Bilim insanlarından kritik uyarı: Gezegen yeni bir sınırı aştı

Bilim insanları, göl ve okyanuslardaki oksijen kaybının kritik bir eşiğe ulaştığını ve gezegen için yeni bir tehlike sınırı oluşturduğunu açıkladı. Uzmanlara göre sulardaki bu hızlı değişim kontrol altına alınmazsa ekosistemlerden ekonomiye kadar birçok alanda ciddi riskler ortaya çıkabilir.

22 Şub 2026 - 15:37 YAYINLANMA
Bilim insanlarından kritik uyarı: Gezegen yeni bir sınırı aştı

Bilim insanları, göllerden okyanuslara kadar uzanan su kütlelerinde hızla artan oksijen kaybının gezegen için yeni bir “kırmızı sınır” haline geldiğini açıkladı. Uzmanlar, bu sürecin durdurulamaması halinde küresel ölçekte çöküş riskinin yükseldiğine dikkat çekiyor.

Bilim çevreleri, su ekosistemlerinde yaşanan oksijen kaybının, gezegenin “aşılmaması gereken sınırları” arasına eklenmesi gerektiğini savunuyor. İlk kez 2009 yılında ortaya konan “Gezegen Sınırları” yaklaşımı; iklim değişikliği, biyolojik çeşitlilik kaybı ve okyanus asitlenmesi dahil olmak üzere dokuz kritik eşiği tanımlıyordu.

Euronews Türkçe’de yer alan habere göre, insanlık bu sınırların altısını hali hazırda zorlamış durumda. Yeni çalışmalarda ise bu listeye “deoksijenasyon”, yani sularda oksijen tükenmesi başlığı ekleniyor.

RAKAMLARLA OKSİJEN KAYBI

Hakemli bilim dergisi Nature Ecology & Evolution’da yayımlanan araştırmada son 45 yıla ait veriler paylaşıldı. Çalışmaya göre:

Göllerdeki oksijen oranı yüzde 5,5 azaldı.

Barajlarda oksijen kaybı yüzde 18,6’ya ulaştı.

Okyanus genelinde düşüş yüzde 2 seviyesinde gerçekleşti.

Bazı bölgelerde ise kayıpların çok daha yüksek olduğu bildiriliyor. Kaliforniya kıyılarında 1960 yılından bu yana oksijen seviyesinin yüzde 40 oranında gerilediği aktarıldı.

OKSİJEN KAYBININ NEDENLERİ

Bilim insanları, oksijen azalmasının iki temel nedene dayandığını belirtiyor. Küresel ısınma nedeniyle ısınan sular daha az oksijen tutabiliyor. Ayrıca yüzeydeki sıcak su tabakası ile dipteki soğuk suyun karışmaması, oksijenin derin katmanlara ulaşmasını engelliyor.

Bir diğer neden ise kirlilik ve tarımsal faaliyetler. Gübre ve atıklarla suya karışan besin maddeleri alg patlamalarına yol açıyor. Bu algler öldüğünde, onları parçalayan mikroorganizmalar sudaki oksijeni tüketiyor.

EKOSİSTEM VE EKONOMİ ÜZERİNDEKİ ETKİLER

Oksijen kaybının yalnızca su canlılarının yaşamını tehdit etmediği belirtiliyor. Besin zincirinin bozulması, balıkçılığın zarar görmesi ve kıyı ekonomilerinin olumsuz etkilenmesi riskler arasında yer alıyor.

Ayrıca oksijensiz ortamlarda metan ve azot protoksit gibi güçlü sera gazlarının açığa çıktığı ifade ediliyor. Bu gazların iklim krizini hızlandırarak süreci daha da derinleştirdiği aktarılıyor.

KONTROL ALTINA ALINMAZSA RİSK BÜYÜYOR

Araştırmacılar, su ekosistemlerindeki oksijen seviyesinin küresel iklim sistemi açısından temel bir rol oynadığını vurguluyor. Sürecin kontrol altına alınamaması halinde, yalnızca ekosistemlerin değil; ekonomi, gıda güvenliği ve toplumsal istikrarın da risk altına girebileceği belirtiliyor.

GERÇEK GÜNDEM

YORUMLAR

Maksimum karakter sayısına ulaştınız.

Kalan karakter: