Anayasa Mahkemesinden Emsal Karar: Tek Başına Kadının Beyanının Esas Alınması Anayasa'ya Aykırı
Yuva yıkan kanun 6284’le ilgili üst mahkemeden emsal niteliğinde karar çıktı. Anayasa Mahkemesi, kadının beyanı esas kabul edilerek babalar hakkında “şiddet” ithamıyla delilsiz-belgesiz şekilde uzaklaştırma kararı verilmesinin anayasaya aykırı olduğuna hükmetti.
Yuva yıkan kanun 6284’le ilgili üst mahkemeden emsal niteliğinde karar çıktı. Anayasa Mahkemesi, kadının beyanı esas kabul edilerek babalar hakkında “şiddet” ithamıyla delilsiz-belgesiz şekilde uzaklaştırma kararı verilmesinin anayasaya aykırı olduğuna hükmetti.
Aile düşmanı 6284 sayılı kanun uyarınca hakkında 4 kez uzaklaştırma verilen baba Tugay Kırşehirli’nin hukuk mücadelesi zaferle sonuçlandı. Almanya’da yaşayan eşinin başvurusuyla “şiddet uyguladın” denilerek hakkında 6 ay uzaklaştırma kararı verilen Tugay Kırşehirli’nin başvurusu üzerine, AYM’nin 11.12.2019 tarihli kararında delilsiz ve belgesiz şiddet ithamı ve uzaklaştırmanın, kişinin şeref ve itibar hakkının ihlali olduğuna hükmetti. Evli ve 2 çocuğu bulunan Kırşehirli’nin, Bakırköy Aile Mahkemesine müracaat ederek eşi H.K aleyhine boşanma davası açmasıyla başlayan süreç, 6284 sayılı Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun ile ters yüz oldu. Çocukları ile birlikte Almanya’da bulunan anne H.K., Almanya’dan Bakırköy Aile Mahkemesine 6284 sayılı yasa kapsamında başvuruda bulunarak uzaklaştırma kararı talebinde bulundu. Aile Mahkemesi ise başvuruyu delil ve belge aranmaksızın kabul etti. “Şiddet uygulayan” tanımı ve ibaresiyle 6 ay süreyle Turgay Kırşehirli aleyhine “önleyici tedbir” kararı verildi. H.K., eşi Turgay Kırşehirli hakkında aynı yolla 3 kez daha 6 ay süreli uzaklaştırma kararı aldırdı. Uzaklaştırma kararlarında “….koruma kararı verilebilmesi için şiddetin uygulandığı hususunda delil ve belge aranmayacağına ilişkin 6284 Sayılı Yasanın 8/3. maddesi birlikte değerlendirilerek talebin kabulü gerekmiştir” şeklinde açıklama yapıldı.
Uzaklaştırma silah gibi...
H.K. bununla yetinmeyerek, delilsiz ve belgesiz aldığı kararları Almanca’ya tercüme ettirerek Alman makamlarına sundu. Bunun üzerine Turgay Kırşehirli’nin Almanya’da bulunan çocukları ile kişisel ilişki kurması yasaklandı. Gerekçe ise baba Kırşehirli’nin “şiddet uygulayan eş” muamelesine maruz bırakılması oldu.
Karara itiraz eden Turgay Kırşehirli, eşi H.K’nın Almanya’da çocukları ile birlikte ikamet ettiğini, Türkiye’ye gelmeden yurt dışından talepte bulunduğunu ve iddiaların tamamen soyut olduğunu savundu. Türkiye’den Almanya’da yaşayan kadına nasıl bir şiddet uygulandığının açıklanamadığına değinen Kırşehirli’nin talebi, 6284 sayılı kanun uyarınca “kadının başvurusunda delil ve belge aranamayacağı” için reddedildi. Bunun üzerine kanunsuzluğu bireysel başvuru ile 24.04.2017’de Anayasa Mahkemesi’ne taşıyan baba Kırşehirli, 6284’ü yıkan emsal karara ulaştı.
Hukuk zaferi
AYM’nin 11.12.2019 tarihli 2017/27041 sayılı kararında başvurucunun talepleri kabul edilerek, kişinin şeref ve itibar hakkının, masumiyet karinesinin ve gerekçeli karar hakkının ihlâl edildiği vurgulandı. Anayasanın 17. maddesinde güvence altına alınan (kişinin) şeref ve itibar hakkının ihlal edildiğine ve Anayasanın 36. Maddesinde güvence altına alınan adil yargılama hakkı kapsamında gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine hükmedilen AYM kararı, 6284 hakkında emsal niteliğinde.

Mahkemeler uymak zorunda!
Tarihi kararı değerlendiren yazarımız ve Psikiyatri Uzmanı Prof. Dr. Sefa Saygılı, “Anayasa Mahkemesinin bu kararı yasayı hazırlayana bir tokat gibi çarpmıştır. Karar üzerine, Aile Mahkemeleri, Savcılıklar ve kolluk 6284 sayılı yasanın uygulanmasında bu kararı dikkate almak zorundadırlar” dedi. AYM’nin hak ihlali kararı ışığında 6284 sayılı kanunun revize edilmesi gerektiği görüşünü paylaşan Saygılı, şunları dile getirdi: “Yasalar toplumun ihtiyaçları kapsamında hazırlanır. Yasalar kapalı devre, bir kişinin inisiyatifine bırakılamaz. Halk bilgilendirilir, özgür tartışma ortamı oluşturulur, üniversitelerden ve sivil toplum kuruluşlarından görüşler alınarak yasalar yapılır. Çıkarılacak yasanın toplumun değerlerine, yaşam şekline, uygulanabilirliğine dikkat edilmesi şarttır. Batı’dan tercüme edilerek, toplum mühendisliği kapsamında, marjinal grupların dayatmasıyla hazırlanan ve yürürlüğe sokulan yasalar toplumu ve aileyi çökertir, anarşi doğurur, kişi hak ve özgürlüklerini kısıtlar.”
Aile meselesi beka sorunumuz
Saygılı şunları söyledi: “Hukukun temel ilkelerine, güzel ülkemizin manevi değerlerine ve ahlâkına uygun yasalar çıkarılmalıdır. İnsanımız ve aile yapımız çok değerlidir, aileyi kaybedersek ülke ve toplum dağılır. Asıl beka sorunumuz, insanımızı ve aileyi korumak, kurtarmaktır.”