Arınç'tan bir 'erteleme' çıkışı daha: 'YSK'nın seçimi erteleme yetkisi bal gibi var'
Eski TBMM Başkanı ve eski Cumhurbaşkanı İstişare Kurulu üyesi Bülent Arınç, seçimle ilgili 3 seçeneğin masada olduğunu söyledi. Arınç, bu seçeneklerin dışında Yüksek Seçim Kurumunun da devreye girebileceğini ifade ederek "YSK’nın seçimi erteleme yetkisi bal gibi var. 79. Madde bunu anlatıyor" dedi.
Arınç'tan bir 'erteleme' çıkışı daha: "YSK'nın seçimi erteleme yetkisi bal gibi var"
Seçimin ertelenmesini isteyen Bülent Arınç, partiler bu konuda uzlaşmazsa pişman olacaklarını savunarak, “Kaos çıkar” dedi.
Eski TBMM Başkanı ve eski Cumhurbaşkanı İstişare Kurulu üyesi Bülent Arınç, seçimle ilgili 3 seçeneğin masada olduğunu söyledi. Arınç, bu seçeneklerin dışında Yüksek Seçim Kurumunun da devreye girebileceğini ifade ederek "YSK’nın seçimi erteleme yetkisi bal gibi var. 79. Madde bunu anlatıyor" dedi.
Deprem felaketi sonrası seçimlerin ertelenmesi gerektiğini talep eden Bülent Arınç, muhalefetin tepkilerine yanıt verdi. Arınç, "Yazıklar olsun. Böyle bir şey yok, aman, ne derlerse desinler. Binlerce insandan öyle teşekkürler alıyorum, onlar hiç önemli değil" dedi.
Savaş hali dışında olmazmış. Ayet-i kerime mi var?
Eski TBMM Başkanı Bülent Arınç, Kahramanmaraş merkezli depremlerin ardından gündeme getirdiği “seçimlerin ertelenmesi” tartışmasıyla ilgili konuştu. Arınç, anayasa seçimlerin savaş hali dışında ertelenemeyeceğine yönelik maddesini işaret edenlere “Savaş hali dışında olmazmış. Ayet-i kerime mi var? Allahtan korkun” diyerek yanıt verdi.
Eski TBMM Başkanı Bülent Arınç, Kahramanmaraş merkezli depremlerin ardından gündeme getirdiği “seçimlerin ertelenmesi” tartışmasıyla ilgili konuştu. Arınç, anayasa seçimlerin savaş hali dışında ertelenemeyeceğine yönelik maddesini işaret edenlere “Savaş hali dışında olmazmış. Ayet-i kerime mi var? Allahtan korkun” diyerek yanıt verdi.
İsmail Saymaz ve Gürkan Zengin'e konuşan Arınç’ın açıklamaları şöyle:
Kılıçdaroğlu’nun size verdiği yanıt hakkındaki düşünceniz nedir?
Hayret ediyorum. Ben tamamen hukuki bir konu söylüyorum. Anayasa’nın ilk dört maddesi hariç, her tarafı değişti zaten, 78’inci maddeye tabu gibi bağlı kalamayız. Eğer seçim zamanında yapılabiliyorsa başımın üstüne yeri var, ama bu şartlar altında, ölü sayısını telaffuz etmekten korkuyorum, şu kadar bina yıkılmış, hala enkazda kalan var, hangi seçmenden oy isteyeceksiniz, hangi seçmeni sandığa götüreceksiniz? Burası 85 milletvekili çıkarıyor. 85 milletvekilinin yerine kimi koyacaksınız? Rehabilitasyona ihtiyaç var. Savaş hali dışında olmazmış. Ayet-i kerime mi var? Allahtan korkun. 78’inci maddeyi meclis yaparsa olacak tabi, tepeden inme olsun demiyorum ki. Partilerin uzlaşmasıyla mümkün olursa… Ama şimdi muhalefet “Tam bir fırsat yakaladık, bunun üzerine bilmem ne sıkmasın Bülent Arınç” diye düşünüyordur. Böyle kazanılacak başarı insanı ferahlandırır mı? Ne kadar ahlaki, ne kadar hamiyet dışı? Milletin canı yanmışken, “İki ay sonra haydi seçime” nasıl diyebileceğiz? Keşke böyle bir ortam olsa. Ama yok.
Normal tarihinde yetişmez mi?
Yetişmez diye düşünüyorum.YSK “yaparım” diyorsa yapabilir. Ama yarın millet isyan ettiği zaman, “Nerede bizim seçmenlerimiz” derse cevabını nasıl vereceksiniz? Ama her tedbiri alıp “Seçimi yapabiliriz" diyorlarsa vallahi memnuniyetle, en önce ben koşarım. Diyorum ki “Bu şartlarda 18 Haziran’da seçim olmayabilir.” Bunun için yol gösteriyorum. Diyorum ki genel başkanlar grup başkanlarıyla toplanır da aynı fikre varırsa 400’ün üzerinde oyla anayasa değişikliği geçebilir. Yok böyle bir uzlaşma olmazsa, ne yapılabilir derseniz, kaos ortaya çıkar.
Siz hala yapılamayacağı kanaatindesiniz.
Ben 20 seçim geçirmiş insanım kardeşim. Böyle bir şeyle ilk defa karşılaşıyorum. Ben 1969’dan beri seçimin içindeyim. Sıcak yataklarından kalkmamış insanlar ahkam kesmesinler. Siyasetçiyim. Bu konuda fikrimi söylemeliyim. Demokrasiye, hukuka, anayasaya inanmış bir insanım. Ama 78. madde buna engel. Engelleri aşmak mümkün. Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemiyle bile aşıldı. Senin partili cumhurbaşkanın var. Sen bunları kendine alıştırdın da… Efendim, savaş olmadıkça bilmem ne. Savaş mı olsun yani? Bu savaştan beter bir durum. Bu yaraların sarılmasından sonra benim tercihim, 2024 Martı’nda mahalli seçimle birlikte yapılsın. 1999’da geçirdik böyle bir şey. Geç olur diyorlarsa, yine teklifim, kasım ayı. Üçüncü tercihim, hangi tarihte anlaşırsanız, eylül olur, ağustos olur, size bırakıyorum. Ama ben haziranda olamayacağını düşünerek, bu teklifi yapıyorum.
Şöyle bir yaklaşım var: Siz sanki AK Parti’nin aklından geçeni dillendiriyorsunuz.
Yazıklar olsun. Böyle bir şey yok. Ben Tayyip beye gerektiğinde muhalefet etmiş bir insanım. Kesinlikle o böyle bir şey yapmaz, ben de böyle bir şey kabul etmem. Ben siyasetin dışında bir insanım. En çok bana yakışır bu iş. Şu anda tarafsız konumdayım. Ben finans uzmanı değilim, marketing uzmanı değilim, hukukçuyum kardeşim. Anayasa ve Adalet komisyonlarında çalışmış, iç tüzüğü uygulamış bir insanım. Mutfakta çalıştım. Bu işi sizden daha iyi biliyorum ya, lütfen kabul edin. Muhalefet bunu dillendiremez, utanır. İktidar böyle bir şeyi söyleyemez, zafiyet kabul eder karşı taraf diye. Ben ikisinin dışında, birisi bunu konuşsun da şu işi kafalardan atalım diye… Ama hukuk içinde kaldım, anayasa içinde kaldım. Yok sivil teşebbüsüdür, filan.
Evet, öyle deniyor.
Aman, ne derlerse desinler. Binlerce insandan öyle teşekkürler alıyorum, onlar hiç önemli değil. Benim söylediğim şu: Anayasa değişikliğini meclis yaparsa istediği tarihi koyabilir. Uzlaşmayla olması lazım. Tabi burada bir eksiğimiz ortaya çıkıyor. Uzlaşma kültürünü yok ettiğimiz için acaba genel başkanlar gelir mi, gelirse ne konuşur. Bir deprem var, binlerce insanımız öldü. Ben muhalefetin sorumlu davranacağını ümit ediyorum. Karara da saygı duyacağım. Onlar “Seçim zamanında olsun” diyorsa zaten anayasa değişikliğini yapmak mümkün olmayacak. Ama sonraki gelişmeler de bu yolu kapatanların üstünden olur. Ben söylemiş olayım.
Ne olur?
Bilmem, bir şey olur. Bu seçim, bu şekilde yapılması mümkün halde olmazsa başka imkanlar ararlar. Bunu YSK da arar, cumhurbaşkanlığı da arar. Bir şey yaparlar yani. En doğrusu, meclisin ortak karar almasıdır. Ben bu büyük felaket karşısında seçimlerin ne mayısta ne haziranda yapılabileceğini düşünmüyorum. Seçim tarihinin mecliste belirlenmesi lazım. Uzlaşma olmayacaksa seçime gireceğiz demektir. Bunun sonuçlarını hep beraber karşılamak durumunda oluruz.
Çok kötü bir misal belki ama diyelim ki 18 Haziran’da seçimin yapılması kararlaştırıldı. 18 Mayıs’ta, Allah korusun, buna benzer bir felaket oldu. “Ne yapalım, savaş yok, bir ay sonra seçimi yapacağız” diyebilir mi siyasetçiler? Onu düşünsünler. Savaştan çok daha zor şartlar altındayız. İki milyona yakın nüfus yer değiştirmiş. Yarısını seçmen kabul etmek lazım. Seçmen kütüğüne kayıtlı insanların öldü mü, kurtuldu mu, nerde olduğu belli değil. En azından bugün seçim konuşan bir insana depremzedelerin hangi gözle bakacağını düşünmek lazım.
"BEN KİMSENİN ÇANTASININ İÇİNDE DEĞİLİM"
Siyasetin gündemi haline gelen açıklamaları hiçbir siyasiyle görüşmeden yaptığı ifade eden Arınç "Ben kendim durumdan vazife çıkartırım. Kimseye de bakmam. Ben başka siyasetçilere benzemem. Bu tweeti atmadan önce hiçbir siyasetçiyle başta Cumhurbaşkanı, Ak Parti veya bir başka partiyle bir kelime konuşmuşsam namerdim. Ben kimsenin çantasının içinde değilim. Bu benim kendi görüşümdür" dedi.
Arınç, seçim için 3 seçeneği ön gördüğü belirterek "birincisi seçimlerin ertelenmesi, ikincisi seçimlerin kasımda yapılması, üçüncüsü de tüm siyasi partilerin anlaşabileceği bir tarihte yapılması" ifadelerini kullandı.
"KAOS ÇIKAR"
Eğer anlaşma olmazsa partilerin pişman olabileceğini aktaran Arınç "Kaos çıkar, birisi yapmayacaksın diyebilir, öbürü yapacaksın diyebilir. Esas seçimi yapmakla görevli olan kurum bu bana yetişmez diyebilir, çık işin içinden. Mecelle’nin kaidesi…Sulh hükümlerin en güzelidir. Burada sulh nedir uzlaşmak." şeklinde konuştu.
"ANAYASA DIŞINDA BU İŞ OLMAZ"
Seçimlerin ertelenmesi seçeneğinin Anayasa değişikliğine bağlı olduğunun altını çizen Arınç "Partiler anlaşıp seçimlerin daha yakın bir tarihte yapılmasında mutabık kalırlarsa, bunun da şartları oluşmuşsa seçim yapılabilir. 78’inci maddeye göre seçimlerin öne arkaya alınabilmesi savaş haline bağlı, ama biz bu savaş halinden beter bir şart görüyoruz. Seçimlerin yapılamaz olduğunu düşünüyorsak, seçimlerin eylülde yapılacağını düşünüyorsak, eylül diyeceğiz, Meclis kararıyla. Anayasa dışında bu iş olmaz." diye konuştu.
"YSK'NIN BÖYLE BİR YETKİSİ BAL GİBİ VAR"
Arınç "YSK’nın seçimleri erteleme yetkisi var mı?" sorusuna ise "YSK’nın böyle bir yetkisi bal gibi var. 79. Maddede bunu anlatıyor. Madde ‘seçimler yargı organlarının genel yönetimi ve denetimi altında yapılır. Seçimlerin başlamasından bitimine seçimin düzen içinde yönetimi ve dürüstlüğüyle ilgili bütün işlemleri yapma, yaptırma, seçim süresince ve seçimden sonra seçim konularıyla ilgili bütün yolsuzlukları şikayet itirazları inceleme, kesin karara bağlama TBMM’ye bağlama…” başından sonuna kadar Yüksek Seçim Kurulu, uzun bir madde. Herkes açsın okusun. Bal gibi yetkili." yanıtını verdi.
Arınç, her olayın kendi içinde bir çözümü olduğunu vurguladı.
"ÇOK YANLIŞ DÜŞÜNMÜYORSUN"
Gürkan Zengin "Son birkaç yıldır sergilenen tavırlar, uygulamalar yargı ve medya üzerine, bir sivil vesayet varmış gibi geliyor, yanlış mı düşünüyorum?" sorusuna da Arınç “Çok yanlış düşünmüyorsun. Bu sizin düşünceniz benim de kısmen düşüncem." diye karşılık verdi.