DEM Parti basın açıklamasını takip ederken gözaltına alınan Fransız gazeteci serbest bırakıldı

Süreci takip eden Medya ve Hukuk Çalışmaları Derneği (MLSA) avukatları ise Fransa İstanbul Başkonsolosluğu ile bir görüşme gerçekleştirdi. MLSA, gazetecinin sınır dışı edilme ihtimalinin bulunduğunu belirtmişti.

22 Oca 2026 - 09:30 YAYINLANMA
DEM Parti basın açıklamasını takip ederken gözaltına alınan Fransız gazeteci serbest bırakıldı

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi’nin (DEM Parti) basın açıklamasını takip ederken gözaltına alınan Fransız gazeteci Raphael Boukandoura çarşamba akşam saatlerinde serbest bırakıldı.

Türkiye'de çeşitli Fransız yayın organları için muhabir olarak çalışan Boukandoura

DEM Parti'nin, Şam yönetimi tarafından Suriye’nin kuzeyine yönelik yapılan operasyona karşı 19 Ocak Pazar günü düzenlediği basın açıklamasını takip ettiği sırada gözaltına alındı.

DEM Parti İstanbul İl Başkanlığı Sancaktepe Demokrasi Caddesi'nde düzenlenen açıklamaya polis müdahalesi gerçekleşti.

Güvenlik Şube Müdürlüğü tarafından ifadesi alınan Boukandoura, ifadesinde olay yerinde gazetecilik faaliyeti kapsamında bulunduğunu ve protestoyu Liberation gazetesi için takip etmek amacıyla alanda olduğunu belirtti.

Yaklaşık 10 yıldır Türkiye'de gazetecilik faaliyeti yürüten Boukandoura, kendisine yöneltilen, slogan atıp atmadığına ilişkin sorulara ise bu sloganları atmadığını, yalnızca habercilik amacıyla orada bulunduğunu belirtti.

Sınır Tanımayan Gazeteciler (RSF) örgütünün Türkiye temsilcisi Erol Önderoğlu Euronews'e verdiği demeçte, "İstanbul Sarıgazi’deki eylemi haberleştirmek isterken gözaltına alınan gazeteci Raphaël Boukandoura’nın sınırdışı edilme riskiyle karşı karşıya kalması kabul edilemez," dedi.

Fransız gazetecinin Türkiye'de çalışmak üzere akreditasyonu olduğunu belirten Önderoğlu, "Boukandoura eylemci olmadığı gibi gazeteciye suçlu muamelesi yapılamaz. Bu ağır haksızlıktan dönülmelidir," ifadelerini dile getirdi.

Boukandoura'nın serbest bırakılmasının ardından Euronews'e ilettiği demecinde RSF Türkiye Temsilcisi Erol Önderoğlu, "Türkiye'de yaşan Boukandoura’nın, sınır dışı edilme tehdidi altındayken serbest bırakılmasından büyük bir rahatlama" duyduklarını açıkladı.

Önderoğlu, "Ailesinin ve aralarında Courrier International, Ouest France ve Mediapart’ın da bulunduğu birlikte çalıştığı medya kuruluşlarındaki meslektaşlarının sevincini paylaşıyoruz. Serbest bırakılması, 19 Ocak akşamı yaşanan şiddet içeren gözaltıyı da kapsayan, gözaltında geçen üç son derece sarsıcı günün sona ermesi anlamına geliyor. Yalnızca işini yapan bu gazeteci, en başta hiç gözaltına alınmamalıydı," dedi.

Türkiye'ye basın özgürlüğü anlamında çağrıda da bulunan Önderoğlu, "RSF, Dünya Basın Özgürlüğü Endeksi’nde 180 ülke ve bölge arasında 159’uncu sırada yer alan Türkiye’deki yetkililere, gazetecilerin korunmasını ve yurttaşların güvenilir bilgiye erişim hakkını önceliklendirme çağrısı yapıyor. Bugün itibarıyla, keyfi gözaltılar sonrası üç Türk gazeteci hâlâ tutuklu bulunuyor,” ifadelerini kullandı.

Süreci takip eden Medya ve Hukuk Çalışmaları Derneği (MLSA) avukatları ise Fransa İstanbul Başkonsolosluğu ile bir görüşme gerçekleştirdi.

Euronews Türkçe'ye bilgi veren MLSA yetkilisi, "Konsolosluğun, son durumla ilgili sadece bilgi aldığını, konuya dair bir şey ifade etmediklerini" belirtti.

MLSA, gazetecinin sınır dışı edilme ihtimalinin bulunduğunu ifade etmişti.

Uluslararası Basın Enstitüsü (IPI) de daimi akreditasyona sahip Fransız gazeteci Raphael Boukandoura’nın derhal serbest bırakılması çağrısında bulunarak, "Gazeteciliği suç gibi görmek ve sınır dışı tehdidinde bulunmak kabul edilemez," ifadelerini kullanmıştı.

SDG ile Şam yönetimi arasındaki kriz

Yeni yılın başlangıcıyla Suriye'deki mevcut Şam yönetimi ile Suriye'nin kuzeyin Suriye Demokratik Güçleri (SDG) arasında Halep'te başlayan çatışmaların ardından yaşanan gerginlik, SDG lideri Mazlum Abdi'nin birliklerinin Fırat'ın doğusuna çekileceğini duyurması ve eş-Şara'nın ülkedeki Kürt haklarını güçlendiren bir başkanlık kararnamesi yayımlamasıyla sakinleşmiş görünüyordu.

Ancak Suriye ordusu gece operasyonuyla Tabka'yı ele geçirerek Rakka vilayetine doğru ilerleyişini sürdürdü. Duyuru yapıldığında Suriye birlikleri Rakka şehrinin büyük bir kısmına ulaşmıştı.

Rakka ve Deyrizor'da SDG'yi desteklemeyen silahlı Arap aşiretleri de Şam yönetimini destekledi. Akşam saatlerine gelindiğinde SDG; barajlar, petrol ve gaz sahaları dahil olmak üzere topraklarının ve altyapısının büyük bir kısmının kontrolünü kaybetmişti.

Bölgedeki bir Associated Press muhabiri, büyük askeri konvoyların Rakka şehrine girdiğini ve bölge sakinleri tarafından karşılandığını bildirdi. SDG'nin ise geri çekildiği görüldü.

SDG, Tabka'yı 2017 yılında, Irak Şam İslam Devleti'nin (IŞİD) Suriye ve Irak'ta geniş topraklara yayılan sözde halifeliğini yıkmaya yönelik askeri harekat kapsamında ele geçirmişti. IŞİD, kontrolünün en güçlü olduğu dönemde Rakka'yı başkenti ilan etmişti.

Suriye hükümeti 18 Ocak Pazar günü, SDG ile bir ateşkes ilan ettiğini duyurdu. Bu gelişmeyle birlikte hükümet, ülkenin neredeyse tam kontrolünü ele geçirirken, 10 yılı aşkın süredir kuzeydoğuyu yöneten Kürt liderliğindeki güçleri de tasfiye etmiş oldu.

Duyuru, bu ayın başlarında Şam yönetiminin doğuya doğru büyük bir harekat başlatmasının ardından geldi. SDG'nin, Halep kentinnin doğusundaki gergin hattaki ilk çatışmaların ardından büyük ölçüde geri çekildiği görüldü.

10 Mart mutabakatı

Suriye’nin kuzey-doğusundaki bölgesel yönetimler (özellikle Suriye Demokratik Güçleri / SDG) ile Şam merkezi hükümeti arasında 10 Mart 2025 tarihinde imzalanan sekiz maddelik 10 Mart mutabakatı, bölgesel ve uluslararası dengeler açısından da kritik bir rol oynuyor.

Bu mutabakat, esas olarak SDG'nin kontrol ettiği Suriye'nin kuzeydoğu bölgelerinin Şam yönetimine entegrasyonunu amaçlıyor. Anlaşma, Suriye'nin iç savaş sonrası yeniden yapılandırılması sürecinde kritik bir adım olarak görülüyor.

Mutabakatın yıl sonuna kadar uygulanması öngörülmüştü.

Türkiye’nin kuzey Suriye’ye yönelik baskısı, ABD’nin bölgedeki varlığını azaltabileceğine dair sinyaller ve Rusya ile İran’ın Şam üzerindeki etkisi, SDG’yi Şam’la daha fazla yakınlaşmaya iten faktörler arasında görülüyor.

Şam yönetimi ise bu süreci ülkenin “egemenliğini yeniden tesis etme” hedefinin bir parçası olarak sunuyor.

Suriye yönetimi, Halep'teki çatışmaların ardından Kürtlere yönelik önemli düzenlemeler içeren yeni bir kararnameyi yürürlüğe koydu.

16 Ocak’ta yayımlanan kararnamede, Kürtlerin Suriye toplumunun ayrılmaz ve kurucu unsurlarından biri olduğu ifade edildi. Düzenleme, Kürtçeye ulusal dil statüsü kazandırarak eğitim sisteminde kullanılmasının önünü açtı.

Yeni kararla birlikte Nevruz resmî tatil ilan edilirken, uzun süredir vatandaşlık statüsünden yoksun olan Kürtlere de yurttaşlık hakkı tanındı. Böylece Kürtlerin siyasi ve kültürel hakları, Suriye’nin 1946’daki bağımsızlığından bu yana en geniş çerçevede kabul edilmiş oldu.

Kararnameyi televizyon aracılığıyla duyuran Şara, Kürt halkına seslenerek ülkenin geleceğinin inşasında aktif rol almaları çağrısında bulundu ve devletin haklarını güvence altına alacağını vurguladı.

Suriye'nin kuzeydoğusunda faaliyet gösteren Demokratik Birlik Partisi (PYD) eski eş başkanı ve başkanlık konseyi üyesi Salih Müslim, Fransız haber ajansı AFP'ye yaptığı açıklamada, kararnameyi "Kürt halkının haklarını geçiştirme ve bölme girişimi" olarak tanımladı.

YORUMLAR

Maksimum karakter sayısına ulaştınız.

Kalan karakter: