı haritasını mahalle mahalle, hatta nokta nokta ortaya koyuyoruz.” dedi.

Elde edilen verilerin özellikle inşaat mühendisliği açısından önemli bilimsel çıktılar sunduğunu vurgulayan Çitak, şunları kaydetti:

“Şehrin hangi bölgelerinin deprem dalgalarını daha fazla büyüttüğünü bilimsel olarak belirliyoruz. Güçlü bir yer sarsıntısı olduğunda bu verileri dakikalar içinde işleyerek maksimum şiddet haritaları oluşturacağız. Bu haritaları bina envanteriyle birleştirerek valilik ve AFAD ekiplerine hasar potansiyeli yüksek bölgeleri hızlı şekilde bildireceğiz. Bu yönüyle proje, hayat kurtaran bir erken müdahale sistemidir.”

“Amacımız Türkiye'nin deprem gözlem altyapısını güçlendirmek”

Deprem Teknolojileri Enstitüsü Dr. Öğretim Üyesi Mehmet Safa Arslan, enstitünün Türkiye’de Kandilli Rasathanesinden sonra bu alanda kurulan ikinci enstitü olmasının önemli bir sorumluluk getirdiğini belirtti.

Arslan, “6 Şubat'ta ülkemizde yaşadığımız ve hepimizi derinden etkileyen büyük depremler, deprem gerçeğiyle yüzleşmenin ve bilimsel altyapının ne kadar hayati olduğunu bir kez daha açık şekilde gösterdi. Bu sorumlulukla depremleri yalnızca yaşandıktan sonra konuşan değil, onları bilimsel olarak izleyen, anlayan ve geleceğe yönelik çözümler üreten bir kurum olmayı hedefliyoruz.” ifadelerine yer verdi.

Türkiye’nin deprem gözlem altyapısını güçlendirmeyi hedeflediklerini vurgulayan Arslan, Erzincan il sınırları içerisinde 10 tane zayıf ve kuvvetli yer hareketi gözlem istasyonu kurduklarını bildirdi.

Bu istasyonların aktif olarak çalıştığını ve kesintisiz biçimde veri topladığını dile getiren Arslan, “Aynı zamanda verilerin aktarımı, depolanması ve analiz edilmesi için sistemlerimizi sürekli geliştiriyoruz.” dedi.

İstasyon yerlerinin belirlenmesinde AFAD ve Kandilli Rasathanesine ait mevcut istasyonlar ile aktif fay hatlarının birlikte değerlendirdiklerini aktaran Arslan, şunları kaydetti:

“Amacımız, bölgenin tamamını dengeli biçimde kapsayan ve ulusal deprem gözlem ağına doğrudan katkı sağlayan bir sistem kurmaktı. Yaptığımız şey yerin hareketini dikkatle takip edip bilimin rehberliğinde anlamlandırmak ve Erzincan ile çevresinin zemin sismik karakterlerini daha net ortaya koymak. Bu istasyonlar sayesinde hem yakın hem de uzak faylardaki deprem aktivitelerini daha ayrıntılı izleyebiliyor; yer hareketi kayıtlarıyla bölgenin derin zemin yapısını modelleyebiliyoruz.”

Yükseköğretim Kurulu koordinasyonunda yürütülen çalışmalar kapsamında faaliyet gösteren Deprem Teknolojileri Enstitüsü, bilimi merkeze alan yaklaşımı, sürekli veri üretimine dayalı altyapısı ve uygulamaya dönük projeleriyle Erzincan’dan Türkiye’nin depremle mücadelesine güçlü bir bilimsel katkı sunuyor.

YORUMLAR

Maksimum karakter sayısına ulaştınız.

Kalan karakter: