Bangladeş'te seçim öncesi azınlıkların korkusu büyüyor: 'Linç, kundaklama ve cezasızlık'

Bangladeş'te 12 Şubat seçimleri yaklaşırken Hindu azınlığa yönelik saldırılar artışa geçti. Bir tekstil işçisinin linç edilmesi ülkede korku iklimini derinleştirirken, insan hakları grupları "cezasızlık kültürüne" dikkat çekiyor.

05 Şub 2026 - 20:45 YAYINLANMA
Bangladeş'te seçim öncesi azınlıkların korkusu büyüyor: 'Linç, kundaklama ve cezasızlık'

Bangladeş'in başkenti Dakka'da tekstil işçisi olarak çalışan 27 yaşındaki Hindu vatandaşı Dipu Chandra Das, aralık ayında Müslüman iş arkadaşları tarafından İslam peygamberi Hazreti Muhammed hakkında "aşağılayıcı ifadeler" kullanmakla suçlandı.

Bu suçlama, iş yerinin önünde öfkeli bir kalabalığın toplanmasına neden oldu. Das, kalabalık tarafından dövülerek öldürüldü. Bedeni bir ağaca asıldı ve ateşe verildi.

Ülke genelindeki Hindular, bu vahşetin görüntülerini cep telefonlarından dehşet içinde izledi. Dakka ve diğer şehirlerde adalet ve güvenlik talebiyle protestolar patlak verdi.

Muhammed Yunus liderliğindeki geçici hükümet soruşturma emri yayınlarken, polis yaklaşık 10 kişinin gözaltına alındığını açıkladı.

Ancak insan hakları grupları ve Hindu liderler, bu cinayetin münferit bir olay olmadığını savunuyor. Onlara göre bu saldırı artan kutuplaşma, İslamcı grupların yeniden ortaya çıkışı ve "cezasızlık kültürü" ile beslenen, azınlık topluluğuna yönelik daha geniş çaplı bir şiddet dalgasının parçası.

Nüfusun yaklaşık yüzde 8’ini oluşturan 13,1 milyon Hindunun yaşadığı ülkede, 12 Şubat genel seçimleri öncesi azınlıkların endişesi körüklenmiş durumda.

Dakka merkezli insan hakları aktivisti Ranjan Karmaker, toplumdaki ruh haliyle ilgili, "Artık kimse kendini güvende hissetmiyor. Herkes dehşet içinde," diyor.

Azınlık topluluklarını temsil eden Bangladeş Hindu Budist Hristiyan Birliği Konseyi, eski Başbakan Şeyh Hasina'nın Ağustos 2024'teki kitlesel ayaklanmayla devrilmesinden bu yana 2 binden fazla toplumsal şiddet olayı belgelediğini açıkladı.

Grup, en az 61 cinayet, tecavüz ve toplu tecavüz dahil olmak üzere kadınlara yönelik 28 şiddet vakası ve ibadethanelere yönelik 95 vandalizm, yağma ve kundaklama saldırısı kaydetti.

Konsey ayrıca Yunus yönetimini bu şiddet raporlarını rutin olarak "reddetmekle" veya "önemsizleştirmekle" suçluyor.

Yunus liderliğindeki yönetim, azınlık toplulukları için yeterli güvenliği sağlayamadığı iddialarını reddediyor ve olayların çoğunun dini düşmanlıktan kaynaklanmadığında ısrar ediyor.

Ancak Hasina'nın Avami Ligi partisinin seçimlere girmesinin yasaklanması ve kendisinin Hindistan'da sürgünde olması, uzun süredir Hasina ile müttefik olarak görülen Hinduları hedef haline getiriyor.

Aktivist Karmaker, Hinduların genellikle blok halinde tek bir tarafa oy verir gibi algılandığını ve bunun savunmasızlıklarını artırdığını belirtti. Ülkenin bazı bölgelerinde Hindu toplumunun "varoluşsal bir krizle" karşı karşıya olduğunu vurgulayan Karmaker, durumu şu sözlerle özetledi:

"Bu şiddet olaylarına karışan bireyler ne yasal işlem görüyor ne de adalet sistemi önünde hesap veriyor. Bu durum, şiddetin devam edeceği izlenimini yaratıyor."

Hindulara yönelik saldırılardaki artış, Bangladeş'in en büyük İslamcı partisi Cemaat-i İslami ve öğrenci kanadının yeniden sahneye çıkışıyla eş zamanlı ilerliyor.

Hasina hükümeti döneminde yasaklar ve tutuklamalarla siyaset sahnesinin dışına itilen parti, yaklaşan seçimleri nüfuzunu yeniden kazanmak için bir fırsat olarak görüyor.

Şeriat hukukunu savunmasına rağmen Cemaat-i İslami, kamuoyundaki imajını yenilemek amacıyla Hindu katılımcıların yer aldığı mitingler düzenliyor ve bir Hindu toplum liderini aday gösteriyor.

Siyasi analist Altaf Parvez ise bu tür kararların büyük ölçüde sembolik olduğunu savunuyor.

Kırsal bölgelerde sistematik saldırıların yaşandığını belirten Parvez, seçim güvenliğine dair, "Bu durum, azınlık topluluklarından seçmenlerin gelecek seçimlere katılımını da etkileyecektir," diyor.

Diğer taraftan, Bangladeş'teki saldırılar, komşu Hindistan ile gerilimi de alevlendirdi. Hindistan Dışişleri Bakanlığı, Bangladeş'i Hindulara yönelik "rahatsız edici ve tekrarlayan saldırı modelini" önemsizleştirmekle suçladı.

Bangladeş ise Hindistan'ın eleştirilerini, Bangladeş karşıtı duyguları harlamaya yönelik "sistematik girişimler" olarak nitelendirdi.

Anlaşmazlık diplomasi ve spor alanlarına da sıçradı. Her iki taraf da bazı vize hizmetlerini askıya aldı. Hindistan Jindal Uluslararası İlişkiler Okulu'ndan Bangladeş uzmanı Sreeradha Datta, Yeni Delhi'nin endişelerinin haklı olduğunu savunarak şu değerlendirmede bulundu:

"Bangladeş'teki Hindular kendilerini savunamayan çok savunmasız bir grup. Yunus yönetimi ise çıkış modunda ve kasıtlı olarak başka tarafa bakıyor."

Öte yandan linç edilen Dipu Chandra Das'ın Mymensingh bölgesindeki köyüne ölüm haberi ulaştığında, akrabaları ve komşuları büyük bir şok yaşadı.

Ailesinin geçimini sağlayan Das'ın ölümü, eşini ve annesini belirsiz bir gelecekle baş başa bıraktı.

Anne Shefali Rani Das, oğlunun vahşice öldürülmesi karşısında tek talebinin "adalet" olduğunu vurguluyor:

"Onu dövdüler, bir ağaca astılar ve yaktılar. Adalet istiyorum."

YORUMLAR

Maksimum karakter sayısına ulaştınız.

Kalan karakter: