Eğitimci Sabahattin Onay: “Kişilik ve karakter oluşturmakta eğitimin görevidir”
Atatürk’ün köylüsü Fizik Öğretmeni Sabahattin Onay, fizik, kimya ve eğitim odaklı 56 kitap yazdı. “Birikimlerim benimle mezara gitmesin” diye yazmaya başladığını kaydeden Sebahattin Onay, çocuklara ve ailelere seslenen kitaplarıyla da ilgi odağı oldu.
56 Kitap Yazan Atatürk’ün Köylüsü Eğitimci Sabahattin Onay:
“Kişilik ve karakter oluşturmakta eğitimin görevidir”
Atatürk’ün köylüsü Fizik Öğretmeni Sebahattin Onay, fizik, kimya ve eğitim odaklı 56 kitap yazdı. “Birikimlerim benimle mezara gitmesin” diye yazmaya başladığını kaydeden Sebahattin Onay, çocuklara ve ailelere seslenen kitaplarıyla da ilgi odağı oldu.
49 yıldır aralıksız eğitim hayatında çalışmaya devam eden eğitimci Fizik Öğretmeni Sabahattin Onay, topluma bir ışık olmak yol göstermek için eğitim hayatında edindiği bilgi birikimi, deneyim ve tecrübelerini yazdığı 56 kitapla paylaşmaya devam ediyor.
ATATÜK’ÜN DOĞDUĞU KÖYDEN
Kendisinin İzmir Dikili doğumlu olduğunu aktaran eğitimci Sabahattin Onay, köken itibariyle Atatürk’ün annesiyle aynı Köy’den olduklarını belirterek sözlerine şöyle devam ediyor:
“Dedemler Atatürk’ün annesi Zübeyde hanımında doğup yaşadığı Langaza Köyünden geliyor. Soy kütüğümüz oraya dayanır. Mübadele sonrası ailem İzmir Dikili’ye yerleşmiş. 5 çocuklu ailenin tek erkek çocuğu olarak 1954 yılında dünya ya gelmişim” diye konuşuyor.

FİZİK KİMYA VE KİŞİSEL
GELİŞİMLE İLGİLİ 56 KİTAP YAZDI
2004’te emekli olmasına rağmen hala eğitim hayatında çalışmaya devam ettiğini ve üretmenin kendisi için bir yaşam biçimi olduğunu ifade eden eğitimci Sabahattin Onay, yazma hayatına nasıl başladığını ise şu sözlerle anlatıyor:
“Fizik öğretmenliği ile yazın hayatı birbirine bağlı gibi görünmese de aslında bu birazda insanın hayata bakışıyla da ilgilidir.Yazmayı, deneyimlerimi, tecrübelerimi paylaşmayı seviyorum. Bunu ülkeme ve milletime karşı bir hizmet olarak görüyorum. Onay Yayınları isminde kendi yayınevimi kurdum. Branş üzerine çok sayıda kitap yazdım. Bugüne kadar fizik kimya branşı dahil 56 kitap yazdım. Milli Eğitim’e de kitap yazdım, bunlar kaynak kitaptı. Sonrasında da kişisel gelişim kitapları yazmaya başladım.
EĞİTİMCİLİK BENİM İÇİN BİR GÖREV
VEYA UNVAN DEĞİL TOPLUMSAL SORUMLULUK
Bugün de hala özel Kolejler de eğitim verirken, yazmaya da devam ediyorum. Napolyon’un bir sözü beni çok etkilemişti; “Bir insanın dünyaya gelmemesi, gelip de bir eser bırakmamasından daha iyidir” diyor. Ben de eserler bırakmak istedim. Eğitimciliği her zaman çok severek yaptım, yapıyorum. Çünkü eğitimcilik benim için bir görev veya unvan değil, toplumsal bir sorumluluktur."
MATEMATİKTE ÇOK GÜÇLÜ OLSAMDA
GELECEĞİ ŞEKİLLENDİREN FİZİK KİMYAYI SEÇTİM
Kendisinin matematikte çok güçlü olduğunu dile getiren eğitimci Sabahattin Onay, “Lise de hocalarımız TÜBİTAK matematik yarışmalarında okulumuzu temsilen beni gönderiyordu. Burada çok başarılı olsam da geleceği şekillendiren bilimin fizik ve kimya olduğunu düşünüyordum. Çünkü laboratuvar dünyasının sırlarını çözenler fizikçilerdir. Nitelikli beyinlerin bu dallara yönlendirilmesini önemli buluyorum” diyerek sözlerini şöyle sürdürüyor:
MATEMATİK BİLİM DEĞİLDİR
DÜNYANIN SIRLARINI FİZİKÇİLER ÇÖZER
Fizik, kimya, biyoloji doğa bilimidir. Matematik bilim değildir. Matematik bilim değil ama matematik olmadan fizik de olmaz. Fiziğin dili matematiktir. Ama doğa bilimi olarak fizik, kimya, biyolojidir. Dolayısıyla dünya sırlarını da çözenler genelde fizikçilerdir.

FİZİKÇİLER BİLİMSEL OLARAK ALLAH’IN VARLIĞINI İSPATTA
BİLİMSEL OLARAK YÜZDE 66’YA ULAŞTILAR
Bize göre Allah'ın varlığı tartışılmaz ama bunun yanında bilimsel olarakta Fizikçiler Allah’ın varlığına ispatta yüzde 66’ya kadar vardılar. Bütün bunlar bir 'tesadüf eseri' olamaz dediler. O atom altı parçacıklardan hep tekliğe gittiler, tek parçaya gittiler. Onun için fizik bana daha çekici geldi. Bu nedenle fizikçi olmaya karar verdim.
KİŞİLİK KARAKTER OLUŞTURMAKTA EĞİTİMİN GÖREVİ
Eğitim 2 formül, 3 formülden bitmiyor. Akademik olarak kişilik ve karakter oluşturmak da eğitimin bir görevidir. Hocam bizim çocuk ufak daha bir şey anlamaz diyorlar. Hayır. Ne demek anlamaz? Bilimsel olarak şu kanıtlanmış; bir çocuğa 8 yaşa kadar ne verebiliyorsan veriyorsun. Şimdi Japonlar bunu 5’e çektiler. Geçen sene Çin Olimpiyatlarda dünya birincisi oldu. İnceledim nasıl başardılar diye. Adamlar olimpiyat köyü kurmuşlar ve oraya çocuğu 5 yaşında almaya başlamışlar. Çocuklarımıza her şeyden önce sorumluluk aşılamak lazım. Değerlerimize sahip çıkmalarını sağlamak lazım. Vatan millet sevgisi vermemiz lazım. Karakter oluşumunu es geçiyorsunuz, orayı boş bırakıyorsunuz. En büyük boşluk bu zaten.
AŞIRI KORUYUCULUK
ÇOCUKLARI BENMERKEZCİ YAPTI
Branş dersleri dışında da çok sayıda yaşam ve eğitime dair kitaplarım var. Mesela bunlardan birisi "Bir Babanın Çocuğuna Seslenişi". Yani baba çocuğuna altın değerinde bir şey bırakıyor hayatta. Bu anne, baba ve öğretmenin elinde olması gereken bir kitap. Yani bir çocuğu eğitirken nelere dikkat etmemiz gerekiyor? Toplum olarak şu an bunun sancısını yaşıyoruz Aşırı koruyuculuk çocukları benmerkezci, bencil yaptı. Hazırcılık, zorluk, fedakarlık, saygı, sevgi kalmadı. Bir çocuğun dilinden şunlar dökülüyordu: "Ne cenneti merak ediyorum ne de cehennemi. Çünkü ben annemi gülerken de gördüm ağlarken de. Yani “benim için Annemin gülüşü cennet, ağlayışı da cehennemdi." Çocuk cenneti de cehennemi de annemde gördüm ben diyor.
ÇOCUĞUN DUYGULARINI AŞIRI
BESLEMEK ÇOCUĞA İYİLİK DEĞİLDİR
Çocukları çok iyi anlamamız gerekiyor. Çocuk deyip geçmeyelim. Eğitimde baskının yeri asla yok. Yani çocuğu anlamamız gerekiyor. Ama aşırı duygularını beslemekle de o çocuğa iyilik sayılmaz. Çocuğun ayakları üstünde kalabilmesi lazım. Ben mesela çiftçilikten yetiştim. Tütün ekiyorduk. Babam kazıkları çakıyor, bende ona yardım etmek istiyordum. Babam bana "aman oğlum sen eline vurursun" diyordu. Aslında doğru yapmamış. Beni alıştırsaydı çok daha iyi olurdu. Şimdi evde bir musluk bozulsun elimden hiçbir şey gelmiyor. İşte öyle yetiştirilmediniz. Yetiştirmek çok önemli, çocuğa sorumluluk vermek gerekiyor. Yeni nesilde artık şunu görüyorum ben, öğüt istemiyor çocuklar. "Bana anlatma bunu" diyorlar. Sorumluluk vermek gerekiyor. Hiç sorumluluk vermemek ileride çocuk için bir felakettir. Sorumsuz yetişecek anlamına gelir.
ÇOCUKLARIN ELİNE AKILLI TELEFON VERDİK AKILLARINI ALDIK
Çocukların eline akıllı telefon verdik, akıllarını aldık ama. Çocuk lise sona gelmiş, bölme işlemi bilmiyor. Dört işlemden vazgeçtim artık iki işlem bilsin istiyorum; toplama çıkarma. Anla yani hangi noktadayız. İngilizlerin bir atasözü var: "Yapılacak bir şey varsa şimdi" diyor. Bizde de "Bugünün işini yarına bırakma" diyor ama 24 saate yayıyor. Ama yapılacak bir şey varsa şimdi diyor adamlar. Bu bence büyük fark yaratıyor. Gençlere tavsiyem; kesinlikle okusunlar. Kitap okusunlar. Ebeveynler sorumluluk versin, gençler de okusun diyoruz."
YORUMLAR
Bu haber, Sabahattin Onay’ın eğitime ne kadar bilinçli ve sorumlulukla yaklaştığını açıkça gösteriyor. Eğitimi sadece akademik başarıyla sınırlamayıp kişilik ve karakter gelişimini merkeze alması çok kıymetli. Yılların birikimini kitaplara dönüştürmesi, gerçek bir eğitimci duruşu. Çocuklara küçük yaşta sorumluluk verilmesi, değerler eğitimi ve aşırı koruyuculuğun zararlarına dair tespitleri tamamen sahadan gelen, yaşanmış deneyimlere dayanıyor. Bilimi merkeze alırken insanı ve vicdanı da unutmayan bu yaklaşım, eğitimin sadece formüllerden ibaret olmadığını hatırlatıyor. Bu röportaj mutlaka okunmalı; Sabahattin Onay, duruşu ve üretkenliğiyle örnek bir eğitimci.Çok tebrik ediyorum değerli hocam