Epstein'in gençlik arayışına dair bilinenler: Adrenokrom ve kan nakli iddiaları doğru mu?

Epstein'in yaşlanmayı engelleme çabalarına dair belgelerde hangi bilgiler var? Adrenokrom teorisinin ya da kan nakliyle genç kalınabileceğine dair inancın kökeninde ne yatıyor?

06 Şub 2026 - 20:00 YAYINLANMA
Epstein'in gençlik arayışına dair bilinenler: Adrenokrom ve kan nakli iddiaları doğru mu?

ABD Adalet Bakanlığı’nın Jeffrey Epstein soruşturması kapsamında yayımladığı milyonlarca sayfalık belge, finans dünyasından teknoloji devlerine ve kraliyet ailesine uzanan ilişkiler ağını bir kez daha gündeme taşıyor.

Ancak belgeler, uzun yıllardır interneti kasıp kavuran bazı teorileri de gün yüzüne çıkarıyor. Bunlardan biri de zengin elitlerin "adrenokrom" (adrenochrome) ve kan nakli aracılığıyla gençleşme ve hatta ölümsüz olma çabalarına yönelik.

Gerçekten de milyonerler arasında kan nakli yoluyla genç kalmaya çalışanlar var. Ancak bu türden işlemlerin işe yaradığına dair herhangi bir bilimsel kanıt yok.

Öte yandan, adrenokrom ile ilgili iddialar çok daha dikkat çekici boyutlara ulaşıyor. Örneğin sosyal medyada Epstein belgelerinin, zengin elitlerin bebek kanı içtiği yönünde kanıtlar içerdiği iddia ediliyor.

Peki belgelerde gerçekte neler var ve adrenokrom iddialarının ya da kan nakliyle genç kalınabileceğine dair inancın kökeninde ne yatıyor?

Adrenokrom nedir?

Adrenokrom ile ilgili iddiaların kökeni aslında daha eskiye dayanıyor. Oysa bu yöntemle gençleşilebildiği de doğru değil. Bilimsel veriler bu tür faaliyetlerin insan ömrünü uzatmadığını veya gençleştirmediğini gösteriyor.

Adrenokrom, en sade haliyle adrenalinin (epinefrin) oksitlenmiş türevi olan kimyasal bir bileşik. Doğada, insan vücudunda çok küçük miktarlarda ortaya çıkabiliyor. Bu da onu komplo teorilerinin konusu haline getiriyor. Bazıları bu kimyasalın sadece insan vücudundan çıkarılabildiğini öne sürse de aslında laboratuvarda tamamen yapay kimyasal reaksiyonlarla üretilebilen bir bileşik.

1960'larda bazı bilim insanları vücutta adrenokrom birikiminin şizofreniye yol açabileceğini düşünmüş ve bu yönde çalışmalar yapmıştı. Ancak sonraki kanıtlar bu hipotezin doğru olmadığını ortaya koydu.

Buradan hareketle adrenokrom, Hunter Thompson'ın 1971 tarihli romanı "Fear and Loathing in Las Vegas" ve 1998 yapımı film uyarlamasıyla modern popüler kültüre girdi; her ikisinde de adrenokromun insanlardan elde edilen bir psikedelik madde olarak tasvir edildiği bir sahne yer alıyordu. Ve bu sahne sosyal medyada sıklıkla paylaşılır hale geldi.

Yüksek dozlarda bu kimyasalın bulantı, baş dönmesi, anksiyete gibi etkiler yaratabildiği biliniyor. Ancak tedavi anlamında herhangi bir faydası bulunamadığı için klinik kullanım alanı yok. Yani insanı gençleştirdiği veya ölümsüz yapabileceğine dair herhangi bir kanıta ulaşılabilmiş değil.

Adrenokrom komplo teorisiyle ilgili en eski paylaşımlar, QAnon hareketinin de doğduğu tartışmalı sosyal platform 4chan'de 2013 yılına kadar uzanıyor.

Bazı sosyal platformlar teorinin yayılmasını engellemek için önlemler almıştı. DailyBeast'e göre Reddit, 2020'de r/adrenochrome alt dizinini yasaklamış ve Amazon, adrenokrom teorisiyle ilgili bazı kitapları kaldırmıştı.

Epstein belgelerinde adrenokrom

Epstein belgelerinin yayınlanmasıyla birlikte bu teori yeniden gün yüzüne çıksa da Adalet Bakanlığı'nın halka açtığı bu belgelerde aratıldığında adrenokromun adının yalnızda bir dosyada geçtiği görülüyor.

Bu dosya aslında adı sansürlenmiş bir kişinin yine adı karartılmış bir kişiye (bakanlık bu karartmaları mağdur ve tanıkları korumak için uyguladıklarını söylüyor) 29 Aralık 2020'de gönderdiği bir e-postadan oluşuyor. Söz konusu e-postada bir mesajlaşmanın ekran görüntüleri yer alıyor. E-postayı gönderen kişi, "Kanada'daki arkadaşım, bana dört yaşındayken RT Rudolph ile yaşadığı bu hikayeyi anlattı" diyor.

Ekran görüntülerinde yer alan mesajları gönderen kişi ise "SumGurl07" adlı bir kullanıcı. Bu kullanıcı, 4 yaşındayken adını "RT" olarak verdiği bir kişinin pantolonunun arkasında (baldır hizasında) yatay kırmızı çizgiler gördüğünü söylüyor. Daha sonra kendisine bu çizgilerin, organ/kan toplamak için kullanılan kovaların kapaklarına oturmaktan kaynaklanan "sızmış kanlar" olduğunun söylendiğini iddia ediyor. Ayrıca, beyaz kovalar leke tuttuğu için Epstein'in bu işlerde kullanmak üzere Çin'den özel siyah kovalar getirttiği öne sürülüyor.

Yine ekran görüntüsündeki mesajlarda "SumGurl07" adlı kullanıcı, adrenokrom ve organ hasadı yapıldığını, bunun Epstein adasındaki yer altı tapınağında gerçekleştirildiğini iddia ediyor. Epstein'in adasındaki yer altı tapınağının girişinin betonla kapatıldığı ve üzerine sahte bir kapı resmi çizilerek gizlendiği de öne sürülüyor.

Mesajın alıcısı "Bunları FBI'a anlatabilir miyim?" diye soruyor, SumGurl07 ise "Elbette, bu konuda derin bir soruşturma yapmaları gerekiyor" yanıtını veriyor.

RT'nin kimliği, e-postada "Epstein için çalışan Harvard bilim insanı Rudi Tanzi" diye tanımlanmış. Tanzi'nin adı belgelerde dolaylı olarak geçse de Epstein ile doğrudan iletişim kurduğuna dair kanıt yok.

Belgedeki iddiaların doğruluğuna dair neler biliniyor?

Öte yandan bu belge, mahkemede dile getirilmiş bir tanıklık veya FBI tarafından ortaya çıkarılmış bir bulgu değil, dışarıdan bir kişinin gönderdiği doğrulanmamış bir ihbar. ABD yasalarına göre, bu tür büyük davalarda savcılığa gelen her türlü e-posta, mektup ve ihbar dosyaya eklenmek ve "delil toplama" sürecinde saklanmak zorunda. Bu e-postanın dosyada olması, savcılığın bu iddiayı doğru kabul ettiği anlamına gelmiyor, sadece bu ihbarın ulaştığını kayıt altına alıyor.

Söz konusu dosyada fotoğraf, video, adli rapor, polis tutanağı veya tıbbi bulgu yer almıyor.

Bunun yanı sıra dosyada bahsi geçen ada Little St. James, Epstein soruşturması kapsamında Epstein'in ölümünün ardından kolluk kuvvetleri tarafından incelenmişti. Buradaki yapıların planları, uydu görüntüleri, FBI arama raporları da kamuya açık.

Bryan Johnson, gençlik takıntısı ve belgeler

Uzun ömür ve beyin-bilgisayar arayüzü projeleriyle tanınan teknoloji girişimcisi Bryan Johnson'ın Epstein’le yıllar önce yaşadığı temas da adrenokrom ve kan nakli iddialarını alevlendirdi.

Zira Johnson, yalnızca bir teknoloji girişimcisi değil; aynı zamanda “biohacker” kimliğiyle, yaşlanmayı yavaşlatmayı ve insan performansını artırmayı hedefleyen projeleriyle küresel çapta tanınan bir figür.

Johnson'ın yaşlanmayı engelleme takıntısı 2023'te oğlundan kendine kan nakli yaptırdığının öğrenilmesiyle ayyuka çıkmıştı. Teknoloji girişimcisi o dönemde kendi kanından birazını da babasına verdiğini açıklamıştı.

Yaptırdığı kan naklini Instagram hesabından duyuran Johnson, "Oğlum, babam ve ben dünyanın ilk çok nesilli plazma değişimini tamamladık" diye yazmıştı. (Instagram / @bryanjohnson_)

Johnson X (eski adıyla Twitter) üzerinden yaptığı paylaşımlarda, yaklaşık 8 yıl önce Epstein’la yalnızca 10 dakikalık bir Zoom görüşmesi yaptığını duyurdu. Görüşmenin, Johnson’ın beyin teknolojileri girişimi Kernel’in erken dönemlerinde, ortak bir tanıdık aracılığıyla ayarlandığını aktaran Johnson, konuşma sırasında Epstein hakkında “içgüdüsel olarak çok rahatsız edici bir his” edindiğini ve teması hemen sonlandırdığını söyledi.

Kan nakliyle genç kalınır mı?

Son yıllarda bazı kesimler arasında gençlerden kan nakli yaptırarak yaşlanmayı yavaşlatabileceklerine yönelik popüler bir inanç var. Bugün birçok genç donör, belirli ücretler karşılığında bu uygulama için kan vermeye devam ediyor. Bu kanlar plazma haline getirilip, genç kalmak isteyen zengin müşterilere enjekte ediliyor.

Ancak uzmanlar "plazma infüzyonu" diye anılan bu kan nakli uygulamasının herhangi bir bilimsel temeli olmadığını vurguluyor. ABD Gıda ve İlaç İdaresi (FDA), 2019'da genç kalma amacıyla yapılan kan nakline karşı uyarı yayımlamıştı.

ABD'deki Kaliforniya Üniversitesi Irvine Kampüsü'nde biyoetik programının yönetici direktörü Leigh Turner, "Uygulamanın etkinliğine dair gerçek bir kanıt yok, bu yüzden bilim insanlarının bir fayda-zarar hesaplaması yapması da mümkün olmuyor" diyor.

Avustralya'daki Charles Sturt Üniversitesi'nden öğretim görevlisi Rachael Jefferson-Buchanan da The Conversation'da yayımlanan yazısında "Kan naklinin yan etkileri arasında kan yoluyla bulaşan enfeksiyonlar, ateş ve alerjik reaksiyonlar var" diye uyarıyor.

Epstein'in uzun yaşam arayışı

Öte yandan, Silikon vadisi ve milyarderler arasındaki genç kalma takıntısının Epstein için de geçerli olduğu bir gerçek.

Bakanlığın yayınladığı son belgeler, Epstein'in genetik testler yaptırdığını ve kendi genetik materyalini “yenileyici tıp” (rejeneratif tıp) alanında kullanmayı hedeflediğini ortaya koyuyor. Belgelerde yer alan e-postalara göre Epstein, yaşlanmayı tersine çevirmeyi ve vücudun kendini onarmasını amaçlayan çalışmalar kapsamında gen düzenleme ve kök hücre araştırmalarına denek olarak da katıldı.

CNN International'ın haberine göre, Epstein, 2008'de fuhuş suçlamalarıyla ilk kez mahkumiyet almasından birkaç yıl sonra, ABD’nin önde gelen hastanelerinden Massachusetts General Hospital’da görev yapan bir doktor aracılığıyla genetik testler yaptırdı. Söz konusu doktorun, Harvard Tıp Fakültesi’yle bağlantılı büyük ölçekli genomik araştırmalarda da yer alan Dr. Joseph Thakuria olduğu belirtiliyor.

Thakuria, CNN’e yaptığı açıklamada Epstein’ın Harvard Kişisel Genom Projesi’ne kayıtlı olduğunu doğruladı. Bu proje, gönüllülerin genetik verilerinin kamuya açık büyük bir veri tabanında toplanmasını ve bilim insanlarının genler ile sağlık arasındaki ilişkileri incelemesini amaçlıyor.

Belgeler arasında, Thakuria’nın Şubat 2014’te Epstein’a gönderdiği bir proje teklifi de yer alıyor. Bu teklifte, hastaların genomlarının dizilenerek hastalıkların genetik nedenlerinin araştırılacağı özel bir çalışmaya Epstein’den finansman sağlanması isteniyor. Aynı belgede, Epstein’e özel genetik inceleme seçeneklerinden de söz ediliyor.

Birkaç ay sonra, Haziran 2014’te Thakuria’nın Epstein’e gönderdiği ayrıntılı bir faturada, Epstein’in genomunun bir bölümünün dizilenmesi için 2 bin dolarlık bir başlangıç yatırımı yer alıyor. Mesajda ayrıca gen düzenleme teknolojisi CRISPR kullanılarak yapılması planlanan “kişiselleştirilmiş uzun ömür çalışmaları” da öneriliyor. Belgelerde Epstein’in bu kapsamda tükürük örneği verdiği belirtiliyor.

'Transhümanizm' çalışmaları

Epstein’in gen düzenleme ve uzun ömür konularına ilgisi yeni bir bilgi değil. New York Times’ın 2019’da yayımladığı habere göre Epstein, daha sonra feshedilen vakfı aracılığıyla "World Transhumanist Association" (bugünkü adıyla Humanity+) adlı kuruluşa bağış yapmıştı.

Humanity+, teknolojinin insan kapasitesini artırması ve yaşlanmanın tersine çevrilmesi gerektiğini savunan bir yaklaşımı benimsiyor.

Epstein’ın bazı bilim insanlarıyla, kendi genlerini kullanarak “yeni bir insan ırkı” oluşturma fikrini dahi tartıştığı da daha önce basına yansımıştı.

YORUMLAR

Maksimum karakter sayısına ulaştınız.

Kalan karakter: