Alman aşırı sağı Putin'e yaklaşıyor: AfD lideri Weidel’den "Rus gazı" sinyali

Almanya için Alternatif (AfD) Eş Genel Başkanı Alice Weidel, Rus petrolü ve doğal gazına yönelik yaptırımların kaldırılmasını savunarak ucuz Rus enerjisinin Alman ekonomisi için kritik olduğunu söyledi

30 Haz 2026 - 09:52 YAYINLANMA
Alman aşırı sağı Putin'e yaklaşıyor: AfD lideri Weidel’den "Rus gazı" sinyali

Almanya’da aşırı sağcı Almanya için Alternatif (AfD) Eş Genel Başkanı Alice Weidel, Rusya’ya yönelik enerji boykotunun sona erdirilmesi çağrısında bulundu. Reuters’a konuşan Weidel, Rus petrolü ve doğal gazının yeniden ithal edilmesinin Almanya ekonomisini toparlayacağını savundu.

Weidel, “Made in Germany’nin başarısının sırrı Rusya’dan gelen ucuz enerjiydi. Buna yeniden ihtiyacımız var” ifadelerini kullandı. Rus enerji kaynaklarının kesilmesinin Almanya’yı yıllarca geriye götürdüğünü öne süren Weidel, ülkenin daha yüksek fiyatlı enerji nedeniyle dışa bağımlı hale geldiğini söyledi.

Almanya’nın 2022’de Ukrayna’ya yönelik savaşın başlamasının ardından Rus enerji tedarikinden büyük ölçüde kopması, sanayi üretiminde maliyet baskısını artırmıştı. Bu süreçte Kuzey Akım üzerinden gaz akışı da durmuştu. Enerji fiyatlarındaki artışın özellikle otomotiv ve ağır sanayi üzerinde baskı yarattığı belirtiliyor.

Weidel, AfD’nin yaklaşan eyalet seçimlerinde güçlü bir sonuç alacağını ve bunun federal düzeyde iktidar hedefi açısından belirleyici olacağını da söyledi. Saksonya-Anhalt ve Mecklenburg-Vorpommern seçimlerini işaret eden Weidel, bu süreçlerin partinin başbakanlık hedefi için kritik eşik olduğunu ifade etti.

Parti, özellikle eski Doğu Almanya eyaletlerinde yüksek oy oranlarına ulaşıyor. Anketlerde öne çıkan AfD’nin bu bölgelerde Rusya ile ekonomik ilişkilerin yeniden kurulmasına yönelik söylemi, seçmen tabanında karşılık buluyor.

Kremlin ile temaslar dikkat çekiyor

AfD’nin Rusya politikası yalnızca söylem düzeyinde değil, doğrudan temaslarla da genişliyor. Partinin milletvekillerinden Markus Frohnmaier ve Steffen Kotré’nin, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in danışmanı Anton Kobyakov’un davetiyle St. Petersburg Uluslararası Ekonomi Forumu’na (SPIEF) katılması bekleniyor. St. Petersburg Uluslararası Ekonomi Forumu (SPIEF), 2022 sonrası Batılı siyasetçilerin büyük ölçüde boykot ettiği platformlardan biri olarak öne çıkıyor.

Davet yazışmalarında, Rusya ile siyasi ve ekonomik bağların güçlendirilmesinin “güvenli bir gelecek için faydalı olacağı” ifadesi yer alırken, Putin’in de foruma katılmasının beklendiği belirtiliyor. Bu temaslar, AfD’nin Rusya ile ilişkileri yeniden normalleştirme yönündeki politik hattının bir parçası olarak değerlendiriliyor.

Ayrıca AfD milletvekili Markus Frohnmaier’in, Rus enerji şirketi Gazprom Başkanı Aleksey Miller ile görüştüğü ve Kuzey Akım hattının yeniden devreye alınmasının gündeme geldiğini açıkladığı ifade ediliyor. Frohnmaier, gaz akışının birkaç ay içinde yeniden başlayabileceğini de iddia etti.

Doğu Almanya stratejisi ve seçim hesapları

AfD yönetimi, batı eyaletlerindeki seçimler öncesinde Rusya ile yakın görüntü vermekten kaçınmıştı. Ancak doğu eyaletlerinde yapılacak kritik seçimler öncesinde Moskova ile ilişkilerin yeniden siyasi gündemin merkezine alındığı görülüyor.

Parti, özellikle ekonomik memnuniyetsizliğin yüksek olduğu bölgelerde enerji fiyatları ve sanayi kayıplarını temel kampanya başlıklarından biri haline getiriyor. AfD, bu çerçevede Rus gazının yeniden ithalatını ekonomik toparlanmanın ana unsuru olarak sunuyor.

Ana akım partiler ise AfD’nin Rusya ile yakınlaşma çizgisini Almanya’nın Avrupa Birliği ve Ukrayna politikasıyla uyumsuz buluyor. Hristiyan Demokrat Birlik (CDU) yetkilileri, Moskova ile ilişkilerin normalleştirilmesinin güvenlik ve dış politika açısından risk taşıdığını savunuyor.

Siyasi gerilim derinleşiyor

AfD’nin Rusya merkezli enerji söylemi, Almanya’daki siyasi kutuplaşmayı artırmış durumda. Parti, enerji krizini merkeze alarak seçmen desteğini özellikle doğu eyaletlerinde artırmayı hedefliyor. CDU ve diğer ana akım partiler ise AfD’nin bu yaklaşımını stratejik bağımlılık riski olarak değerlendiriyor.

Weidel ise eleştirileri reddederek partisini “sıradan insanların çıkarlarını temsil eden bir siyasi hareket” olarak tanımladı ve iktidara gelmeleri halinde mevcut politikaların büyük ölçüde değişeceğini söyledi.

YORUMLAR

Maksimum karakter sayısına ulaştınız.

Kalan karakter: