Atatürk'ün Çanakkale Savaşı'ndaki telgrafı 111 yıl sonra ortaya çıktı
Çanakkale Deniz Zaferi’nin 111’inci yılında, cephede yürütülen istihbarat faaliyetleri öne çıktı. Düşman telsizlerinin takibiyle elde edilen bilgiler, Mustafa Kemal Atatürk’ün sahadaki stratejik hamlelerine yön verdi
Çanakkale Cephesi'nde Osmanlı ordusu, İtilaf Devletleri’nin kendi aralarındaki telsiz görüşmelerini takibe alarak büyük bir avantaj sağladı. Bu dinlemeler sayesinde düşman birliklerinin konumu, asker sayısı ve yardım talepleri anlık olarak tespit edildi.
Dönemin 19. Fırka Komutanı Mustafa Kemal Atatürk’ün birliklerine gönderdiği bir telgraf, bu istihbaratın sahada nasıl kullanıldığını net bir şekilde gösteriyor. Telsiz üzerinden düşman komutanının yardım istediğini öğrenen Atatürk, karşılarındaki kuvvetin zayıfladığını belirleyerek şu talimatı verdi:
“Karşımızdaki düşman komutanının, telsizle ‘Buraya yardım gemileri gönderiniz’ şeklinde başvuruda bulunduğu, müstahkem mevkiden ele geçirilen telsiz mesajından anlaşılmıştır. Sonuç olarak, karşımızda bir alay, yani dört tabur asker bulunmaktadır. Düşmanın takviye birlikleri almasına fırsat vermeden taarruz (saldırı) harekatına devam ediniz ve düşmanı bulunduğu mevzilerden çıkarınız.
'Kesin darbe indirmek üzere hemen harekete geçiniz'
Bunun için daha önceki emrimde belirttiğim şekilde, 125. Alay’ın bir taburunu 27. Alay’a gönderecek ve kalan kuvvetle 14. Alay’ın yedek birliğini oluşturacaktır. Gerek 14. gerekse 27. Alay ile sol kanadımızdaki diğer birlikler, hemen alayın gerideki yedek kuvvetlerini de yanlarına alarak düşmana hızlı ve kesin bir darbe indirmek üzere hemen ileri harekete geçiniz.
15. Alay, cephe hattının gerisine çekilmiştir. 13. Alay da harekete hazırdır. Bütün topçu birlikleri, piyademizin ileri harekatını takip ederek onları koruyacaktır”
Hızlı karar ve sonuç
Atatürk, telgrafında birliklerin nasıl yardımlaşacağını ve topçu atışlarının piyadeyi nasıl destekleyeceğini en ince ayrıntısına kadar planladı. Telsizden gelen kritik bir bilginin hızla askeri emre dönüşmesi, savaşın kaderini belirledi.
Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi'nden (ÇOMÜ) Dr. İsmail Sabah, Çanakkale Deniz Savaşları sırasında Maydos Mıntıka Komutanı olarak görev yapan Mustafa Kemal Atatürk'ün 18 Mart 1915'te Müstahkem Mevki Komutanı Cevat Paşa ile Seddülbahir bölgesindeki birlikleri denetlerken Birleşik Filo'nun bombardımanına maruz kaldığını aktardı. Dr. Sabah, Atatürk'ün Arıburnu Muharebeleri raporunda yaşananları kaleme aldığını belirtti.
ÇOMÜ'den Dr. İsmail Sabah, Çanakkale Deniz Savaşları'nın 111'inci yıl dönümü kapsamında savaşın kaderini değiştiren komutan olan 19'uncu Tümen Komutanı Yarbay Mustafa Kemal Bey'in (Atatürk) Arıburnu Muharebeleri raporunda 18 Mart gününe dair kaleme aldığı ifadelere dikkat çekti. Dr. Sabah, Yarbay Mustafa Kemal Bey'in kendi eliyle kaleme aldığı belgede, 18 Mart 1915'te Müstahkem Mevki Komutanı Tuğgeneral Cevat Paşa ile Seddülbahir bölgesindeki birlikleri denetlemeye giderken Birleşik Filo'nun bombardımanına yakalandıklarına yer verdiğini dile getirdi. Mustafa Kemal Atatürk'ün Sofya Askeri Ataşesi olduğu dönemde kendisinin de ısrarlı talepleri neticesinde 20 Ocak 1915'te 19'uncu Tümen Komutanlığı'na atandığını söyleyen Dr. İsmail Sabah, "Bu atamanın akabinde 31 Ocak 1915 tarihinde Gelibolu'ya gelerek 19'uncu Tümen'in kurulmuş olan aksamını buradan alarak Tekirdağ'a geçmiştir. Ancak Çanakkale Boğazı'na yönelik artan tehdit nedeniyle Müstahkem mevkisinin savunulması maksadıyla Eceabat'a sevk olunmuş ve 25 Şubat 1915'te Eceabat'a gelmiş ve buradaki binaya yerleşmiştir" ifadelerini kullandı.
"18 Mart'a giden süreçteki en önemli günlerden biri"
Dr. Sabah, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Aynı zamanda bölgede 9'uncu Tümen'e bağlı olan 26 ve 27'nci alayların da komutasını üstlenerek Maydos Mıntıka Komutanlığı görevini de üstlenmiştir. Fakat tarihin bir garip tesadüfü sonucu 25 Şubat, Atatürk'ün 19'uncu Tümen'le birlikte Eceabat'a ayak bastığı gün, Çanakkale Boğazı'na da ikinci büyük saldırının gerçekleştiği güne tesadüf etmiştir. 19 Şubat'ta Çanakkale Boğazı'na saldıran Birleşik Filo maksadına ulaşamamış, yani boğazın giriş kısmındaki savunma gücünü kıramamış ancak 25 Şubat'ta Çanakkale Boğazı'nın girişindeki tabya ve kalelerdeki savunma gücünü kırabilme başarısını göstermiştir. Yani Mustafa Kemal Bey'in Eceabat'a ayak bastığı gün 18 Mart'a giden süreçteki en önemli günlerden biri olmuştur."
"Bir saat içerisinde harekete hazır olmalarını istemiştir"
Atatürk'ün verdiği emirlerin incelendiğini belirten Dr. İsmail Sabah, "Mustafa Kemal Bey Maydos Mıntıka Komutanı olmasının da verdiği sorumlulukla Gelibolu Yarımadası'nın Ege Denizi'ne bakan sahillerinin savunulmasından sorumlu bir komutan haline gelmiştir. Sorumluluk alanına baktığımızda ise Ece Limanı'ndan Morto Limanı'na kadar olan kısmın sorumluluğuna verildiğini görmekteyiz. Mustafa Kemal Bey'in Maydos Mıntıka Komutanı olarak verdiği ilk emirleri incelediğimizde kendilerine herhangi bir vazife düşmesi anında görevlerini taarruzla yani saldırarak yapacaklarının emrini verdiğini görmekteyiz. 19 Şubat ve 25 Şubat'taki saldırılar aynı zamanda gerektiğinde hızlı hareket edebilmenin ya da hızlı karşılık verebilmenin önemini de ortaya çıkardığından birliklerden gerektiğinde bir saat içerisinde harekete hazır olmalarını istemiştir" dedi.
"Donanmanın ateşleri altında kalacaklar"
Atatürk'ün Maydos Mıntıka Komutanlığı görevinin birçok olaya sahne olduğunu belirten Dr. Sabah, "Bunlardan bir tanesi de 4 Mart tarihinde gerçekleşiyor. 25 Şubat'ta boğaz girişindeki istihkamların ve tabyaların savunma gücünü kıran Birleşik Filo ve müttefikler varsa sağ kalan topları da imha etmek maksadıyla karaya asker çıkaracaklar. Seddülbahir Kalesi'nde görevli Bigalı Mehmet Çavuş müthiş bir kahramanlık örneği sergileyerek İngilizlere karşı tüfeğinin de bozulması sebebiyle eline geçirdiği taşlarla ve kürekle mücadele edecektir. Mustafa Kemal Bey, Maydos Mıntıka Komutanı iken birliklerini düşmanı karaya ayak bastırmayacak şekilde konuşlandırmış ve buna göre bir savunma tertibatı almıştır. Mustafa Kemal Bey, bu tertibatın Seddülbahir'deki kısmını 18 Mart 1915'te Müstahkem Mevki Komutanı Cevat Paşa'ya göstermek ve denetlemek üzere harekete geçecekler.
Ancak kendileri, eski adıyla 'Kirte', günümüzdeki ismiyle Alçıtepe'ye geldiklerinde Birleşik Filo'nun saldırısı başlayacak. Atatürk'ün Arıburnu Muharebeleri raporunda kendisinin de ifadesine göre; donanmanın ateşleri altında kalacaklar ve Cevat Paşa'nın görev yerinde bulunması icap ettiğinden hemen geriye dönecekler. 18 Mart sadece bir deniz harekatıyla sınırlı kaldı. Karadan bir asker ihracı gerçekleşmedi" diye konuştu.
"Düşman donanmasının yönelttiği ateşlerin altında kaldık"
Atatürk'ün kaleme aldığı Arıburnu Muharebeleri raporundaki bu anıya da değinen Dr. Sabah, "Atatürk raporda şu ifadelere yer veriyor: 18 Mart 1915 günü sabahı karargahım olan Maydos'a (Eceabat'a) gelmiş bulunan Müstahkem Mevki Kumandanı Tuğgeneral Cevat Paşa ile birlikte kendilerine Seddülbahir sahil mıntıkasını temin ve muhafaza için almış olduğum tedbirleri arazi üzerinde göstermek maksadıyla Kirte'ye (Alçıtepe'ye) hareket eyledik.
Oraya vardığımızda düşman donanmasının özel bir maksat ile boğaza yaklaştığını ve boğaz girişini bombardımana başladığını gördük. Ve bizzat düşman donanmasının Kirte ve Alçıtepe istikametlerine yönelttiği ateşlerinin altında kaldık."