Almanya'da güvenlik alarmı: İran’ın Alman ordusuna yönelik casusluk faaliyetleri artıyor
Alman ordusu giderek artan bir şekilde İran istihbarat servislerinin hedefi haline geliyor. Güvenlik yetkilileri ve milletvekilleri, casusluk, siber saldırılar ve yükselen bir tehdit ortamı konusunda uyarıyor.
Almanya’nın askerî istihbaratı, İran’ın Almanya ordusunu (Bundeswehr) ve diğer AB ülkelerinin silahlı kuvvetlerini “terör örgütü” ilan etmesinin ardından güvenlik tedbirlerini artırdı. Tahran’ın bu adımı, Avrupa Birliği’nin İran Devrim Muhafızları Ordusu’nu (IRGC) terör listesine almasına karşı bir misilleme olarak değerlendiriliyor.
Euronews’e konuşan milletvekilleri ve uzmanlara göre, İran’ın söz konusu kararı Alman askerî tesisleri ve personeli açısından yeni bir tehdit ortamı yarattı.
Bu arada Almanya Askerî Karşı İstihbarat Servisi (MAD), İran istihbarat kurumlarını Bundeswehr’e yönelik casusluk faaliyetlerinde bulunan “başlıca aktörlerden biri” olarak görmeye devam ediyor.
MAD Sözcüsü, Euronews’e yaptığı açıklamada, fiilî tehditlerin yanı sıra “siber casusluktan kaynaklanan ciddi bir riskin de göz önünde bulundurulması gerektiğini” belirtti. Bu nedenle kurumun önleyici tedbirlere ağırlık verdiğini kaydeden sözcü, askerler arasında farkındalığı artırmayı amaçlayan bilgilendirme toplantıları, danışmanlık oturumları ve bilgilendirici materyallerin bu kapsamda kullanıldığını söyledi. Amaçlarının istihbarat faaliyetlerini “mümkün olan en erken aşamada tespit etmek ve engellemek” olduğunu vurguladı.
Yabancı istihbarat faaliyetlerine özellikle açık olduğu değerlendirilen birlikler ve birimler ise MAD tarafından hedefli destek alıyor. Bu sayede personelin daha dikkatli davrandığı ve şüpheli durumları daha hızlı bildirdiği ifade ediliyor.
İran'ın geçmişteki istihbarat faaliyetleri
İran, Almanya’da uzun yıllardır casusluk faaliyetleri yürütmekle suçlanıyor.
Almanya’nın iç istihbarat servisi Anayasanın Korunması Ofisi (BfV), Deutsche Welle’ye yaptığı açıklamada, İran istihbarat servislerinin ülkede “çok aktif” olduğunu belirtti.
Politik olarak etkin İranlı muhalifler, gazeteciler ve muhalefet figürleri hedef alınıyor. Bu kişiler, gözetim altında tutuluyor, sindirilmeye çalışılıyor, karalanıyor ve bazı durumlarda şiddet tehdidiyle karşı karşıya bırakılıyor. Yetkililer, bu tür gözetimin daha ciddi suçların, örneğin kaçırma veya cinayetin planlanmasında da kullanılabileceği uyarısında bulunuyor.
En dikkat çeken vakalardan biri, Alman-İranlı muhalif aktivist Jamshid Sharmahd’ın 2020’de kaçırılması. Sharmahd, İran’a götürülerek 2008’deki bir bombalama olayına karışmakla suçlandı. Ailesi ve insan hakları örgütleri, suçlamaların siyasi amaçlı olduğunu savunuyor. Sharmahd daha sonra idam cezasına çarptırıldı, ancak İran yetkililerine göre infaz gerçekleşmeden hayatını kaybetti. Bu iddialar bağımsız olarak doğrulanamadı.
Askerî hedeflerde olduğu gibi, siber gözetim de geleneksel casusluk faaliyetlerinde önemli bir rol oynuyor. E-posta ve sosyal medya hesaplarının hacklenerek kişiler arası ilişkilerin haritalandırıldığı, hareket ve temaslarının izlendiği bildiriliyor.
Casusluk ve saldırı riski
İran’ın faaliyetleri yalnızca muhaliflere yönelik değil; Almanya’daki İsrail ve Yahudi kurumlarını da hedef alıyor.
Parlamenter Gözetim Komitesi Başkanı Konstantin von Notz, Euronews’e yaptığı açıklamada, İran istihbarat operasyonlarının 7 Ekim 2023’te Hamas’ın güney İsrail’e yönelik terör saldırısının ardından Almanya’da yoğunlaştığını söyledi.
Geçen yıl temmuz ayında, Afgan kökenli 53 yaşındaki bir Danimarkalının, Berlin’de İran istihbarat servisi adına Yahudi kurumları, kişiler ve İsrail ile bağlantılı mekanlar üzerinde gözetim yaptığı iddia edilmişti. Federal Savcılık’a göre toplanan bilgilerin olası saldırıların hazırlanmasında kullanılmış olabileceği belirtiliyor.
İran Devrim Muhafızları mensupları bir Şahab-3 füzesinin önünde duruyor, 29 Nisan 2022. AP Photo/Vahid Salemi
Söz konusu operasyonun, IRGC’nin yurt dışı kolu Kudüs Gücü tarafından yönlendirildiği öne sürülüyor.
Von Notz, bu gelişmeler ışığında Alman hükümetine çağrıda bulunarak, “Almanya’daki İran istihbarat faaliyetlerini etkili şekilde sınırlamak ve burada yaşayan herkesin – özellikle askerlerimiz ve Yahudi kurumları da dahil olmak üzere – güvenliğini sağlamak için tüm gerekli güvenlik önlemlerini alması” gerektiğini vurguladı.