Doç. Dr. Karadaş: Şiddeti besleyen faktörlerin ilki mafyavari diziler, ikincisi sosyal medyadır

Mardin Artuklu Üniversitesi Çocuk Bilimi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Halil Karadaş, artan şiddet ve öfke eğilimlerine neden olan temel faktörlerden ilkinin mafyavari diziler olduğunu söyledi. Bu tür içerikli yapımların çocukları silah kullanmaya özendirdiğini belirten Karadaş, ikinci önemli faktörün ise sosyal medya olduğunu ifade etti.

16 Nis 2026 - 13:40 YAYINLANMA
Doç. Dr. Karadaş: Şiddeti besleyen faktörlerin ilki mafyavari diziler, ikincisi sosyal medyadır

Son dönemde çocuk yaşta bireylerin karıştığı şiddet olaylarındaki artış, toplumun geleceği açısından ciddi tehdit oluşturuyor. Bu durum, aileden eğitime kadar tüm alanlarda daha güçlü önleyici adımlar atılması gerektiğini açıkça ortaya koyuyor.

Konu hakkında İLKHA mikrofonuna değerlendirmelerde bulunan Mardin Artuklu Üniversitesi Çocuk Bilimi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Halil Karadaş, bu tür hadiselere neden olan ve onları besleyen faktörlerin göz ardı edilmemesi gerektiğini vurguladı.

Okullarda yaşanan şiddet olaylarına da dikkat çeken Karadaş, özellikle 12 yıllık zorunlu eğitimin bir an önce revize edilmesi gerektiğini belirtti. Ayrıca okullarda güvenlik personeli eksikliğinin çok büyük bir sorun teşkil ettiğini ifade ederek, bu zaafiyetin bir an önce giderilmesi gerektiğini söyledi.

Şiddeti besleyen faktörlere dikkat çeken Karadaş, şu ifadeleri kullandı:

"Malum olduğu üzere Kahramanmaraş'ta, öncesi ve sonrasıyla ciğerimizi parçalayan, bizi derinden sarsan çok üzücü hadiseler yaşandı. Öncelikle milletimizin başı sağ olsun. Allah çocuklarımıza ve öğretmenlerimize rahmet eylesin. Rabbim bir daha böyle acılar yaşatmasın, bir daha böyle üzücü olaylar yaşamayalım. Ancak bu tür hadiselere neden olan ve onları besleyen faktörleri de mutlaka göz ardı etmemek lazım. Bu durumda temel faktörlerden ilki mafyavari dizilerdir. Bu tür içerikli yapımlar çocuklarımızı silah kullanmaya özendiriyor. Bu tür yayınların sınırlandırılması ve şiddet kullanımının özendirilmemesi konusunda gerekli düzenlemelerin yapılması şarttır. İkinci önemli faktör ise sosyal medyadır. Çocuklar bu mecralar üzerinden zararlı alışkanlıkları kolayca öğrenmekte ve birbirlerine yaymaktadır."

"12 yıllık zorunlu eğitim sistemi acilen revize edilmelidir"

12 yıllık zorunlu eğitim sisteminin bir an önce değiştirilmesi gerektiği çağrısında bulunan Karadaş "Peki biz eğitimciler olarak basın-yayın organları ve sosyal medya dışında nasıl bir pay çıkarmalıyız? Artık bunu söylemenin zamanı geldi. 12 yıllık zorunlu eğitim sistemi acilen revize edilmelidir. Özellikle son 4 yılı kapsayan lise dönemi zorunlu eğitim kapsamından çıkarılmalıdır. Çocukların kendi yetenekleri doğrultusunda üretken olabilecekleri alanlara yönelmesi hem milli ekonomiye katkı sağlamaları hem de kendilerini daha mutlu hissetmeleri açısından çok önemlidir. Bu şekilde zararlı alışkanlıklardan korunmaları ve okul güvenliği problemlerinin önüne geçilmesi de mümkün olacaktır. Bu elbette siyasi bir karardır ve yetkili makamlar tarafından ele alınması gereken bir yapılandırma işidir ancak biz bilim insanları olarak bunu dile getirmek zorundayız. Ortaokul seviyesinde neler yapılabileceği ayrıca tartışılabilir. Daha önce de benzer üzücü olaylar Akdeniz Bölgesi'nde, Güneydoğu'da ve birçok ilimizde yaşandı. Liselerin bir an önce zorunlu eğitimden çıkarılması, çocukların bir iş kolunda, tarımda veya hayvancılıkta çalışarak ailesine ve milletine katma değer sağlaması hem onları kötü alışkanlıklardan koruyacak hem de okul güvenliğine olumlu katkı sunacaktır." ifadelerini aktardı.

"Okullarda güvenlik personeli eksikliği"

Karadaş, okullardaki güvenlik personeli zaafiyetine dikkat çekerek "Eğitimle ilgili bir başka önemli konu da güvenliktir. Yaptığımız araştırmalar ve saha çalışmalarımız sonucunda gördük ki okullarda güvenlik personeli eksikliği çok büyük bir sorun teşkil etmektedir. Okulların çoğunda yeterli güvenlik önlemi bulunmuyor hatta bazı okullara herkes rahatlıkla girebiliyor. Bu durum sadece öğrenciler için değil, veliler ve öğretmenler için de risk oluşturuyor. Okula öfkeli bir veli, sorunlu bir öğrenci veya Allah korusun bir uyuşturucu taciri bile kolayca girebiliyor. Bu nedenle okullarda acilen güvenlik personeli istihdam edilmelidir. Güvenlik personeli sadece iç düzeni sağlamakla kalmaz, okul çevresinde bulunan zararlı unsurların ve özellikle uyuşturucu tacirlerinin okula yaklaşmasını engelleyici, caydırıcı bir etki de oluşturabilir. Bakanımızdan ve tüm eğitim paydaşlarından acilen bu konuda gerekli adımları atmalarını talep ediyoruz." şeklinde konuştu.

"Sınıflar çok kalabalık"

Okul mevcutları ve şehir planlaması hakkında da konuşan Karadaş, şu ifadelere yer verdi:

"Mardin gibi bazı bölgelerde gücümüzün yetmediği, altyapıdan kaynaklanan sorunlar da bulunmaktadır ve bunu açıkça söylemek zorundayız. Ne yazık ki okullarımızdaki sınıf mevcutları çok kalabalık. Mardin'de genellikle 30-40 kişinin altına düşmüyor hatta bazı sınıflar bu sayıyı aşıyor. Kalabalık bir sınıfta veya kalabalık bir okulda çıkabilecek en ufak bir olumsuz durum ya da tepki, çok daha büyük ve kontrolsüz sonuçlara yol açabiliyor. Bu nedenle sınıf mevcutları bir an önce azaltılmalıdır. Bunun yolu da okul sayısını artırmaktan geçiyor. Ancak maalesef Mardin'de okul sayısı yetersizdir. Örneğin, gözlemlediğim kadarıyla Selahattin Eyyubi İlkokulu'ndan kampüse kadar uzanan doğu tarafında neredeyse hiç ilkokul bulunmuyor. Bu da buralarda büyük bir yığılmaya ve aşırı kalabalığa neden oluyor. Bir baba olarak, bu kalabalıkların oluşturacağı risklerin önünün alınamayabileceğini düşünüyorum. Bir diğer sorun da şehir planlamasında yapılmış hatalardır. Okullar maalesef evlerin çok yakınına, dar alanlara inşa edilmiş. Giriş-çıkış saatlerinde oluşan kalabalık ve kargaşa nedeniyle bazen güvenlik personeli bile görevini tam olarak yapamıyor. Yüzlerce kişinin biriktiği dar alanlar her türlü güvenlik zafiyetine davetiye çıkarmaktadır. Yeni yapılacak okullar daha geniş alanlara kurulmalı, özellikle servis araçları için düzenli park alanları oluşturulmalı ve okul çevresi kontrol altına alınabilecek şekilde tasarlanmalıdır."

"Manevi değerlerden kopuk bir nesil huzurlu olamaz"

Toplumun en önemli yapısı olan ailenin önemine de değinen Karadaş "Bir toplumu toplum yapan ve ayakta tutan en büyük değer, ailelerin kültürel ve manevi mirasıdır. Kıymetli ailelerimizden ricamız çocuklarımıza manevi değerlerimizi, ahlakımızı ve inancımızı öğretmekten asla çekinmeyin. Maddi imkânlar ne kadar iyi olursa olsun, manevi değerlerden kopuk bir nesil asla gerçek anlamda mutlu ve huzurlu olamaz. Mutlu olmayan bir çocuk ise maalesef her türlü riski barındırır. Yapılan bilimsel çalışmalar da bunu gösteriyor. Ailesiyle yeterince zaman geçiren, değerlerini özümsemiş çocuklar daha sakin, empatik ve mutlu olurken ihmal edilen, zamanını televizyon ve sosyal medyada geçiren çocuklar daha agresif, saldırgan ve öfkeli oluyor." dedi.

YORUMLAR

Maksimum karakter sayısına ulaştınız.

Kalan karakter: