Çalışanlar: Yapay zeka bizi gerçekte olduğumuzdan daha yetkin gösteriyor
Avrupa ve Amerika’da 10 bin çalışanın katıldığı bir ankete göre çoğu, yapay zekânın itibarlarını artırdığını düşünüyor; %64’ü, tek başına yapamayacakları işleri tamamlamak için kullandığını itiraf ederek kimin terfi edeceği sorusunu yöneticiler için zorlaştırıyor.
Büro çalışanlarının, patronlarının her zaman fark etmediği yeni bir sessiz avantajı var.
Birden fazla büyük dil modelini tek bir abonelikte birleştiren Use.AI platformunun salı günü yayımladığı araştırma, ABD, Birleşik Krallık, Kanada, AB ve Latin Amerika’da çalışan 9.684 yetişkinle yapıldı.
Araştırmaya göre katılımcıların %52’si, yapay zekanın kendilerini gerçekte olduklarından daha deneyimli gösterdiğini söyledi; yani ortaya konan sonuçlar, gerçek beceri düzeylerinin önüne geçiyor.
Katılımcıların yaklaşık %64’ü, normalde tek başına yapamayacağı işleri tamamlamak için yapay zekayı kullandığını belirtirken, %43’ü teknolojinin henüz yeterince yetkin hissetmedikleri sorumlulukları üstlenmelerine yardımcı olduğunu söyledi.
%35’i, yapay zeka olmadan mevcut işlerinin bazı kısımlarını yerine getirmekte zorlanacağını kabul ederken, dörtte biri işverenlerinin kendilerini gerçekte olduklarından daha yetenekli sandığından endişe ediyor.
Yöneticiler çoğu zaman gerçekten de bundan habersiz; çalışanların %39’u, yapay zeka desteğiyle yaptığı işleri bunu belirtmeden teslim ettiğini, %30’u ise büyük ölçüde teknoloji tarafından üretilen çalışmalar için övgü kabul ettiğini söylüyor.
Bunların hiçbiri, çoğu işyerinde bildirim zorunluluğu olmadığı için, mutlaka kural ihlali sayılmıyor; ancak performansın ne kadarının dışarıya, yani teknolojiye devredildiği bilinmeden değerlendirildiği anlamına geliyor.
Sonuçları kariyer basamaklarına da yansıyor: Katılımcıların %19’u, yapay zeka destekli çalışmalarının terfi almalarında payı olduğunu belirtti.
Related Araştırma: Siyasetçiler konuşma ve yasa metinlerini yapay zekâ yazdırıyorİngiltere Merkez Bankası Başkanı'ndan yapay zeka uyarısı: 'Ekonomiyi tehdit ediyor'Patronunuza söylemek zorunda mısınız?
Bu soruna açık gibi görünen çözüm, çalışanların yapay zeka kullandıklarında bunu bildirmelerini zorunlu kılmak; ancak araştırmayı yapan şirket bu yaklaşımı tam olarak desteklemiyor.
Use.AI’nin kurucu ortağı ve CEO’su Ihor Herasymov, Euronews’e “Şirketlerin çalışanlardan yapay zeka ile her etkileşimi bildirmelerini istemeleri gerektiğini düşünmüyorum” dedi.
“Bu araçlar günlük yazılımlara ve rutin işlere gömüldükçe böyle bir zorunluluk hızla uygulanamaz hale gelir” diyen Herasymov, bunun yerine daha dar bir ölçüt öneriyor.
“Daha anlamlı eşik, yapay zekanın çalışmanın içeriğini maddi biçimde şekillendirip şekillendirmediği olmalı. Bir analiz, tavsiye, sunum, kod ya da başka önemli bir çıktının kayda değer bir bölümünü yapay zeka ürettiyse, çalışanların bu desteği açıklaması gerekir.”
Niyetin, dediğine göre, çalışanları denetlemek ya da cezalandırmak olmaması gerekiyor.
Herasymov, “Amaç gözetim olmamalı. Politika, yöneticilere hem işi hem de insani katkıyı değerlendirebilecek kadar bağlam sağlamalı” diyerek, işe yarar bir düzenlemenin “esaslı yapay zeka desteğine, doğrulamaya ve hesap verebilirliğe odaklanması, aynı zamanda işi teslim eden kişinin onu anlamaktan ve savunmaktan hâlâ sorumlu olduğunu açıkça belirtmesi” gerektiğini vurguladı.
Yöneticiler performansı gerçekte nasıl ölçmeli?
Tüm bunlar, söz konusu çalışanların yetersiz olduğunu kanıtlamıyor; çünkü yapay zekayı ustaca kullanmak başlı başına, giderek daha önemli hale gelen bir mesleki beceri.
Sorun şu: Ortaya çıkan nihai iş, eskisi kadar, onu yapan kişi hakkında bilgi vermiyor. Bu da şirketler daha fazla sorumluluğa kimin hazır olduğuna karar verirken en kritik noktaya dönüşüyor.
Herasymov, Euronews’e “Ortaya çıkan sonuç hâlâ önemli, ancak artık yetkinliği ölçmek için giderek daha eksik bir gösterge haline geliyor” dedi.
Yapay zeka çağında yöneticiler performansı gerçekte nasıl ölçmeli AP Illustration / Peter Hamlin
Herasymov, “İşverenlerin ayrıca birinin yaptığı işin arkasındaki gerekçeyi açıklayıp açıklayamadığını, yapay zekanın ürettiği yanıtlardaki kusurları fark edip edemediğini, eksik bilgiyle karar verip veremediğini ve teknoloji yanlış ya da beklenmedik bir sonuç ürettiğinde nasıl tepki verdiğini anlamaları gerekiyor” diye anlattı.
Use.AI CEO’su bu noktada özellikle tek bir beceriyi öne çıkarıyor.
Herasymov, “Sorunu doğru çerçevelemek özellikle önemli. Bir kişi doğru soruyu tanımlayabiliyor mu, bir varsayımı sorgulayabiliyor mu ve neden bir eylem yolunun diğerinden daha iyi olduğunu açıklayabiliyor mu? Bunu yalnızca pürüzsüz, cilalı bir nihai çıktıya bakarak anlamak çok daha zor” dedi.
Ancak yapay zeka çağında performansı nasıl değerlendireceği sorunu, şimdilik çok az işveren tarafından çözülebilmiş durumda.
“Bunu değerlendirmek için yerleşmiş bir model henüz yok. Kuruluşlar, yapay zekanın performans ve terfi kararlarını nasıl değiştirmesi gerektiğini hâlâ anlamaya çalışıyor” diyen Herasymov, “Bir kişinin yapay zekayla üretebildiğiyle gerçekte neyi anladığı arasındaki fark, bu kararlarda çok daha önemli hale gelecek” diye ekledi.
Araç mı, koltuk değneği mi?
Çalışanların %35’inin yapay zeka olmadan zorlanacağı bulgusunun, bu teknolojiyi satan bir şirketi rahatsız edip etmediği sorulduğunda Herasymov, endişeyi hafife almadı.
“Evet, bu bulgunun ciddiye alınması gerektiğini düşünüyorum” dedi.
Herasymov, Euronews’e “Endişe, biri yapay zeka ile bir yanıt üretebildiğinde, ancak bu yanıtın ne zaman yanlış olduğunu güvenilir biçimde fark edemediğinde, neden uygun olduğunu açıklayamadığında ya da sistemin sağlam bir yanıtı olmadığı durumlarda sağlıklı bir hüküm veremediğinde başlıyor. O noktada ilişki, tamamlayıcı bir araçtan çok bağımlılığa benzemeye başlıyor” dedi.
Konuyu bir hükümden ziyade kaçınılmaz bir denge arayışı olarak ortaya koyuyor.
“Yapay zeka insanları hızlandırabilir ve yapabileceklerinin kapsamını genişletebilir. Ancak bu kazanımlar bağımsız muhakemenin zayıflaması pahasına geliyorsa, işverenlerin ve teknoloji şirketlerinin bunu görmek ve üzerinde çalışmak için istekli olması gerekir.”
Yapay zeka sadece bir araç mı, yoksa bir koltuk değneğine dönüşebilir mi? AP Illustration / Peter Hamlin
Ancak işverenler tüm bunları tartışırken teknoloji yerinde saymıyor.
Yapay zeka sistemlerinin toplum üzerindeki etkilerini değerlendiren ABD merkezli kar amacı gütmeyen METR’in verilerine atıfta bulunan Ventureburn’e göre, yapay zekanın özerklik seviyesinin iki katına çıkma süresi sekiz aylık bir eğilimden sadece 4,7 aya düşmüş durumda.
Aynı derleme, 2025 başı ile 2026 başı arasında yapay zekanın özerk yeteneklerinde yıllık bazda yüzde 1.400’lük bir artış kaydederken, bu sistemlere erişimin de gözle görülür biçimde aynı hızla genişlediğini gösteriyor.
Yapay zeka araçlarının indirilme sayısı 15.000’den 11,8 milyona çıkarak 780 kat arttı; kamuya açık MCP araçları ise 35 kat artışla yaklaşık 177.000’e ulaştı.
MCP, yani Model Context Protocol, yapay zeka asistanlarının doğrudan diğer uygulamalara ve veri kaynaklarına bağlanmasına imkân tanıyan bir standart; böylece sistemler yalnızca ne yapılacağını tarif etmek yerine görevleri bizzat yerine getirebiliyor. Bu, yaygın olarak “eylemci yapay zeka” (agentic AI) diye anılan yaklaşımı mümkün kılıyor.
Bu gidişat, anketin işaret ettiği sorunu daha da keskinleştiriyor. İşin giderek daha büyük bir kısmı, her adımı bir insanın yönlendirmesine gerek kalmadan yürütüldükçe, ortaya çıkan nihai ürün, altına imzasını atan kişi hakkında gitgide daha az şey söylüyor.